Egoist okur

Doğurmanın her şeyden değerli görüldüğü bir distopya

Margaret Atwood‘un romanı Damızlık Kızın Öyküsü‘nü okumadım. Hep aklımda ama bulunmuyor sanırım. (Yahut kitap istemek ayıp değil ya; elinizde fazla varsa, bir şekilde bana gönderebilirsiniz.) Her neyse, Atwood kitabında, kadınların erkeklerin buyruğu altında bir kast sistemine göre sınıflandırıldığı ve doğurmanın her şeyden değerli görüldüğü dehşet verici bir hiyerarşiyi, totaliter ve teokratik bir devleti anlatıyor. Romanı okumadım […]

Read More

Osmanlı Devri’nin süper kahramanları

Karakter tasarımcısı, çizer, illüstratör ve grafiker Berk Şentürk’ün bu işi yeni değil besbelli ama öyle güzel ki Behance’i turlarken rastladığımda eskiymiş falan diye herhangi bir tereddüt yaşamadan bloga aldım. Şentürk DC Comics’in süper kahramanlarıyla villain’ları Osmanlı Devri’nde yaşasalardı neye benzerlerdi diye hayal etmiş ve ortaya bu harika seri çıkmış. Araya birkaç da hit film kahramanı katmış. […]

Read More

Frida Kahlo’nun gardrobu: Orak çekiç, deri ve farbela

Meksikalı sürrealist ressam Frida Kahlo yaşadığı dönemin, yani 1930’ların kadınlarından bambaşka görünüyordu. Kapkalın kaşları bir yana, Paris ve New York’taki davetlere ve açılışlara bol köylü bluzlarıyla katılıyordu. İşlemeli ve farbelalı bu bluzlar dikkat çekici ve cüretkardı. İlerleyen yıllarda daha kendine has ve fazlasıyla cazibeli bir stil geliştirdi. Takıları, elbiseleri, etekleri, bluzları, bilhassa da büstiyerleri Madonna’dan Gwen Stefani’ye […]

Read More

KIRMIZI BİR AYNA göndermiş bana Umay Umay…

Şahaneler şahanesi Umay Umay bana kırmızı bir ayna göndermiş. Canın ne istiyorsa yap diyerek… Anladığım kadarıyla yanımda taşıyabilirim o aynayı, elimde, çantamda, kitaplarımın arasında… Ve dilediğim gibi kullanabilirim. Parmaklarımın ucuyla dokununca sayfa sayfa çevirebildiğimi fark ettiğim için, şimdilik “yeni defterim” oldu. Aynayla ilgili başka şeyler de fark ettim aslında. Bu ayna, bakana neye benzediğini; ne […]

Read More

LACANIAN INK: Felsefe+edebiyat+pop kültür

Batıda tutkulu okurlar daha mı fazla, yoksa kendilerini daha mı az gizliyorlar, bilmiyorum. Belki daha meraklıdırlar. Yahut üşenmiyorlardır. Bildiğim, orada tek bir yazara ya da tek bir kitaba adanmış dergilere bile rastlanabildiği. Bunlardan biri de mesela Laurence Sterne’ün başyapıtı Tristram Shandy’e adanan The Shandean. Bir de tabii New York kökenli Lacanian Ink var; Jacques Lacan’a […]

Read More

JANE EYRE MODASI: Thornfield, alevler içinde!

İtalyan Vogue’unda yer alan ve Brontë Kardeşler ve Jane Eyre’den ilhamla yaratılmış bu kareleri görünce resmen bayıldım. Marco Grisolia ile Romina Toscano’nun yarattığı ve fotoğrafçı Marco D’Amico tarafından görüntülenen bu kıyafetler Jane Eyre’in boz, gri, kahverengi, siyah elbiselerinin yanında belki fazla renkli kalıyordur. Gene de fosforlu renklerle belirginleştirilmiş şu minik ayrıntıları, pembe gözlüğü, sarı boneyi […]

Read More

Harikulâde ve sonsuz bir James Joyce projesi

“Finnegans Wake edebiyat tarihinde büyük bir yazar tarafından yazılmış yapıtların en ihmal edilmiş olanı. Anlaşılır sebeplerle elbette… Zor bir roman değilmiş numarası yapmayacağım. Ama hatırı sayılır bir bölümü, Ulysses’ten daha zor değildir. Onu okumak, bir romanı anadilinizden daha az bildiğiniz bir dilde okumaya benzer… Su gibi akmaz, hep bir şeyleri çözmeye çalışırsınız. Hem bence bir […]

Read More

Ece Temelkuran ile Emily Dickinson’ın gizli bahçeleri

Ece Temelkuran‘ın Düğümlere Üfleyen Kadınlar‘ında Madam Lilla her kadının bir iç bahçesi olması gerektiğinden söz ediyor. Ece’ye bunu ordum. Dedim ki, “Anlat Ece, bir kadının kendi iç bahçesine iyi bakmasının yolları nelerdir? Nasıl olur da orada çiçekler yeniden açar, otlar serpilir, büyür?” Şair (ve bahçıvan) Emily Dickinson‘un bahçesiyle ilgili birkaç parça bilgiyle beraber ekliyorum… Gülenay […]

Read More

Sylvia Plath’in yeteneğini değilse stilini kap

Başlık ne saçma değil mi? Bakmanız için bulabileceğim en iyi yol buydu. Gerçi Sylvia Plath de “Hayat neden elbise giyer gibi yaşanmasın ki” demiş vakti zamanında, “Her seferinde başka bir hayat. Ta ki sana en uygun olanı ve en çok yakışanı bulana kadar…” Sanırım kastettiği tam olarak giyinmeye dair bir şey değildi. Gene de anlaşılan […]

Read More

Beyaz Tavşan Birası

Beyaz Tavşan denince benim için akan sular durur. İnanmıyorsanız, buraya bakabilirsiniz. Dünyanın öteki ucunda, Avustralya’daki bir firma White Rabbit Beer, yani Beyaz Tavşan Birası’nın üretimine başlamış bile. Hem de ne kadar güzel, ruhlu, şakacı etiketlerle… En iyisi bakıp kendiniz karar verin. Yolunuz Avustralya taraflarına düşerse de, iki şişe kapıp bana getirmeyi unutmayın. Fena mı olur, […]

Read More

Punk ruhu taşıyanlara Yüzyıllık Yalnızlık modası

Gabo’dan, yani Gabriel Garcia Marquez‘den etkilenen ve neredeyse bütün koleksiyonlarını ismi artık onunla özdeşleşen “büyülü gerçekçilik” akımı üzerine inşa eden iki genç modacıdan bahsedeceğim. Tata Christiane adlı markanın yaratıcısı olan Julie Bourgeois ve Hanrigabriel 2007’den bu yana kadınlar, erkekler, çocuklar, yaşlı insanlar ve travestiler için tasarım yapıyor ve tasarladıkları kıyafetleri içlerinde tutkulu kraliçeler, tek gözlü korsanlar, […]

Read More

Alternatif rock grubu Wilco’dan edebiyata destek

Amerika’da, kurucuları arasında ünlü yazar Dave Eggers’ın da bulunduğu bir oluşum var, 826! Öğrencilere yazarlık dersleri verilmesini sağlıyor, böylece yetenekli çocukların heba olup gitmesini önlüyor. İşte bu 826! ile rock grubu Wilco geçenlerde bir işbirliğine girmiş. Daha önce de sözünü ettiğim Out of Print Clothing’in yardımıyla grubun esas adamı Jeff Tweedy’nin zevkine uygun olarak Don […]

Read More

Nabokov’dan bir test: Gerçekten iyi bir okur musunuz?

Maria Popova’nın sitesinde okudum, Geçen hafta Nabokov’un 1969’da BBC’ye verdiği bir röportaj arşivlerden bulunup çıkarıldı. Yer yerinden oynamadı şüphesiz ama benim gibi tutkulu hayranlar için hediye gibi bir şeydi. Nabokov’un Edebiyat Dersleri’nin minimalize edilmiş hali sanki. Popova, röportajı destekleyecek bir şeyler de bulup çıkarmış Nabokov’un Edebiyat Dersleri kitabından. Adamımız zaman zaman ders verdiği edebiyat öğrencilerine bir […]

Read More

Sahnedeki en güzel kız: F. SCOTT FITZGERALD

F. Scott Fitzgerald denince ne gelir aklınıza. Elbette edebiyat, mesela Muhteşem Gatsby. Başka? Zelda’sı ve alkol… Gelin görün ki bu fotoğraflar yazarın bambaşka bir yönünü de açığa çıkarıyor. Aktör yönünü… Princeton Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda Fitzgerald tiyatro kulübüne üyeymiş. Elbette daha çok yazar olarak katkıda bulunuyormuş oyunlara, zira girdiği birçok denemede reddedildiğine bakılırsa oyuncu olarak herhalde pek […]

Read More

Fotoğrafçı Vincent Alvarez’in gözünden Dorian Gray’in Portresi

Dorian Gray ilk sayfasını, hani şu Lord Henry Wotton, ressam Basil Hallward ve güzeller güzeli genç Dorian Gray arasındaki konuşmanın başlangıcını okuyup almıştım. O gün bugün roman benim için sihrini, güzelliğini yitirmedi. O yüzden de içinde Dorian Gray geçen ne varsa, üzerine atlarım. Bunu görünce de ilgilendim haliyle. Aşağıda moda fotoğrafçısı Vincent Alvarez’in Soon Internation […]

Read More