Egoist okur

7 farklı SHAKESPEARE

“Shakespeare Müslüman’mış, gerçek adı da şeyh Pir’miş.” Haydaaa! Ortalık birbirine girdi tabii. Bana gelince, Shakespeare hakkında o kadar çok tevatüre şahit olmuştum ki şaşırmadım. Ama yine de bu işin aslını astarını araştırmayı ihmal etmedim… Sonuç? Mısıroğlu’na boşuna saldırdınız… İşte bazı Shakespeare’lerin hikayesi: Müslüman Shakespeare, Kraliçe Shakespeare, Hırsız Shakespeare, Kasap Shakespeare, Casus ve Anarşist Shakespeare, Çapkın […]

Read More

Kütüphanenizde bulunması gereken 13 sinema kitabı

Klasikler, ustalar, kült filmler ve en yeniler… Bu haftanın kitapları beyazperdeye dair. kimileri dünya sinemasının dev eserlerine dair, kimileri de senaryo yazım tekniklerini gösteriyor. Sinema severler için 13 kitaplık küçük bir okuma rehberi… Büyük yönetmenler Tarkovski, Bergman, Kubrick, Truffaut Yazmıştım daha önce; insanlar ikiye ayrılır, Tarkovski filmlerini sevenler ve Tarkovski filmlerini sevmeyenler… Çağdaş İngiliz edebiyatının […]

Read More

Paul Nizon ve yaşamını sanat eserine dönüştüren adam

Arkadaşım Mehmet Hakan Kekeç’in San Fransisco Sanat Müzesi’nde bir köşeye gözlüğünü çıkarıp koyan ve böylece sanat dünyasında bir nevi infial yaratan, daha doğrusu “sanatsever” denen kişinin ille de sanattan anlayan kişi olması gerekmediğini, günümüzde onun da çoktan sıradan bir tüketiciye dönüştüğünü kanıtlayan gençle başlayıp çağdaş Alman edebiyatının en büyüklerinden Paul Nizon’a ve bizde yayınlanan ilk […]

Read More

Aşk gerçekleşmeyecek ideal, evlilikse acı hakikat…

William Goldman’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmi “Princess Bride”, Westley adlı bir genç adamın, büyük aşkı Prenses Buttercup’ı bulma macerasını anlatıyor. Westley, prensesini ararken bin türlü belayı atlatıyor, defalarca vuruluyor, yaralanıyor hatta bir keresinde ölüyor ve “sihir yardımıyla” diriltiliyor. Masal bu ya; sonunda da aşkına kavuşuyor. Gelin görün ki o zorlu yolculuktan geriye birkaç küçük […]

Read More

Teoman: “Hiçbir plan hatasız yürümüyor ve bu çok güzel”

Teoman’ın şarkılarını, sözler onu anlatıyormuş gibi dinleme eğilimindeyim; hep bir itiraf tınısı alıyorum. Hayatında olup biten ne varsa bir biçimde yansıtıyor; gizlemeden, saklamadan… Bana öyle geliyor ki duygularını, deneyimlerini, zihnini kurcalayan soruları, hepsinden önemlisi nüfuz edilemeyen yalnızlığını açık sözlülükle, korunmaya çalışmadan dile getiren Teoman, şarkılarında kendini sanki çok yüksek bir yerden boşluğa bırakıyor. Aşağıda bir […]

Read More

Felsefe Muhabbetleri: “Iyy!” dediğimde gerçekte ne derim?

“Biliyoruz ki aşırı düşünmek zevki azaltır ve sürekli mutluluğu kovalamak insanı pekala mutsuz edebilir. Tıpkı bunun gibi, tadı güzel mi, değil mi diye gereğinden uzun düşünürsek, şaraptan aldığımız zevk de başka bir şeye dönüşmez mi?” Açıkçası, sırf bu sorudan ötürü, ben şarabın da felsefesi olduğuna ikna oldum. Başlığa bakıp “Iyy!”, üstteki alıntıya bakıp şarap… Hayır, […]

Read More

AŞK VE YEMEK: Isabel Allende’den 7 afrodizyak tarif

İşte birkaç benzersiz afrodizyak tarif. Hem de bir edebiyatçıdan, yani “Ruhlar Evi”, “Aşktan ve Gölgeden”, “Canavarlar Kenti” gibi romanların Şilili yazarı Isabel Allende’den. Allende leziz mi leziz, okuması zevkli mi zevkli kitabı “Aphrodite”in önsözünde, “Bu kitabı erotik gezintileri ve oynaşmayı seven sevgililere, bir de korkak erkeklerle melankolik kadınlara adıyorum” diyor. Tabii afrodizyak yemek tarifleri ve […]

Read More

Elena Ferrante röportajı: “Çarpışa çarpışa parçalanıyoruz”

Time’ın “En Etkili 100 Kişi” listesine giren Man Booker adayı Elena Ferrante’nin “Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım”, “Yeni Soyadının Hikâyesi”, “Terk Edenler ve Kalanlar”, “Kayıp Kızın Hikayesi” gibi romanlarını mutlaka okumalısınız. Ferrante ser verip sır vermeyen bir yazar; hakkında hiçbir şey öğrenmeyelim diye elinden geleni yapıyor. 1991’den, yani ilk kitabını yazdığı seneden bu yana ne fotograf […]

Read More

Deneysel bir arkeoloji çalışması: Hitit mutfağından tarifler

Mutfak tarihi denince bendeki merak çarkı işlemeye başlıyor. Kimin, ne zaman, neyi nasıl pişirdiğini öğrenmek istiyorum. Lezzetin damaklarımızda adeta genetik bir miras gibi yer ettiğini bilmek, beni en heyecanlı aksiyon filminden bile daha çok heyecanlandırıyor. Okan Üniversitesi’nde düzenlenen Hitit Mutfak Kültürü ve Yemekleri Sempozyumu da bende böyle bir heyecan dalgasına neden oldu. 2008 Gourmand Yarışması’nın […]

Read More

Sosyal medyanın ilk 2000 yılı: Eski Romalılar da “ARO” diyordu

Hep söylüyorum, güneşin altında gerçekten de yeni bir şey yok, her şeyin bir eski versiyonu aranırsa mutlaka bulunuyor. İnternetin bile… “Tarih fısıldayan adam” lakaplı araştırmacı Tom Standage’ın “Duvara Yazmak: Sosyal Medyanın İlk 2000 Yılı” kitabından öğrendiğime göre, interneti oluşturan iletişim sisteminin, sosyal medyanın hatta tablet bilgisayarların kökeni çok eskilere, antik Roma dönemine dayanıyor. Görüyorsunuz ya; Egoist […]

Read More

Woolf hadisesi hatırlattı: “En iyi yazar, ölü kadın yazardır”

“Küçük yaşta yazarlığa, 59 yaşında mezarlığa adım attı. Dalgalarla sörf yapıp, nehir bile denmeyecek bir kaşık suda boğuldu. Bilinç akışı mı, nehir akışı mı? Odalarda ışıksızdı. Paranoyaklığı zaten Shakespeare’in olmayan kız kardeşi üzerine saatlerce konuşmasından belliydi. Geri gelir mi? Gelirse gelsin, kim korkar bakire kurttan? Bkz: Nicole Kidman.” 5 Çayı’nda Tolga Meriç’le bu hafta yukarıda […]

Read More

Nurdan Gürbilek: “Şölen sofrasından dışlananlar için”

“Eğer yazılanlar melodramdan, romantik bir acı kutsamasından ya da hamasetten ibaret kalsın istemiyorsak, güçlü edebiyatçıların önümüzde açtığı ufku, örneğin Dostoyevski’nin hem gerçekçi hem çoksesli hem de trajik ufkunu önemsememiz gerekir. Yani mağdurun karanlığına bakabilmemiz, başkalarının iktidarıyla olduğu kadar kendi iktidarsızlığımızla da yüzleşebilmemiz gerekir.” Tolga Meriç’in Nurdan Gürbilek’le yaptığı “Mağdurun Dili” röportajını yeniden okuyunca, siz de […]

Read More

En güneşli ütopyanın üzerinde bile baskıcı bir gücün gölgesi hep var

Umberto Eco’nun kitabı “Efsanevi Yerlerin Tarihi” vesilesiyle, bu dünyanın geleceğine dair kurulmuş aydınlık ve karanlık hayallere, ütopyalara ve distopyalara bakıyoruz. Ve görüyoruz ki en güneşli ütopyaların üzerinde bile toplum mühendisliğinin, baskıcı bir gücün gölgesi hep mevcut. Bu kitaplarda birilerinin ideali ötekilerin yıkımı, birilerinin aydınlığı her zaman ötekilerin karanlığı oluyor. Kolektif Kitap’tan çıkan “Başka Dünyalar: Bilimkurgu […]

Read More

Edgar Hilsenrath: ‘Kapılarını açmayan cennetin canı cehenneme!’

Alman edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan ve “F*ck America”, “Gece”, “Son Düşüncenin Masalı”, “Nazi ve Berber” adlı romanları bizde de yayımlanan Edgar Hilsenrath’la yapılmış bu röportaj dün geldi. Yazarla, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “F*ck America”nın çevirmeni Feza Şişman konuşmuştu; soluğum kesilerek okudum. Nazi Almanyası’nı terk edip Amerika’ya yerleşen ve ülkesine ancak yıllar sonra dönebilen […]

Read More

W.G. Sebald’ın ölmeden 3 gün önce girdiği dersten notlar

“W.G. Sebald, son yaratıcı yazma dersini 2001 sonbaharında Doğu Anglia Üniversitesi’nde vermişti. Edebiyat dünyasında hızla büyük bir ün kazanıyordu, ilk üç kitabı sansasyonel bir başarı elde etmişti, aynı yıl “Austerlitz” yayınlanmıştı. Sınıfta, aralarında David Lambert’la benim de bulunduğum 16 öğrenci vardı. Sebald sessiz, neredeyse utangaçtı, ona “Max” dememizi istedi. Yazdıklarımıza bakarken anekdotlar veriyor, bizi yüreklendiriyordu, […]

Read More