Egoist okur

Ahmet Erhan için: “Çiçekçi Bana Bir Gül Ver…”

Kırmızı Kedi Yayınları Ahmet Erhan’ın bütün şiirlerini toplu olarak yayınladı: “Burada Gömülüdür Cilt I ve II”… Keşke sağ olsaydı, keşke kitabını hep birlikte okusaydık… (2015 Nisan edit’i) İki ciltlik kitabı satın almak için bu adrese bakabilirsiniz.  “Tanrı zile basıyor. Kapıyı açıyorum. Tanrı’nın üzerinde oduncu gömleği, bir kolu boşlukta sallanıyor -gelmeden birkaç gün önce düşüp kolunu kırmış- […]

Read More

Nazım Hikmet’in patronu, yoldaşı, hatta belki kalem arkadaşı İhsan Koza’yı hatırlıyoruz…

İhsan Koza kitap kapaklarında, film afişlerinde rastlanan bir takma isim. Ama büyük ihtimalle tek bir kişi, tek bir yazar değil, biraz daha fazlası… Üstelik Nazım Hikmet’in de dahil olduğu çok hoş hikâyeleri var. İhsan Koza’yı hatırlıyoruz. Başar Başarır, Egoist Okur için hazırladı… Nazım Hikmet’in patronu, yoldaşı, hatta belki kalem arkadaşı İhsan Koza’yı hatırlıyoruz… İhsan Koza, […]

Read More

USTAM VE BEN: Yakılan tüm kitaplar adına bir ağıt

“Müneccimbaşı Takiyeddin’le ilgili olan hikaye ve Rasathane’nin yapılışı ve yıkılışı tek kelimeyle kalbimden yaraladı beni. Yaşamasına izin verilseydi Rasathane kuşkusuz Osmanlı’ya da, bu topraklarda yaşamış, yaşayacak birçok insana da bambaşka bir hayat perspektifi verecekti. Kitapta onun yapımı ve yıkımı çok güzel anlatılmış… İçimize işliyor bir ümidin, bir medeniyet hayalinin, bir ufkun cehalet ve kıskançlık yüzünden […]

Read More

TERS YÖN: Ece Dorsay da Egoist Okur’da

Ece Dorsay… Müzisyen. Şair. Kırmızı Karanlık ve Kum Saati diye iki albümü, Mor Rüya adlı bir şiir kitabı var. Söylediği şarkıların sözleri de müzikleri de kendisine ait. Jeff Buckley, Leonard Cohen, Morrissey, Janis Joplin gibi şair müzisyenlerden, deli ruhlardan etkileniyor en çok. Hiperaktif bir zihin, duyarlı bir kalp… Melankoliye eğilimli gibi ama bugünlerde kim yeterince […]

Read More

Soru işaretleri, belirsizlikler, karışıklıklar… Hepsi Güzide Sabri’ye çok yakışıyordu!

Başar Başarır’ı tanıyorsunuz, Egoist Okur’un en sevdiği yazarlardan biri… Ama yeni öğrendiğim bir özelliği daha var: O bir koleksiyoncu. Eski şeylerin kıymetini bilen; eski fotoğrafları, kitapları, dergileri, daha doğrusu eski diye bir kenara itilen ama yitip gitmelerine gönlünün razı olmadığı her şeyi toplayan biri. Sırf bu yüzden Facebook sayfasının müptelasıyım. Ama orada gördüklerimi, okuduklarımı anlatmayacağım, […]

Read More

PROUST & JIM CARREY: “Beni hafızandan siler miydin?”

“İşte hafızanın işleyişi böyledir: İzler birbirlerini etkiler, dönüştürür ve hatta bazen bambaşka hallere bile sokarlar. Bu yüzden de, geçmişi olduğu haliyle hatırlamak imkansızdır. Yaşananlar, geçmişi değiştirmiştir. En basit örnek: Ayrılmışsınızdır ve bugünden tüm hikâyeyi yeniden gözden geçiriyorsunuzdur. ‘Şimdi anlıyorum, çok mutsuzmuşuz aslında’ dersiniz. Şimdi çektiğiniz acı, tüm geçmişi acıyla yeniden yorumlamıştır. Şimdi çektiğiniz acı, geçmişin […]

Read More

İnsanlığın en eski muamması: 30.000 yıllık macera

İnsanoğlunun sanatla ilişkisi, kazıma yoluyla ya da doğal boyaları kullanarak kendisini ifade etmesi onları keşfedenleri hep merâka düşürmüştür. Dağların tepelerinde, vâdilerin en uç noktalarında, mağaraların derinliklerinde karşımıza çıkan bu resimler hangi amaçla yapılmışlardı? Binyıllar öncesinden bize ses veren bu resimler acaba bir medet ummayı mı ifade ediyordu? Bu ve benzeri sorular geçtiğimiz yüzyıldaki mağara sanatı […]

Read More

Miro Sergisi ve hukukçu gözüyle sanatta sahtecilik

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ev sahipliğinde Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki Miro Sergisi sanat dünyamızın en güzel hadiselerindendi. Gitme fırsatı bulamadığım için kendime kızıyordum. Fakat iyi ki gitmemişim… Şimdi sergilenen eserler sahte çıktığı için başkalarına kızıyorum. Daha fazlasına da aklım ermiyor zaten. Koca üniversite ve bir sürü saygıdeğer sponsor nasıl düştü bu tuzağa […]

Read More

Defter, çalışma masası, Hellboy ve diğer mühim şeyler…

“Roman yazarken, daha doğrusu herhangi bir şey yazarken, defterlerle çarpık bir ilişkim var. Elimde kalem, önümde boş bir sayfa olunca kafam daha iyi çalışıyor, o yüzden defter tutmayı seviyorum. Ayrıca fiziksel olarak defterleri ve kalemleri seviyorum, yazı yazma sevgisini onlardan ayrı tutmam imkansız.” “Buraya kadar gayet normal. Normal olmayan tarafı defterlerimi okumaktan karabasanlardan kaçar gibi […]

Read More

Mahir Ünsal Eriş: “Edebiyat ferahlatır belki, iyileştirmez”

“Kendimizi sevdirene, beğendirene kadar erkek tavus kuşunun kuyruğunu açması gibi tüm renklerimizi, desenlerimizi, güzelliklerimizi sergiliyoruz. Ama bir araya geldiğimizde, biraz da sevginin insanı doğasına döndüren bir şey olmasından herhalde, evdeki pijamalı ilkelliğimize dönüşmeye başlıyoruz. Çünkü zaten bizi o pasaklılığımızla da sevebilen insanlarla olalım istiyoruz. Onca süslenmemiz, onca donanmamız aldatıcı bir cilve. İşin tabiatı. Edebiyatın ilaç […]

Read More

Aile Çay Bahçesi: Kutsal aileler, deli kadınlar…

“Yekta Kopan’ın bu romanda da dilin imkânlarını zorladığını, anlatacaklarını bazen doğrudan değil de semboller (yılan, akrep, salyangoz, gergedan) aracılığıyla anlattığını görüyoruz. ‘Çıkan Kısmın Özet’ başlıklı birkaç bölüm var. Yazar önceki bölümlerde anlattıklarını farklı bir tarzda yeniden sunuyor okuruna. Müzeyyen’in kırmızı bir salyangozla konuştuğu bölümse çok etkileyici. Okuyanlar hatırlayacaktır Kediler Güzel Uyanır kitabında da Salyangoz isimli […]

Read More

Venüs der ki: Kızlar istediklerini okuyabilmeli!

“Yekta Kopan ve Şebnem İşigüzel, yakın tarihlerde yayımlanmış kitaplarıyla bize aileyi ve kadının değişmeyen yazgısını anlatıyorlar. Birbirlerinden çok farklı tarzda yazsalar da kadının kaç çocuk yapması gerektiğinin, dekolte giyip giyemeyeceğinin sıkça tartışıldığı şu günlerde bu tartışmalardan bunalmış olanlara kadının özgürlüğünü savunan görüşleriyle en edebi cevabı veriyorlar aslında. Kızlar istediklerini okumalılar bir de. Öyle değil mi?” […]

Read More

Çiğdem Erken’in yeni albümü Kontrol Kulesi’nde

“Yeni albümünde bambaşka bir müzik sunuyor Çiğdem Erken bize. Çok hızlı dinlenerek tüketilecek, bir kenarda unutulacak melodiler içeren bir çalışma değil bu. Yıllarca dinlenecek uzun soluklu, başucu şarkıları söylüyor Erken. Üstelik bize zaman ve mekan algısını da hissettirerek. Cihangir’i, sokakları, barları, kafeleri, geceyi ve gündüzü…” Albüme adını veren şarkıya gelince… “Bir yanıyla İstanbul’u dişileştiren de […]

Read More

Ahmet Hamdi Tanpınar olarak Sezen Aksu

Olur mu yahu diyecekseniz, hemen anlatayım… Hatırlarsanız, Sezen Aksu’yu şefkat timsali Nubar Terziyan’a benzettiğim yazıyı yayınlamıştım. Yönetmen Fatih Akın’ın Aksu’yu “Baba/The Godfather” filminin Don Corleone’sine benzetmesiyle birlikte… O yazıda “Sizin Sezen Aksu’nuz kime benziyor” diye de sormuştum. Açıkçası hayatta hiçbir yazıdan ötürü bu kadar çok e-mail, mesaj ve telefon almadım. Bazıları Sezen Aksu’ya sevgisinden, bazıları kızgınlığından yazmıştı. Bazılarıysa […]

Read More

Beyefendi’ler!

“Karanlık bir yatak odası var bu kadının. Duvarları aynalarla ve dizelerle kaplı. Bütün hesapları burada görecek sizinle. Rahatlatın kelimelerinizi. Lütfen sormayın neden karanlık diye. ‘Kelimelerimiz bizim’ diyor usulca. Bizim olan her şeyin değişmesi gibi. Yeni bir söz söylüyor. Modern bir dengbej gibi çöküyor erkekliğinizin başköşesine. Aşık olduğu tüm erkeklerle ilgili bir hikâye anlatıyor. Kışkırtıcı bir […]

Read More