Egoist okur

“Ama…”

“Sağanak halinde geliyor ve sonra gidiyor. Ne dur diyebiliyorum ne de devam et. Tek yapabildiğim zamanını dolduruncaya ve gönlü geçinceye kadar beklemek… Bazen hiç ummadığım, orada bir yerde olduğunu bilmeme rağmen beni unuttuğunu düşündüğüm anlarda, öyle büyük bir şeylerin olması da gerekmiyor, yeniden içimde beliriyor ve baş edemediğim bir hızla içimden taşıp gidiyor. Onca yolu […]

Read More

Atlamak düşmekten iyidir!

“On dört yaşındaydım ve dünyadan çok sıkılmıştım. Bana kalırsa yeterince yaşamıştım. Yara gibi bir şeydi hayat. Ağılıysa, hele de acıyorsa, en temizi kesip atmaktı.” “Kesip atmakta usta sayılırdım. Çünkü korkaktım. En kolay korkaklar kesip atar.” Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz ve Saklı Bahçeler Haritası adlı romanların yazarı Nermin Yıldırım‘dan yaralarımıza ilaç niyetine. Aslında biriciğimiz, Ot […]

Read More

“Kendi çölümü kuracaktım…”

“Onu ilk defa salıncakların yanındaki kum havuzunun kenarında, ince uzun parmaklarıyla kumları avuçlayıp avuçlayıp bacaklarından aşağıya dökerken görmüştüm. Omuzlarından aşağıya kıvrılan saçları rüzgârda tıpkı bir yılan gibi askılı bluzunun boş bulduğu yerlerinden içine doğru sokuluyordu. Kimsesizliği tuhaf bir şekilde hoşuma gitmişti. Oraya her ne nedenle geldiyse uzaktan da olsa o nedenin bir parçası olmayı istiyordum. […]

Read More

Yok sana hikaye mikaye!

“Sen iblis nedir bilir misin abicim? Hiç gördün mü? Ben gördüm. Kimileri hayatta bir kez ölündüğünü sanarak yaşlanır, ben onlardan değilim. Cehennemi de gördüm, iblisi de. Öldüm de dirildim de. Bir tek cenneti merak ediyorum. Ulan bu hayatta ucundan koklatmayan, ölünce cennetinin kapısını açar mı ki bana, bak onu hiç bilemiyorum. Sen cenneti gördün mü […]

Read More

ISADORA: Devrimci bir dansçı, savaşçı bir tanrıça…

“O sadece bir dansçı değil, dansını özgürlüğe, kadına, çıplaklığa, acı çeken toplumlara, geleceğin çocuklarına adayan büyük bir devrimci, bir savaşçı tanrıçaydı. İflah olmaz ve ‘utanmaz’ bir asi, sanat ve edebiyat âşığı bir aydındı. ‘Kanunları yapan toplum bir erkek toplumudur; kadınların rolü olmadı bu düzende. İşte gerçek skandal bu. Gerçek utanç!’ demişti bir keresinde. Feministti. Ama […]

Read More

Yamuk bakmak, tersten görmek, aynayla okumak

Leonardo da Vinci‘nin “Müjde” adlı bir tablosu var. Melek Cebrail’in İsa’nın mucizevi varoluşunu Hz. Meryem’e bildirmesini anlatıyor. Daha doğrusu Hz. Meryem’in (Hz. İsa’ya) hamile olduğunu öğrenme anını. Da Vinci’nin ayna kullanarak yazılarında ve tablolarında şifreli mesajlar ilettiği bilgisinden yola çıkan birileri bu tabloyu ayna tutarak incelemiş. Onlara göre, sol tarafa bir aynayı dik tutarak baktığınızda, tam ortada ürkütücü, insana […]

Read More

Can Gürses’ten cennet ve cehennem öyküleri…

Can Gürses genç kuşağın en iyi yazarlarından biri. Bir+Bir dergisindeki Edebiyat Gardrobu yazıları, Kitap-lık’daki şahane röportajları derken “En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın” adlı ilk romanıyla gelmişti. Kitabı tanıtırken, “Yakında onun adını çok sık duyacaksınız…” demiştim; haklı çıktım… Can’la son konuştuğumuzda harika bir fikirden bahsetti. Heybesinde adı “Cennet de Cehennem de Bu Ellerde” olan bir öykü […]

Read More

Tomris yazsın, Bergen söylesin…

“Bir adamı en fazla ne kadar çok sevebilirsiniz? Mesela size şiirler yazsa sever miydiniz? Tabii ki evet. Peki, büyük aşkınız yüzünüze kezzap atsa da sever miydiniz? Sizce hangisi daha zor; size şiirler yazan adamlar arasında kibire kapılmadan varolabilmek mi yoksa, canınıza kastetse de bir adamı sevmeye devam etmek mi? 
İki kadın… Birbirinden çok farklı iki […]

Read More

Bir tatil macerası: Zevkli rezilliğe dönüş!

Şifâhen Masallar’ın kurucusu masal âşığı yazar Beyza Akyüz‘ü biliyorsunuz. Ayda bir kez İstanbul’un başka bir semtinde masal geceleri düzenliyor. Dileyen herkes bu gecelere katılarak daha önce hiç görmediği, tanımadığı insanlara anılarını, deneyimlerini, hikayelerini; bildiği veya yarattığı masalları anlatıyor. Aralarda da yanlarında getirdikleri yiyecekleri, içecekleri paylaşıyorlar. (Şifâhen Masallar’ın Facebook sayfasını ziyaret ederseniz ayrıntıları öğrenebilirsiniz. Umarım kışın da devam eder) Beyza komik yazılar da […]

Read More

Tanpınar ve Pamuk’ta Türk modernizmi eleştirisi

“Orhan Pamuk da, Doğu-Batı sorunuyla estetik düzeyde hesaplaşmaya yönelen Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi önemli yazarlardandır. Hemen hemen tüm romanlarında ‘Doğu-Batı sorunu’ temasına rastlanan Pamuk; Öteki Renkler adlı kitabında, bu bağlamda en yakın hissettiği yazarın Ahmet Hamdi Tanpınar olduğunu söyler. Tanpınar da hep  Türk toplumunun karşılaştığı uygarlık sorununun yarattığı bölünme üzerine kafa yormuş […]

Read More

En taze rakıların en ıssız kuytularından tefrikalar

Selim İleri‘ye kulak verelim önce: “Yakacık Mektupları küçük bir başyapıttır. Her türlü abartıdan uzak, içe işleyici, ‘hasta insan’ın ruh dünyasını yansıtmak açısından Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kadar derin… İşte sönüp gitmiş Yakacık Mektupları… Mahmut Yesari’nin dergilerde, gazetelerde kalmış sayısız güzel yazısı var. Kim okuyacak, kim okur kaygısıyla günümüz yayıncılarının hiç yüz vermeyeceği yazılar. Fakat yazık ediliyor. Benden söylemesi, […]

Read More

Tanrı çocuklardan konuşur

“Tanrı rüyalarda seslenir, vicdandan konuşur biliyorum. Ne zaman gün ortasında çarmıha çekilsem anımsatıyorum bunu kendime. Kızlarınıza ve oğullarınıza bakın… Ne zaman çarmıha çekilirseniz ve babanız ders niyetine de olsa gelmezse yardımınıza, dünyanın bütün kızlarına ve oğullarına bakın, onları görün, dinleyin, onların küçük adımlarını izleyin. Babanız gelmese bile çocuklar gelecektir…” Tanrı hiç beklemediğiniz yerde ve anda […]

Read More

“İlk yaradır en sağlamı, kalbe paslı çiviyle çakılanı…”

“Yirmi beşinde, otuz beşinde, kırk beşinde ve elli beşinde, hep bu merdivenlerdeki haline benzeyeceksin. İlk yaradır çünkü en sağlamı, kalbe paslı çiviyle çakılanı. İlk yarandır seni büyüten. İnsan nasıl benzerse ellerinde büyüdüğü annesine, sen de yarana benzeyecek; ne zaman kalbin kırılsa, bu merdivenlere geri döneceksin.” Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz ve Saklı Bahçeler Haritası adlı romanların yazarı Nermin […]

Read More

Bu kitabı okumamamış olmak cinayet: “Ağlama Duvarı”

Nâzım Hikmet, gazeteci yazar Reşad Enis’in “Afrodit Buhurdanında Bir Kadın” romanı için “Türk edebiyatının temel taşı” demiş. Halide Edib, “Toprak Kokusu” için “Steinbeck’in Gazap Üzümleri’nden daha güçlü bir eser”; “Despot” (1957) romanı için de “Dünya çapındadır” yorumuyla övgülerini dilegetirmiş. Attila İlhan, iki uzun hikaye yazabilmiş bir züppeye “büyük romancı” derken Reşad Enis okumamış olmanın adeta […]

Read More

Dünyayı istiyorsan OKUYAN bir kızla çık!

“Okuyan bir kız bul. Bunu çantasında her zaman okuduğu bir kitabı olmasından anlayabilirsin. Kitapçıda, sevgiyle raflara bakan ve aradığı kitabı bulduğunda sessizce çığlık atandır o. Sahafta, eski bir kitabın sayfalarını koklayan fıstığı gördün mü? İşte o okurdur. Hele sayfalar sararmışsa kesinlikle dayanamazlar. (…) Ona bir kahve ısmarla. Murakami hakkında ne düşündüğünü söyle. Alice’i seviyor mu yoksa Alice […]

Read More