Egoist okur

Aslı Erdoğan: “Ben delirmeyim de kim delirsin şimdi?”

Eleştirmen Ahmet Ergenç’in Aslı Erdoğan’la ilgili makalesi önce İzafi Dergisi’nde yayınlandı, sonra da geçen hafta Egoist Okur’da… Açıkçası yayınlarken tereddüt etmedim. Birincisi Ahmet’in eleştirilerine katılıyordum, ikincisi ve daha önemlisi epey bir süredir buralarda edebiyat eleştirisine duyduğumuz ihtiyaçtan bahsedip duruyordum… İşeyen Atmaca adlı romanıyla tanıdığımız Göktuğ Canbaba’dan aşağıda okuyacağınız röportaj geldiğinde de yayınlamakta tereddüt etmedim. Aslı Erdoğan’ın […]

Read More

Şavkar Altınel: Bizi kurtaracak kitap hangisi?

Şair, yazar ve çevirmen Şavkar Altınel de benim gibi iflah olmaz kitap bağımlıları için yazdı bu yazıyı: “Bizi kurtaracak kitap tam da bir sahaf rafında duran, kabı yırtılmış, kimin tarafından yazıldığı, hangi türde olduğu ve ne söylediği hakkında hiçbir fikrimizin bulunmadığı o kitap olabilir, ama hangimiz böyle bir kitabı açıp okumaya başlayabilecek kadar cesur, bağımsız, özgürüz?” […]

Read More

Prag’lı Kafka, Dublin’li Joyce ve Rio’lu Aslı Erdoğan

“Kırmızı Pelerinli Kent’in sunduğu Rio anlatısı da işte bu sinsi ve tehlikeli mekanizmadan müstarip. Rio’nun ve kendi ‘benlik’ sorgusunun hikayesini anlatan Özgür’ün bakışı, Rio’yu ve orada yaşayanları hep aynı temsil şemasına sıkıştırıyor. Tehlikeli, cazip, anlaşılmaz, romantik, karmaşık vesaire. Bu hazır sıfatlarla hareket eden Özgür, geride bıraktığı İstanbul’u ve diğer Avrupa şehirlerini “birinci dünya,” Brezilya’yı ise […]

Read More

Bahadır Baruter: “Ben bu kolaycı ve bağımlı ülkeye sitemliyim!”

Ressam, karikatürist, yayıncı ve dert ortağı Bahadır Baruter’den bu yazıyı ben istedim. Bir nedeni yoktu, o gün gazetelere biraz fazla bakmış, televizyonla içimi çokça bulandırmıştım. Anlayacağınız, ruh halim şüpheciliğin üst sınırlarında geziniyordu ve muhtemelen kendime bir suç ortağı arıyordum. Bahadır da beni kırmayarak yazdı. Böylece “en sevdiğim ressam” nihayet Egoist Okur’da yerini aldı. Epeyce sitemkâr […]

Read More

Barış Bıçakçı’nın için için kaynayan minimalizmi

“Barış Bıçakçı’nın üslubuna ‘minimalizm’ deyip geçmek işin kolay kısmı. Usul usul yazıyor, berrak akan su gibi yazıyor, demek de yeterli değil. Dille başka türlü uğraşan, dilin çemberinden geçmiş bir yazar kendisi. Münzeviliği ve hikaye anlatma biçimi bakımından kıyaslandığı Salinger’de görülen o soğuk minimalizmi aşan bir şey var onda. Holden’ın hikayesi duvar gibi bir basitlikten ibarettir […]

Read More

SOKAK SANATI: Boya + çizgi + ruh + hayat

Sokak sanatına duyulan ilginin artmasıyla birlikte Londra’nın doğu bölgelerinde Street Art London adı verilen yürüyüş turları düzenlenmeye başlamış. Sokak sanatçılarının rehberlik ettiği bu turların süresi 2-4 saat sürüyor. Elbette bu sokakları tek başınıza gezmeniz de mümkün ama bütün o graffitiler ve sanatçılar hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenler için turlara katılmak daha keyifli. Sibel Yılmaz gezdi, […]

Read More

Sinan Sülün, Barış Bıçakçı’yı yazdı

“Hiç tanışmadım. Uzaktan da olsa görmedim. Fakat nedense bir balıkçıya benzetirim kendisini. Her sabah erkenden deniz kenarına indiğini, suyun içinde parlayan an’ları edebiyatın oltasıyla yakaladığını düşünürüm. Biz okurlar da kovanın yanındaki küçük çocuklar gibi yakaladığı an’lara hayranlıkla bakar, dokunur ve severiz. Akşamüstü ağır ağır yokuş yukarı evine doğru çıkarken, sakat olduğu için bütün gün pencere […]

Read More

Tezer Özlü: Kimseyle yaşlanamam, kendimle bile…

Hatice Meryem’in Tezer Özlü yazısı epey konuşulmuştu. O yazıda Meryem’in Özlü’yü “Canlı, dişi, toynaklı bir yazar” diye tarif etmesine kızanlar çok oldu. Yazı ilgi görsün diye bu başlığı onun değil benim attığımı falan söyleyenler de çıktı. Keşke biraz daha dikkatli okusa, üzerinde düşünselerdi.  O yazının üzerinden haftalar geçti. Şimdi sırada Tezer Özlü’nün ruhundaki yabanıllığı ortaya […]

Read More

Tezer Özlü: Canlı, dişi, toynaklı bir yazar

Edebiyatın en önemli isimlerinden biri Tezer Özlü; tutkulu okurları olarak hepimizin hayatında, edebiyat macerasında büyük bir etkisi, önemli bir yeri var.  Özlü üzerine bugüne dek çok şey yazıldı, söylendi. Lakin okuduğumuz, sevdiğimiz, hayranı olduğumuz Tezer Özlü’yle onun hakkında yazanların söyledikleri arasında bir uyumsuzluk varmış gibi gelmedi mi size hiç? Bunu ilk dile getiren kişi, kendisi […]

Read More

Hulki Aktunç’un öykülerinde dolaşan kediler

Cumhuriyet Kitap, Varlık ve Özgür Edebiyat dergilerindeki sayfaların yanı sıra Bıçkın ve Orta Halli, Nişantaşı Suare, Her Cumartesi Rüya adlı romanların yazarı İbrahim Yıldırım, 30 yıllık arkadaşı ve her yazdığını okuduğu yazarı Hulki Aktunç’la ilgili bu yazıyı bana göndereli epey oldu aslında. Ama çeşitli sebeplerden yayınlamakta geciktim. 29 Haziran’a yetişseydi şahane olacaktı, olmadı. (Sır Kâtibi, Islıkla Tarihçe, İnsan […]

Read More

Çok tatlıdır bizim dilimiz, beyefendi!

Küçücük bir kitap Beyefendi ama Kontrol Kulesi’nin bekçisi Deniz Durukan’ın da bu yazıda belirttiği gibi önemli ve kıymetli bir kitap. O yüzden ikinci kez konuk oluyor Egoist Okur’a… Hatice Meryem erkekleri ve kadınları, onların ezeli beraberliklerini ve çatışmalarını bu çok tekinsiz ama büyüleyici metin aracılığıyla yorumlarken cinsiyetçi zihniyeti ve yaklaşımları da acı bir ironiyle eleştiriyor. […]

Read More

Vivet Kanetti’den Zeki Müren ve deliliğimizin zenginliği

Geçen hafta arkadaşım Deniz Durukan, Hatice Meryem’in Beyefendisi’ne dair bir yazı gönderdi. Yazıda Arkadaş Z. Özger’in bir şiirinden bahsediyordu. “Güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum/ Düşüvericek ellerinizden ve/ Bir gün elbette/ Zeki Müren’i seveceksiniz. (Zeki Müren’i seviniz)” diye bitiyordu şiir. Okuyunca Vivet Kanetti’nin mücevher değerindeki Deli Ruh kitabındaki bu yazıya koştum. (Bir ara o kitaptan ayrıca […]

Read More

Bizi mutsuz eden şu büyük sözler ve Ulysses

“Ulysses başka. Ulysses yorulmuyor. Çok kullanılan şeylerin zaman içinde üreyen yavanlığına karşı baştan izole edilmiş. Çok sevilen şeylerin zaman içinde sahteleşmesine karşı baştan terbiye edilmiş. Somutlaşmış bir sadakat, Ulysses, benim için. Gücün, esinin, neşenin kaybedildiği zaman aranacağı tek yer. Ve bulunacağı tek yer. Bilirim, o an içimde olmayan ve ihtiyacını duyduğum şey, ruhsal birşey, mutlaka […]

Read More

Ölüme Karşı Hayat!

Dün 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’ı konuştuk. Onun ölümünü görmezden gelen, yok sayan, unutturmaya çalışanlara kızdık ve acılarına, hatıralarına sahip çıkan bir toplum olmayı her zamankinden daha çok arzu ettik. Biz onu hatırlamaya devam ettikçe Ali İhsan’ın ölümsüz olacağını hissettik, yüreğimiz acıyla kavrularak… Sorular sorduk arka arkaya: Bir cümle, tek bir cümle olsun edilemez miydi […]

Read More

Ortak bir şeyleri olmayanların ortaklığıdır Gezi!

“Çünkü Gezi, yaramaz çocukların imza attığı büyük ve kolektif bir sanat eseridir. Gezi’nin esas oğlanları ve kızları şarkılarıyla, mizahlarıyla, yaratıcı becerileri ve güçlü bedenleriyle sökün etmiş sanatçılardır bir bakıma. Çünkü çok büyük bir işe, hayatı sorgulamaya ve onu değiştirmeye soyunmuşlardır. Tüm farklılıklarına rağmen el ele tutuşmuş sanatçılardır onlar ve bizi birbirimize yaklaştırmışlardır her yeni doğan günde.” […]

Read More