Egoist okur

BİR ZAMANLAR TUMBLR: Herkesin bir “harikalar odası” olmalı

Çok eskiden, Rönesans Avrupa’sında da insanların birer Tumblr’ları, daha doğrusu, gördükleri ilginç nesneleri, tuhaf şeyleri, sanat eserlerini yahut ne kadar bilgili olduklarını, ne kadar gezip dolaştıklarını gösterecek birer Wunderkammer’leri (harikalar odası) olurdu. Başlangıçta evin içinde seçtikleri bir odanın duvarlarına, tavanına, içindeki dolaplara öylesine, sistemsiz bir şekilde dizerlerdi bu objeleri. Denizkabuklarının yanında heykeller duruyor olabilirdi mesela, karmakarışık bir şekilde. Wunderkammer’ler, yaşadığımız dünyanın minik birer kopyası, bir nevi mikro-kosmostu onlara göre. Kimileri de bunu gördüklerini, şahit olduklarını unutmamak için yaptıklarını söylerdi. Bir nevi bellek kaydı… Bir de tabii bu odalar sahiplerinin parasal durumunu, iktidarını simgelerdi. Zenginlerin dev antikalık odaları varken, daha az zengin olanların antikalık dolapları bulunurdu. (Orhan Pamuk’un Saf ve Düşünceli Romancı adı kitabında bu odalar hakkında epey bilgi var.)

Gülenay Börekçi

Ama aslında bundan bile eski bir versiyonu da var Tumblr’ın. 13. ve 14. yüzyılda insanlar florilegum dedikleri kitaplar hazırlardı. En ünlüsünü 14. yüzyılda İrlandalı Thomas yaratmıştı. Latince “çiçek” ve “buket” anlamına gelen Florilegium, aslında bir nevi scrapbook’tu, yani belirli bir tema çerçevesinde resimlerin ve yazıların toplandığı yazınsal ve görsel remix’ler. (Öztürkçesi bile var, “güldeste”.) Florilegium’ları yaratanlar fikirlerini veya doktrinlerini küçük yazılar, manifestolar, başkalarının eserlerinden buldukları cümleler veya makalelerle destekliyor, onları görsel malzemelerle zenginleştirerek yayınlıyorlardı. Anlayacağınız, Tumblr bloglarının aynısının tıpkısı…

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
One Response to “BİR ZAMANLAR TUMBLR: Herkesin bir “harikalar odası” olmalı”
  1. webduzzi says:

    gerçekten süper bir resim ve o zamanların odası ilginç

Leave A Comment