Egoist okur

İşte hakiki “yeraltı” edebiyatı

Soma’da atıyor kalplerimiz günlerdir. Keder ve öfkeyle filmi geri sarmayı hayal ediyoruz; boşuna elbette. Ama filmi geriye saramasak da biraz geriye, “literatüre” bakabiliriz. Hazır mısınız? Dünyanın açık ara en tehlikeli, en ölümcül mesleği madenciliğin edebiyattaki yansımalarına bakıyoruz… Gülenay Börekçi “Madenciler zaman yolcularıdır” İlk örnek bir çocuk kitabı… İngiliz romancı David Almond sayısız ödül kazanmış ve bizde Günışığı […]

Read More

50 “gerçek” kahraman ve tuhaf alışkanlıkları

Bir kitap. İsmi çok güzel: Ressamlar, Yazarlar, Düşünürler, Hayalciler: 50 Ünlü Kahramanımız ve  Tuhaf Alışkanlıkları. Yazarının ismi enteresan: James Gulliver Hancock. Ayrıntılarsa, aşağıda…Gönderen arkadaşım Dilara Mavili’ye teşekkür ederim :) Gülenay Börekçi 50 “gerçek” kahraman ve tuhaf alışkanlıkları New York ve Sydney’de yaşayan illüstratör James Gulliver Hancock, Artists, Writers, Thinkers, Dreamers: Portraits of 50 Famous Folks & All Their Weird […]

Read More

Hıristiyanlık tarihinin resim defteri

“Binbir çeşit kıyafetle dolaşan dervişlerin, manastırlara kapanmış keşişlerin ve dahi pek çok aşkın ve meczup karakterin yaşadığı bu şehirde üç dilek tutmam istense biri kesinlikle zamanda yolculuk yapabilme gücü olurdu. Kısa süreliğine de olsa kimseler beni görmeden ben onları görsem, tepelerinden süzülsem, bu şehrin tüm zamanlarında vakit geçirsem. Alaaddin’in sihirli lambasına dokunsam… Kariye’de duraklasam, Theodoros […]

Read More

YALANCILARI TANIMA KILAVUZU… Sizin de ihtiyacınız olabilir!

Yalan yakalama tekniklerini bitkiler üzerinde yaptığı biyolojik deneyler sırasında geliştiren eski bir CIA ajanının kurduğu Backster School of Lie Detection, her yıl yeni ‘yalan avcıları’ yetiştiriyor. İşte okulun hikayesi ve yalan avcılarından günlük hayatımızda yararlanmak üzere öğrendiğim birkaç faydalı ipucu… Antik Yunanlar ve Hindular yalancıları nasıl tespit ederdi? Bitkiler niçin insanlardan daha dürüsttür? Yalan yakalama […]

Read More

Binalar, sesler, hatıralar

Bu hafta, bir sabah mesajı düştü ekrana; İstanbul’un yalılarını, konaklarını, sokaklarını çok iyi tanıyan ismiyle müsemma sevgili Fata Morgana bir habere dikkat çekti. Asırlık konak yeni sahibini bekliyor başlığıyla sunulan haberde Can Mumay şöyle diyordu: ‘1800’lü yılların sonunda yaptırılan Abud Efendi Konağı yatırımcıları bekliyor. Yap işlet devret modeli uygulanarak satılacak konağın restorasyonu için 4 milyon […]

Read More

Dan Brown’dan öğrendim: Sihire benzer bir bilim dalı

Size desem ki; birkaç yıldır 100 bilim insanı ve dünyanın 90 ülkesinden 10 binlerce insan bazen önceden planlanmış bir yerde, bazen de sadece internet başında ufak tefek esmer ama inatçı bir kadın olan Lynne MacTaggart’ın öncülüğünde belirli aralıklarla bir araya geliyor… “Bunu niçin yapıyorlar?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Cevap: Sihire benzeyen birtakım deneyler yaparak, şapkadan […]

Read More

Gramer Nazisi: “Hey dostum, kusursuz gramer seksidir!”

Kendilerini Gramer Nazisi diye adlandıranları duymuş muydunuz? Ben çok sevgili Ayşe Karasu’nun HT Pazar’daki “Gramer Nazisi aranıyor!” başlıklı yazısından öğrendim ve fark ettim ki Nazi’nin gramer ırkçılığı yapanı karşısında boynum kıldan incedir, ona her durumda uslu uslu boyun eğebilirim… Neden biliyor musunuz, çünkü kusursuz gramer seksidir ve düzenli olarak yapılan gramer hatası kadar insanın seksapelini zayıflatan, […]

Read More

Bir İstanbul masalı: Obelisk ve banktaki kedi

“Gerçekler üzerine geldiğinde İstanbul’a sığınırdı. İstanbul mu kaldı sığınacak diyenlere boş gözlerle bakar, içten içe aşkının büyüsü bozulmamış diye sevinirdi de. Her daraldığında kendini tarihi yarımdanın, eski İstanbul’un bildiği, bilmediği sokaklarına atar, her seferinde ruhu bu sihirli kentten nasibini almış halde huzurla eve dönerdi. Hep böyle olmamış mıydı? Bambaşka dönüşümlere sahne olmuş semtlerinde bile üzüntüsünü […]

Read More

LACANIAN INK: Felsefe+edebiyat+pop kültür

Batıda tutkulu okurlar daha mı fazla, yoksa kendilerini daha mı az gizliyorlar, bilmiyorum. Belki daha meraklıdırlar. Yahut üşenmiyorlardır. Bildiğim, orada tek bir yazara ya da tek bir kitaba adanmış dergilere bile rastlanabildiği. Bunlardan biri de mesela Laurence Sterne’ün başyapıtı Tristram Shandy’e adanan The Shandean. Bir de tabii New York kökenli Lacanian Ink var; Jacques Lacan’a […]

Read More

İstanbul’un ruhları

“Zavallı Bayezid-i Cedid Camii… Hemen yanında. Zavallı, çünkü 2000 yılında Fatih Müftülüğü’nün tabelasını yenilediği anlaşılan cami, perişan sıfatını taşıyan fukara, kadersiz, ruhu zedelenmiş, itilip kakılmış küçük bir çocuğu hatırlatıyordu. Hüzünle oradan kaçmak istedim, içeri girmemle çıkmam bir oldu. Yol üzerinde duvarın içine tıkıştırılmış bir çeşmeyle karşılaştım. Suyu akmayan, sen şurada dur yeter, dercesine, alelacele oraya […]

Read More

Miro Sergisi ve hukukçu gözüyle sanatta sahtecilik

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ev sahipliğinde Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki Miro Sergisi sanat dünyamızın en güzel hadiselerindendi. Gitme fırsatı bulamadığım için kendime kızıyordum. Fakat iyi ki gitmemişim… Şimdi sergilenen eserler sahte çıktığı için başkalarına kızıyorum. Daha fazlasına da aklım ermiyor zaten. Koca üniversite ve bir sürü saygıdeğer sponsor nasıl düştü bu tuzağa […]

Read More

Leyla Erbil: PERİLİ EV’imiz…

“Leyla Erbil benim için bir perili ev gibidir. Orada durur yıllardır, tekinsiz ve artık dokunulmaz.” “Bazısı tedirgin olur bu evden, önünden geçerken, etrafından dolaşırken başını eğip koşar adım yürümeye başlar. Nasıl olmuşsa vakt-i zamanında bir gün tesadüfen girmiştir içeri, lakin girmesiyle çıkması bir olmuştur.” “Bir de benim gibiler vardır, ilk görüşte bu güzel ama tehlikeli […]

Read More

Yasemin; geleceğimizden koparılmış bir çiçek…

İnsan bazen o kadar üzülür, o kadar şaşırır ki nutku tutulur, belki de şok eden o olayı aklı hafızası almadığı, o çok değer verdiğiyle birleştirmediği için kendini ve sevdiğini korumaya alır; sadece birlikte yaşanan, sırlarlarla sakladıklarını hatırlar. Dokunduramaz o sahneyi ona, oysa ona en çok dokunan kişidir bunu yaşamış olan. Yasemin, benim en yakın arkadaşımdı. […]

Read More

Paul Auster’dan şahane bir yeni yıl hediyesi

2011’e veda ederken Egoist Okur’un mesajı kısa: 2012’de hepinize sağlık, mutluluk, huzur ve aşk diliyorum. Yeni yıl sıkıntısız geçsin, bir de güzel kitaplarımız olsun, yeter… Tabii aranızda daha uzun, daha dolu dolu bir yeni yıl mesajı isteyenler olabileceğini de düşünmüyor değilim. Onlara  da harikulade bir yeni yıl hikayesi yazan Paul Auster’a kulak vermelerini tavsiye ediyorum. […]

Read More

Ağırlığınca hüzün…

“Popülist politikalara sığınıp kültürü elitizm olarak görüp küçümseyenler, ticari olanı yüceltip bunu kültüre tercih edenler çok yanılıyor. Bir de şöyle bir gerçek var: Siyasi ve yerel yönetimler kültür politikasına sahip değilse, bu alanda sağlam bir planı yoksa popülizmden güç alıyorlar, aslında bu, görevden kaçmanın bir diğer adı. Kültür politikası olmayan toplumların artık çağımızda yaşama şansı […]

Read More