Egoist okur

Caitlin Moran: “Bunun adı feminizm; başka da bir kelime bilmiyorum…”

Çocukken annemin kitaplarını karıştırmaya bayılırdım. Başkalarının da… Erica Jong’lar, Marilyn French’ler, Suzanne Brogger’ler, Kate Millet’lar, Germaine Greer’ler falan basılırdı o yıllarda. Benim için özel bir anlamları olduğunu söyleyemem. Annem de “Bunları büyüdüğünde okursun” demişti zaten. Erica Jong’un komik ve seksi romanlarını heyecanla okuduğumu çok iyi hatırlıyorum. (Kendisi hâlâ favori yazarlarımdandır.) Büyüdüğümde ne oldu peki? O kitapların hepsi […]

Read More

Göktuğ Canbaba: “Sevdiğin insanın cini mutlu mu, hiç sordun mu?”

Acayip isimli bir roman: İşeyen Atmaca. Yayın yönetmenliğini Altay Öktem’in yaptığı Marjinal Kitaplar’dan çıktı. Yazarı fotoğrafçı, seyyah ve maceracı Göktuğ Canbaba. Amerika’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında geçen bir hikaye anlatıyor. Okurken güneş tam tepemize vuruyormuş hissine kapılıyor insan. Karakterleri arasında Jane, Gülümseyen Baykuş ve Marilyn Monroe ve bilumum başka tuhaf insan var. Bir de tabii ilerleyen sayfalarda […]

Read More

“Kurban olmak, belki de kalpsiz olmaya giden en kestirme yol”

Her hikayeyi masallarla ilişkilendiren bir ruhum olduğundan mıdır nedir, Ece Temelkuran’ın yeni kitabı Düğümlere Üfleyen Kadınlar, bir anti-cinderella romanı gibi geldi bana. Ece’nin romanında biri orta yaşı çoktan geçmiş dört kadın var. Tek fark şu, Cinderella prensine kavuşmak için üvey annesiyle kızkardeşlerini alt etmek zorundaydı. Düğümlere Üfleyen Kadınlar’da ise anlatıcının, yani esas kadınımızın, anti-cinderella’mızın “kendine” […]

Read More

TUNA KİREMİTÇİ: “Yetişkinlerin de bakir gözlere ihtiyacı var”

Biliyorsunuz, Tuna Kiremitçi’nin yeni romanı Gönül Meselesi birkaç ay önce yayınlandı. Ve hemen ardından çocuklar için yazdığı masal kitabı da çıktı. Hayır, arkadaşım diye söylemiyorum ama arka arkaya iki kitap yayınladığına göre Tuna’nın verimli bir yazar olduğu kesin. Lakin bu iki kitap arasında bence dikkat çekici bir bağ da var. Şöyle ki… Gönül Meselesi, laik […]

Read More

Francisco Goldman: “Bu kitap âşık olduğum kadının kelimelerden oluşmuş bir portresi”

Çok ama çok güzel bir aşk romanı bu. Kederli olması gerekir, çünkü yazarı onu gerçek bir hikayeden; kendisinden çok genç olan eşi Aura’nın gecikmiş balayları sırasında bir surf kazası sonucu boynu kırılarak ölmesinden yola çıkarak yazmış. Ama hayır, bu kederli bir kitap değil, zira yazar tek bir satırda bile ölümü anlatmıyor, tam tersi hayatı ve aşkı […]

Read More

Sezgin Kaymaz: “Romanı yazarken bir taraftan da meraktan ölerek okurum”

Ateş Canına Yapışsın, Sandık Odası, Zindankale, Geber Anne, Kaptanın Teknesi ve Uzunharmanlarda Bir Davetsiz Misafir gibi romanların yaratıcısı Sezgin Kaymaz 30 senelik bir spor adamı, hentbol milli takımının eski antrenörü. Türkiye Voleybol Federasyonu İcra Kurulu Koordinatörü olarak çalışmaya başlayınca hentbolu bırakmış. Gerçi dört ay önce voleybola da veda etmiş. Paralel yürüttüğü öteki işini, yani romancılığıysa aralıksız sürdürüyor. […]

Read More

Hande Altaylı’dan her bakışta şiddeti artan bir aşkın romanı

Hande Altaylı’yla tanışıyoruz elbette, fakat uzun uzun konuşma fırsatımız olmamıştı. Egoist Okur için yaptığım bu röportaj vesile oldu. Hem yeni çıkan üçüncü romanı Kahperengi’yi konuştuk, hem de yazıyı, edebiyatı, sevdiği kitapları ve yazarları… Hakkında ne düşünüyorsun diye sorarsanız, onu sevdim. Öncelikle açık sözlülüğünü, lafı dolandırmadan söyleyeceğini söylemesini, sezgiselliğini, meraklı oluşunu, kendi içine bakmaktan çekinmemesini… Sonra […]

Read More

Mehmet Mümtaz Tütüncü’den bana kalan soru: Osmanlı’da steampunk var mıydı?

Mehmet Mümtaz Tütüncü’nün yazdığı Küheyli Buharlan’a göre evet. Roman, IV. Fırat devrinde geçiyor. Zamanın mühim hezarfenlerinden Arif Çelebi gün geliyor “çok  büyük, çok erişilmez bir hayal”in, “gelmiş geçmiş cümle mucitlerin gönlünde yatan büyük tasavvur”un peşine düşüyor. Ve insan gibi düşünebilen, insan gibi davranabilen, görene, duyana, konuşana insanmış hissi veren, hatta belki de bir çeşit insan […]

Read More

Nazan Bekiroğlu: “Aşk hem mükemmel hem kusurlu… Hem ödül hem ceza.”

Havanın savaş ve göç koktuğu yıllar… Balkan Savaşı başlamak üzere. Güneşin koyulaştığı bu zamanlarda Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Bakü-İstanbul hattında geçen Tebrizli delifişek halı tüccarı Setterhan’la Trabzonlu Zehra’nın kavuşma hikayesini anlatan ve içinde üç aşkın geçtiği müthiş bir roman Nar Ağacı. Daha çok röportaj yapmasını istediğim sevgili arkadaşım Aycan Aşkım Saroğlu, Nazan Bekiroğlu’yla otobiyografik özellikler taşıyan romanını, bir şehzade […]

Read More

OYA BAYDAR: “Hikaye beni yaz diye dayatıyordu, ben de yazdım”

Oya Baydar’ın yeni romanı O Muhteşem Hayatınız dünyaca ünlü bir primadonna ile tutkulu hayranı arasındaki ilişkiyle başlıyor ama bireylerin trajedilerinin yaşadığımız toprakların örselenmişliğini simgelediği bir anlatıya dönüşüyor. Gülenay Börekçi Toplum olarak da bireyler olarak da bazen başkalarının bizim için yarattığı hikâyelere, bazen de kendi uydurduğumuz hikâyelere inanarak sürdürüyoruz hayatlarımızı. Uydurulan hikâyeler hakikatin yerini aldığında bizi […]

Read More

Camilla Läckberg: “Herkesin hayalleri vardır ama pek az kişi bunları gerçekleştirmeye çalışır”

Eskiden ekonomist olan Camilla Läckberg, İsveç’in en çok satan yazarı. Buz Prenses adlı romanı bizde de yayınlandı. Her biri rekor kıran öteki kitapları da bu kış sırayla yayınlanacak. Onunla Stockholm’de buluştuğumuzda, yazar olmaya nasıl karar verdiğini anlattı. Söyledikleri içinde en çok aklımda kalansa şu cesaret veren cümlesi oldu: “Bir hayalin peşinden giderek bütün hayatımı değiştirebilmiş […]

Read More

Jonathan Safran Foer: “Vejetaryen olmak kolay, zor olan sürdürmek!”

Ünlü romancı Jonathan Safran Foer’ın, et yemenin sakıncalarından bahsettiği Hayvan Yemek adlı kitabın yayınlanmasıyla birlikte, ortalık kelimenin tam anlamıyla karıştı. Et yiyenler, Foer’ın vejetaryenliği dayattığını söyledi. Vejetaryenler onu yeterince tavırlı davranmamakla suçladı. Üretici firmalarsa, yazarın aslında pek de yolunda gitmeyen ekonomiye bir çeşit saldırı girişiminde bulunduğunu öne sürdü. Ben bile Egoist Okur’daki Hayvan Yemek yazısı […]

Read More

HAYDAR KARATAŞ: “Bizde edebiyat sorunlu büyüdü; cüssesi var ama zihni, ruhu eksik…”

Haydar Karataş son yıllarda üzerine en çok yazılan, çizilen edebiyatçılardan. Murathan Mungan onun için “canavarcasına bir yazar damarı var” diyor. Murat Uyurkulak, Behçet Çelik, Kaan Arslanoğlu gibi başka edebiyatçılar da Karataş’ın romanlarında yarattığı dille ilgili hayranlık ve övgü yazıları kaleme alıyorlar. Yazarın iki kitabı var. İkisi de Dersim’le, 1938’de yaşananlarla alakalı… Gece Kelebeği’nde her şeyi […]

Read More

Rüyada Terakki: 24. yüzyılın İstanbul’unda hayat neye benzeyecek?

Aslında kim olduğunu bilemediğimiz Mustafa Nazım Erzurumî’nin 1913’te yazdığı Rüyada Terakki adlı eseri yeniden, bu kez yayın listesi nice keşfedilmemiş hazinelerle dolu olan Boğaziçi Üniversitesi Yayınları tarafından yayınlandı… 24. yüzyılın İstanbul’unu anlatan kitap, bizde örneğine pek rastlamadığımız türden bir ütopya örneği. İdeal bir toplum tasarlayan yazarının “Elden geldiğince her ilimden, her fenden bahseden, eğlenceli, faydalı […]

Read More

Ayfer Tunç: “Ruhum daima bu memleketi geziyor…”

Bazı yazarlar vardır, ne yazsalar çıkar çıkmaz alır okurum. Ayfer Tunç onlardan. Mağara Arkadaşları, Aziz Bey Hadisesi, Taş, Kağıt, Makas, Evvelotel, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi ve Yeşil Peri Gecesi gibi muhteşem öykü ve romanların yazarı Tunç’un zaman zaman günlük hayatımıza, insan öykülerine, yakın tarihimizin ayrıntılarına baktığı kitapları da var. Bir Mâniniz Yoksa Annemler Size Gelecek […]

Read More