Egoist okur

GÜLTEN AKIN: “Bir bile değildim, hiç oldum”

Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan Gülten Akın 1950’lerden bu yana şiir yazıyor. Üstelik üretkenliği son hızla devam ediyor. En son geçtiğimiz aylarda çıkardığı Beni Sorarsan kitabıyla okuyucusunu bir kez daha taçlandıran Gülten Akın’ın ilk dönem şiirleri kısmen İkinci Yeni izleri taşısa da, şair 70’lerden itibaren toplumsal duyarlığa sahip şiirler kaleme alır. Şiirine bugün […]

Read More

Ahmet Erhan için: “Çiçekçi Bana Bir Gül Ver…”

Kırmızı Kedi Yayınları Ahmet Erhan’ın bütün şiirlerini toplu olarak yayınladı: “Burada Gömülüdür Cilt I ve II”… Keşke sağ olsaydı, keşke kitabını hep birlikte okusaydık… (2015 Nisan edit’i) İki ciltlik kitabı satın almak için bu adrese bakabilirsiniz.  “Tanrı zile basıyor. Kapıyı açıyorum. Tanrı’nın üzerinde oduncu gömleği, bir kolu boşlukta sallanıyor -gelmeden birkaç gün önce düşüp kolunu kırmış- […]

Read More

Nazım Hikmet’in patronu, yoldaşı, hatta belki kalem arkadaşı İhsan Koza’yı hatırlıyoruz…

İhsan Koza kitap kapaklarında, film afişlerinde rastlanan bir takma isim. Ama büyük ihtimalle tek bir kişi, tek bir yazar değil, biraz daha fazlası… Üstelik Nazım Hikmet’in de dahil olduğu çok hoş hikâyeleri var. İhsan Koza’yı hatırlıyoruz. Başar Başarır, Egoist Okur için hazırladı… Nazım Hikmet’in patronu, yoldaşı, hatta belki kalem arkadaşı İhsan Koza’yı hatırlıyoruz… İhsan Koza, […]

Read More

Film durmaz, film kopmaz. Gidemezsin, kaçamazsın!

Yitirilen onca zamana hürmet etmek de neyin nesi? Ki zaman değil miydi bu filmin her sahnesini ince ince işleyip yaratan? Daha fazla düşünmek istemiyorum. Gitmek sadece gitmek ve o filmin canımı yakan her karesinden çıkmak istiyorum. O kız çocuğu gibi bağırmak, bağırmak, bağırmak… Burcu Yıldızer Çaresizliğimi beslemeyi saymazsak yapacak hiçbir şeyim yok. Günlerdir derin bir […]

Read More

TERS YÖN: Ece Dorsay da Egoist Okur’da

Ece Dorsay… Müzisyen. Şair. Kırmızı Karanlık ve Kum Saati diye iki albümü, Mor Rüya adlı bir şiir kitabı var. Söylediği şarkıların sözleri de müzikleri de kendisine ait. Jeff Buckley, Leonard Cohen, Morrissey, Janis Joplin gibi şair müzisyenlerden, deli ruhlardan etkileniyor en çok. Hiperaktif bir zihin, duyarlı bir kalp… Melankoliye eğilimli gibi ama bugünlerde kim yeterince […]

Read More

Hiç tanımadığınız bir erkek size kitap gönderirse…

“Bugünü ancak böyle kurtarabilirdin Tanrı’m, dedim. “Hiç tanımadığım bir adamın, kilometrelerce öteden baskısı olmayan kitaplar göndermesiyle…” “O zaman bu gece bu kitaplar için kahve yapalım. Bu kitaplar için Karaindrou dinleyelim. Bir deniz kıyısında, hep kurduğunuz bir hayalin gerçekleşmesi dileğiyle şimdilik sizi bırakıyorum. Ben peyderpey ve ilk sahibinin gönlünün istediği gibi sırayla kitaplarımı okuyayım. Hayatınızdan kitap, inanç, […]

Read More

Soru işaretleri, belirsizlikler, karışıklıklar… Hepsi Güzide Sabri’ye çok yakışıyordu!

Başar Başarır’ı tanıyorsunuz, Egoist Okur’un en sevdiği yazarlardan biri… Ama yeni öğrendiğim bir özelliği daha var: O bir koleksiyoncu. Eski şeylerin kıymetini bilen; eski fotoğrafları, kitapları, dergileri, daha doğrusu eski diye bir kenara itilen ama yitip gitmelerine gönlünün razı olmadığı her şeyi toplayan biri. Sırf bu yüzden Facebook sayfasının müptelasıyım. Ama orada gördüklerimi, okuduklarımı anlatmayacağım, […]

Read More

Atlantis, yeryüzü felaketleri ve arkeoastronominin sırları

Mümtaz’ın İhsan için “O, sevdikleri için yolları kısaltmayı bilirdi” demesi gibi bazı kitaplar da yolları kısaltmayı bilir. Arkeoastronomi, Felaket Arkeolojisi, Kamusal Arkeoloji, Arkeogenetik, Bilişsel Arkeoloji yahut Deneysel Arkeoloji … Arkeoloji-Anahtar Kavramlar kitabı, gerçeğin peşinde koşan ve iğneyle kuyu kazarak ortaya çıkanlarla insanı anlamaya çalışan arkeoloji bilimini ve birlikte çalıştığı alanları öğrenmemizi sağlıyor. Arzu Akgün Bugün […]

Read More

PROUST & JIM CARREY: “Beni hafızandan siler miydin?”

“İşte hafızanın işleyişi böyledir: İzler birbirlerini etkiler, dönüştürür ve hatta bazen bambaşka hallere bile sokarlar. Bu yüzden de, geçmişi olduğu haliyle hatırlamak imkansızdır. Yaşananlar, geçmişi değiştirmiştir. En basit örnek: Ayrılmışsınızdır ve bugünden tüm hikâyeyi yeniden gözden geçiriyorsunuzdur. ‘Şimdi anlıyorum, çok mutsuzmuşuz aslında’ dersiniz. Şimdi çektiğiniz acı, tüm geçmişi acıyla yeniden yorumlamıştır. Şimdi çektiğiniz acı, geçmişin […]

Read More

Hayatımın bütün erkekleri…

“Kimi sevsem gelsin bir süre bende kalsın istiyorum. Hem hava soğuk, çayımızı demler, ayaklarımızı uzatırız. Bazen birkaç çeşit meze yaparım, rakı içeriz. Mezelerin üstüne baharatlarla kalp yaparım. Soslarla adının baş harfini çizerim. Öyle mum falan sevmiyorum, anaç romantizm benimki.” “Sonra tanışır tanışmaz “İyi bana gel o zaman” dememi de garip bulmasın. Bütün kutsal yerler gibi […]

Read More

Peyami Safa ve bir tereddüdün sanatı: ROMAN

“Bilim kesinliğin peşine büyük bir tutkuyla düşmüş olabilir ama sanatın böyle bir iddiası ve gündemi olduğunu söyleyemeyiz. Hatta kesinsizliklerin sivrileştiği, bir bıçak gibi keskinleştiği yerde boy verir çoğu büyük sanat yapıtı. Elbette roman için de geçerlidir bu. Hatta roman mükemmellikten oldukça uzak ve sadece içerik olarak değil, biçim olarak da ele avuca sığmaz yapısıyla dünyanın […]

Read More

Defterin ortasındaki boşluk…

Pazar günü seni düşündüm. Uzun uzun. Öyle şiddetli baş ağrılarım da yoktu. Her şey olağan bir düzende, bildiğin şekildeydi. Ya da az da olsa iyi hissettiğimi bilmenin seni rahatlatacağını düşündüğüm için böyle yazmak daha iyi olacaktı. Sanki hiç gitmemişsin gibi karşımda oturmuş son konuşmanı yapıyordun. Artık görüşemeyecek olsak bile hep yanımda olacağını söylediğin zırvalıkları tekrar […]

Read More

Hem tatil yeri hem okul hem de hapishane… Proustvâri!

“Şimdiki zamanda önümüze çıkan engellerin hiçbiri dünde yok sanırdım. Maun masalar çağını kutsuyor, uzun ve güzel romanları ancak ve ancak bir yüzyıl öncede hayal edebiliyor, daha belirli bir örnekle hayal etmeyi sürdürecek olursam da, yatağının içinde yazan Proust’u aklıma getiriyordum. Hatta yüzsüzce, romanının yaratıcı koşullarından biri olarak, yazarın o çağın insanı olmasını sayıyordum. Zaten nereden […]

Read More

EGOİST OKUR: “Kitaplar ve başka güzel ihtimaller…”

Bu yazı, “kabına sığamayan fırtınalı bir ruh” diye tarif edebileceğim ve bu açıdan yıllar önceki kendime pek benzettiğim bi’tanecik Arzu Akgün’den hem bana hem Egoist Okur’a tarifsiz bir yaş günü hediyesi. Okuyunca gözyaşlarımı tutamadım ama uzun süredir olmadığı kadar da mutlu hissettim kendimi. Ve hemen Arzu’nun egoist Okur’daki köşesi “Rüya Görme Sanatı’na aldım. Siz de […]

Read More

Günlük ölümlerden kurtulma yolları: Yaşamak sevişmektir!

“Dişi narla erkek incir. İncirin dişiyle ilişkili resmi söylencesi, erkekliğe ilişkin gizli edebiyatı. Akdeniz’in her yanına dağılmış, ayıplı bir sözcük olmaya varmış. Erzurumlu manav bile, benim “incir” diye sormam karşısında, bastıra bastıra “yemiş”in fiyatını söylediydi… İyidir öyle oluşu. Her serüven düşü, incirin altında başlar, incirin altında biter. Deniz, incir, güneş, kumsal, yaşamak istediğimiz, yaşayalım yaşamayalım […]

Read More