Egoist okur

Sheryl WuDunn: “Kadın erkek eşitsizliği, köleliğin modern şeklidir”

Pulitzer Ödüllü Amerikalı gazeteci, yazar ve iş kadını Sheryl WuDunn geçen hafta Sabancı Vakfı Filantropi Seminerleri’nde bir konuşma yapmak üzere ülkemizdeydi. WuDunn bu ödülü eşiyle birlikte kaleme aldığı “Half the Sky” (Gökyüzünün Yarısı) adlı kitap dolayısıyla almıştı. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki kadınların ve kız çocuklarının maruz kaldıkları baskı ve eziyetten kendilerini kurtarma hikayelerini anlatan kitabın bizim […]

Read More

Murat Gülsoy: “Beşir Fuat, bileklerini kesti, hissettiklerini gözlem olarak yazdı”

Ailesinden gelen genetik hastalığın tehdidi altında yaşayan ve bu yüzden günün birinde delirmekten korkan bir genç adam; Beşir Fuat… Kurtuluş için çareyi bileklerini keserek intihar etmekte buluyor. Ama büyük bir bilim âşığı olduğu için nasıl keseceğini bir yıl öncesinden uzun uzun planlıyor. Bir yıl boyunca herhangi bir hataya mahal vermemek için ince ince hesaplar yapıyor, […]

Read More

Sharmeen Obaid-Chinoy: “Dünyanın her yerinde kadınlar ölüyor”

Pakistanlı yönetmen Sharmeen Obaid-Chinoy‘un kariyeri göz kamaştırıcı başarılarla dolu… Mesela Madonna‘nın desteğiyle tanıtılan “Humaira: The Dreamcatcher” adlı belgeselde, kızlarını okula göndermeyen aileleri ikna çabasındaki feminist aktivist Humaira Bachal’ın hikayesini anlatıyordu. Pakistan’a ilk Oscar’ını kazandıran “Saving Face” filmindeyse yüzüne kezzap atılarak fiziken ve ruhen işlevsiz hale getirilmeye çalışılmış kadınların terapi süreçlerini ve hukuk mücadelelerini ele aldı. […]

Read More

Lilou: “Müslümanım, panik yapmayın…”

Dünyanın en ünlü Breakdance’çısı Lilou ufacık tefecik bir adam. Genç de aslında, henüz 30’unda. Ama şimdiden jübilesini yapmaya hazırlanıyor. Gerçi kendi adıma bundan pek emin değilim, çünkü gözlerinde büyük bir dans aşkı ve inat gördüm. Bir de tabii daha önemlisi, onu sahnede izledim. Aman yarabbim, o neydi öyle, nasıl bir şeydi… Hızlandırılmış film gibiydi, figürlerini, […]

Read More

HAKAN GÜNDAY: “Yeter ki hayrete düşmeye hazır ol meyilli ol müsait ol”

Hakan Günday, günümüz edebiyatının en önemli kalemlerinden. Kinyas ve Kayra, Zargana, Piç, Malafa, Azil, Ziyan, Az ve Daha adlı romanların yazarı. Oyun yazarı olarak DOT Tiyatro’nun kadrosunda görev yapıyor ayrıca. Malafa’yı DOT için oyunlaştırmıştı, şimdilerde bir başka romanını uyarlıyor tiyatro sahnesine. Günday’ın ilgilendikleri arasında sinema da var. Daha doğrusu sinema onun romanlarının büyüsüne kapılmış durumda. […]

Read More

Pınar Sönmez: “Bir öykü yazmanın kendisi masaldır”

Biricik Pınar Sönmez, Egoist Okur’a yazar, başka dergilerde karşıma çıkar ve ben her yazısında çok sevilen bir dost yüzü görmüş gibi olurum. Öykü kitabı çıktığında da çok sevindim, bir arkadaşla uzun bir tatile çıkmak gibiydi Uyku Kaçsa Rüya Kalsa… Destek Yayınları’ndan çıkan kitabı okurken şunu hissettim… “Yazmak, dilediğim zaman dilediğim yere dilediğim şekilde, dilediğim dille ve biçimle yolculuğumdur” diyen Pınar’ın […]

Read More

Kaan Koç: “Görüp artırıyorum; şiir o mucizenin ta kendisidir”

Ne maceralı söyleşi oldu! Anlatsam sanattan, şiirden, güzellikten, iyilikten esirgediğimiz özenin, ilginin de hikayesi olurdu ama boşverin anlatmayayım. İşin macera kısmını şimdilik unutup şiire bakalım. Ve şaire. Şiirin, şairin kıymetini bilen ruha… Kaan Koç‘un Çok Tanrılı Sular‘ın ardından 6:45 Yayınları’ndan çıkan ikinci kitabı Biraz Konuşmasak çıktı ya, onunla bir röportaj ne kadar güzel olur diye düşünerek arkadaşım Onur […]

Read More

Sevgi Saygı: “İlham kaynağım insanın varoluş ve yok edicilik yeteneği”

Sermet ile Efsa, Hitler’in 53’üncü yaş gününde doğan ikiz bebekler. Birbirlerinden güneş ve ay kadar farklılar. Biri erkek biri kız. Biri güzel biri çirkin. Biri sağlıklı biri hasta. Biri çok seviliyor, biri istenmiyor. Sermet şımartıldıkça şımartılıyor, Efsa’dan ise korkuluyor… Cumhuriyet’in ilk  yıllarında geçen Peri Efsa, ON8 kitap’tan çıkan bir roman. Yazarı Sevgi Saygı‘yı biz aslında sinemadan tanıyoruz. Yıllar sonra […]

Read More

Nazlı Eray, “güzel kadınlardan korkan ıssız adam” Tanpınar’ı anlattı

Festivali ITEF’e, yabancı dillere çevrilen romanlarına, Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden yapılacağı söylenen dizi ve film uyarlamalarına rağmen, geç keşfettiğimiz Tanpınar’ı bugüne kadar hakkıyla anlatabilen, daha doğrusu anlatmaya yeltenen olmadı. Deneyenler oldu ama hepsinde eksik bir sürü şey vardı… Sırada Nazlı Eray’ın yeni romanı var. Eray aynı anda hem hüzünlü hem şakacı olabilen kendine has […]

Read More

Hamdi Koç-Teoman: “Özgür değilsen eğer, ‘Denedim’ bile diyemezsin”

Picus dergisindeki ilk günlerimdi; Teoman, Hamdi Koç’la konuşmuştu. Büyük olay olmuş, ortalık birbirine girmişti… “Kadın” yazarlardan erkek eleştirmenlere hatta damperli kamyonculara (!) kadar herkes alınacak bir şey bulmuştu Hamdi’nin söylediklerinde. Geçenlerde onun GQ dergisi tarafından yılın erkeği seçildiğini öğrenince geldi aklıma. Dedim ki içimden, “Böyle seksist ve demode erkek/kadın seçmeleri yapmak 1950’lerde, 60’larda, hadi bilemedin […]

Read More

Gökçe Gökçeer’in kitaplarla maceraları

Gökçe Gökçeer, Egoist Okur’un çocuk kitaplarından sorumlu yazarı. Momo’nun Kitap Fabrikası‘nın kurucusu… Tavsiyelerine en değer verdiğim insanlardan. Onu yıllardır başka dergilere, kitap eklerine de yazdığı yazılardan da tanıyoruz aslında. Her zaman o kadar güzel kitaplar seçiyor, o kadar güzel anlatıyor ki onu okurken daha güzel bir dünyanın pekala mümkün olduğu hissine kapılıyorum kendi adıma. O yüzden […]

Read More

Vivet Kanetti’den bilinç sandıklarına kapatılanların romanı

“Bizimkilerin dillerinden düşürmedikleri bir sözcüktür ‘bari’. İçine sandıklar dolusu sitem (nankörsün, kadirbilmezsin, vefasızsın), istihza, kinaye, azar, pazarlık, homurtu, vızıltı, hepsinin süzülmüş karması, daha fazlası, kıyıda köşede ne bulursanız tıkıştırırsınız. Bari… Kimden çıkmıştı bu aile sakızı; yani kim moda etmişti, şimdi sorsanız bizimkiler de hatırlamaz, o derece küflü zamanlara uzanıyor olsa gerek herkesin diline zamklanışı, herkesin […]

Read More

Ülker İnce: “Çeviri çevirmenin metnidir; o üretmiştir…”

Toni Morrison, Amanda Filipacci, Lawrence Durrell, Italo Calvino gibi müthiş yazarlardan yaptığı çevirilerle tanıyorsunuz Ülker İnce‘yi. Mesela adını duyduğumda benim aklıma olağanüstü bir titizlik ve zarafetle Türkçe’ye kazandırdığı İskenderiye Dörtlüsü geliyor ilkin. Oscar Wilde‘ın Dorian Gray’in Portresi romanının ilk kez sansürsüz yayınlandığı haberini vermiştim size daha önce. O da Ülker İnce’nin çevirisiydi. Ona “nasıl iyi […]

Read More

Timur Vermes: “Canavar diye bir şey yok, biz varız!”

Bir süre önce NTV Yayınları’ndan çıkan Hatasız Düşünme Sanatı‘nda nesnelere yüklediğimiz anlamlarla ilgili enteresan bir anekdot anlatılıyordu: 1990’larda toplumsal psikolojinin önemli isimlerinden Paul Rozin, rastgele seçilmiş bir grup deneğe mecbur kalsalar bir zamanlar Hitler’e ait olduğu bilinen bir kazağı giyip giymeyeceklerini sormuş. Denekler, defalarca yıkanıp temizlenmiş de olsa böyle bir şeyi katiyen giymeyeceklerini söylemiş, dolayısıyla […]

Read More

HAKAN BIÇAKCI: “Hayatımı yazsam roman olmaz yani!”

Hakan Bıçakcı’yla sekiz on yıl önce tanıştığımızda ilk romanı yeni çıkmıştı. Kahve içtik, kısa bir röportaj yaptık ve Hakan şu hayatta sahiden “arkadaşım” olduğuna inandığım nadir insanlardan biri oldu. Bir sürü kitap, röportaj, konser ve sohbet sığdı bu on yıla. Geçen hafta, acayip sıcak bir günde yeniden buluştuk. Bu sayfalardaki değişmez röportaj mekanım Brasserie Bomonti […]

Read More