Egoist okur

“İpin ucunu kaçırmışlara neden bakayım? Ben hâlâ tutmaya çalışıyorum o ipi.”

Her zaman incecik ve çok güzel bir kadın olan İnci Aral, arkadaşım Tolga Meriç’in yaptığı uzun söyleşiden oluşan anı kitabı “Unutmak”ta her zamanki gibi kendini okuruna cesaretle açıyordu. Orada genel olarak kadınlar ve kilo takintılarıyla ilgili söylediklerini beden serisine almasam olmazdı… Gülenay Börekçi İnci Aral: “İpin ucunu kaçırmışlara neden bakayım? Ben hâlâ tutmaya çalışıyorum o […]

Read More

Sevinç çığlıklarımı duyabiliyor musunuz?

Yıllardır beklediğim kitap nihayet çıktı. Şimdi bir süredir unuttuklarımı hatırlıyor, bilmediklerimi keşfetmek istiyorum. Ve elime Selim İleri’nin “Edebiyatta Sevdiğim Romanlar Kılavuzu”nu alıp sahaf turlarına çıkıyorum. Gülenay Börekçi “Edebiyatta Sevdiğim Romanlar Kılavuzu”nu anlatmadan önce kadri bilinmemiş eserleri her vesileyle hatırlaması, hatırlatması açısından edebiyatta hakkaniyetin, merhametin de simgesi saydığım Selim İleri’den söz edeyim ve size onu birkaç […]

Read More

Amadeus aramızda: BAY MOZART UYANIYOR

30 yıllık kısa hayatında 600’den fazla eser veren Wolfgang Amadeus Mozart günümüzde yaşasaydı, nasıl bir hayatı olurdu? Alman yazar Eva Baronsky, Mozart’ı ölüm döşeğinden kapıp günümüze getiren bir kurgu yaratmış. Gerçekte ne olacağını şüphesiz asla bilemeyeceğiz. Fakat Baronsky’nin Mozart’ına ne olduğunu neyse ki okuyabiliriz. Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Bay Mozart Uyanıyor”  eğlenceli, ufuk açıcı, düşündürücü, özetle çok […]

Read More

“Vücuduma ne hayranım, ne de ona düşmanım…”

“En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın”ı okumuşsunuzdur. Peki ya üç kitaplık “İnce ile Uzun” serisini? Bu çok güzel seriyi yakında bu sayfalarda size anlatacağım. Ama o güne kadar… Olumlu veya olumsuz takıntılarını, beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini sorduğum yazarlardan biri de yetenekli yazar, şahane kadın Can Gürses’ti. Cevap olarak tıpkı meslektaşı Aslı Tohumcu […]

Read More

“Keşkistan’da yaşamayı hiç istemezdim…”

Lüset Kohen Fins’in çok sevdiğim ilk kitabını yazmıştım. Yazar, “On Derin Ayak İzi”nin ardından şimdi ikinci kitabı “Enginar Mevsimi”yle okurlarının karşısında. İlk fırsatta okuyacağım ama anladığım kadarıyla içinde bulunduğumuz mevsime çok uygun bir roman. İşte birkaç alıntı: “Enginar Mevsimi her ne kadar ilkbaharı çağrıştırsa da içinde bambaşka anlamlar taşır. Kimilerine yüzeysel mutluluklar, kimilerine de iz bırakan […]

Read More

Bu hafta ne okusak?

Yavaş yavaş toplum sahnesinden silinmeye başlayan meslekler, kitap yakmanın ürpertici tarihi, bir kadının gözünden Türkiye’deki kadın cinayetleri… Genç bir romancıdan unutmanın imkansızlığı, bir şairin kaleminden soluk kesen bir polisiye… Anne mutfağından hatıralar, yoga eğitmeni bir gezginin şeftali ağacıyla sohbeti… Sylvia Plath’ten çocuklar için şapşahane bir öykü kitabı… İşte seçtiklerim. Gülenay Börekçi AŞK Unutma Dersleri Kişisel […]

Read More

“70’imde de kırmızı saçlarımı bayrak gibi sallayacağım”

“Ömrüm yeterse, 70’lik bir nine olana kadar kırmızı saçlarımı bayrak gibi sallayacağım” diyen Deniz Durukan iyi ki var, iyi ki saçlarını kırmızıya boyuyor ve elbette iyi ki arkadaşım… Olumlu veya olumsuz takıntılarını, beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini sorduğum kadınlardan biri de şair Deniz Durukan”dı. En kırmızı cevap da ondan geldi… Gülenay Börekçi Deniz […]

Read More

İhlal çağrısı: YARABIÇAK

“Bir Mister Fa var, 1980’lerin devrimcisi, modernist kollektivizmden bireysel özgürlüğe, özgür aşka giden yolu, ‘… kişinin kendine, biricik yurduna, bedenine kavuşmasının yolunu’ arayan… Bir Rakıyı Karanfille İçen Adam var, uzun ama etkili söylevler veriyor; hayat arkadaşı Çingene bilgesi Gülbahar Hanım’la tanışmasından sonra uygarlığın ulus devletler dışında, onlara rağmen gerçekleştirilebileceği anlayışını olgunlaştırmış, yaşamın sırlarını deşeliyorlar… Bir […]

Read More

“Kırmızı ve bordo ojelerle deneyler yapıyorum…”

Yayınlamakta gecikiyorum biliyorum ama kadın yazarlara olumlu veya olumsuz fiziksel takıntılarını, beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini sormuştum ya, sorumu biriciğimiz Aslı Tohumcu da cevaplamıştı. Onunki kırmızılı bordolu bir cevap oldu; iç ısıtan, ferahlatan, gülümseten… Okuyunuz, seviniz :) Gülenay Börekçi Aslı Tohumcu: “İnsanları sadece yazdıklarıyla değil, muhabbetiyle de ele geçirmek isteyen biri için […]

Read More

AYBİKE ERTÜRK: “Aşk hâlâ en vazgeçilmezimiz…”

Annelerimiz, annelerimizin arkadaşları, arkadaşlarımızın anneleri hatta arkadaşlarımız, kısacası çevremizdeki bütün evli kadınlar bizi de bir an evvel hayırlı bir kısmetle “başgöz etmek için” yarışıyorlar. Sanki evlilik şahane bir kurummuş ve mutluluğun garantisiymiş gibi. Öte yandan yeni kuşak birçok genç kadın, evliliğin nimetlerinden o kadar emin değil. Evlilik bu yüzden en çok eleştirilen ama gene de […]

Read More

“Karnım bir daha eskisi gibi düz olur mu? Hiç sanmam…”

Oya Baydar‘ın kitabıyla ilgili yazıda, kadın yazarlara olumlu veya olumsuz fiziksel takıntılarını, bedenlerini, beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini sorduğumu söylemiştim. Beni kırmayarak açık yüreklilikle cevap verenlerden biri de annelik ve yazarlığı şahane bir şekilde barıştıran Aslı E. Perker’di. Gülenay Börekçi Aslı Perker: “Karnım bir daha eskisi gibi düz olur mu? Hiç sanmam…” “17 yaşındaydım, […]

Read More

Fırat Demir yazdı: Sezer Duru’dan HOŞ HİKAYELER

Açgözlüler, varyemezler, hüsnü kuruntular, çabuk heyecanlanıp zor gözyaşı dökenler. Sezer Duru sanki büyük bir müzikale karakter seçiyor. Sahne, sürekli yeni insanlarla doluyor. Bir karakteri, hemen, öteki takip ediyor. Herkes nefes nefese kalırken, Duru konumundan zerre sarsılmıyor. Duru edebiyatının özeti bu, daralan anlara sığdırılan öz ve herkesin gelip geçiciliğinde kendi kalabilmek. “Hoş Hikayeler”, bu bağlamda yazarın […]

Read More

“Dikkafalı, sevecen ve uzlaşabilir. Uzlaşmayabilir de!”

Oya Baydar‘ın kitabıyla ilgili yazıda, kadın yazarlara olumlu veya olumsuz fiziksel takıntılarını, bedenlerini, beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini sorduğumu söylemiştim. Beni kırmayarak açık yüreklilikle cevap verenlerden biri de Müge İplikçi’ydi. Okuyacaksınız nasılsa ama baştan söylemezsem içim rahat etmez: Müge’ye İngiliz Dili ve Edebiyatı’nda okurken tanışmıştık; arkadaşlarımız da, dertlerimiz de, sevdiğimiz kitaplar da aynıydı. Yollarımız […]

Read More

Kate Atkinson’un bol ödüllü romanı: HAYAT SİL BAŞTAN

İngiliz yazar Kate Atkinson’un yazdığı bol ödüllü “Hayat, Sil Baştan” çılgın, trajik, komik ve şaşırtıcı derecede dokunaklı bir roman. Dikkatimi çekmesinin sebebi, “Gone Girl” romanının yazarı Gillian Flynn’in övgü dolu sözleri oldu ilkin. “Yaşadığımız yüzyılda okuduğum en iyi romanlardan biri. Bu zekice yazılmış kitabı tarif edebilmek için sıfatlar yetersiz kalıyor: Etkileyici, büyüleyici, keyifli, hüzünlü, göz kamaştırıcı, baş […]

Read More

Aşkı “GÜL”den daha güzel ne simgeleyebilir ki?

Aşkın simgesi sayılan gül, çiçeklerin kraliçesi. Ve artık tam da hak ettiği güzellikte bir kitabı var. Sanat tarihçisi ve yazar Gül İrepoğlu‘nun hazırladığı ve Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Gül” kitabı, herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser. Biricik Gül İrepoğlu, ismini aldığı çiçeğe adadığı kitabı “Gül”de insanlığın somut ve soyut gül bahçelerinde dolaşıyor. Okurlara en renkli […]

Read More