Egoist okur

Bir Jane Austen romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?

Daha önce “Bir Borges öyküsünün içinde olduğumu nasıl anlarım?” ve “Bir Murakami romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?” konulu testleri yayınlamıştım. The Toast’ta bu testi bulunca heyecanla atladım. Fakat heyhat… Şimdiye kadar hayatımın bir Jane Austen romanına benzemesini isteyişim ne büyük hataymış! Jane Austen ne garip bir kadınmış, romanları ne acayipmiş… Bunu böyle madde madde okuyunca fark ettim.

Yine de istiyorsanız yapın. Canınız isterse benim cevaplarımı da okuyabilirsiniz. Evet’ler çoğunluktaysa, yandınız. Bundan sonra hayatınız bir Jane Austen romanı içinde hapis geçecek!

Fakat ne diyeyim, Fernando Vicente illüstrasyonları enfes :)

Gülenay Börekçi

jane austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci

Fernando Vicente imzasını taşıyan illüstrasyonlar bu adresten alındı.

Pardon ama bu test size de, nasıl desem, biraz şey gelmiyor mu? Bilemiyorum…

Olmayacak biri seni Bath’a seyahate çıkmaya ikna etmeye çalışıyor.

(En yakın arkadaşımı “Bu bahar Bath’a gidelim” diye iknaya çalıştım ama Barcelona yahut Lisbon hayallerini sıraladı ve Bath’le zerrece ilgilenmiş görünmedi.)

Baban para konularından zerrece anlamıyor. Ama bunu ona kimse söylememiş.

(Babam para konularından anlamamayı tercih etmişti ve bunun gayet farkındaydı.)

Bütün elbiselerin geceliğe benziyor.

(Benzemiyor.)

Sevimsiz biri biri seni iskambil oynamaya davet ediyor.

(Bilmem ki… Bence bu mümkün değil, çünkü bu konuda öyle berbatım ki aklı başında hiç kimse beni iskambil oynamaya davet etmez.)

Senden nefret eden bir kadın inanılmaz yüksek perdeden piyano çalıyor.

(Benden nefret mi ediyormuş? O halde yanından geçerken elimdeki kadehi “kazara” üzerine boca edebilirim.)

Bir piknik partisinde hiçbir şey yolunda gitmiyor.

(Eğleniyor muyuz, o önemli.)

Bir ordu mensubunun ahlaksızın teki olduğu ortaya çıkıyor.

(Ya!)

Şerefi beş paralık olmuş biriyle yürüyüşe çıkıyorsun.

(Oleyy! Demek ki artık biraz eğlenebiliriz…)

Annen dahil oturduğun şehirdeki herkes, seni ve kızkardeşlerini çekicilik bakımından derecelendiriyor. Listenin en altlarında olduğunun farkındasın.

(Kardeşim yok. İnsanın kardeşi olmasının neye benzeyeceği konusunda bir fikrim de yok.)

Senden daha genç ve zengin bir kadın hakkında kaba ama övücü bir şeyler anlatıyorsun.

(Ya, ama lütfen. Biri bana Jane Austen romanlarının bu tarz para pul işlerinden ibaret olmadığını söylesin.)

Tek arkadaşın var; 30 yaşında, babanla iş yapıyor ve günün birinde onunla evlenmen bekleniyor.

(Hiç bir zaman benden bunu isteyecek bir ailem olmadı. Ayrıca 30 yaş biraz fazla genç sanki.)

Sınıfsal bakımdan senden az aşağı ya da az yukarı biriyle arkadaşlık etmeye başlıyorsun ama anlaşılan bu yüzden cezalandırılacaksın.

(Yeter! Bu test çok sıkıcı olmaya başladı.)

Yeni tanıştığın bir kız sana bir sırrını anlatıyor, bu yüzden onu küçümsüyorsun.

(Bu hep olur bana, nedense benimleyken insanların itirafçı kişilikleri öne çıkar. Sakıncası yok, dinlemeyi severim ve kimseyi bana bir sırrını açıkladı diye küçümsemem.)

Yılda 500’lük bir gelirin var. Kimden? Hangi para birimiyle? Bilinmiyor. Umursanmıyor da. Böyle bir servetin sahibisin. Her yıl 500… Hepsi bu kadar.

(500? Gerçekten hangi 500? 19’uncu yüzyılda yaşamadığımızın farkında mı bu testi hazırlayanlar?)

Hayatında üç erkek var: Biri gerçek aşkın, biri baştan çıkarıcı ama güvenilmez biri, diğeriyse uzak bir ihtimal… Bu üçüncüsü flörtöz ve özenli ama seninle pek ilgilenmiyor. Gerçek aşkının uzak bir kuzeni veya yakın bir arkadaşı, aranızda mümkün değil hiçbir şey olamaz.

(Bu aralar ne yazık ki sadece üçüncüsünü görüyorum etrafta.)

Annen olmayan bir kadın sana kızıymışsın gibi davranıyor. Annense ya çoktan ölmüş ya da sersemin teki.

(Bu soruyu pas geçebilir hatta iptal edebilir miyim?)

Balolarda toplu danslardan iğreniyorsun.

(Tabii ki öyle!)

Tanıdığın biri hastalanıyor. Çok ciddi bir şeyi yok ama gene de ilgi bekliyor…

(İlginin niteliği önemli. Çünkü karakterimde hastabakıcılık var sayılmaz, problem olmasın sonra…)

Bir erkek önce sana, sonra sen onu reddedince bir başka kadına evlenme teklif ediyor. Bu seni kızdırıyor.

(Ne hali varsa görsün!)

Çekici bir adam seninle flört ediyor. Ne korkunç!

(Nasıl korkunç!)

Yaptığın bazı şeyler seni sonradan felaket utandırıyor.

(Hep olan bir şey bu, ortada testlik bir durum yok)

Bulunduğun sosyal çevredeki herkesi şok edecek bir evlilik haberi alıyorsun.

(Muhakkak…)

Komik şapkalı bir kadın sana kaltakça şeyler yapıyor, seninse elinden bir şey gelmiyor.

(İmdaaat! Gerçekten…)

Bahçede dolaşırken öyle şeyler görüyorsun ki hayretler içinde kalıyorsun.

(Ya, çiçekleri sulamayı unuttuğumu şimdi hatırladım, izninizi isteyip bahçeye çıkıyorum. Size iyi testler…)

Gülenay Börekçi

 Fernando Vicente’nin Jane Austen galerisi

austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci 1 austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci jane austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci 1 jane austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci 2 jane austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci 3 jane austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci 4 jane austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci 5 jane austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci 6 jane austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci 7 jane austen nasil anlarim egoistokur gulenay borekci 8

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
2 Responses to “Bir Jane Austen romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?”
  1. Dilek says:

    Çok eğlenceli olmuş, özellikle senin cevaplarınla Gülenay’cığım ama o güzelim Jane Austen romanlarını okumakla kalayım ben, o romanları yaşamak istemediğime karar verdim :)

Leave A Comment