Egoist okur

Anılarıyla, şarkılarıyla ve son röportajıyla FİKRET ŞENEŞ

Bir süredir pop gecelerinde şunu fark ediyordum: Şarkıları uslu uslu dinleyenler sıra onun şarkılarına gelince canlanıyor, adeta şarkıyı yaşar hale geliyordu. “Anlamazsın”, “Bambaşka Biri”, “Uykusuz Her Gece”, “Kimler Geldi Kimler Geçti”; herkesin bir Fikret Şeneş şarkısı vardı. Ve istisnasız hepsi kadının özgürleşmesine, bağımlılıklarından, mecburiyetlerinden kurtulup kendi ayakları üzerinde dimdik durabilmesine dairdi… Pop müziğimizin ilk kadın […]

Read More

Erdal Beşikçioğlu: “İyi bir oyunu herkes anlar”

Bir süredir dünya tiyatro sahnelerinde Woyzeck fırtınası esiyor. Halbuki epey eski bir oyun. Alman yazar Georg Büchner 1800’lerin başında yazmış ve tamamlayamadan ölmüş. Eleştirmenlerse bugün oyunu “ilk gerçek modern drama olarak kabul ediyorlar. Woyzeck şimdi 200 yıl sonra hâlâ dünyada en çok sahnelenen oyun… Türkiye’de bile halihazırda birkaç farklı yorumu izlenebilir. Geçen hafta Tatbikat Sahnesi‘nde […]

Read More

Göksel: “Aşkta acı çekmekten korkma; öğretiyor çünkü”

Çok eski arkadaşım olan Göksel‘in yeni albümü Sen Orda Yoksun‘u her zaman olduğu gibi çıkar çıkmaz dinledim ve çok sevdim. Göksel’in şarkıları yine tekrar tekrar dinlemek isteyeceğim kadar şahaneydi. Ama bu kez bir fark vardı: Onun aynı anda hem kırılgan hem şakacı olabilen ve hep bir hüzün aurası yayan sesine bu kez gümbür gümbür davullar eşlik […]

Read More

Defne Sandalcı: “Vücudumun geçtiği masallar”

Bazen rüyada olduğumuzu sanırız ama yaşananlar gerçektir. Bazen de gerçek olduğunu sandığımız şeyin aslında içinden geçtiğimiz bir rüya olduğunu anlarız. Bunları düşünürken, çoktan Galata sokaklarının birine sapmıştım bile. Yağmur kokusunun güzel ve yaşlı binaların duvarlarına vurduğu sokakta ilerleyip apartman kapısının önüne geldiğimde zile basmak için birkaç saniye bekledim. Biliyordum, az sonra bir kapı açılacak ve […]

Read More

Berra Sertel’le YİN YOGA

Bir gün bildiklerin o kadar seni aşar ki, kitap yazman şart olur. İşte Berra Sertel için de gerçekten zamanı gelmişti. “Berra Sertel ile Yin Yoga” kitabını elime aldığımda, “Nihayet” dedim. Çünkü ben bu kitabın yoga sevmeyenlere yogayı, özellikle onun özel bir türü olan Yin Yoga’yı sevdireceğine o kadar inanıyorum ki… Berra Sertel’in hayatıma girmesi benim […]

Read More

CEYL’AN ERTEM: “Gecenin sonunda kendimi hep Müzeyyen Abla’yla baş başa buluyordum” 

İsminin bir kesme işaretiyle yazılmasını istiyor. Ânın içinde olmak ve tadını çıkarmaya ithafen… Ayrıca sanıyorum ismini bu şekilde yazarak, taa 2000 yılında kurduğu ilk grubu Anima’ya bir selam gönderiyor. Ceyl’an Ertem’le daha önce tanışmamıştık. Fakat Anima’dan beri sesini, şarkılarını, “deneme cesaretini” seviyordum. Bu röportaj vesilesiyle tanıştık ve ben onun tavrını, titizliğini, işine saygısını, açık sözlülüğünü, […]

Read More

İstanbul’un gezici kitapçısı: BİSİKLETLİ SAHAF

Sahaf dükkanlarına olan düşkünlüğümü herkes bilir. Bir kitabın peşinde kaybolmak ve onu ararken adını bile duymadığım başka kitapları keşfetmek, okumak ve sohbet etmek için ideal mekanlardır. Fakat şimdi yeni bir keşfim var: Birkaç ay önce açılan Bisikletli Sahaf  yani Rüzgar Yolgezer‘in gezici tezgâhı. Rüzgar’ın bir de ortağı var, Filiz. (Onlar Rüzgar ve Filiz Çöpçü olarak anılmayı […]

Read More

Elif Şafak: “Yeni yılda tertemiz bir sayfa ihtimalini seviyoruz…”

Elif Şafak’la bu kez ağır şeylerden değil, yenilenme ve dirilme arzumuzu tetikleyen ritüellerimizden, hayallerden, yaklaşan yeni yıldan, umuttan, çocukluktan, annelikten, kadınlık hallerinden hatta modadan, mutfaktan ve stilden söz ettik… Kadınca ve umutlu bir röportaj oldu. Başlayalım mı? Gülenay Börekçi “Hayalperest bir çocuk ve hayalperest bir genç kızdım. Şimdi de hayalperest bir kadınım” Yeni yıl yaklaşırken […]

Read More

Sheryl WuDunn: “Kadın erkek eşitsizliği, köleliğin modern şeklidir”

Pulitzer Ödüllü Amerikalı gazeteci, yazar ve iş kadını Sheryl WuDunn geçen hafta Sabancı Vakfı Filantropi Seminerleri’nde bir konuşma yapmak üzere ülkemizdeydi. WuDunn bu ödülü eşiyle birlikte kaleme aldığı “Half the Sky” (Gökyüzünün Yarısı) adlı kitap dolayısıyla almıştı. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki kadınların ve kız çocuklarının maruz kaldıkları baskı ve eziyetten kendilerini kurtarma hikayelerini anlatan kitabın bizim […]

Read More

Sharmeen Obaid-Chinoy: “Dünyanın her yerinde kadınlar ölüyor”

Pakistanlı yönetmen Sharmeen Obaid-Chinoy‘un kariyeri göz kamaştırıcı başarılarla dolu… Mesela Madonna‘nın desteğiyle tanıtılan “Humaira: The Dreamcatcher” adlı belgeselde, kızlarını okula göndermeyen aileleri ikna çabasındaki feminist aktivist Humaira Bachal’ın hikayesini anlatıyordu. Pakistan’a ilk Oscar’ını kazandıran “Saving Face” filmindeyse yüzüne kezzap atılarak fiziken ve ruhen işlevsiz hale getirilmeye çalışılmış kadınların terapi süreçlerini ve hukuk mücadelelerini ele aldı. […]

Read More

Lilou: “Müslümanım, panik yapmayın…”

Dünyanın en ünlü Breakdance’çısı Lilou ufacık tefecik bir adam. Genç de aslında, henüz 30’unda. Ama şimdiden jübilesini yapmaya hazırlanıyor. Gerçi kendi adıma bundan pek emin değilim, çünkü gözlerinde büyük bir dans aşkı ve inat gördüm. Bir de tabii daha önemlisi, onu sahnede izledim. Aman yarabbim, o neydi öyle, nasıl bir şeydi… Hızlandırılmış film gibiydi, figürlerini, […]

Read More

GECE grubuyla BOMONTİ SOKAKLARI’nı dolaştık

“Siyah giyen adamların müziği” rock, dönemlere ayrılır… Bir zamanlar başına buyrukluğu, kural tanımazlığı simgeliyordu. Son dönemdeyse şahsen farklı eğilimler gözlemliyorum; kimileri aktif siyasetten besleniyor, kimileri etnik kökenli, hareketli hatta oynak müzikler yapıyor… Kimileri karanlık, kimileri çatlak… Bir de GECE var. Gökçe Balaban, Eren Çilalioğlu, Can Baydar ve Erdem Başer‘in oluşturduğu GECE, acısını, şüphesini, sevincini naifçe dile getirebilen tutkulu ama kırılgan […]

Read More

Nilüfer Açıkalın: “Kendine emanet olmak, evrene emanet olmaktır!”

“Ben çok umutluyum. Öyle güzel dağıldık ki; ne var ne yok ortaya döküldü. Bu iyi! Biz en güzel mücevherlerimizi kutuya koyar saklarız. Çünkü onlar bizim için değerlidir. Elmas vardır, altın ya da gümüş vardır. Derken kafan bir dağılır, mücevherleri toplamak istersin. Mesela Gezi direnişini, gezicileri o çekmecede saklı olan mücevherlere benzetiyorum. Ortaya çıktılar ve ışıl […]

Read More

DÖVÜŞ GECESİ: Başrol seyircinin!

Hayır yanlış söyledim aslında, seyirci bu oyunun sadece metin yazarı ve yönetmeni. Başrolde olan, star payesi taşıyan, çoğunluk. Seyircinin çoğunluğu. Ama tabii bunu anlamak için oyunun bitmesi ve Rage Against the Machine‘i dinlemeye başlamanız gerekiyor. Yok, spoiler vermeyi kesmeliyim, yoksa ipin ucunu kaçıracağım. Onun yerine daha makul bilgiler vereyim. Dövüş Gecesi bana elbette geçen haftaki  yerel seçimleri […]

Read More

Emrah Güler: “Yeni süperlerle tanışmaya hazır mısınız?”

Süper kahraman olduğunuzu öğrenseniz ne yapardınız? Sizi bilmem ama Emrah Güler’in “Sudan Gelen” adlı romanının kahramanı Nehir Nadir, “Süper kahraman olduğunu öğrenmeye kimsenin hazır olduğunu sanmıyorum” diyor. “Bense çizgi roman okumayı, süper kahraman filmlerine gitmeyi hayatından özenle uzak tutan birisi olarak daha da hazırlıksız yakalandım. Hâlâ ara sıra kendime bir süper kahraman olduğumu, dahası süper […]

Read More