Egoist okur

21. yüzyılın ilk önemli sanatsal hamlesi: İSTEME SANATI

Yapımcıların manasız isteklerine uymak yerine dinleyicilerini yapımcısı haline getirmeye karar veren şarkıcı Amanda Palmer hayranlarından 100 bin dolar istedi, kısa bir sürede tam 1 milyon 200 bin dolar geldi. Kimilerinin 21. yüzyılın ilk önemli sanatsal girişimcisi saydığı, kimilerininse ikiyüzlülükle suçladığı Palmer sonradan bu macerayı kitaplaştırdı. “The Art of Asking” (İsteme Sanatı) almanın ve vermenin önemine […]

Read More

“Ulysses”i okumadım ve bundan utanmıyorum!

Belki de okumadıklarımızdan değil, bazı okuduklarımızdan utanmamız gerekiyordur, kim bilir… Pierre Bayard’ın “Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz” başlıklı eserinin aklıma getirdikleri üzerine… Yazıda birkaç itiraf da var. Gülenay Börekçi “Ulysses”i okumadım ve bundan utanmıyorum! Parisli Fransız edebiyatı profesörü Pierre Bayard’ın “Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz” başlıklı eseri, görür görmez kaptığım kitaplardan oldu. Joyce’un “Ulysses”ini okumadığımı […]

Read More

2 ŞAHANELİK: Feminist ajanda + rüya gördüren defter

İki ajanda… İlki, “zeki insanları gülümsetmek” iddiasındaki Anne Taintor’dan. Diğeriyse, rüyalar ve kâbuslar âlemini keşfettirmek isteyen Metis Kitap’tan… İkisi de çok güzel. Gülenay Börekçi Zeki insanları gülümseten kolajlar Hem doğum günümde hem de yeni yıl sebebiyle çok şahane armağanlar aldım. En güzellerden biri de “zeki insanları gülümsetme” iddiasındaki Anne Taintor Ajandası’ydı. İstanbul’da ecnebi kitapların satıldığı […]

Read More

Anna Karenina’nın bıyıkları: OKURKEN NE GÖRÜRÜZ

Tabii okurken gördüklerimiz kadar görmediklerimizi de hesaba katmalıyız. “Yazarlar deneyim küratörleridir. Dünyanın gürültüsünü filtreden geçirir ve bu gürültüden en saf sembolü bulup çıkarırlar. Tek fark, bunu kitap formunda yapmalarıdır” diyen bir dahi tasarımcıdan okurken gördüklerimiz üzerine harikulade bir kitap… Huzurlarınızda Peter Mendelsund ve Metis Yayınları’ndan çıkan şahane kitabı “Okurken Ne Görürüz”… Gülenay Börekçi Peter Mendelsund […]

Read More

Binalar insanları mutlu eder mi?

“Bir eve ‘güzel’ dediğimizde, aslında onun bize önerdiği yaşam tarzını sevdiğimizi söylemek istiyoruz” diyor Alain de Botton. “Büyü gibi. Beğendiğiniz ev bir ev değil de insan olsa, tanımak isteyeceğimiz türden bir insan olurdu. Yine de mimari tek başına kimseyi mutlu biri haline getiremez. Etkisi hava durumuyla karşılaştırılabilir ancak. Güneşli, güzel bir gün, zihinsel durumunuzu olumlu […]

Read More

Huzurlarınızda dünyanın EN TUHAF kitapları

Ahmet Büke’yle “100 Tuhaf Kitap” röportajımız üzerine, eklemeden duramadım… Bütün deli işi, saçma kitaplar bizde çıkıyor sanmayın sakın. Hem dünyada öyle çok tuhaf kitap var ki, hepsini bir kitaba sığdırmak mümkün de değil. Dünyanın en tuhaf kitaplarına verilen pek şenlikli bir ödüllü yarışmayı anlattığım bu yazı size bir fikir verebilir. Emin olun, o yarışmanın birincileri, […]

Read More

Bir Jane Austen romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?

Daha önce “Bir Borges öyküsünün içinde olduğumu nasıl anlarım?” ve “Bir Murakami romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?” konulu testleri yayınlamıştım. The Toast’ta bu testi bulunca heyecanla atladım. Fakat heyhat… Şimdiye kadar hayatımın bir Jane Austen romanına benzemesini isteyişim ne büyük hataymış! Jane Austen ne garip bir kadınmış, romanları ne acayipmiş… Bunu böyle madde madde okuyunca […]

Read More

İstanbul Ansiklopedisi için yeni bir “Eskici Erhan” aranıyor!

Reşat Ekrem Koçu’nun tüm eserlerini yeniden yayınlamaya başlayan Doğan Kitap’a teşekkürü bir borç biliyorum. Fakat onlardan ya da memleketin diğer yayıncılarından bir ricam var: Reşad Ekrem Koçu’nun tarih boyunca İstanbul için önemli kim varsa zengin yoksul, güçlü güçsüz, akıllı meczup, terbiyeli edepsiz ayırt etmeden müthiş bir titizlik, adalet ve sahicilikle anlattığı şaheseri “İstanbul Ansiklopedisi”ni de […]

Read More

Bir ön sevişme şekli olarak dondurma

Bu yazıyı geçen sene, İslamcı yazar Emine Şenlikoğlu, “Dondurma firmalarının amacının satış yapmak değil ‘rezilliği ve fuhşıyatı’ normal göstermeye çalışmak olduğunu ve ahirette onlardan davacı olacağını” söylediğinde yazmıştım. Yani şöyle… Düşünmüş, düşünmüş, Kraliçe Victoria’nın günümüz şubesi gibi davranan Şenlikoğlu’na yardımcı olmak için sadece dondurmanın değil, çikolata, kremalı pasta, meyveli puding, kiraz, çilek, incir, şeftali, limon suyu, […]

Read More

Kundera’dan gülmeyi unutmuş bir yüzyılın insanlarına

“Hey, alaycılar, kendinize gelin, roman ölmedi! Yaşayan en büyük yazar Milan Kundera hâlâ hayatta ve şimdi onun yeni kitabını okumaya hazırlanıyoruz. Yeni çıkan ‘Kayıtsızlık Şenliği’, görkemli, güneşli, derin ve komik bir kitap” diye yazmıştı geçen yıl bir Fransız eleştirmen. İşte Kundera’nın son kitabını nihayet biz de okuyabileceğiz. “Kayıtsızlık Şenliği”, Can Yayınları etiketiyle raflarda… Gülenay Börekçi […]

Read More

Şarlatanlığın, hurafelere teslim olmanın, aptallığın tarihi

“Tarihi iki defa okuruz, ilk okumada kullanılabilir ‘gerçeklerin’ peşine düşeriz. Bu bir papazın İncil’i okuması gibi bir şeydir. İkincisinde bu işin aslı neymiş diye okuruz. Bu da bir bakıma şeytanın İncil’i okuması gibidir.” Lars Morris Şarlatanlığın Tarihi’nde okuyucuyu ikinci tür bir tarih okumasına kışkırtıyor. Değişik çağlarda yaşayan insanların ruhsal labirentlerinde dolaştırıyor, çalınmamış kapıları aralıyor. Şarlatanlığı […]

Read More

KAYBOLMAK GÜZELDİR: 7 adımlık eylem planı

Bir arkadaş sohbetinde bir itiraf çıktı ağzımdan. “Son zamanlarda bana bir hal oldu, dua ederken bile artık daha disiplinli, vaktini daha iyi kullanan biri olmayı dilemeye başladım” deyiverdim… Bu ara hep dağılıyorum çünkü ve kendimi toparlamanın, şöyle bambaşka, hiç değilse daha akıllı uslu biri olmanın yolunu arıyorum. Bu yılbaşı dilekleri yazısı da böyle çıktı. Kıssadan […]

Read More

“Yapmayacağım, gülmeyeceğim, konuşmayacağım, belki de yaşamayacağım…”

Size bugün farklı coğrafyalarda ama aynı tarihlerde yazılmış, benzer atmosferleri olan iki başyapıttan bahsedeceğim… Herman Melville‘in Yazıcı Bartleby‘si, sadece Jorge Luis Borges, Paul Auster ve Stephen King gibi yazarların değil, Kurt Cobain gibi rock’çıların da başucu kitaplarındandı. Dostoyevski‘nin Öteki‘sine gelince; yazara göre başyapıtı, hayatı boyunca yazdığı en kusursuz şeydi. Bu yıl başka sinema kapsamında başrolünü Jesse […]

Read More

Dalton Trumbo’yu ilk hatırlayan Metallica’ydı

Ara sıra Egoist Okur’a da yazan İsmail Yaprak geçenlerde Some Kind of Monster yazısında, “James Hetfield, evin ataerkil ve kıro babası; Lars Ulrich, evi çekip çeviren, sinsi ve akılcı anne; Kirk Hammett da içe kapanık, anne baba kavgasından bıkmış, sessiz çocuk” demiş, süper değil mi? İsmail, Ulrich’le Hammet’ı değil Hetfield’ı seviyor daha çok, orası belli. Ben hangisini […]

Read More

“Elveda” denmemiş bir aşkta şahane final

“Hakkını helal et” bir itiraftır aynı zamanda. Söyleyenin, kabahatinin sorumluluğunu üstlenecek cesarete sahip olduğuna işaret eder. O kişi, herhalde ömrü boyunca omuzlarında ağır bir yükle yaşamamak için “Hakkını helal et” demiştir. Öyle ya; bağışlanmamış suçlar yorar; yaşam enerjisinin katilidir. Cenaze törenlerinde ölenle bundan ötürü helalleşilir. Gidenin ama daha çok kalanın ruhu huzur bulsun, hayat devam […]

Read More