Egoist okur

6 kitap tavsiyesi: “Her yerde gölgeler ve insanlar…”

Birkaç tavsiye… “Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar”, Nazım Hikmet, İthaki Yayınları. “Bir Zamanlar Londra’da”, Peter Ackroyd, Can Yayınları. “Yetenekli Bay Ripley”, Patricia Highsmith, Can Yayınları. “Güneşin Altın Elmaları”, Ray Bradbury, İthaki Yayınları. “Domuzu Kırmak”, Etgar Keret, Siren Yayınları. “İnanç da Sevgi de Aklın Yolunu İzlemez”, Herman Hesse, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık…

nazim hesse shakespeare keret hightsmith bradbury egoistokur

Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar, Nazım Hikmet, İthaki Yayınları

“Mektupları okurken -hele genç kuşaklar- şu noktaları göz önünde tutmalıdır: Bunlar, bir mahpushaneden bir başka mahpushaneye gönderildi. Yazıldıkları sıra, içerde, tek parti idaresi, dışarda, tarihin örneğini görmediği kanlı bir dünya savaşı, var kıyıcılığıyla sürüyordu. Nazım Hikmet bu iç ve dış şartların maddi-manevi baskıları altında, şair olarak, herhangi bir insandan kat kat fazla bunalmıştı. Bu bunalımı, ancak devrimci dahi sanatçılarda rastlanan insanüstü bir güçle umut ve iyimserlik çizgisinde yiğitçe tutmayı başarmakla kalmamış, korkunç mahpushane şartlarından, yararlanarak Anadolu Türkçesinin sağlam temellerini, yani Anadolu insanının tarihsel-sosyal gerçeğini de bulmuştur. “

Yukarıdaki satırlar Kemal Tahir’e ait. Nâzım Hikmet’in ona tam 10 yıl boyunca “mapushane”den yolladığı mektuplar, hem bu iki büyük edebiyatçının kişiliklerine, sanat ve dünya görüşlerine, hem de yakın tarihimizin hummalı bir dönemine tanıklık etmemizi sağlıyor. Bugün gözden düşen mektup türünün aslında hiç de zamana yenik düşmediğini kanıtlaması da cabası.

Bir Zamanlar Londra’da, Peter Ackroyd, Can Yayınları

Mary Lamb, deli bir baba, baskıcı bir anne ve aklı havada bir kardeşle tıkılı kaldığı evde yitip gitmektedir. William Ireland’la tanışınca, ona bir kurtarıcıya sarılır gibi yapışır. William, babasının kitapçısında çalışan silik bir gençtir. Tesadüfen tanıştığı bir kadının, merhum eşinin terekesinde bulduğu, Shakespeare’in imzasını taşıyan senedin, babasının ve edebiyatseverlerin nazarında kendisine saygınlık kazandıracağını ummaktadır. Senedi, mektuplardan şiirlere Shakespeare’in çeşit çeşit belgesinin keşfi izlerken Mary ile William kendilerini etrafları büyük ozanla sarılmış, hayaller içinde yüzer halde bulurlar. Asıl soru, bu hayallerin asılsız olup olmadığıdır…

Peter Ackroyd edebiyat tutkusu ile Londra sevgisini bir kez daha bir araya getiriyor. Hem on dokuzuncu yüzyıl İngiltere’sinin hem de Shakespeare döneminin ayrıntılarıyla bezeli “Bir Zamanlar Londra’da”, tüm zamanların en büyük ozanı üzerinden dönen bir gizem hikâyesi.

Yetenekli Bay Ripley, Patricia Highsmith, Can Yayınları

Patricia Highsmith’in bütün dünyada okur kitleleri kadar sinemaseverler tarafından da tanınan ve beğenilen ünlü “Ripley” dizisi ilk defa bütün romanlarıyla Türkçede. 1955’te “Yetenekli Bay Ripley” ile başlayan serüven, “Ripley Yeraltında” (1970), “Ripley’nin Oyunu” (1974), “Ripley ve Peşindeki Çocuk” (1980) ve “Ripley Su Altında” ile (1991) devam etmişti.

Dizinin ilk kitabı “Yetenekli Bay Ripley”de, New York’ta yaşayan hırslı, zeki ve kurnaz bir genç olan Tom Ripley’yle tanışıyoruz. Ripley, zengin bir ailenin, aile işlerine sırt çevirmiş oğlu Dickie’yi geri getirmek üzere İtalya’ya gönderilir. Dickie’nin yaşamı onu öylesine cezbeder ki, Dickie gibi olmak, ona yakın olmak arzusu Ripley’de kısa sürede bir takıntıya dönüşür. Bu takıntı, edebiyat tarihinin en unutulmaz antikahramanlarından birini doğuracaktır.

Can Yayınları çok güzel bir kararla seriyi tümüyle yeni kapaklarla ve hakettiği güzellikte bir baskıyla okur karşısına çıkarıyor. Ayın kaçırılmayacak seçimlerinden…

 Güneşin Altın Elmaları, Ray Bradbury, İthaki Yayınları

“Her yerde yaşamın tersliğinin, garipliğinin ve hüznünün şarkılarını haykıran ağızlar. Her yerde gölgeler ve insanlar, her yerde insanlar ve gölgeler…”

Amerikalı öykü yazarı Ray Bradbury, “Güneşin Altın Elmaları” adlı kitabında, sıradan yaşamın tuhaf, gizemli ve büyülü yanlarını, bilimkurgu ve fantastik kurgunun sınırlarıyla oynayarak anlatıyor. Aile, iktidar, hayal gücü, yalnızlık ve uygarlık gibi temaları kendine has dili ve üslubuyla işleyen Bradbury’nin öyküleri, insanlık tarihinin dramatik bir özetine dönüşüyor adeta. Dün, bugün ve yarın… Dünya, Ay ve Güneş… Yakındakiler, uzaktakiler ve var olmayanlar… Bradbury’nin kaleminde mesafeler kısalıyor; gölgeler ise uzuyor.

Mehmet Moralı’nın Türkçeye çevirdiği bu geniş kapsamlı öykü derlemesinde, “Güneşin Altın Elmaları”nın yanı sıra, yazarın ünlü “Roketin R’si” kitabında yer alan öyküleri de bulacaksınız.

Domuzu Kırmak, Etgar Keret, Siren Yayınları

Gerçeklik ve fantezi arasında ustalıkla patinaj yapan bir yazardan özel bir seçki: “Domuzu Kırmak”. İsrailli yazar Etgar Keret, kendine özgü sihrini yine ortaya koyuyor ve kırık kalplere şu zalim dünyada ilaç gibi gelecek inceliklerle dokunmuş öyküler anlatıyor: Düş tacirleri köşeyi dönme hayallerini yüzlerine gözlerine bulaştırıyor, eski sevgililerin geride bıraktığı tortular zamanla yok olup gidiyor ve Ortadoğu’ya, bir ihtimal, barış geliyor.”Beşir’le Vals”in yaratıcılarından David Polonsky’nin çizimleriyle hayat bulan bu kitap, büyüyünce ne olacağına bir türlü karar veremeyenleri ve büyüyle ne yapacağını kestiremeyenleri aynı sahnede buluşturuyor ve her daim her konuda amatör kalanları içtenlikle kucaklıyor. Keret’in dediği gibi: “Belki, her şeye rağmen, hâlâ umut vardır.”

İnanç da Sevgi de Aklın Yolunu İzlemez, Herman Hesse, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık

“Açıklık ve doğruluk, yaklaşık aynı anlama geliyormuş gibi pek sık olarak yan yana söylendiği işitilen sözcüklerdir. Gelgelelim, birbirinden apayrı içerikleri niteler bunlar! Doğru’nun açık olduğu seyrek, pek seyrek, açık’ın doğru olduğu daha da seyrektir. Doğru hemen her zaman karmaşık, karanlık ve çokanlamlıdır; her sözcük özellikle “açık söz” doğru üzerinde uygulanan bir zorbalıktır. Açıklık, her zaman için zorba nitelik taşır, çok yönlü olanı sadeleştirmeye, doğal olanı anlaşılır, hatta akla uygun kılmaya yönelik zorbaca bir girişimdir. Açıklık, özdeyişlerde bir erdemdir; özdeyişlerdeki cümleler sevimlidir, değerlidir, eğiticidir, espri yüklüdür, anlamlıdır; ne var ki, asla bir doğruluğu içermezler, çünkü her özdeyişin tersi de doğrudur.”

“Bozkırkurdu”ndan “Boncuk Oyunu”na yazını süregiden bir iç yolculuk çizgisinde okunabilen Hermann Hesse, politikadan kültüre, kitaplardan sevgi, mutluluk, ölüm temalarına açılan “palet”iyle özlü düşüncelerini bir araya getirdiği bu kitabında izlenimci bir ressam yalınlığıyla sesleniyor okura.

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment