Egoist okur

“1Q84, paralel evrenlerin ve cevapsız soruların kitabı…”

1991’de Ankara Üniversitesi Japon Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’ndan mezun olan Hüseyin Can Erkin, 1992’de Japon Hükümeti’nin bursuyla Japonya’ya gitmiş. Ankara Üniversitesi’ndeki doktora çalışmasının ardından toplam altı yıl Japonya’da yaşamış. Bu arada Haruki Murakami’den “Sahilde Kafka” ve “Haşlanmış Harikalar Diyarı” romanlarını çevirmiş. Mangalar ve Japon edebiyatından başka birçok önemli yapıt da çevirdikleri arasında. Şimdi mezun […]

Read More

“Bolaño-okuyucu ilişkisinde ilk görüşte aşk yoktur!”

Roberto Bolaño’nun 2666 adlı dev romanını kusursuz bir şekilde çeviren Zeynep Heyzen Ateş’e bir çevirmen olarak en çok neden şikayet ettiğini soruyorum. Tabii Bolaño’dan yeterince bahsettiğimize kanaat getirdikten sonra… Halbuki fark ediyorum ki bu aslında bir çevirmene ilk sorulacak soru. Yaşadıkları bu kadar zorluğa rağmen inatla çeviri yapmayı sürdürmeleriyse hayranlık uyandırıcı. Şöyle cevap veriyor Ateş: […]

Read More

Güzel, entelektüel, âlicenap Türk prensesi: Neslişah Sultan

Sarayda başlayan bir hayat… Farklı ülkeler ve farklı zamanlarda bir değil, iki kez uğranan sürgün… Debdebe ve şâşaâ dolu günlerde mücevherlerin en parıltılısı, giyim-kuşamın en gözalıcısı… Sahip olunan tek elbise kullanılmayacak kadar eskiyince mektebe bile gidememek. Çok uzak ve yabancı bir memleketin first lady’liği… Askerî mahkemelerde çatık kaşlı hâkimlerin ürkütücü sorgu sualleri… Krallarla, siyasetçilerle, dünyaca […]

Read More

Zeynep Ergun: “Erkeğin yittiği yer, özlenen bir yer”

“Erkekler savaşının Türkiye’yi ilgilendiren yanı, bu savaşın kadın bedeni üzerinden yaşanması. Kadın bedeni de bir savaş alanı oluyor ve adamlar kadının üzerinde tepinerek aslında birbirleriyle savaşıyor. Birbirileriyle yaşanmak istenen ilişki yaşanmıyor çünkü. İlla homoseksüel bir ilişkiden bahsetmiyorum. Normal bir ilişki erkekler arasında kurulamıyor, yaşanamıyor gördüğüm kadarıyla. Üstelik kurmaya çalıştıkları ilişkileri de kadın bedeni üzerinden cinsellik […]

Read More

Necdet Sakaoğlu: “Harem’in serüveni bir kadınlık tarihidir”

Tarihçilerin yazdığına göre, Hurrem Sultan’ın Sultan Süleyman üzerindeki etkisi hakikaten inanılmazmış. Günümüzün siyasetçi eşlerini, first lady’leri için bile alışılmadık bir biçimde, sadece sarayın iç meselelerine değil, uluslararası ilişkilere de karışıyor, fikir yürütüyormuş. Polonya kralıyla arasındaki yazışmaları bile arşivlerde mevcut. Öte yandan Hurrem’in bütün bunları salt ihtirastan değil, kendisinin ve evlatlarının sağ kalması için yaptığını düşünen […]

Read More

Neden bizden bir Da Vinci Şifresi çıkmaz?

Ergun Kocabıyık’ın Boğaziçi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan şahane ve ürpertici kitapları Yazılı Yüz, Dolaylı Hayvan ve Aynadaki Narcissos’u okurken şunu fark ettim: Eski dönemlerin inanışları bugünkü inanç sistemimize uymuyor olabilir, ama onlar aynı zamanda bizi oluşturan geçmişin, kültürümüzün basamakları. ve Kocabıyık’a sordum: Artık geçerliliği olmayan bir inanç sistemini tıpkı çoğumuzun şu an yaptığı gibi yok saymanın […]

Read More

Çizgi Roman: 50 milyon $ harcamadan film çekmenin kestirme yolu

Pullara basılan, filmleri çekilen, televizyon dizisi olan, Fransa’da Kebir adıyla yayınlanan kült çizgi roman serisi Karaoğlan bu ay 50 yaşına basıyor. Emperyalist ideolojiye karşı olduğu için bazı konular ele almayı reddeden Suat Yalaz’la hem kahramanını, hem de çekilmesi planlanan yeni Karaoğlan filmini konuştuk.  Bir dönem sadece çocukların, gençlerin değil, devlet adamlarının, bakanların, gazetecilerin, Mesela Münir […]

Read More

Erkekliğin imkansız iktidarını konuşmanın tam zamanı

Erkek egemen toplumda hangi erkekler egemendir? Bütün erkekler bu erkek egemen düzenden memnun mudur? Reddeden, başarısız olan, diğerlerinden farklı olan erkekler ne yapar? Erkekleri değiştiren, “bozan” durumlar nelerdir? Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Serpil Sancar “Erkeklik: İmkansız İktidar” adlı araştırmasında bu sorulara cevap arıyor. Bu […]

Read More

Okşan Svastics’in kitabı: Yahudiler’in İstanbul’u

“Bakkallık yapan halası babası evi terk etmiş olan 12 yaşındaki eczacı çırağı dayıma öğlenleri parayla ekmek arası kavurma satarken, Aşkenaz komşuları üst kata tencere tencere yemek taşıyormuş, bunu öğrenince dostluğun akrabalıktan daha mühim bir şey olduğunu da öğrenmiş oldum. Sonra, Osmanbey’de otururken komşum Sara Kazes’ten vişne likörü yapmasını, yaşlanınca güzel kolyeler takıp evde bile rujsuz […]

Read More

Alain de Botton: “Radikal dincilerden değil, radikal ateistlerden korkuyorum”

Alain de Botton yeryüzünde herhangi bir tanrıya inanmadan yepyeni bir din öneren ilk insan olabilir mi? Bu röportajda, “İnançsızlığınızı bu kadar açıkça ifade ettiğiniz için radikal dindarların öfkesini çekebileceğinizi düşünmüyor musunuz?” diye sordum ona önce. “Tam tersi, radikal ateistlerin ‘Hey, adama bak, resmen dine methiyeler düzüyor’ demelerinden korkuyorum” cevabını verdi. İşte röportajımızın geri kalan kısmında […]

Read More

Alp Buğdaycı: “Doğurmaya çalıştığım bebeği boğdular!”

“Kan Sıcak Akacak”, 1996’da yayımlandığında büyük gürültü kopardı. Ve Adalet Ağaoğlu’dan esinlenerek söylersek; “alt tarafı bilmem kaç litre kanla bilmem kaç metre bağırsaktan ibaret” şu bildiğimiz insanoğlu romanı sadece 6 gün yaşattı. Yazarıysa o günlerden bugüne, tam 15 yıl boyunca sustu. Bu, 15 yıl sürmüş aktif bir suskunluğun bütün iktidar odaklarını kapsayan yaralayıcı hikâyesi… Ve […]

Read More

“Bir dudak dolgunlaştırma operasyonu, bin espriye bedel olabilir”

Birlikteyken çok güldüğümüzde, gülerken gözlerimizden yaşlar geldiğinde, o zamanlar en yakın arkadaşım olan anneannem “Oh” derdi, “Ne güzel yedik!” Anneanneme göre, bir kahkaha bir kilo pirzolaya bedeldi. Ama işte zaman değişti. Gülse Birsel, estetik operasyonlardan bihaber olan anneanneme pek katılmıyor ve diyor ki: “Bir dudak dolgunlaştırma operasyonu, bin espriye bedel olabilir.” Bana gelince, benim her […]

Read More

Gülse Birsel de ayakkabı fırlatmıştı…

Gülse Birsel, geçen yıl çıkan Velev ki Ciddiyim adlı kitabının kapağında sivri topuklu kırmızı bir ayakkabıyı fırlatıyordu kameraya doğru. Ve şöyle diyordu: “O ayakkabı, kimseye zarar vermeden çalışıp daha iyi yaşamayı hayal ederek hayatını sürdürenlerin suçlulara attığı bir ayakkabı. Adi suçlular değil; birbirimizden nefret etmemize yol açan karar vericiler, yediğimiz besinlerin genetiğini değiştirenler, denizlere balık […]

Read More

Ahmet Hakan: “Bir Rosebud’ım varsa bile, çoktan unutmuşumdur”

Ahmet Hakan’la bir öğleden sonra kendini en rahat hissettiği ama farklılığını ve yabancılığını hâlâ koruduğu yerde, Nişantaşı’nda buluşup siyaset ve inanç üzerine konuştuk. Tabii başka şeyler üzerine de… Şüpheyi ve tevekkülü, yalnızlığı ve huzur kaçırma yöntemlerini, kadınlarda arayıp bulamadığı şeyi, yitirdiği mutluluk hayallerini ve ehlileşme sürecini… Edindiğim izlenim şuydu: Onu adeta bir pop star haline […]

Read More

Egoist Okur’un ilk röportajı Yolculuk dergisinde

Egoist Okur dolayısıyla benimle bir röportaj yapan Deniz Yalım Kadıoğlu Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Üniversite döneminden itibaren çeşitli dergi ve  internet sitelerinin editör ve yazar kadrosunda yer aldı. Öyküleri, Notos Edebiyat’ta ve altZine’de yayımlandı. Fransa’da yaşıyor, öykülerin yanı sıra süreli yayınlar için çeşitli konularda yazmayı sürdürüyor. Yolculuk dergisi de bunlardan biri. Bu ay, “Blog […]

Read More