Egoist okur

İnsanlık kime benzer?

“Yalnızlık Kime Benzer”in isimsiz kahramanı, Lal’in kendisini bırakıp gidişinin ardından, yalnızlığın izini yazar yüzlerinde ve edebiyatın içinde sürerken, bize bunu da gösteriyor. Yazınsal olanı gerçeklik algısı ve yaşama biçimine dönüştüremedikçe, yalnızlığımızın hiç bitmeyeceğini anlatıyor. Semih Gümüş’ün yalnızlığı kimseninkine benzemeyişiyle, daha önce saptanmamış bir var oluş halinin ve derin bir insanlık sancısının adını koyuyor. Tolga Meriç […]

Read More

ÖL: Bir doğum lekesi olarak ölüm

Çağnam Erkmen, ilk romanı “Öl”de zamandaki ölüm izlerini takip ederken, doğamızın ölümle nasıl biçimlendiğini sorguluyor. Tolga Meriç Not: Fotoğraftaki Proust. Öldüğünde Man Ray çekmiş. ÖL: Bir doğum lekesi olarak ölüm Diyelim ki ellili yaşlarda, eğitimli, hali vakti yerinde, evli bir kadınsınız. Amansız bir hastalık kapınızı ikinci kez çalmış ve ne kadar zamanınız kaldığını neredeyse günü […]

Read More

Sputnik Sevgilim: Murakami’den KAYBOLMA SANATI

Haruki Murakami “Sputnik Sevgilim”de, her şeyin çoktan kaybolmuş olduğu bir zamana ve aradıklarımızı ancak kaybolarak bulabileceğimiz bir yere götürüyor bizi. Tolga Meriç Sputnik Sevgilim’de Murakami bizi, aradıklarımızı ancak kaybolarak bulabileceğimiz o yere götürüyor “Sahilde Kafka”, “Yaban Koyununun İzinde”, “Kadınsız Erkekler”, “1Q84” gibi kitaplarıyla ülkemizde hatırı sayılır bir okur kitlesine sahip olan Haruki Murakami, dilimize çevrilen […]

Read More

Kürşat Başar: ASLINDA HAYALET…

“… Sonra en azından şundan kendi adıma emin oldum: Kürşat Başar’la yaptığım her iki röportajda da ben bir hayaletin karşısında oturmuştum. Şimdi de bir hayaletin yazdığı kitabı okuyordum.” Tolga’nın bu yazısı okuyunca, yıllar önce yazdığım bir yazıyı hatırladım: “Yaşayanların bazıları hayalettir aslında…” Tolga, Everest Yayınları etiketli “Aslında Hayal”i anlatacaktı, bunun yerine şahane bir şey yaparak […]

Read More

“Madem iletişimle zehirlendik o vakit dibini bulacağız”

Psikiyatr Dr. Gülcan Özer, “Gücünüz yeterse kendi ruhunuzla tanışın, onunla ahbaplığın zevkine varın, kendinize karşı samimi davranmanın hafifliğini yaşayın” diyor, “Herkes Kendi Hayatının Kahramanı” adlı kitabında. Anlattıklarının kalbinde, ikili ilişkiler var… Aşkın ve evliliğin hangi kritik noktalarda tökezlediğinden, hepimizi bir biçimde esir eden yaşlanma korkusu ve gençlik kültünden, hem şifa hem zehir olabilecek iletişimin gücünden […]

Read More

İllüzyondan kurtulup hayatın aslıyla iyileşmek

İş hayatımızı plazalara, özel hayatımızı sanal dünyaya devredip hastalandığımız dijital çağda aslımıza nasıl geri dönüp iyileşeceğiz? Yüce Zerey, “Fabrika Ayarlarına Dön” adlı kitabında ağlanacak halimize güldürerek bu yaşamsal meseleye bakıyor. Bize illüzyon hapishanelerinden kurtulup hayatın aslıyla iyileşmeyi teklif ediyor.  Tolga Meriç Fabrika ayarlarına dönmek Yüce Zerey, plazalara hapsolmuş profesyoneller dünyasını yakından tanıyan bir yazar. “The […]

Read More

Taht Oyunları tadında Osmanlı tarihi

Yazdığı Fatih ve Bayezid romanlarıyla yüz binlerce okura ulaşan Beyazıt Akman, “Osman: Aşk ve Savaş” adlı iki ciltlik son yapıtında Osman Gazi’yi ve kuruluşu anlatıyor. Zengin kadrolu romanının pırıltılı isimleri Yunus Emre ve Marko Polo içinse “Aynı zaman diliminde, aynı topraklarda dolaşan bu üç figürü bir araya getiremeyeceksek roman ne işe yarar?” diyor… Tolga Meriç […]

Read More

Kıskançlık hakkında her şey ve o uğursuz cümle: “Oh olsun!”

Sizin için kıskanç denebilir mi? Haset duygusunu mu kendinize daha yakın bulursunuz, yoksa imrenmeyi mi? Başkalarının kaybı, kazancınız ya da mutluluğunuz oldu mu hiç? Çok mu uzak bu duygular size? O halde Peter Toohey’in “Edebiyatta Sanatta ve Popüler Kültürde Kıskançlık” adlı kitabını okuyun. Okuduktan sonra bakalım ne kadar emin olabileceksiniz kendinizden… Oh olsun! Doğan Kitap, […]

Read More

“Hayatta aşka düşmek de mümkün, aşkla yükselmek de”

Tuna Kiremitçi’nin Destek Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “Kendi Seven Ağlamaz” okuru sert içki gibi çarpan, yani trajediyle komediyi ya da yakınla uzağı aynı potada eriten bir roman. “Alkolik eski çocuk yıldız” Sitare’nin, aşkı “düşüşteki yükseliş”te keşfedişinin kendini soluk soluğa okutan serüveni… Tolga Meriç Gerçek aşk peşinde koşarken ruhunu ve bedenini savurganca açan Sitare’nin romanı Charlie […]

Read More

Nurdan Gürbilek: “Şölen sofrasından dışlananlar için”

“Eğer yazılanlar melodramdan, romantik bir acı kutsamasından ya da hamasetten ibaret kalsın istemiyorsak, güçlü edebiyatçıların önümüzde açtığı ufku, örneğin Dostoyevski’nin hem gerçekçi hem çoksesli hem de trajik ufkunu önemsememiz gerekir. Yani mağdurun karanlığına bakabilmemiz, başkalarının iktidarıyla olduğu kadar kendi iktidarsızlığımızla da yüzleşebilmemiz gerekir.” Tolga Meriç’in Nurdan Gürbilek’le yaptığı “Mağdurun Dili” röportajını yeniden okuyunca, siz de […]

Read More

Tahsin Yücel’e sormuştuk: HAYRİSTAN neresi biz neredeyiz?

Bu sabah çok kötü bir haber geldi, üniversitede iki yıl eleştiri derslerine devam ettiğim Tahsin Yücel ölmüş. Gözümün önüne zarafeti, akıllı, terbiyeli insanlara özgü o güzel çekingenliği, hınzır tebessümü geliyor. Sevgili hocamın öykü ve romanlarındaki keskin mizahını, alaycı dilini, incelikli üslubunu özleyeceğim. Batı edebiyatı ve düşüncesinin birçok önemli eserini onun çevirileriyle keşfettiğimi de unutmayacağım. Ama […]

Read More

İnci Aral röportajı: “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”

İnci Aral yeni kitabı “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”ndaki yazılarıyla bir ülkenin haritasını çıkarıyor ve önümüze vicdan, adalet, sanat-edebiyat, doğa ve insan resimleri bırakıyor. İnci Aral’la Tolga Meriç konuştu… Gülenay Börekçi İnci Aral’dan “Nar Ağrısı” sorusu: AŞK ÖLÜYOR MU? Tolga Meriç’ten İnci Aral röportajı “Bir dönemin acısını, ağrısını hatırlamak ve nelerden geçtiğimizi görmek için…” Roman, […]

Read More

“Kızgın değil, buruğum; hayatıma bu yön veriyor artık”

Arkadaşım Tolga Meriç’le Picus döneminde ne kadar şahane işler yaptığımızı, ne müthiş röportajlarla okur karşısına çıkabildiğimizi konuştuk. Kendini beğenmek değildi söz konusu olan, üzüntü diyebileceğim bir duyguydu daha çok. O tarz röportajların yapılabildiği, yayınlanabildiği bir dönemde değiliz artık. Her neyse, Picus’ta yayınlanmış sevdiğim işleri ara sıra burada yeniden yayınlıyorum, biliyorsunuz. Nejat İşler röportajı da onlardan […]

Read More

Bir edebiyat besleyicisinden, Fatih Özgüven’den hikâyeler

Fatih Özgüven, bir edebiyatçıdan çok, edebiyatçıları ve edebiyatı besleyen şaşırtıcı, aykırı ilham vericilere benziyor; yazanlardan değil de, yazdıranlardan sanki. Hayatın içinde bir star gibi dolaşmayı becerebilen bu tipler, edebiyatın ne olduğunu, nerede saklı bulunduğunu yazarak değil de, yaşayarak gösterirler. Avcı yazarlar, bu çekici insanları görür görmez anlar ve ondan beslenmeye başlar. Yazabilen biriyseniz, bayağı bayağı […]

Read More

Tolga Meriç hakkında bildiğim her şey

Tolga Meriç, hayattaki en yakın arkadaşlarımdan. Gitmeyeceklerden. Gitse de kalacaklardan. Egoist Okur’daki Hakkında Bildiğim Her Şey köşesinden tanıyorsunuz onu. Bir de tabii Picus döneminden bu yana yaptığı görkemli röportajlarından… Bazılarını burada yeniden yayınlamayı düşünmüyor değilim, röportaj nasıl yapılır, öğrensin herkes diye. Tolga’yı uzun uzun anlatmak istemiyorum size, zaten sevmez kendinden konuşulmasını. Onun parlak zekası, kimi […]

Read More