Egoist okur

Lugat365’in yaratıcıları: “Kelimeleri yeniden meşhur etmeye karar verdik”

Grafik tasarımcı Banu Ertuğrul ve dijital iletişim uzmanı Onur Ertuğrul, 1 Ocak 2015’te bir proje başlattılar ve “Lûgat365” adlı sosyal medya hesabı üzerinden her gün takipçilerine bir kelimeyi, anlamı, etimolojik kökeni ve kullanıldığı bir edebi alıntıyla sundular. Sloganları etkileyiciydi: “Bazı kelimeler çok güzel.” O kadar büyük ilgi gördü ki kısa sürede bir sosyal medya fenomeni […]

Read More

Nejat İşler röportajı: BEDEN İBLİSLERİ

Arkadaşım Tolga Meriç’le Picus döneminde ne kadar şahane işler yaptığımızı, ne müthiş röportajlarla okur karşısına çıkabildiğimizi konuştuk. Kendini beğenmek değildi söz konusu olan, üzüntü diyebileceğim bir duyguydu daha çok. O tarz röportajların yapılabildiği, yayınlanabildiği bir dönemde değiliz artık. Her neyse, Picus’ta yayınlanmış sevdiğim işleri ara sıra burada yeniden yayınlıyorum, biliyorsunuz. Nejat İşler röportajı da onlardan […]

Read More

André Rieu: “Güneşe bak, sonra başını hafifçe arkaya çevir ve güneş ışınlarının yarattığı gölgeni gör…”

André Léon Marie Nicolas Rieu ya da kısaca tanınan adıyla André Rieu, Hollandalı bir besteci ve kemancı. Aynı zamanda Johann Strauss Orchestrası’nın kurucusu ve şefi. Son 100 yılın en önemli müzisyenlerinden biri kabul ediliyor. Mart ayında İstanbul’da vereceği konsere giderseniz, sakın sıradan bir klasik konser izleyeceğinizi sanmayın. New York Times tarafından “Klasik müziğin Madonna’sı” olarak […]

Read More

Danimarka’nın şifacı prensesi Märtha Louise: “Melekler her yerde”

Norveç Prensesi Märtha Louise‘in Elisabeth Nordeng‘le yazdığı Şifre adlı kitap Yabancı Yayınları’ndan çıktı. Meleklerle konuştuğu, astral seyahatler yaptığı için prensese bir nevi deli gözüyle bakılıyor ama o yürüdüğü yoldan vazgeçmeye niyetli değil. Şifacılık ve medyumluk yapmaya dahası Astarte Institute adlı okulunda bunları başkalarına da öğretmeye devam ediyor. Selen Birsam “Bana spiritüel âleme geçiş için bir […]

Read More

Bella Andre: “Bir şarkıyı arka arkaya dinliyorsam, anlayın ki yeni bir romana başlamışım”

Stanford Üniversitesi İktisat bölümü mezunu Bella Andre, bir çırpıda, nasıl derler “cırt diye” okunan hafif ve epeyce erotik aşk romanları yazıyor. Her seferinde de çok satan kitap listelerine girmeyi başarıyor. Ev kadını görünümüne rağmen Bella Andre enteresan bir kadın. Çok gençken yıllarca Crosby Stills, Nash & Young gibi grupların, Santana ve Jewel gibi müzisyenlerin vokalistliğini yapmış. […]

Read More

Marie Force: “Reçeteler işe yarasaydı, hayat çok kolay olurdu”

“Aşka Düşünce”… “Bir Aşk Çarpıntısı”… “Sonrası Şiir Gibi”… “Bir Kıvılcım Yeter”… “Uzun Yağmurlardan Sonra”… “Grinin 50 Tonu” kadar olmasa da epeyce erotik denebilecek yeni jenerasyon birkaç aşk romanı. Yazarları Marie Force ve Bella Andre adlı iki kadın. En önemli özellikleri girişimci ruha sahip olmaları ve kitaplarını kendileri yayınlamaları. Marie Force ve Bella Andre, geleneksel yayınevleriyle […]

Read More

Kurumsal hayatın Behzat Ç.’si Tunç Kılınç: “Bu kitapta olmayan tek şey ‘Gel ben sana öğreteyim’ havası”

Sosyal medyanın takip edilen sitelerinden Fikir Atölyesi’nin ve Faili Meçhul Kıyak Hareketi’nin kurucusu, hayranları tarafından “Kurumsal hayatın Behzat Ç.’si” diye anılan Tunç Kılınç’ın “Sıfır”ı, sıra dışı bir yolculuğun hikayesi, herkesin yolculuğunun bittiği yerden, yani ölümden başlıyor ve geriye doğru ilerliyor… Hayata yeniden başlama isteği uyandıran, sıfırdan yeni bir hayat inşa etmenin güzelliğini hatırlatan bu tuhaf […]

Read More

Feyza Altun: “Meşk tahtasında kanaya kanaya dönüyoruz”

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu avukat Feyza Altun, bir gün işi çıkan annesinin minik Ali Yiğit’e bakmaya gelememesi üzerine kucak bağına koyduğu bebeğiyle İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki duruşmasına gidiyor. İşte, o gün olanlar medyada büyük patlama yaratıyor. Cübbenin içinde iki kafa gören mahkeme hakimi önce şaşırıyor, sonra bıyık altından gülümsüyor ama bozuntuya vermiyor. Feyza bu durumu […]

Read More

Sophie van der Strap: “Yüzleşmeye değil, kaçışa inanıyorum”

Muhteşem Oz Büyücüsü kitaplarından birinde bir masal okumuştum. Masalda anlatılan adını unuttuğum bir prensesin sayısız “kafası” vardı, hepsi de yatak odasındaki bir dolapta duruyordu. Her ruh hali için ayrı bir kafa seçebiliyordu prenses, mesela mutsuz, üzgün veya öfkeli uyandığı o berbat sabahlarda kendine yeni bir kafa seçebiliyordu. Başka biri olarak geçirdiği günün sonunda da mutsuzluktan, […]

Read More

Erich von Daniken: “Kendimizi çok da orijinal sanmayalım; tek değiliz”

Çocukken Erich von Daniken adı bizim için maceralı bir şeylere işaret ediyordu. İsviçreli bir yazardı. Kafayı uzaylılara takmıştı ve dünyanın dört bir yanını dolaşarak uzaylıların varlığına kanıt arıyordu. Bu kanıtları ne demeye dünyamızda aradığını sorabilirsiniz. Şundan: Daniken’e göre bizden çok daha ileri bir teknolojiye sahip olan uzaylılar çeşitli zamanlarda dünyayı ziyaret etmişti hatta atalarımız onları […]

Read More

Al Pacino: “Hey, uçuyoruz değil mi?”

Zodyak Kitap’tan çıkan “Al Pacino”, Hollywood’un bu yaşayan efsanesini kendi ağzından okumamıza fırsat veriyor. Kitabın, ünlü gazeteci yazar Lawrence Grobel’in 30 yıllık bir zaman dilimine yayarak yaptığı dev bir röportajdan oluştuğu olduğu söylenebilir. İçinde yazarın sinemaya, tiyatroya daha doğrusu genel olarak oyunculuğa bakışı da var, hayatının en mahrem anlarına dair hikâyeler de… Gülenay Börekçi “İşsizdim, […]

Read More

“İşsizdim, seks hayatım bomboştu. Bir plan yaptım…”

Al Pacino’nun ne kadar maço bir adam olduğunu, feminizme falan zerre aldırmadığını öğrenince ondan soğudum mu? Galiba hayır! Hâlâ onun sahneye ve perdeye en fazla yakışan aktörlerden biri olduğunu düşünüyorum. Gerçek hayatta neye benzediğini görmezden gelebilirim. Neticede evlenmeyeceğiz, öyle değil mi? Ve işte bu yüzden önceki yazıda sözünü ettiğim “Al Pacino” adlı kitabın en hararetli […]

Read More

Tevfik Yener: Pardon, siz hâlâ astrolojiye inanıyor musunuz?

Önce itiraflar: Geçmişte astroloji yazarlığı yapmış, hatta bir de astroloji dergisi çıkarmışlığım var. Şöyle ki… Gazetecilikte ilk işim Vizyon dergisindeydi. Galiba 1989’da, stajyer olarak girmiştim. Benden iki şey bekleniyordu; yayın yönetmeninin röportaj kasetlerini deşifre edecek, bir de astroloji sayfasını canımın istediği gibi dolduracaktım. “Nasıl olur, hık mık” diyecek oldum, dinlemediler. Her stajyerin bildiği gibi dergilerde […]

Read More

KİBİRLİ + DANDUN: Sen Ece Ziyagil’sin, topla kendini!

Son günlerde konuşulan bir roman var. “Sen Ece Ziyagil’sin Topla Kendini”. Editörünün deyişiyle, “bir Türk tipi haset komedisi”… Yazarı? Eh, anladığımız kadarıyla, Ece Ziyagil. En azından kapakta öyle yazıyor. Peki ama kimmiş bu bu Ece Ziyagil, neyin romanını yazmış? Öğreniyoruz ki eş kontenjanından Ziyagil olan Ece Hanım, bize hayallerini, aşklarını, evlilik problemlerini değil, hamileliğini anlatmış. […]

Read More

Kutlukhan Perker: “UFO yaklaştı, yaklaştı ve tam tepemizde durdu…”

Kutlukhan Perker haftalık mizah dergisi Penguen’de çıkmış çizgi öykülerini “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” adıyla kitap olarak bir araya getirdi. Perker’in çizgi romanlarından, uzun soluklu işlerinden farklı olarak bu çok kısa öykülerde onun hayatından anlar, kişiler, olaylar var… Kiminde çocukluğunu, ailesiyle, arkadaşlarıyla arasında geçen matrak olayları okuyoruz, kiminde de “Çorbacıda Bitsin Bütün Sabahlar” serisinde olduğu […]

Read More