Egoist okur

Aşk mektupları: Havada uçuşan leziz öpücükler…

“Son sayfayı yazarken, kağıdın üzerine birbiri ardına gözyaşları düşmeye başladı. Ama neşelenmeliyim -yakala!- şaşırtıcı sayıda öpücük uçuyor havada. Şeytan! Havada kaynıyorlar! Ha ha! Üçünü yakaladım. Harikulade lezzetliler!“ Şahane değil mi? Sevgililer Günü için hazırlanan “En Güzel Aşk Mektupları” sergisinden. Kanyon Alışveriş Merkezi’ndeki bu sergi, tarihe damga vuran efsanevi aşkların mektuplarına ve unutulmaz hikayelerine yer veriyor ve […]

Read More

“Gündüzleri madeni işliyorum, geceleri sözcükleri…”

İkinci romanı “Kestik, Diyor Yönetmen”le okur karşısına çıkan, üstelik Ahmet Ümit ve Selim İleri gibi iki büyük ismin övgülerini kazanan İkbal Bayrak‘ı ben yeni tanıdım. Hakkında bildiklerimden biri aslında takı tasarımcısı olduğu, yani gündüzleri kendi deyişiyle “maden işlediği”… Edebiyata âşık olduğu. Bir de sevdiklerini arka arkaya kaybettikten sonra kansere yakalandığı ama bu amansız hastalıkla mücadelesinden […]

Read More

Anlamak, sevmek ve bilmeyi istemek için: 50 FİKİR

Tüm dünyada bir milyonun üzerinde satan Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Fikir serisini yazmayı epeydir erteliyordum. Derken bir vesileyle yeniden karşıma çıktılar ve açıkçası birçok konuda hakikaten çok işe yarayabileceklerini fark ettim. Hayır, derin okumalar için değil elbette ama el altında dursunlar ve ihtiyaç durumunda az da olsa yolumuzu aydınlatsınlar diye. Domingo Yayınları etiketli bu eğlenceli ve bilgilendirici seriyi şahsen […]

Read More

“Ben, Bay Çetneki’nin Ceketi”

“Edebiyatımızın Er Nemeçek’i” Nermin Yıldırım yazdı bu yazıyı. Aylar önce Ot Dergi’ye… Dünyanın en şahane çocuk kitabı olan Pal Çokağı Çocukları‘nın kıyıda kalmış, unutulmuş bir karakterinin ağzından. Her şeyi gören, işiten, bilen ama ko-nu-şa-ma-yan bu karakteri az sonra hatırlayacaksınız. Ve bana hak vereceksiniz; doğruya ulaşmak için bazen unutulmuş karakterlere kulak vermek gerek.  Teşekkürler Er Nemeçek :)  Gülenay Börekçi […]

Read More

Korsan bandı, sürmeli gözler, kızıl saçlar ve yeşil karanfil

Yazarların tuhaf alışkanlıkları, farklı giyinme tarzları, türlü takıntıları olur. O kadar ki kıyafetleriyle, şapkalarıyla, papyonlarıyla özdeşleşmiş yazarlar bile vardır. Misal, papyon denince ilk aklınıza gelen isim, muhtemelen Doğan Hızlan olacaktır. “Kasketleriyle bütünleşmiş yazar kim?” diye sorsam, hemen Attila İlhan cevabını vermez misiniz? Marcel Proust ise kadife eldivenlerini o kadar çok severmiş ki, gece yatarken bile çıkarmazmış. Herhalde […]

Read More

Pınar Sönmez: “Bir öykü yazmanın kendisi masaldır”

Biricik Pınar Sönmez, Egoist Okur’a yazar, başka dergilerde karşıma çıkar ve ben her yazısında çok sevilen bir dost yüzü görmüş gibi olurum. Öykü kitabı çıktığında da çok sevindim, bir arkadaşla uzun bir tatile çıkmak gibiydi Uyku Kaçsa Rüya Kalsa… Destek Yayınları’ndan çıkan kitabı okurken şunu hissettim… “Yazmak, dilediğim zaman dilediğim yere dilediğim şekilde, dilediğim dille ve biçimle yolculuğumdur” diyen Pınar’ın […]

Read More

Pin-up kızlarının hiç de masum olmayan tarihi

Yazıya günümüzün en ünlü pin-up kızı Kim Kardashian’la başladım ama aslında konum rock müzik tarihçisi, arşivci ve yazar Güven Erkin Erkal’ın “Türkiye’nin Güzel Tarihi” adlı kitabıydı. Kitabın sayfalarını karıştırırken, savaşı katlanılır kılan güzel kızlardan posterlerde milliyetçi ya da dini vurgulara kadar çok şey gördüm, hatta sonunda genre dönüp dolaşıp Kardashian çağında tam gaz süren ırkçılığa […]

Read More

Atlamak düşmekten iyidir!

“On dört yaşındaydım ve dünyadan çok sıkılmıştım. Bana kalırsa yeterince yaşamıştım. Yara gibi bir şeydi hayat. Ağılıysa, hele de acıyorsa, en temizi kesip atmaktı.” “Kesip atmakta usta sayılırdım. Çünkü korkaktım. En kolay korkaklar kesip atar.” Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz ve Saklı Bahçeler Haritası adlı romanların yazarı Nermin Yıldırım‘dan yaralarımıza ilaç niyetine. Aslında biriciğimiz, Ot […]

Read More

Poirot geri döndü! Her zamanki kadar kibirli ve flörtöz…

İyi haberi birkaç hafta önce vermiştim. Poirot döndü! Sophie Hannah adlı bir polisiye roman yazarı “Monogram Cinayetleri” aracılığıyla onu geri döndürdü. Hem de Agatha Christie Vakfı’nın onayıyla… Tabii benim kafamdaki esas soru şuydu: Sophie Hannah’nın Poirot’sunu da Agatha Christie’nin Poirot’su kadar sevebilecek miydim?  Altın Kitaplar’dan çıkan bu macerayı yeni okudum, o yüzden ancak şimdi yazabiliyorum. Gülenay Börekçi Kütüphanesindeki kitapları inceliklerine […]

Read More

MYTHPUNK: Öfke, keder, hır gür, karmaşa, isyan…

İslam mitolojisini dijital kültürle buluşturan Elif. Kadim Rus efsanelerini 21’inci yüzyıla taşıyan Ölümsüz. Mythpunk türünde ürün veren yeni kuşak fantastikçilerden bazıları… İki roman da Monokl Yayınları’ndan çıktı. Gülenay Börekçi  Mythpunk’a küçük bir giriş: Güller ve Dikenler Monokl, Alain Badiou, Emmanuel Levinas, Jean-Luc Nancy, Michel Henry, Jacques Derrida, Jacques Lacan, Pierre Bourdieu, Felix Guattari, Maurice Blanchot, […]

Read More

Güzel kadınlardan korkan bir ıssız adam

Festivali ITEF’e, yabancı dillere çevrilen romanlarına, Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden yapılacağı söylenen dizi ve film uyarlamalarına rağmen, geç keşfettiğimiz Tanpınar’ı bugüne kadar hakkıyla anlatabilen, daha doğrusu anlatmaya yeltenen olmadı. Deneyenler oldu ama hepsinde eksik bir sürü şey vardı… Sırada Nazlı Eray’ın yeni romanı var. Eray aynı anda hem hüzünlü hem şakacı olabilen kendine has […]

Read More

Calibro’nun harikalar diyarını keşfettiniz mi?

Türkiye’nin kitap ekosistemi Libronet, yayıncılık dünyası için bir devrim anlamına gelen dijital kitap teknolojisini kendi ürettiği elektronik okuma cihazıyla Türkiye’ye taşıdı. Basic ve dokunmatik ekran özellikli Touch Lux olmak üzere iki modeli bulunan ve ekran ışığı ortama göre ayarlanabilen Calibro adlı bu cihaz, ülkemizin en yeni kitap satış ve okuma platformu babil.com’la bağlantılı olarak çalışıyor. Calibro […]

Read More

“Yoksulların suçlu doğduğu bir şeydir hayat!”

Türk sinemasının unutulmaz yapımlarından İnşaat’ın devam filmi 10 yıl sonra vizyonda. Şahsen ben ilk filmi sevmiştim ama yalan yok, ikincisini henüz seyretmedim. Fakat geçen gün filmden bir fotoğraf karesi gördüm ve aman yarabbim, işte ona hasta oldum. Aşağıya aldım; fotoğrafta Emre Kınay’ın kafası acayip karışık görünüyor. Beyaz bir gömlek giymiş ama oturduğu yer neresiyse artık ve nasıl […]

Read More

“Madem kaçsak gidecek yerimiz yok; gülelim bari!”

Ambrose Bierce‘ın Şeytanın Sözlüğü, hakikatin dilinden konuşan bir hiciv başyapıtı. Vedat Özdemiroğlu ise yeni kitabı Bebek Kafası‘nda içine hüzün karışmış bir mizah yapıyor. İkisini de okurken içinizden şunu tekrarlıyorsunuz: “Madem bu dünyadan kaçsak gidecek yerimiz yok, biraz gülelim bari.” Gerçi itiraf edeyim, kaçıp giderken yanıma almak istediğim kitap galiba Ambrose Bierce’ınki… “Hadi gülelim, hadi gidelim” […]

Read More

İrlandalı The Divine Comedy’den edebiyatçılara selam!

The Certainty of Chance, Something for the Weekend, Our Mutual Friend, In Pursuit of Happiness ve en sevdiklerimden A Lady of a Certain Age gibi şarkılarıyla tanıdığımız İrlandalı The Divine Comedy grubunun bilmediğim bir şarkısını dinledim. Adı The Booklovers. Sevdiğim bütün yazarların hatta o kadar da sevmediklerimin adlarını arka arkaya işitince, şöyle bir zıpladım yerimde. Hepsi […]

Read More