Egoist okur

Gezi’deki gençler benim kahramanlarım!

“Her gün biraz daha akıllı bir adam oluyorum sayenizde. Zihnimi açıyor, hayata bambaşka bakmamı sağlıyor, düşlediğim ama inanamadığım bir dünyanın mümkün olduğunu gösteriyorsunuz. Tam karamsarlıktan emekliye ayrılmak üzereyken birçokları gibi, bir kan nakliyle kendime geliyor, muazzam inancınızdan ve eşsiz kahkahalarınızdan öğreniyorum bu yeni hayatı. Bize yutturulmuş olanların tek seçeneğimiz olmadığını anlıyorum. Bir perde kapanıyor, başka […]

Read More

Ayfer Tunç’tan mektup

Gezi Parkı Direnişi 13. günündeyiz. Egoist Okur’da günlerdir eylemle ilgili izlenimler yayınlıyorum. Küçük notlar, fotoğraflar, sloganlar, videolar… Ama bugün susacağım ve çağdaş edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri olan Ayfer Tunç’tan gelen, daha doğrusu onun okuruna yazdığı heyecanlı ama kaygılı mektubu yayınlayacağım. Yorum yapmadan ve söylediklerinin her kelimesine katılarak… 8 Haziran 2013 Değerli okurum, Öncelikle kardeşçe […]

Read More

Gülşah Elikbank yazdı: Tekinsiz Şirinler

Derler ki herkesin Şirinler olarak bildiği çizgi alem, aslında bir komünist ütopyadan başka bir şey değildir. Orijinal adı olan Smurf’un açılımı bile bunu gösterir: Small Men Under Red Flag, yani “kızıl bayrak altında yaşayan küçük adamlar”… Şirin Baba’nın kırmızı şapkasına ve Karl Marx’ınkiyle yarışacak gürlükteki ak sakalına ne demeli? Ayrıca orada Şirine’den ötürü feminizme ve […]

Read More

Hepimizi yaran dil uysal, efendi olabilir mi?

“Dev gökdelenler ya da cam plazalar değil; camdan mezbahalar… İroni değil, dokundurma, anıştırma, ima etme değil. Metafor hiç değil. Daha çok nesnelere, eşyalara ve şeylerin ruhuna sinmiş bezginliğe karşı, aslında gayet iyimser bir nihilizmle beslenen gizli bir mizah. Ama nasıl bir mizah İzzet Yasar’ınki? Kahkahalar mı atacağız Camdan Mezbahalar’ı okurken? ‘Hesaplanmış şakalara gülmesi garanti’ okuyucu […]

Read More

AHMET BÜKE: Baba, Oğul, Asker

Ahmet Büke hem gülümsetiyor okuru, hem yüreğini dağlıyor mutlaka… Tatlı, kederli, şiirli, ruhlu, ne bileyim işte güzel yazıyor, değişik yazıyor. “Baba, Oğul, Asker” adlı bu öyküyü de Egoist Okur için yazdı… Baba, Oğul, Asker Davul çalıyor, def vuruyor. Gürültünün, ağlamanın, küfrün bini bir para. Sonra ışıkları yakıp söndürüyor. Tepiniyor. Annesini çağırıyor mırıldanarak. Ama bizi de […]

Read More

Zeynep Heyzen Ateş yazdı: Bir yazarın büyük sorusu

“Keşke hep yazsa da okusam” dediğim editör, çevirmen, yazar, yayıncı Zeynep Heyzen Ateş, devletine sözle değil eylemle isyan edebilen bir yazarı anlattı. Yazarın adı: Mikhail Shishkin. Çağdaş Rus edebiyatının önde gelen temsilcilerinden. Onu bu yazının konusu yapan şeyse, New York Book Expo’ya gitmeyi reddetmesi. Gerekçesini şöyle anlatıyor: “Ülkemde yaşananlar yüzünden, Rusya vatandaşı olmaktan artık utanıyorum. […]

Read More

Hayalin Derinlikleri: A’mâk-ı Hayâl

“İnsanın biricik bilgisi, bir şey bilmediğini itiraf ve kabul etmesidir” diyor Şehbenderzâde Filibeli Ahmet Hilmi A’mâk-ı Hayâl’de. Bugünlerde bir sinema uyarlamasının yolda olduğundan bahsedilen A’mâk-ı Hayâl başka kitaba benzemeyen masalsı bir kitap. Cemil Meriç’e göre “edebiyatımızın ilk felsefî romanı”. Bana göre mutluluğun nasıl ve nerelerde bulunabileceği üzerine kafa yoran bir kişisel gelişim başyapıtı. İncecik ama sihirli […]

Read More

AHMET BÜKE: Dünyanın En Güzel Dedesi

Bir hayal kurmasını, yaşamak istediği yeri seçmesini istedim Ahmet Büke’den… “Benim bildiğim tek şey öykü yazmak” dedi ve hayalini bir öykü aracılığıyla anlattı. Okurken, Ahmet’le dedesinin gemiden kütüphaneleriyle dünyayı köy köy dolaşıp yaşlılardan dinledikleri masalları kaydedişlerini ben de hayal ettim. Sonra bir çeşit huzur doldu içime: Bir kütüphane geminiz varsa eğer, işler kötü gittiğinde karaya […]

Read More

Her hayat bir hikaye arayışındadır…

“Bana en çok huzur veren sözcüklerin ‘bir varmış, bir yokmuş’ olduğunu daha küçücük bir kızken fark etmiştim. Büyümek bu durumu değiştirmedi. Bugün hala birileri bir hikaye anlattığı zaman heyecanla dinliyorum. Hikayelerin birbirlerine nasıl dokunduğunu, nasıl içiçe geçtiğini veya nasıl değiştiğini izliyorum merakla… ve hikayelerin şu hayatta bize ekmek ve su kadar gerekli olduğuna giderek daha […]

Read More

Şibumi: Huzurlarınızda Nicolai Hel

Trevanian’ın Şibumi’sini okuyup âşık olalı 20 yıl’ı geçti. Bu kitap hakkında daha önce çeşitli yerlerde defalarca yazdım. Trevanian’a ulaşmak için de bir ara, 90’ların başında epey bir uğraşmıştım da. İnsanın gerçek kimliğini bile bilmediği bir yazara ulaşması zor tabii, haliyle başaramadım. derken ani bir kararla bütün Trevanian kitaplarını önüme alıp, yazarına dair bir ipucu bulabilir miyim […]

Read More

Tolstoy, Nabokov çevirirse…

Vladimir Nabokov 1977’de The Original of Laura adlı romanını bitiremeden ölmüş, söylenen o ki son nefesinde de oğlundan Laura’yı yakmasını istemişti. Çevirmen oğlu Dmitri Nabokov taslakları yakamadı ama 30 küsur sene yayınlamadı da. Fakat tüm dünyadaki Nabokov hayranları onu biricik yazarlarının yazınsal yok edicisi olmakla suçlamaya başlayınca nihayet pes etti. Hatta konuk olduğu bir televizyon […]

Read More

Kadınlar evlerinden çıktı bir kere…

“Oysa erkek yahut kadın tek insandır ve birinin baskısı ikisini de köle yapar. Bu gün üçüncü sayfalarda okuduğumuz kadına yönelik şiddetin üç beş yılda oluşması elbette mümkün değil. Bu sistematik bir şekilde uzun yıllara, yüz yıllara, bin yıllara dağılarak bugünkü şeklini aldı.” Hayal dergisinin “Erkeğin Darası Kadın” başlıklı dosyasında yer alan bir başka yazı. Yazarı […]

Read More

Yanardağın Altında: Malcolm Lowry’den yıkıcı bir roman

Egoist Okur’a daha önce de konuk olan Pınar Sönmez’in öyküleri ve incelemeleri, Sözcükler, Kitap-lık, Notos, Sıcak Nal, Cumhuriyet Kitap ve Virgül’de yayımlandı. Öykülerinde Tezer Özlü, Tomris Uyar, Leyla Erbil, Sevgi Soysal ve Sevim Burak’tan epigraflar kullanıyor Pınar. Bu yazarları seçmesi gayet bilinçli. Hem kadın öykücülere bir selam gönderiyor, hem de onların edebiyatını öncüsü kabul ettiğini ilan […]

Read More

Hakan Bıçakcı: Morrissey vokalinde bir yaz akşamı…

“Konserde son olarak ‘Let Me Kiss You’yu çalan Morrissey, şarkının sonunda ‘kalbim sana açık’ sözleri eşliğinde gömleğini çıkarıp attı. Bu şarkıyı dinlerken Morrissey’in ‘gözlerini kapat ve (benim yerime) hayran olacağın birini düşün’ dediği yerde bir an gözlerimi kapatıp Morrissey’in sesinden daha güzel herhangi bir şey düşünmeye çalıştım; beceremedim.” Dün akşam Morrissey ikinci ve belki de […]

Read More

“Şiddetin meşru haline bakıp ağlayamam…”

Bu yazı şair Filiz Zibek’ten. Başlık, Mor ve Ötesi topluluğunun Büyük Düşler adlı albümünden bir şarkının, Şirket’in bir dizesi… “madem böldüm uykumu/ burada kalalım/ burası darıldığım ev, açmadığım kapı/ bakmadığım ayna/ kadınların ağlayarak yaptıkları nehir/ burası, kusur/ ihmal ve yenilgi. Çoğu kişinin ‘şiddet’ kavramı üzerinde hemfikir bile olmadığı bir toplumda, böylesine derin ve kapsamlı bir konuda yapılacak tespit, eleştiri ya da önerilerin […]

Read More