Egoist okur

Hüzünle hatırlıyoruz: HALİL İNALCIK

Yıllar önceydi, İstanbul tarihine çok acı bir kayıt düşülmüş, Haydarpaşa Garı bombalanmıştı. Ölü sayısının bini aştığı söyleniyordu. İşte o facia günün ertesinde, tarihin akışını değiştirecek bir hadise daha gerçekleşti. Günün birinde Osmanlı’yı merak ederek, araştırarak, inceleyerek ve çözerek efsaneleşecek bir karakter, Halil İnalcık dünyaya geldi. Arkadaşım Emine Çaykara bu kez dün kaybettiğimiz Halil İnalcık’ı yazdı. […]

Read More

Yeni videolarla: İyi ki doğdunuz Halil İnalcık…

Emine Çaykara, her eylül ayında olduğu gibi yine Ankara’ya gitti. Yine Halil İnalcık’ın doğum gününü kutlamak, bu güzel günde onunla ve en yakın dostlarıyla birlikte olmak için. Her zamanki gibi Halil Hoca’ya yanında bir parça İstanbul götürmeyi de ihmal etmedi. Ona özel hazırladığı bir videoyla… Aşağıda hem bu videoyu, hem de İnalcık’ın, doğumgününde yanında olan olamayan […]

Read More

Emine Çaykara’dan yazdı: Başka türlü bir İstanbul hikâyesi

“Yazın son demlerini yaşadığı bir akşamüstünde sıcağın gitmeye hiç niyeti olmadığı bir havada yürüyorum. Ağırlığı itmek isterken üzerine geliyor insanın. “Otobüse binmek en uygunu” diyorum içimden durağı görünce; zaten fazla kalabalık da değil; iki genç, emekli bir adam, elinde torbalarla bir kadın. Sonra, yanında iki çocuğuyla bir anne; biri kız, biri erkek. İkisinin de ellerinde […]

Read More

“Haşarı çocuk” Türkiye için oyuncaklı İstanbul büyüsü

Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde Baba Cafer’den söz ediyormuş. Sonraki yüzyıllarda anneler yaramaz çocukları için bir eşyalarını, mesela oyuncaklarından birini alıp buraya, Baba Cafer Türbesi’ne getirmeye başlamışlar. Çocukları durulsun, uslansın diye… Bu yazının yazarı etkileniyor bu güzel rivayetten ve Baba Cafer’e bir oyuncak verip sembolik İstanbul büyüsü yapmaya karar veriyor. Hâlâ çocuk olan ülkesinde sular durulsun, kulakları sağır […]

Read More

UTANÇ

“Boncuk artık o handan bozma apartmanın girişinde ya da otelde kalıyor, gün doğunca dolaşıyor, ganyancıdan çıkıp döviz bürosunda turluyor, gişelerdeki memurlarla selamlaşıyor, dövmecide serinliyordu. Yemek ikramınız karşısında gözleriyle konuşur, sohbetin bölünmesine izin vermez, siz uzaklaştığınızda sessizce elini sürer ve yerine çekilirdi. Sokaktaki kedi dışında herkesin sevgilisiydi. Arada onu sevenlere göz süzüp arsızlık yapmasa ona da aldıracağı […]

Read More

Süleymaniye’yi gezerken ŞÜŞÜTOWN’da kaybolmak

“Bu şehirde ‘bir tatlı huzur almak için’ çok yere gidebilirsiniz, hiç şüpheniz olmasın Behçet Kemal Çağlar’ın şiirine konu olan Kalamış’dan mülhem bu tabir bir başka şairin ‘bir semtini sevmek bile bir ömre değer’ini de haklı çıkarır. İstanbul’da yaşanan öyle herhangi bir sevgi ve huzur değildir. İçinde seçim yapma şansınızın olduğu ve size sıralanamayacak kadar çok […]

Read More

Hıristiyanlık tarihinin resim defteri

“Binbir çeşit kıyafetle dolaşan dervişlerin, manastırlara kapanmış keşişlerin ve dahi pek çok aşkın ve meczup karakterin yaşadığı bu şehirde üç dilek tutmam istense biri kesinlikle zamanda yolculuk yapabilme gücü olurdu. Kısa süreliğine de olsa kimseler beni görmeden ben onları görsem, tepelerinden süzülsem, bu şehrin tüm zamanlarında vakit geçirsem. Alaaddin’in sihirli lambasına dokunsam… Kariye’de duraklasam, Theodoros […]

Read More

Binalar, sesler, hatıralar

Bu hafta, bir sabah mesajı düştü ekrana; İstanbul’un yalılarını, konaklarını, sokaklarını çok iyi tanıyan ismiyle müsemma sevgili Fata Morgana bir habere dikkat çekti. Asırlık konak yeni sahibini bekliyor başlığıyla sunulan haberde Can Mumay şöyle diyordu: ‘1800’lü yılların sonunda yaptırılan Abud Efendi Konağı yatırımcıları bekliyor. Yap işlet devret modeli uygulanarak satılacak konağın restorasyonu için 4 milyon […]

Read More

Müzikli, şarkılı, sazlı, sözlü İstanbul Hikayeleri…

İnsan bazen kafasını dağıtmak, bazen eğlenmek, bazen dinlenmek, genelde de ruhunu beslemek için müzik dinler . Ve elbette dinlediğimiz şarkılar, okuduğumuz kitaplar, sevdiğimiz yazarlar, filmler hep bizden izler taşır. Her gelenin çarpıldığı, tekrar geri dönmek istediği, aşık olduğumuz bu şehre, İstanbul’a şarkılar çerçevesinden bakmak istedim. İstanbul ile aşkı, sevgiyi, hatıraları birleştirdim ve bu şehrin sokaklarında […]

Read More

Bir İstanbul masalı: Obelisk ve banktaki kedi

“Gerçekler üzerine geldiğinde İstanbul’a sığınırdı. İstanbul mu kaldı sığınacak diyenlere boş gözlerle bakar, içten içe aşkının büyüsü bozulmamış diye sevinirdi de. Her daraldığında kendini tarihi yarımdanın, eski İstanbul’un bildiği, bilmediği sokaklarına atar, her seferinde ruhu bu sihirli kentten nasibini almış halde huzurla eve dönerdi. Hep böyle olmamış mıydı? Bambaşka dönüşümlere sahne olmuş semtlerinde bile üzüntüsünü […]

Read More

İstanbul’un ruhları

“Zavallı Bayezid-i Cedid Camii… Hemen yanında. Zavallı, çünkü 2000 yılında Fatih Müftülüğü’nün tabelasını yenilediği anlaşılan cami, perişan sıfatını taşıyan fukara, kadersiz, ruhu zedelenmiş, itilip kakılmış küçük bir çocuğu hatırlatıyordu. Hüzünle oradan kaçmak istedim, içeri girmemle çıkmam bir oldu. Yol üzerinde duvarın içine tıkıştırılmış bir çeşmeyle karşılaştım. Suyu akmayan, sen şurada dur yeter, dercesine, alelacele oraya […]

Read More

Yasemin… Geleceğimizden koparılmış bir çiçek…

İnsan bazen o kadar üzülür, o kadar şaşırır ki nutku tutulur, belki de şok eden o olayı aklı hafızası almadığı, o çok değer verdiğiyle birleştirmediği için kendini ve sevdiğini korumaya alır; sadece birlikte yaşanan, sırlarlarla sakladıklarını hatırlar. Dokunduramaz o sahneyi ona, oysa ona en çok dokunan kişidir bunu yaşamış olan. Yasemin, benim en yakın arkadaşımdı. […]

Read More

Ağırlığınca hüzün…

“Popülist politikalara sığınıp kültürü elitizm olarak görüp küçümseyenler, ticari olanı yüceltip bunu kültüre tercih edenler çok yanılıyor. Bir de şöyle bir gerçek var: Siyasi ve yerel yönetimler kültür politikasına sahip değilse, bu alanda sağlam bir planı yoksa popülizmden güç alıyorlar, aslında bu, görevden kaçmanın bir diğer adı. Kültür politikası olmayan toplumların artık çağımızda yaşama şansı […]

Read More

Fotoğrafta mana yetersizse teknik neye yarar?

“Fotoğraf, tıp fotoğrafıdır, endüstri fotoğrafıdır, röportajdır, hatıra fotoğrafıdır. Şiirselliği olduğu sürece. Ama örneğin kedi resmi çekilmekteyse o, benim kedim, şunun kedisi değil de, tüm kedilerin kediliğini içermeli o mesajı vermesi için. İçindeki mana yeterli değilse, ışık ve kompozisyon ne kadar mükemmel olsa da çekmem” diyen Yıldız Moran’ı Emine Çaykara anlattı. Zamansız Fotoğraflar: Yıldız Moran Sergisi, 19 […]

Read More

Ve mumya birden her şeyin önüne geçti…

İstanbul Hikayeleri’nin yazarı Emine Çaykara bu defa farklı bir maceraya davet ediyor sizi. Rozarin isimli küçük  -ama arkeoloji diplomalı- arkadaşıyla birlikte tarihi ve keşfe çıkıyor. Bütün bir gün boyunca İstanbul’da neler yaşadıklarını, nereleri gezip kimlerle arkadaşlık ettiklerini merak ediyorsanız okuyun. Bu hikayede Emine ve Rozarin dışında kediler, köpekler, kaplumbağalar, tarihi mekanlar-eserler, Osman Hamdi Bey’ler,  işsiz […]

Read More