Egoist okur

Hey, Alfred, Agatha, Edgar ve Allan; orada neler oluyor?

En sevdiğim polisiye yazarı Agatha Christie’yle en sevdiğim ürperten filmlerin yönetmeni Alfred Hitchcock bir arada. Kader onları bir biçimde buluşturmuş. Uslu durmuyor, çeşit çeşit maceralar yaşıyor, bu arada da etraflarındaki sır perdelerini ortadan kaldırıyorlar. Üstelik bunu sinemayla, edebiyatla, korkuyla ve polisiyle zerrece alakaları yokken, henüz ikisi de minicik birer çocukken yapıyorlar. Bütün bunlar İspanyol yazar Ana […]

Read More

Başucu kitabımız diyor ki: Bu düzen böyle gitmez!

İYİ KALPLİ KÜÇÜK TAVŞAN diye bir kitap. Anlamsız bir ismi var kitabın. Momo’nun Kitap Fabrikası’nın yöneticisi sevgili Gökçe Gökçeer de zaten illüstrasyonlarını beğenmese okumayacakmış zaten. Ama sonra kitabın, sömürü düzenine karşı olmak, sürü psikolojisinden çıkmak, örgütlenmek ve haksızlığa isyan etmek gibi çok önemli noktalara işaret ettiğini fark etmiş ve bir solukta bitirmiş. Çocuklarının ‘böyle gelmiş böyle gider’ci […]

Read More

Çocuk kitaplarında sevmediklerimiz: “Yaz kızım! O gün yine kraliçeymişsin…”

“Masamın üzerinde bir süredir sırasını bekleyen bir çift kitap duruyor. Biri pembe biri mavi. Çocukları yazmaya teşvik etmek gibi güzel bir amaca hizmet etse de, kabul edilemez bir ayrımcılığa da götürüyor onları: Kızlar ve Erkekler İçin Yaratıcı Yazma!” “Tıpkı cinsiyet ayrımcılığı gibi, konu başlıkları da keskin bir bıçakla ikiye ayrılmış. Erkekler İçin Yaratıcı Yazma kitabına bakılırsa, […]

Read More

Feyza Hepçilingirler soruyor: ANNE KİMDİR?

Hangi annelerin günü kutlu olsun? Peki ya anne kimdir? Bizi doğuran kadın mıdır, yoksa bakıp büyüten, bizimle gülüp bizimle ağlayan mı? Annelik, dünyaya getirmekten öte anaçlıkla yavrusuna kanat germek değil midir? Onunla doğup büyümektir. Asla pişman olmamaktır. ‘Anne Kimdir?’ kitabında Feyza Hepçilingirler, aynı mahallede yaşayan dört çocuğun, bir arkadaşlarının annesinin öz olmadığını öğrendiklerinde yaşadıklarını anlatıyor. Kitap, çocuk […]

Read More

Gangnam Style dünyasında Mozart’la şahane maceralar

“Kitabın yazarı Christine Mellich ve çizer Maren Baber, Berlin Filarmoni Orkestrası için yazıp çiziyorlar. Her ne kadar bir çocuk kitabı gibi görünse de, büyüklerin de öğreneceği çok şey olduğunun altını çizmem gerek. Klasik müzikle ilgili bildiğinizi sandığınız ya da belki hiç duymadığınız birçok terimin hafızanızda yer edeceği garanti. Mesela kromatik, çembalo, muvman nedir bilmeyen kalmasın!” […]

Read More

Bu kitabı okuyan AY TAVŞANI kadar muhteşem olsun!

“Uzun zamandır bir çocuk kitabı beni bu kadar güldürmemişti. P.J.’in ciyaklayarak herkesi mum etmesi, kimi yiyecek acaba diye endişelendiğimiz ama tuhaf bir güven de duyduğumuz ejderha Sandra, sevip sevmemeye karar vermekte zorlandığımız Kral ve Kraliçe, hepsi çok komik. Ay Tavşanı’na gelince: özellikle Kraliçe’yle labirentte karşılaştığı kısımda, sesini ve konuşmasını değiştirdiği an kahkahalarıma engel olamadım. Bu […]

Read More

Farklı olmak güzeldir: Rengini Arayan Pudra

“Uzun süredir savunduğum bir fikir bu kitapla daha da pekişti: ‘Farklı olmak’ hakkında ya da ‘farklılıklar’la ilgili daha fazla kitap yazılması gerekiyor. Bunu çocuklara anlatmanın en güzel yolu, her güzel yolda olduğu gibi yine karşımıza çıkan hayvanlardan geçiyor. Pudra da bu hayvanlardan biri olarak ‘seçilmiş’ ve unutulmayacak bir karakter olmayı başarmış. Hem yazıp hem çizebilmek, […]

Read More

Broca Sokağı Hikayeleri

Çocukların yaratıcılığının sonu olmadığının güzel bir örneği Broca Sokağı Hikayeleri. Bugüne kadar 20’den fazla dile çevrilmiş ve tüm dünyada 1 milyondan fazla satış yapmış. İki ciltten oluşuyor. İlkinde; birbirine âşık olan ayakkabılar, güzellik tutkunu cadılar, evlenmekten başka hayali olmayan devler, hayalet olduğunu kabul etmeyen hayaletler var. Her şeyi bilen ‘müneccim’ bebek de cabası! İkincisinde ise […]

Read More

MARY POPPINS: Huysuz, tatlı ve sosyalist

Bir tanecik Gökçe Gökçeer bu hafta favori kahramanlarımdan birini Mary Poppins’i yazmış. Herkesin sinemadan tanıdığı şekerli Mary’i değil tabii; sarışın Julie Andrews’a da, teatral Emma Thomson’a da benzemeyen gerçek Mary’i, yani keskin ve öfkeliyken yanına yaklaşılmaması gereken ve buna rağmen çok çok sevdiğim o acayip kadını… Barbie bebek şefkatinden tiksinen tehlikeli ve tekinsiz Mary, hayvanların […]

Read More

Hangimiz normal, kim anormal?

“Çocuklara bazı kavramları anlatmak, onların içini doldurmak çoğu zaman kolay değil. Normal-anormal, doğru-yanlış, iyi- kötü, aralarında en tehlikelileri… Bu noktada, en azından ‘normal-anormal’ sıkıntısına düşüldüğünde, işin içinden çıkmaya yardımcı olabilecek bir kitaptan bahsedeceğim. ‘Normal Nedir?’ Alman bilim muhabiri ve yazar Wolfgang Korn’un, insanların aynı görünmelerine rağmen aslında farklı olduklarına dair yaptığı etnolojik bir çalışma. Aynılığı […]

Read More

Şair Walt Whitman, Miguel’in hayatını nasıl değiştirdi?

“Anne babaların çocuklarına sıklıkla söylediği bir tembih sözüdür; ‘sakın yabancılarla konuşma!’ Kahramanımız Miguel, eğer anne babasının sözünü dinleyen bir çocuk olsaydı, bu kitap kesinlikle çok sıkıcı olurdu. Şimdi bildiğiniz tüm tembihleri unutun ve akıllı, duyarlı, tatlı yürekli Miguel’le tanışın!” Kapağında Walt Whitman’a ikizi kadar benzeyen şapkalı, sakallı yaşlı bir adam bulunan Miguel adlı kitabı Gökçe […]

Read More

Paran kadar konuş!

Gökçe Gökçeer bir süredir Egoist Okur’u boşlamıştı sanki. Muhtemelen vakitsizlikten, hayatın koşuşturmacasından… Açığı kapatmak için olsa gerek, bu hafta iki yazı gönderdi. Üstelik ikisi de birbirinden şahane kitaplarla alakalı. Bu arada size itiraf etmek istediğim bir şey var: Bir süredir küçük arkadaşlarıma kitap alırken artık ilk başvurduğum kişi güzel, duyarlı yazılarıyla Gökçe oluyor. Bence siz […]

Read More

Ayı olmayan bir ayının hikayesi

Birkaç ay önce Egoist Okur’da yazmaya başlayan Gökçe Gökçeer benim için harika bir keşif oldu. Artık biliyorum; o bir kitabı severse, ben de seveceğim. Sevmezse de ona hak vereceğim… Çünkü Gökçe tıpkı benim gibi çocuk kitaplarına, masallara çok düşkün biri ama yeri geldiğinde eleştirilerini de esirgemiyor. Bir de doğaya, çocuklara, hayvanlara, masum ve renkli diğer […]

Read More

Yunuslara özgürlük!

“4 Ekim dünyada Hayvan Hakları Günü olarak kutlanıyor. Türkiye’de Hayvanları Koruma Günü olarak da anılan bu özel günde, aslında bildiğimiz anlamda bir kutlama yapılmıyor. İsabet oluyor, çünkü ne yazık ki hayvan hakları konusunda sınıfta kalmış durumdayız; ortada pek de kutlanacak bir durum yok. Hayvan sevgisinin evcil hayvan beslemekten ibaret olmadığını anladığımız gün, dünya daha da […]

Read More

Roald Amca’ya sevgilerle: İyi ki doğdun Matilda!

Gökçe Gökçeer, iyi günde, kötü günde ve zihnimizin en hain taraflarında suç ortaklığı ettiğimiz sevgili yazarımız Roald Dahl’ın Matilda’sının 25’inci yaşına basmasını kutlamak için yazdı yeni yazısını. Bugün 25 yaşında olması gereken Ayşe adında çok tatlı bir kızı ilgilendiren bir tesadüfü de yazısına kattı. Bu durumda bana fazla söz düşmüyor. İyi ki doğdunuz Matilda ve […]

Read More