Egoist okur

Aykırı bir aydının anısına: Walter Benjamin

Gazeteci arkadaşım Figen Yanık bu kez Walter Benjamin’i yazdı.  Hem Benjamin’i ölümünün 71. yılında anmak, hem de yazarın Pasajlar ve Tek Yön gibi kitaplarını yayımlayan Yapı Kredi Yayınları’nın dikkatini çekmek için. Böylece belki bu kitapların ilk sayfasında, yani Benjamin’i tanıtan bölümde, “26 Eylül 1940’ta Port-Bou (Fransa) yakınlarında öldü” cümlesi düzeltilebilir. Son istasyonu Portbou’ydu Nazi zulmünün […]

Read More

Egoist Okur, New Yorklu popüler edebiyat blogu The Literary Kicks’te

The Literary Kicks (Yazınsal Tekmeler) civardaki en iyi 10 edebiyat blogundan biri kabul ediliyor. Kurucusu New Yorklu Levi Asher, borsacı olarak başladığı iş hayatında uzun süre PowerPoint prezantasyonları hazırlayarak “çalışır gibi” yapmış. Asıl iş hayatı, şu hayatta tam olarak ne yapmak istediğini keşfettiğinde başlamış. O gün bugün popüler blogu The Literary Kicks aracılılığıyla edebiyatla ilgilenmeyi […]

Read More

Hakan Bıçakcı’nın objektifinden İstanbul: Artık her yer “karanlık oda”

Romancı Hakan Bıçakcı’nın Karanlık Oda adlı romanının çıkmasının üzerinden yaklaşık altı ay geçti. Çıkar çıkmaz soluksuz okudum. Ama bendeki etkisi hâlâ sürüyor. Buna, “mışıl mışıl uyurken güm diye yataktan düşmüşüm ve bir daha hiç öyle deliksiz bir şekilde uykuya dalamamışım etkisi” adını koydum. Uzun biraz, farkındayım. Karanlık Oda, David Lynch’in Eraserhead filmi gibi. Dokunursanız, kurtulamıyorsunuz. […]

Read More

Çocukluktan kalma bir yara izi: TEOMAN

Bu sabah Kontrol Kulesi’nde buluşup Teoman’ı, müziği bırakma kararını konuştuk sevgili arkadaşım Deniz Durukan’la. Onun böyle bir karar alacağını birkaç yıldır zaten hissettiğimizi, ama bir türlü konduramadığımızı… Teoman adına sevindiğimizi ama kendi adımıza çok üzüldüğümüzü… Gerçi bu pek karanlık, pek karmaşık zamanlarda belki herkesin biraz köşesine çekilmesi gerektiğini, mağaranın kimi zaman en emniyetli yer olduğunu… […]

Read More

3 Temmuz, Paris: Jim Morrison’ın öldüğü yerden izlenimler

70’lerin başında görüp görebileceğiniz en tuhaf ve büyüleyici devrimi yaparak 5 yıl gibi kısa bir sürede müzik tarihini değiştiren adam, yani The Doors kültünün tanrısı, müzisyen, şair ve hayalci Jim Morrison, ölümünün 40. yılında Paris’te anıldı. Mezarı ziyaret edenler arasında grup arkadaşları Ray Manzarek ve Robby Krieger da vardı, dünyanın dört bir yanından gelen Morrison hayranlarına […]

Read More

Nostaljik bir üçlü aşk hikayesi: “Ben, pikabım ve plaklarım”

Alberto Modiano’yu siz fotoğrafçı olarak tanırsınız. Bazılarınız için o Türkiye’nin en önemli fotoğraf tarihçilerinden biridir, bazılarınız içinse tutkulu bir koleksiyoncu… Kaybettiğimiz şeylerin ruhunu korumaya adamıştır kendini, bunun için hikayeler yazar, fotoğraf ve dergiler toplar, yazılar kaleme alır… Benim içinse bütün bunların yanı sıra Alberto çok sevilen, kıymetli bir arkadaş, güvenilir bir dosttur. Epeydir istiyordum, nihayet […]

Read More

Deniz Durukan Kontrol Kulesi’nden bildiriyor: Sistemdeki virüs

“Çatlak sistem, patlak sistem, kör olası hain sistem, fakir sistem, ezik sistem, kahrolası adi sistem…” İlk albümleri Kendin Coş’tan ve şahsi favorim olan Korkma adlı şarkılarından beri çok severiz biz Deja-vu’yu. İkinci albümleri Sinir Ötesi Operasyon’la da bizi hayal kırıklığına uğratmadıkları için sevinçliyiz.  Bir de tabii çok başarılı son videoları Sistem var ki inanılmaz. İyi şair […]

Read More

File çoraplı kırmızı başlıklı kız

“Masallar Diyarı tehlikelidir” diyordu Yüzüklerin Efendisi’nin yazarı J.R.R. Tolkien. “Orada ihtiyatsızlar için tuzaklar, küstahlar için zindanlar vardır. O diyarda dolanan bir gezginin fazla soru sorması da tehlikelidir, yoksa kapılar kapanır, anahtarlar kaybolur.” Oysa en acımasız masal bile bizim dünyamıza kıyasla masum. Kötülük arayanların ilk bakacağı yer artık masallar değil… İnsanlarla karşılaştırılınca cadılar iyi kalpli, ejderhalar […]

Read More

Bay Perşembe’den Kişisel Toplantı Notları

“20’li yaşlarını 90’larda yaşamış, ama dibine kadar yaşamış olanlar bilirler 6:45 kitaplarının ve K.T.N.’nın taşıdığı gizli anlamları…” diyor Rafet “Bay Perşembe” Arslan. Ve devam ediyor: “Kaan Çaydamlı’nın yeri ayrıdır, çünkü o benim kişisel tarihimde kavşak noktası olmuş üç kitabın da yayıncısıdır; girişlerindeki K.T.N. ile birlikte…” K.T.N., yani 6:45’çilerin Kişisel Toplantı Notları, Rafet’e bir vakitler esas […]

Read More

30 bin kitabı nasıl tutukladılar!

“Şimdi sizinle birlikte kısa bir “yakın tarih” turu yapıp, 2006 yılında çekilmekte olan bir filmin stüdyosuna doğru yola çıkmak istiyorum. Konu: Korsan kitap, cd basımıyla ilgili bir film. Yer: Eskişehir’de, 6.45’in işlettiği bir mekânın alt katındaki depo. Yıl: söyledim ya, 2006. Deponun her yanında, yeni basılmış korsan kitaplar göze çarpıyor. Baskı makineleri, korsan cd’ler… Çok […]

Read More

William S. Burroughs’un hangi romanı bir edebiyat eseri değildir?

“Ama ne güzel, ne tatlı bir kafadır bu; bir anda uçuruyor… Bu edebiyat eseridir, bu değildir, bu edebiyat eseridir, bu değildir… Demek ki alkol kafası, ot kafası yanında bir de hukuk kafası var. Hayır, ‘beğenmedim’ değil, bu ‘tehlikeli’ değil, bu ‘zararlı’ değil… Onlar da tartışılır ama bir yere kadar ‘neyse’ dersin. Bu ‘edebiyat eseri’ değil. Nasıl […]

Read More

Ama Sayın William Burroughs, yazmayın öyle, burası Türkiye!

Beat Kuşağı şair ve yazarlarının en mühimlerinden olan William S. Burroughs’un Yumuşak Makine adlı romanı hakkında soruşturma açıldı. Sel Yayıncılık’ın yazısını virgülüne dokunmadan yayınlıyorum. Buyurun, okuyun… Neyi okursak hayırlı, neyi okursak hayırsız olacağına bizim yerimize karar verenlerin yönettiği bir ülkede yaşadığımızı bir kez daha esefle hatırlayın… Sonunda bu da oldu; yüce Türk yargısı Beat Kuşağı’nın […]

Read More

Japon Edebiyatı’nın Henry Miller’ı Tanizaki dilimize nasıl çevrildi?

Akademik çalışmalarını Boğaziçi Üniversitesi’nde sürdüren Yrd. Doç. Oğuz Baykara’nın Japon edebiyatının en cüretkar yazarlarından Cuniçiro Tanizaki’nin öykülerinden yaptığı Sazende Şunkin çevirisinin ardında, alışılmadık bir emek ve hayranlık yatıyor.  Onun hikayesini gazeteci arkadaşım Figen Yanık’ın kaleminden okuyacaksınız, gene de ben birkaç ipucu vereyim… Japonya’ya dil öğrenmek için işini, sevgilisini bırakıp giden, orada hepi topu iki yıl […]

Read More

Elizabeth Taylor: Lezzetli, sulu, olgun bir meyve

İçimizdeki en ilkel güdüleri, çoktan medenileştirdiğimizi, öldürdüğümüzü sandığımız karanlık ve vahşi yanımızı edebiyat ve sinema sayesinde hâlâ uyanık tuttuğumuzu dile getirdiği Sexual Personae adlı kitabıyla adeta bir devrim yaratmıştı Camille Paglia. Kitabı bir solukta okumuş ve “bugüne dek niçin kimse bunları dile getirmedi?” diye düşünmüştüm. Anlattıkları o kadar yeni ve farklı, bir yanıyla da o […]

Read More

Shakespeare’in Juliet’ine mektup yazmak ister miydiniz?

Shakespeare’in Romeo ve Juliet’i birbirlerine kavuşamadan göçüp gitti bu dünyadan. Lakin aşk dendi mi hâlâ akla onlar geliyor… Haklarında kitaplar yazılıyor, filmleri çekiliyor, üzerlerine kuramlar geliştiriliyor; hayal dünyasından geldikleri halde gerçekmiş kadar canlı bir biçimde aramızda varlıklarını sürdürüyorlar. Hatta dünyanın dört bir yanından bazı aşıklar, Juliet’in doğup büyüdüğü rivayet edilen küçük İtalyan şehri Verona’ya yer yıl […]

Read More