Egoist okur

Alp Buğdaycı: SESLER YALAN SÖYLEMEZ

Vedalaşmayı beceremeyenlerdenim. Bugün kaybettiğim çok sevgili arkadaşım Alp Buğdaycı’yı ben bu yazısıyla hatırlayalım istiyorum. “Sesin Ruhu” ve “Sesin Aklı” iki belgesel çekmişti Alp. Hele son zamanlarda evinde profesyonel bir stüdyo kurmuştu ve sesle yatıp sesle kalkıyordu. Ses dedikleri şey de ona göre teknikten, montajdan ibaret değildi; kendine ait bir ruhu, aklı ve felsefesi vardı… Lütfen […]

Read More

SON BAKIŞTA AŞK: “Her şey yalnızlıktan…”

Elis Şimşon’un yayın yönetmeni olduğum Picus için Teoman’ın şarkı sözlerinden yola çıkarak yazdığı yazı, harikulâdeydi. Elis daha sonra yazıyı gözden geçirdi ve Ot’ta yayınladı; Teoman da “İnsallık Halleri” kitabına aldı. Kitabın önümüzdeki günlerde çıkacağını öğrenince, Teoman’la bir röportaj yaptım, biliyorsunuz. Eh, bu durumda Elis’in yazısını yayınlamasam olmazdı… Gülenay Börekçi Fotoğraflar: Ece Oğultürk Bu O’nun hikayesi; […]

Read More

İsmail Yaprak yazdı: Hani var kitap ama yok. Böyle bir vaka!

İsmail Yaprak’tan yeni yazı… Görünüşe göre neredeyse hemen her şeyin çevrildiği günümüz Türkiye’sinin bazı anlaşılmaz çeviri sorunları üzerine… “Bu yazının, ‘Neden bazı büyük klasikler hâlâ çevrilmiyor’ ve ‘Neden zaten çevrilmiş birçok önemli kitap yeniden basılmıyor’ gibi belli başlı sorularının özellikle yayınevi editörleri, eleştirmenler, okurlar tarafından okunması, tartışılması en büyük isteğim” diyor İsmail. Okuyalım, konuşalım, tartışalım… […]

Read More

Stephen King’in rotasından John Steinbeck’le çıkmak

“Acaba bir şeyleri sevmek, sadece bizzat o şeyin kendisinden kaynaklanan bir öz yüzünden mi? Tamamen bizden, doğadan, dünyadan kopuk bir ‘şey’ var mı gerçekten? Bir kitabı, bir kadını, bir yeri; sırf onlar gerçekten güzel oldukları için mi seviyoruz?” diyen İsmail Yaprak, şahsi öyküsünden yola çıkarak yazdığı bu yazıda, hayatta sadece Stephen King romanları okumuş bir […]

Read More

Bazı kitaplar beraber yaşamak içindir

Reşad Ekrem Koçu’nun herhangi bir kitabını alıp yaşadığınız dünyadan kurtulabilirsiniz. Zaman, mekân, insanlar, alışageldiğiniz değerler, doğrular, kriterler silinir. Yerine rengârenk ya da şairin dediği gibi “rengâhenk” bir evrende sürekli şaşırarak dolaşırken bulursunuz kendinizi. Doğan Kitap’tan çıkan “Türk Giyim Kuşam ve Süslenme Sözlüğü” için de geçerli bu. Arzu Akgün Reşad Ekrem Koçu’nun “Türk Giyim Kuşam ve […]

Read More

Orson Welles’den katledilen Siyulara: ROSEBUD

Derya Yanık, Twitter’dan arkadaşım. Hukukçu. Ve tanımadan sevdiğim, varlığıyla bana kendimi iyi ve güvende hissettiren bir kadın. Derya’nın kitaplara ve kelimelere olan aşkını blogundan takip ediyordum. Ama her sahnesine ayrı hayran olarak saplantılı bir sıklıkla seyrettiğim filmlerden birinin, “Yurttaş Kane”in esrarengiz finalinden yola çıkarak kaleme aldığı bu yazıyı okuyunca Egoist Okur’a almayı çok istedim. Kuşaktan […]

Read More

Etyen Mahçupyan’dan yeni yazı: OLAY NE?

“Son yaşananlar dikkate alındığında kaçınılmaz bir soru var karşımızda: Nasıl oldu da bu denli seviyesiz bir siyaset AKP adına sergilenebilir hale geldi ve iktidarı destekleyen medyanın da önemli bir kısmını avucunun içine aldı? Buna kişisel bir soru daha ekleyebiliriz: Niçin ben de bu seviyeyi kabul etmeyi ima eden bir yazı kaleme aldım?” Gazeteci-yazar Etyen Mahçupyan’ın […]

Read More

ETYEN MAHÇUPYAN: Başkanlık bu pespayeliği de ‘düzeltir’ mi?

Etyen Mahçupyan’ın Akşam’da yayınlanan son makalesi bu oldu. Gelin görün ki 31 Ocak 2016 tarihinde gazetenin internet sitesine eklenmesine rağmen, pek az kişi okuyabildi, çünkü nasıl olduysa, birkaç dakika içinde yayından kaldırıldı. Bu yazı şimdi, Mahçupyan’ın da izniyle, ilk kez Egoist Okur’da… Etyen Mahçupyan’ın Akşam’da yayınlanmayan son yazısı Başkanlık bu pespayeliği de ‘düzeltir’ mi? Bu, […]

Read More

Adı her neyse!

“Uğruna kaybettiklerimi düşündüm. Kalbimin içindeki her kımıldayış, ansızın sessizliklerimi bölen her hatırlayış beni bugünden, yaşanabilecek her yeni başlangıçtan alıkoymuştu. En çok da böyle kolu kanadı kırık olmak, bir yol, bir çıkış bulamamak beni kendimle karşı karşıya getiriyordu. Sınırlarımı bilmek istiyordum.” Burcu Yıldızer İllüstrasyon bu adresten alındı. Adı her neyse… “Söz bu kırılır sinede, saklanmaz yine […]

Read More

Ece Dorsay yazdı: HAVUZDA

“Elinde kılıcı atının üzerinde ilerleyen Don Kişot gibiyim” demişti yıllar önce. Kimseye benzemeyen müziği, karakteri ve seçimleriyle bence hâlâ öyle. Eh, neticede “Şablonlara uymamak, zor yoldan gitmek ve kendi gibi olmayı seçmek de politik bir duruş” demişti yine o yıllar önceki röportajda. Bana sorarsanız Ece, güzel insan, akıllı kadın, iyi müzisyen. Ve güvenilir bir arkadaş… […]

Read More

Sahip

“Kapının önünde durmuş bekliyordu. Geceyle birlikte o da giyinmişti. Vaktimiz yok demeye meyilli ama sessiz kalmayı tercih eden gözlerine baktı. Gökyüzü gibi çıplak ve çaresizdiler. Bir süre öyle kaldılar. Çoğu başarısız birkaç deneme sonrasında bu hikâyenin asıl anlatıcısının kendisi değil de “O” olduğunu bedeninde kalan sıcaklığa sarılınca anlamıştı. Öylesine ona aitti ve o, öylesine ona […]

Read More

Arzu Akgün, Reşad Ekrem Koçu’nun mezarını ararken…

Artık hepimizin malumu; ister sadece arkadaş olsun ister sık sık uğranan bir sahaf yahut daha başka, daha mühim bir şey, Arzu’nun hayatına girmiş, girecek bütün erkekler Reşad Ekrem Koçu’yu bilmek, kabullenmek zorunda. Arzu dediğim, biliyorsunuz, fotoğraftaki güzel, tatlı kız. Egoist Okur’un yazarlarından. Bu defa Doğan Kitap’ın yeniden yayınlamaya başladığı Reşad Ekrem Koçu külliyatını yazdı. Daha doğrusu […]

Read More

“Anlamadan biriktirmek, bunların hayat diye yaşadığı…”

“Şimdi ben uzun bir uçak yolculuğunun ardından vardığım garip bir Avrupa şehrindeyim. Dışarıda son model arabalar, evin içinde üst üste yığılmış eşyalar, televizyonda reklamlar ve bitmek bilmeyen oyun havaları… Sizi temin ederim ki bayanlar baylar, burası soytarılarla dolu, mülevves kokulu, korkunç bir panayır alanı! Hediye edildiğim kadın, beni kıymetli el yazması kitaplar gibi, kitaplığının nezih […]

Read More

Nermin Yıldırım: O ateşi siz yaktınız!

Nermin Yıldırım‘ın 4,5 yaşında ölen Diyarbakırlı küçük kız için birkaç ay önce yazdığı ve OT Dergi‘de yayınlanan bu yazıyı uzun uzadıya giriş falan eklemeden yayınlıyorum. Özgecan Aslan‘ın feci şekilde öldürülmesinin üzerinden zaman geçmedi; üzgünüm, öfkeliyim, çaresizim, hepiniz gibi… Dergiye düştüğü küçük notta “Çocukların erkenden yaşlandığı bu âlemde, neşe bizim neyimize!” diyen Nermin  gibi hissediyorum. Okuyun […]

Read More

“Ben, Bay Çetneki’nin Ceketi”

“Edebiyatımızın Er Nemeçek’i” Nermin Yıldırım yazdı bu yazıyı. Aylar önce Ot Dergi’ye… Dünyanın en şahane çocuk kitabı olan Pal Çokağı Çocukları‘nın kıyıda kalmış, unutulmuş bir karakterinin ağzından. Her şeyi gören, işiten, bilen ama ko-nu-şa-ma-yan bu karakteri az sonra hatırlayacaksınız. Ve bana hak vereceksiniz; doğruya ulaşmak için bazen unutulmuş karakterlere kulak vermek gerek.  Teşekkürler Er Nemeçek :)  Gülenay Börekçi […]

Read More