Egoist okur

KRALİÇE ARI’nın nefes kesen sırları

“Eğer arılar ölürse, insanlık 4 yıl içinde yok olur.” Bu söz fizikçi Albert Einstein‘a ait. En azından kimileri tarafından ona atfediliyor… Fakat söyleyen Einstein değilse bile bu cümlenin içinde bir hakikat saklı. Arılar gerçekten de ekosistemin devamlılığı adına çok büyük bir rol üstleniyorlar. Doğal arıcılık uzmanı Amerikalı Debra Roberts geçen hafta Türkiye’deydi… Onunla aşağıda okuyacağınız […]

Read More

Semih Kaplanoğlu: “Kalbin tanıklığı; ölürken hissedeceğimiz şeylerin filmi…”

Yusuf Üçlemesi, Semih Kaplanoğlu’nun üçlemeye dahil olan üç filmi (Yumurta, Süt, Bal) ve onunla yapılan bir nehir söyleşiden oluşuyordu. Yusuf’un Rüyası adını taşıyan ve yönetmenin film dünyasına girmek için bir anahtar niteliği taşıyan nehir söyleşiyi sinema yazarı ve romancı Uygar Şirin gerçekleştirmişti. Aşağıda kitaptan Tarkovski’yle ilgili bir bölüm okuyacaksınız. Gülenay Börekçi “Kalbin tanıklığı; ölürken hissedeceğimiz […]

Read More

Geoff Dyer: “Her seyredişte bana harikulâde gelen o film…”

Kimilerinin “yaşayan en iyi İngiliz romancısı olmaya aday” dediği bol ödüllü yazar Geoff Dyer, Zona adını taşıyan yeni kitabında Andrey Tarkovski’nin 1979 tarihli başyapıtı Stalker’ı analiz ediyor. Konunun ilgimi çekmesinin sebebini beni tanıyan herkes anlamıştır: Dyer’la ortak bir noktamız var; Tarkovski ikimizin de en sevdiği yönetmen, Stalker’sa saplantıyla sevdiğimiz film… Dyer kitapta Tarkovski’nin çocukluk yıllarından, […]

Read More

Nejat İşler: “Hayat güzel, sevdiğim insanlar var, iyiyim yani. İyiyiz…”

“Çok sık kaçıyorum buradan ama çok sık da geri dönüyorum. Bir dengeyi korumaya çalışıyorum, diyelim. Çok fazla meşgul etmiyorum kendimi, boş işlerle oyalanmıyorum. İçten gelen bir tepkisellik benimki, net bir şey. Hakikaten, fiziksel olarak midem bu-lan-ı-yor. Öyle olunca kaçıyorum. Birkaç da rahatsızlığım var, strese dayalı. Kaçtığım zaman iyileşiyorum, geri dönersem nüksediyor hastalıklarım. Alarm zillerini duyunca, […]

Read More

Can Bonomo’ya göre “alengirli kitapların agnostik düşünürleri inek sütü içerken”

Can Bonomo’nun şiirlerine ilkin Altay Öktem’in çıkardığı Karakalem dergisinde rastlamıştım. Can daha sonra albümler çıkardı, Eurovision’a katıldı; adını duymayan kalmadı. Fakat OT ve Underground Poetics gibi alternatif yayınlara yazmayı sürdürüyordu. Şimdi de nihayet “Delirmek Belirmektir” adlı ilk kitabıyla okur karşısına çıktı. Onunla editörlüğünü küçük İskender’in yaptığı kitabını konuşmak için buluştum… Röportajı okursunuz aşağıda ama önce […]

Read More

REPLİKAS: “Anadolu pop, bir ruh. Mistik ve tekinsiz. Ama dünyevi de. Derin bir hüznü var”

Şahsen “Dışarıda yapılanlara bu kadar benzeyecekse, Türkiye’de niçin rock yapılsın ki” diye bir tereddüdüm hep vardı. Burada yapılanın, Batı’daki örneklerinden farklı olması gerektiğini düşünüyordum. Yeni seslere, müzikal deneylere açık olmakla birlikte Anadolu’nun müzik geleneğine yakınlığını da gizlemeyen Replikas ise her zaman, bu tereddüdüme cevap alabildiğim nadir gruplardan biri. Biz Burada Yok İken adlı albümleri için […]

Read More

Tuna Kiremitçi & Atlas: “Albümü Jedi kafasıyla yaptık…”

Pek az kişi bilir, hatırlar ama yazar ve yönetmen Tuna Kiremitçi aslen müzisyendir. Kendi deyişiyle müzikal eğitimini İstiklal Caddesi’nde tamamlamıştır. Ortaokul yıllarından beri çeşitli vesilelerle buluşup Kemancı ruhuyla müzik yaptığı “mahalle arkadaşları” vardır. Gerçi arada Kumdan Kaleler adlı bir grup kurup Eylül Bar ruhuna kaymış, yani çocukluk arkadaşlarını terk etmiştir ama bu kendini arayış dönemi […]

Read More

Gökhan Özoğuz: “Herkes iner, herkes çıkar!”

Athena’nın frontman’i Gökhan Özoğuz, O Ses Türkiye’nin de yeni bombası. Aylardır doğal ve hesapsız tavırları, samimiyetiyle acayip seviliyor, takdir topluyor. Onu farklı biri sanıp bu hallerine şaşıranlar da var. Bana gelince, doğrusu pek şaşırmadım. Yaptıkları müziği “alaturka punk” diye tarif edebileceğim Athena’yla bugüne dek çeşitli vesilelerle birkaç röportaj yapmıştım. (Bir tanesinden birkaç bölüm aşağıda. Gökhan Özoğuz’un -ve […]

Read More

“Ah seni ilk ben tanısaydım, buralara düşürür müydüm?”

Berna… Kadın olmanın zorluğunu, aybaşı olduğu gün kızlığını kaybettiğini sanan cahil annesinin onu evire çevire dövmesiyle anladı ilk. Bir kere aşık oldu, o da aynı zamanda halasının oğlu olan kızının babasına değil, “Bu bir defa yaşanacak hayatta herkes kendine aittir sevgilim” diyerek onu müşteriye uğurlayan Cemal’e… Yakın arkadaşım olan Arzu Arınel’in de dediği gibi, biz […]

Read More

UMAY UMAY: “Tanrı’yla kavga etmesem kiminle edeceğim?”

“Çok güzel seviştim. Her şeyle seviştim. Hayatla, müzikle, her şeyle. O seks yaptıklarını sananların ulaşmak istedikleri yerde o kadar çok vakit harcadım ki. Bazı insanların tenine bak Deniz. Doyup doymadıklarını tenine bakarak anlarsın. Bu ekmek ve suyla açıklanacak bir şey değil. Meslekle açıklanacak bir şey de değil. Şöyle tenine bakarsın ve aşık olunduğunu görürsün. Ben […]

Read More

Oğuzcan Dilmener: “Alex Fenerbahçe’den gidince, benden de bir şeyler gitti”

“Doksan kuşağı ‘pek okumayan’, ‘tembel’, ‘internetin başından ayrılmayan’, ‘sorumsuz’, ‘hayatla bağları zayıf’ gibi bir çok damgaya maruz kaldı ama artık öyle olmadığı kesinlikle görüldü. Özellikle de özgürlükler konusunda farklı düşündüğünü gösterdi yeni jenerasyon. Ben politika ya da siyaset konusunda çok konuşan biri değilim ama şunları söyleyebilirim: Herkesin eşit yaşama hakkına ve özgürlüklere sahip olması gerektiğini […]

Read More

Engin Günaydın: “Arzu kabuk gibi sırtına yapışır, gerçekleşmediğinde”

Demin de söyledim aslında, Egoist Okur, Engin Günaydın’ı çok sever. Onunla daha önce yaptığı röportajları bugün yeniden yayınlaması sadace bundan, başka sebebi yok. Baştan söyleyeyim, siz öyle okuyun istedim… Sizin haberiniz yok tabii, şu sıralar Galip Derviş’te izlediğimiz Engin Günaydın’ın Efkar Karması’nı yayınlayacağım ya, benim için de geçmiş zaman hortladı bir bakıma ve bu yetenekli […]

Read More

Jeremy Dyson: “Bir eserde hayalet varsa, haz ve günah da vardır”

2009 yılında paranormal olaylarla ilgili haberler yapan eski bir gazeteci olan Aiden Fox, İngiliz aktör, senarist ve yazar Jeremy Dyson’ı arayarak “Bugüne kadar bir sürü gerçek hayalet vakasına tanık oldum hatta onları yazdım. Şimdi sizden hepsini yeniden yazmanızı istiyorum” der. Bu teklif ilk başta Dyson’a biraz acayip gelir. “Hayalet avcısı”, pardon hayalet gazetecisi Fox, ricasının […]

Read More

Onur Baştürk: “Vay be, sahiden kötüymüşüm meğer!”

Onur Baştürk’le çok eski arkadaşız. Ama işe bakın ki Egoist Okur’a ilk kez konuk oluyor. Heyecanlıyım. Röportaj için buluşmaya gidince fark ediyorum, o da heyecanlı. Halbuki sakin olmamız gerekir. Nihayetinde ikimiz de bugüne kadar ünlü ünsüz sayısız insanla röportaj yapmışız. Ama bu farklı işte. Arkadaşıma soru sormak bazen, hele arada bir kayıt cihazı varsa, en […]

Read More

Özen Yula: “Aşk, günahların en sevabı!”

Özen Yula’nın kaleme aldığı Kırmızı Yorgunları ilk kez on yıl önce sahnelenmişti. Bugün bir kez daha Kadıköy Emek Sahnesi’nde Beyti Engin’in yönetmenliğinde seyirciyle buluşuyor. Üstelik etkisini daha da arttırarak; ölüm, hayat, sırlar, zaman/mekân sorgulamasıyla dünden bugüne uzanan toplumsal değişimin ipuçlarını da vererek… Oyun elbette bununla sınırlı değil; Kırmızı Yorgunları’na tek bir pencereden bakmak yanlış olur. […]

Read More