Egoist okur

Amadeus aramızda: BAY MOZART UYANIYOR

30 yıllık kısa hayatında 600’den fazla eser veren Wolfgang Amadeus Mozart günümüzde yaşasaydı, nasıl bir hayatı olurdu?

Alman yazar Eva Baronsky, Mozart’ı ölüm döşeğinden kapıp günümüze getiren bir kurgu yaratmış. Gerçekte ne olacağını şüphesiz asla bilemeyeceğiz. Fakat Baronsky’nin Mozart’ına ne olduğunu neyse ki okuyabiliriz. Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Bay Mozart Uyanıyor”  eğlenceli, ufuk açıcı, düşündürücü, özetle çok çok güzel bir kitap. Hiç tanımadığı bir dünyaya düşse bile bir caz kulübünde piyanist olarak iş bulmayı başaran ve en yakın arkadaşı bir sokak çalgıcısı olan bu Mozart’ı da eminim seveceksiniz.

Gülenay Börekçi

bay mozart uyaniyor kirmizi kedi yayinlari egoistokur

Bir müzik dehasının zamanda yolculuğu

30 yıllık kısa hayatında 600’den fazla eser veren Wolfgang Amadeus Mozart, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük bestecilerinden. Üstelik son derece kafa karıştırıcı bir şahsiyet… Tezatlarla dolu biyografilerindeki çeşitlilik inanılmaz. Mason olduğu söyleniyor, İllüminati, Gülhaçlar, Tapınak Şövalyeleri gibi örgütlerle ilişkileri yazılıyor.

Hakkında üretilen efsanelerin en ilgi çekenlerinden biri de saray bestecisi Antonio Salieriyle aralarındaki husumet. Gerçekte ikilinin arasından su sızmadığı hatta Salieri’nin maddi manevi Mozart’a destek olduğu artık biliniyor ama bazıları karanlık bir rekabeti sanıyorum daha romantik ve etkileyici buluyor. Aleksandr Puşkin, Peter Shaffer, Nikolay Rimsky-Korsakov, Milos Forman, Anthony Burgess eserlerinde, ihtiyar Salieri’nin genç meslektaşını duyduğu haset yüzünden zehirlediğini öne sürenlerden sadece birkaçı.

Fakat esas konu, Mozart’ın esrarını bir şekilde hep koruması. Ünlü Alman yazar Herman Hesse’nin, “Mozart’ı ne kadar çok sever, onunla ne kadar çok meşgul olursanız, kişiliği sizin için o kadar karmaşık hale gelir” demesi anlaşılan boşuna değil.

Bir başka Alman yazar, Eva Baronsky ise kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Bay Mozart Uyanıyor”da kurgusal olduğu daha baştan belli bir öykü anlatıyor. Roman, 5 Aralık 1791’de başlıyor. Dâhi besteciyi ölüm döşeğinde görüyoruz. Karısı Constanze başucunda gözyaşları dökerken ıstıraplar içindeki Mozart bilincini yitiriyor. Ertesi sabah gözlerini açtığındaysa kendini bambaşka bir yer ve zamanda, “metronun, atsız araçların, orkestrasız müziğin” dünyasında buluyor. Tanrı belli ki yarım kalmış Requiem’ini başka bir hayatta da olsa tamamlamasını istemektedir ve Mozart ne pahasına olursa olsun bunu yapacaktır. Bir caz kulübünde piyanist olarak iş bulan ama adeta sudan çıkmış balık gibi ne yapacağını şaşırmış durumdaki dev müzisyenin tek pusulası müzik, rehberiyse Polonyalı sokak kemancısı Piotr olacaktır.

Ben Mozart ne bestelediyse dinlerim. Aynı şekilde içinde Mozart’ın kanatları ya da gölgesi olan her kitabı da okurum. Size de tavsiye ederim…

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment