Egoist okur

Leonard Cohen + Jeanette Winterson + Alice

Leonard Cohen “Sevda Kitabı”yla şiire dönüyor. Miguel Tamen “Sanat Neye Benzer”de sanata Harikalar Diyarı’nın Alice’inin aynasından bakıyor. Jeanette Winterson ödüllü kitabı “Tek Meyve Portakal Değildir”de hayatını meyvelerle anlatıyor. Evet, şiirden sanat tarihine, feminizmden otobiyografiye bu haftanın yenileri…

Gülenay Börekçi

jeanette winterson leonard cohen alice egoistokur

ROMAN

Tek Meyve Portakal Değildir

Çok sevdiğim Jeanette Winterson’un Sel Yayıncılık’tan çıkan “Vişnenin Cinsiyeti” adlı kitabından söz etmeyi istedim ama bir şekilde araya zaman girdi, olmadı. Winterson, sonsuza dek mutlu yaşamış 12 prensesin hikayesini anlattığı yarı masalsı kitabını, tarih ve gerçeklik, aşk ve cinsellik, yalan ve gerçek gibi kavramların algılanışı üzerinden oyunlar oynayarak kaleme almış. (Kitaptaki prenseslerin nasıl olup da sonsuza dek mutlu yaşadığını elbette söylemeyeceğim, sürprizi kaçırmak, dahası sizi üzmek istemem.)

Yazarın iştah açan, ağız sulandıran meyvelerden ilhamla yazdığı bir kitabı daha yayınlandı. “Tek Meyve Portakal Değildir”in kahramanı evlatlık alınıp misyoner olarak yetiştirilen ama aykırı eğilimleri yüzünden kiliseyi, evini ve ailesini terk ederek ona ilişkin bütün beklentileri suya düşüren Jeanette adlı bir kız çocuğu. Evet ya; bu enteresan roman gerçekten de Winterson’ın kendi otobiyografisi. Yazar mizahi tarzı ve keskin zekasıyla hem ilişkileri sorguluyor hem de otobiyografinin kalıplarını kırmayı deniyor. En güzel yanlarından biri de okurunu da “kendini icat etmeye” çağırması.

1985’te Whitebread Ödülü kazanmış bu müthiş roman 1990’da aynı isimle bir televizyon dizisi haline getirilmişti ve bu kez “En iyi Drama” dalında BAFTA Ödülü’ne layık bulunmuştu.

SANAT

Sanat Neye Benzer

Lewis Carroll’un Alice kitaplarını satır satır bildiğim, başucumdan eksik etmediğim ve her duruma uygun bir Alice alıntısı bulabildiğim doğrudur. Bana has bir şey değil tabii, “Harikalar Diyarı” ve “Aynanın İçinden” adlı iki Alice kitabı, herkesin kafasını karıştırmayı başarıyor. Edebiyatçıların ve felsefecilerin de…

Elimde İspanyol Miguel Tamen’in yazdığı derin ama eğlenceli bir kitap var. Metis Yayınları’ndan çıkan “Sanat Neye Benzer”, bildik sanat tarihi kitaplarının aksine kafa ütülemiyor, bunun yerine baştan sona her sayfada meselesini Alice evreninden seçilmiş “yoğun” göndermelerle anlatıyor.

“Sanatı sanat yapan ne?”, “İnsanlar sanatı nasıl tecrübe eder ve neden sanat hakkında konuşur?”, “Herkesin sanatı algılayışı kendine özgüyken, neyin sanat sayılması gerektiğine dair tartışmalarda bir mutabakata varılabilir mi ya da varılmalı mı?” gibi sorulara cevap arıyor Tamen. Yardımına da Alice, Beyaz Tavşan, Rafadan Kafadan ve Kızıl Kraliçe koşuyor. Sanat tarihçisi Peter de Bolla, Miguel Tamen’ın aynanın her iki tarafına birden bakabilecek cesareti olduğunu yazmış: “Okuyunca inanılmaz ufuk açıcı ya da inanılmaz saçma bulabilirsiniz ama her iki durumda da çok eğleneceksiniz.”

“Ne varsa Alice”te var” diye düşündüğüm için açıkçası bayıldım.

ŞİİR

Sevda Kitabı

Bu hafta benim için bir nevi “telafi haftası” oluyor. Dünyaca ünlü usta müzisyen Leonard Cohen’in şiirlerinden oluşan “Sevda Kitabı” da epeydir elimde, yazılmayı bekliyordu. (Aslında Cohen’i “müzisyen” diye tarif etmek bir hata belki de, zira müziğe başlamadan önce belli bir çevrede şair olarak hatırı sayılır bir ün kazanmıştı ve 1956’da “Let Us Compare Mythologies” adlı şiir kitabını, 1963’teyse “The Favorite Game”i yayınlamıştı.)

Aylak Kitap’tan çıkan “Sevda Kitabı” çok daha yeni tarihli bir kitap. Cohen’in 12 yılını Budist bir rahip olarak geçirdiği California’daki Baldy Dağı’nda yazdığı 150 şiir ve şarkı sözünden oluşuyor. Bazıları Zen koan’larını andıran şiirlerin esin kaynakları, şaşıracaksınız ama kuşlar, örümcekler, iklimle ilgili olaylar ya da çamaşırhaneler… Nasıl’ını, nedenini kendiniz okuyup keşfedin. Otoriteden, sistemden, aileden, hayvanat bahçelerinin tarifsiz hüznünden, aşkın bitişinden ve yaşlılıktan bahsederken bile neşesini kaybetmemesi, karanlığa teslim olmaması, umutsuzluğa kapılmaması çok güzel. “Gerçek hiç de sandığınız yerde değil” diyor Cohen satır aralarında bize ve kendi keşif sürecinden bahsediyor. Tavsiye ederim.

Bitirirken bir de haber vereyim: Aylak Kitap, yazarın ilk romanı “Görkemli Kaybedenler”i de yayınlamak üzereymiş.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment