RT @Elif_Safak: An interview on Egoist Okur website where Turkey's bookworms meet... (in Turkish) http://t.co/2b66qacH
Replikas, Kontrol Kulesi’nde: “Anadolu Pop, postmodern bir başkaldırıdır!”
“Yeni bir şey yok belki, ama farklı bir durum var. Mesela Replikas’ın Biz Burada Yok İken adlı Anadolu Pop çalışması… Bir yanıyla vefa borcunu ödeyerek geçmişe saygı, bir yanıyla da “ben neyin devamıyım” sorusuna bir cevap… Bir de şöyle bakalım: Bellek haindir ve yeterince güvenli değildir; her şeyi unutmaya yatkındır. Ama şarkı söylemek çoğu zaman [...]
Yazının devamıElif Şafak, okurlarını anlattı: “En uzak olduğumuzda bile yeterince yakınız…”
Elif Şafak’ın internette dolaşan bir videosu var. Katıldığı TED konferansında çekilmiş. Orada öğrendim ilk defterini “akıl sağlığından kuşkuya duyduğu bir gün” annesinin hediye ettiğini. Belki biraz kendi çocukluk hallerime benzettiğimden ona ilk önce bunu sordum: “Kendi kendine konuşan, içine kapanık ve yalnız bir çocuktum” diye cevap verdi. “İyi bir gözlemciydim ama daima kendi içime dönüyordum, [...]
Yazının devamıEngin Günaydın: “Bu ülkede herkes neden bu kadar üzgün?”
Susan Sontag, sinemanın gücünden bahsederken, “Kamera başkalarının gerçekliğine bir turist gibi bakmamızı sağlar, hemen peşinden de kendi gerçekliğimize” diyor. Yeraltı, bu tarife birebir uyan bir film. Çünkü Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar romanından -serbestçe- uyarlanan filmi seyrederken, önce Muharrem karakterini anlamak, çözmek istiyoruz, sonra onun hikayesinde kendi yerimizi görüyoruz… En azından bana öyle oldu. Bir süre sonra [...]
Yazının devamıAhmet Ümit’in yeni romanında Freud’dan Fatih Sultan Mehmed’e psikanaliz
Sigmund Freud bildiğimiz kadarıyla Osmanlı İmparatorluğu’na dair tek satır yazmadı. Fatih Sultan Mehmet üzerine de herhangi bir şey söylemedi. O halde “Bu başlık ne alaka!” demeyin. Yazının, edebiyatın sihirli dünyasında her şey olabilir hatta Freud, Fatih’i rüyada da olsa psikanaliz koltuğuna oturtabilir. En azından Ahmet Ümit’in yeni romanı Sultanı Öldürmek’te böyle oluyor. Daha doğrusu Ümit’in [...]
Yazının devamıHandan Akdemir: “Aşk 1Q84 gezegeninin çekirdeğindeki ağırlık merkezi…”
Handan Akdemir’i gazeteci olarak tanıdım. Hayatımın en zor dönemlerinden birinde yanımda olan, beni destekleyen meslektaşlarımdan biriydi. Aynı kitapları seviyor, aynı ideallerin peşinde koşuyor ve kendimizi aynı insanların yanında iyi hissediyorduk… Tanıdığım en maharetli kalemlerden biri olan Handan daha sonra ani bir kararla gazeteciliği bırakıp yayın dünyasına geçti. Şimdi uzun süredir Doğan Kitap’ın editörlerinden biri. Haruki [...]
Yazının devamıReplikas’tan Egoist Okur’a özel: Bugün yapayalnız!
1960′larla 70′lerin Anadolu Pop’una adadıkları yeni albümleri Biz Burada Yok İken’i yayınlayan Replikas’la, daha doğrusu grup üyelerinden Gökçe Akçelik, Selçuk Artut ve Orçun Baştürk’le Habertürk için bir röportaj yaptım, okursunuz. Anadolu Pop’un mistik, tekinsiz hatta korkutucu olabilen benzersiz ruhunu, bu geleneği takip etmenin onlar için ne anlama geldiğini anlattılar: “Kapalı ve tutucu bir gelenekselcilikten değil, [...]
Yazının devamıPenguin’in en iyi 75 kapağı arasında bir Türk yazarın kitabı var
Kanadalı Domatesler adlı sitenin gerçek adını bilmediğim sahibi, “Mehmet Murat Somer’in ‘Türk Lokumu başlıklı polisiyelerini’ bilmiyordum” diye anlatıyor. Şahsen ben de bilmiyordum, çünkü o seri Türkiye’de Hop Çiki Ya Ya adıyla çıkmıştı. (Kabul edin ki matrak ve davetkâr bir isim.) Domates, yani sitenin sahibi, Penguin Yayınevi’nin 75. kuruluş yıldönümünü kutlamak için yayınladığı Penguin 75 adlı [...]
Yazının devamıElif Şafak’tan her biri birkaç roman gücündeki şarkılar
Elif Şafak okurken bir yandan da müzik dinlersiniz. Hayır, yazının müzik gibi akıyor olması gibi soyut bir şeyden bahsetmiyorum, gerçekten müzik dinlersiniz. Şafak, hikayenin ruhuyla, karakteriyle, atmosferiyle paralel giden şarkıları birer yol gösterici olarak karşınıza çıkarır. Birçok romanında, özellikle Araf’ta böyledir. Yayın tarihimizin en güzel hadiselerinden biri olan ve bir+bir’e rağmen hâlâ çok özlediğim Roll [...]
Yazının devamıCanavarla baş etme yolları
Görünce paylaşmadan yapamadım. Will Schofield’in blogunda Erkin Koray’ın bir şarkısı eşliğinde 25 eski Türk kitap kapağı yer alıyor. Bazıları çok güzel, bazıları felaket… Aralarında Giovanni Scognamillo’nun “Uzaydan Geldiler”i de var. Bir de “Komünistlerin Söylediklerine İnanılabilir mi?” adlı nadide eser… Tepenize inmeye hazır gibi görünen kızıl bir elin parmaklıklarla engellenmesini gösteren kapak komik denecek kadar ürkütücü. Kitabın yazarı [...]
Yazının devamı16. yüzyıl minyatürlerinde hayatının tüm özel ayrıntılarıyla Mevlana
Mevlana Celaleddin Rumi’ye dair eldeki tek görsel kaynak, hatıralarının ve menkıbelerinin toplandığı Sevâkıb-ı Menâkıb adlı kitaptaki minyatürler… Kitabın iki orijinal kopyasından biri Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde, diğeriyse New York’taki Morgan Kütüphanesi’nde. Neyse ki Mevlana’nın görselleri artık o kadar da ulaşılmaz değil. Morgan Kütüphanesi, Sevâkıb-ı Menâkıb’daki 29 orijinal minyatürü internet üzerinden dünyaya açtı. Mevlana’yı ölümünden yüzlerce yıl [...]
Yazının devamıNuri Bilge Ceylan’ın yeni kitabı vesilesiyle: Üç Maymunlar Cehennemi
Türk sinemasının 2000’li yıllarına damgasını vuran Nuri Bilge Ceylan’dan, Cannes Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen Ödülü”ne layık görülen “Üç Maymun” filmiyle ilgili tüm detayları içeren kitap çıktı. Kitapta filmin sinopsisi ve özgün senaryosunun yanı sıra, Cannes’daki serüvenine dair iç ve dış basında çıkan yorum ve haberler, söyleşiler ve Nuri Bilge Ceylan’ın güncesi yer alıyor. Ceylan’ın “görsel [...]
Yazının devamıBir zamanlar Instagram: Albert Kahn’ın 100 yıl önce yarattığı insanlık kataloğu
Meğer Instagram tarzı fotoğrafçılığın babası, yani bütün o acayip güzel filtrelerin esas yaratıcısı, çok eskilerde, 20. yüzyılın başında yaşamış bir Fransız bankermiş. Ama devamı da var tabii… 1909 yılında milyoner Fransız banker ve sanat koleksiyoncusu Albert Kahn o dönemde yaşayanların çok tuhaf bulacağı bir maceraya atıldı. Lumiere Kardeşlerin 1907′de icat ettiği autochrome’u, yani renkli fotoğrafı [...]
Yazının devamıKarsu Dönmez’in caz, blues, funk, reggea ve türkü etkili tuhaf ve güzel şarkıları
Bugünlerde Avrupa ve Amerika’da herkes Hollanda’da doğup büyüyen genç müzisyen Karsu Dönmez’i konuşuyor. Şarkıcı, piyanist, besteci ve söz yazarı olan Karsu kimilerine göre önümüzdeki 10 yılda adını en çok duyacağımız şarkıcı olacak. Hollanda doğumlu şarkıcı, piyanist, besteci ve söz yazarı olan Karsu Dönmez henüz 21 yaşında ama klasik müzik ve caz çevrelerinde şimdiden çok ünlü. Yakında [...]
Yazının devamıVideo: Kitaplardan oluşan bir dünya neye benzerdi?
Görelim bakalım diyorsanız, seyredin. Pişman olmayacaksınız, çünkü This is Where We Live, harikulade bir film. Düşsel bir dünyayı anlatıyor. Ama var aynı zamanda öyle bir dünya. Benim için var en azından… Ve Egoist Okur’a sık sık uğradığınıza göre, sizin için de var. İnsanların, kuşların, ağaçların, sokakların, evlerin ve geri kalan her şeyin yazıdan ve kitaplardan [...]
Yazının devamıUzun Bir Şarkı: Ayten Alpman
Az önce Deniz Durukan’la konuştuk. Bugün yitirdiğimiz Ayten Alpman’dan bahsettik; onun muhteşem şarkıcılığından, siyah küt saçlarıyla yıllardır hayatımızda hep aynı kalabilmiş nadir güzel şeylerden biri oluşundan… Ve tabii ona dair diğer şeylerden… Yazarlığının, şairliğinin yanı sıra tanıdığım en iyi röportajcılardan biri de olan Deniz, Ayten Alpman’la 10 yıl önce yaptığı bir röportajı gönderdi sonra Egoist [...]
Yazının devamıAlice’ten Pamuk Prenses’e ve Kırmızı Başlıklı Kız’a masal kahramanları
Masalları severim. Çocuk kitaplarına olan düşkünlüğüm de meşhurdur. Hele rsimli olanları daha çok severim. (Bu konuda tamamen Lewis Carroll’un Alice’i gibi düşünüyorum.) Fakat doğrusunu isterseniz, çocuk masallarından yola çıkılarak yetişkinler için hazırlanan bu posterler kelimenin tam anlamıyla beni benden aldı. Alice Harikalar Diyarında, Üç Küçük Domuz, Pinokyo, Rapunzel, Oz Büyücüsü, Rumpelstiltskin, Prenses ve Bezelye, Pamuk [...]
Yazının devamı2666′nın çevirmeni anlatıyor: Bolaño-okuyucu ilişkisinde ilk görüşte aşk yoktur!
Roberto Bolaño’nun 2666 adlı dev romanını kusursuz bir şekilde çeviren Zeynep Heyzen Ateş’e bir çevirmen olarak en çok neden şikayet ettiğini soruyorum. Tabii Bolaño’dan yeterince bahsettiğimize kanaat getirdikten sonra… Halbuki fark ediyorum ki bu aslında bir çevirmene ilk sorulacak soru. Yaşadıkları bu kadar zorluğa rağmen inatla çeviri yapmayı sürdürmeleriyse hayranlık uyandırıcı. Şöyle cevap veriyor Ateş: [...]
Yazının devamı“Ölümün oluşturduğu o büyük boşluğu doldurmaya imkan yok…”
Yazar, yayıncı, senarist, oyuncu Meral Okay’ın ölümü son günlerde canımı en acıtan haberlerden biri oldu. Öğrenince öylece kalakaldım. Bu dünyadan güzel, cesur, zeki, yetenekli, iyi kalpli ve adaletli bir kadının gitmesiyle hissedeceğimiz o büyük boşluğu düşündüm sonra. Ve onu bir kez daha hatırlayalım istedim. Hep hatırlayalım… Muhteşem Yüzyıl’dan ve hastalığının ortaya çıkışından kısa süre öne [...]
Yazının devamıHakan Bıçakcı’dan Vokal Anestezi: Joy Division ekolünden acayip adamlar
“Son yılların en etkileyici erkek vokallerinden bazıları. Boğucu, gösterişsiz, çıkışsız… Bir nevi Joy Division ekolü… Bu adamlar işi sesi güzel olmanın, iyi şarkı söylemenin ötesine götürmüşler bence. O sesleri nerelerinden nasıl çıkarıyorlar aklım almıyor. ‘Onlardaki ses teliyse bendeki ne?’ diye de düşünmeden edemiyorum.” Romantik Korku, Rüya Günlüğü, Boş Zaman, Bir Yaz Gecesi Kâbusu, Apartman Boşluğu, [...]
Yazının devamıKesmeşeker Kontrol Kulesi’nde: “Dünyada âşıklardan çok acıkanlar var”
Anadolu’nun âşık geleneği 1990’larda büyük kentte de karşılığını buldu. Ve kent, kendi ozanlarını yaratmaya başladı. Kesmeşeker, yani Cenk Taner ve arkadaşları, 1991 tarihli ilk albümleri “Dipten ve Derinden”le tavırlarını net bir şekilde ortaya koydular. O günden bu yana da çizgilerinden zerrece ödün vermediler. Ne plak şirketlerinin stratejilerine aldırdılar, ne de pazar politikalarına… Böylece Kesmeşeker, önümüze [...]
Yazının devamıVideo: Rakamlarla Kırmızı Başlıklı Kız
Linköping Üniversitesi’nde grafik bölümü öğrencisi olan İsveçli Tomas Nilsson’un okul ödevi olarak çektiği film, Kırmızı Başlıklı Kız masalının çok şeker bir versiyonu. Nilsson, bildiğimiz hikayeyi infografiklerle, yani rakamlar ve bilgilendirme grafikleriyle yorumlamış. İlham kaynağı Röyksopp’un Remind me şarkısına çektiği klip. Nilsson’un üç dakikalık Kırmızı Başlıklı Kız videosunda, sağlıklı beslenmeden aerodinamiğe kadar günlük hayatın bir parçası [...]
Yazının devamıBir zamanlar Tumblr: Herkesin bir “harikalar odası” olmalı
Çok eskiden, Rönesans Avrupa’sında da insanların birer Tumblr’ları olurdu. Gördükleri ilginç nesneleri, tuhaf şeyleri, sanat eserlerini yahut ne kadar bilgili olduklarını, ne kadar gezip dolaştıklarını gösterecek birer Wunderkammer’leri. başka bir deyişle “harikalar odası”… Başlangıçta canları ne isterse ona göre karmakarışık bir şekilde bir odanın tuvarlarına, tavanına, içindeki dolaplara dizerlerdi bu objeleri. Denizkabuklarının yanında heykeller dururdu [...]
Yazının devamıBir zamanlar Facebook: 300 yıl önce açılan bağımsız haberleşme ağı
İnternet sitesi Metafilter‘a göre, Facebook’tan önce içeriği değilse bile işleyişi ona çok benzeyen The Republic of Letters vardı. 17. yüzyılda entelektüellerin oluşturduğu kalabalık ve karışık bir ağ olan The Republic of Letters, coğrafi sınırları ve dil farklılıklarını aşarak Aydınlanma’nın en önemli fikir adamlarını bir araya getirmişti. Kendini “resmi olmayan bir cumhuriyet” diye tanımlayan topluluğun bünyesinde Voltaire, [...]
Yazının devamıBir zamanlar YouTube: 19. yüzyılda çekilen yüzlerce komik video
Maru the Cat tarzı saçma ama çok eğlenceli videoları seyredebileceğiniz en şahane yer neresi? YouTube mu? Eh, sonuçta YouTube, zamanımızın sosyal medya fenomenlerinin neredeyse en önemlisi. Ama aslında o da yeni sayılmaz. Hatırlayacaksınız, size güneşin altında yeni bir şey olmadığını ve Twitter, Facebook, YouTube gibi sosyal medya araçlarının aslında hiç de yeni sayılamayacağını geçen defa yazmıştım. [...]
Yazının devamıSade’dan ilhamla yaratılan giyim markası: Juliette et Justine
Juliette et Justine bir Japon kılık kıyafet markası. Fotoğraflara bakarsanız, markanın Japonya’da pek gözde olan Gothic Lolita akımı çizgisinde olduğu görülüyor. Tabii bu Lolita’nın Vladimir Nabokov’un romanıyla zerrece alakası olmadığı da ortada… Yaratıcılarının esas ilham kaynağı, isimden de belli olduğu üzere, Marquis de Sade’ın Justine ve Juliette adlı iki yapıtı. Marquis Justine’i 1789′da henüz hapishanedeyken [...]
Yazının devamıYönetmen Spike Jonze, unutulmuş kitap kapaklarına hayat verdi
Her şey, John Malkovich olmak ve Vahşi Şeyler filmlerinin yönetmeni Spike Jonze, kitap kapaklarından esinlenerek tasarladığı işlemeli el çantalarıyla şöhret olan Olympia Le-Tan’la tanışıp ondan duvarına asmak için bir Gönülçelen işlemesi hazırlamasını istediğinde başladı. Tasarımcının, J.D. Salinger’ın yapıtının kapağını işlemek karşılığında istediği tek bir şey vardı: Birlikte bir film yapmaları. Böylece Jonze ve Le-Tan yanlarına Fransız [...]
Yazının devamı

































































































































