Egoist okur

TUNA KİREMİTÇİ: “Yetişkinlerin de bakir gözlere ihtiyacı var”

Biliyorsunuz, Tuna Kiremitçi’nin yeni romanı Gönül Meselesi birkaç ay önce yayınlandı. Ve hemen ardından çocuklar için yazdığı masal kitabı da çıktı. Hayır, arkadaşım diye söylemiyorum ama arka arkaya iki kitap yayınladığına göre Tuna’nın verimli bir yazar olduğu kesin. Lakin bu iki kitap arasında bence dikkat çekici bir bağ da var. Şöyle ki… Gönül Meselesi, laik […]

Read More

Sezgin Kaymaz: Romanı yazarken bir taraftan da meraktan ölerek okurum”

Ateş Canına Yapışsın, Sandık Odası, Zindankale, Geber Anne, Kaptanın Teknesi ve Uzunharmanlarda Bir Davetsiz Misafir gibi romanların yaratıcısı Sezgin Kaymaz 30 senelik bir spor adamı, hentbol milli takımının eski antrenörü. Türkiye Voleybol Federasyonu İcra Kurulu Koordinatörü olarak çalışmaya başlayınca hentbolu bırakmış. Gerçi dört ay önce voleybola da veda etmiş. Paralel yürüttüğü öteki işini, yani romancılığıysa aralıksız sürdürüyor. […]

Read More

A Hawk and A Hacksaw’dan Jeremy Barnes, TANRI OSMANLI’YI KORUSUN şarkısını anlattı

Görünen o ki son yıllarda Batılı müzisyenler yüzlerini doğuya çeviriyor. Aralarında, Türk ve Osmanlı müziğinden etkilenenler de var, Bizans müziğini keşfedenler de… A Hawk and A Hacksaw grubu da onlardan biri. God Bless the Ottoman Empire (Tanrı Osmanlı İmparatorluğu’nu Korusun) adlı bir parçaları da var. Grubun kurucusu Jeremy Barnes’la bu şarkıyı ve Osmanlı müziğine neden […]

Read More

Hande Altaylı’dan her bakışta şiddeti artan bir aşkın romanı

Hande Altaylı’yla tanışıyoruz elbette, fakat uzun uzun konuşma fırsatımız olmamıştı. Egoist Okur için yaptığım bu röportaj vesile oldu. Hem yeni çıkan üçüncü romanı Kahperengi’yi konuştuk, hem de yazıyı, edebiyatı, sevdiği kitapları ve yazarları… Hakkında ne düşünüyorsun diye sorarsanız, onu sevdim. Öncelikle açık sözlülüğünü, lafı dolandırmadan söyleyeceğini söylemesini, sezgiselliğini, meraklı oluşunu, kendi içine bakmaktan çekinmemesini… Sonra […]

Read More

Mehmet Mümtaz Tütüncü’den bana kalan soru: Osmanlı’da steampunk var mıydı?

Mehmet Mümtaz Tütüncü’nün yazdığı Küheyli Buharlan’a göre evet. Roman, IV. Fırat devrinde geçiyor. Zamanın mühim hezarfenlerinden Arif Çelebi gün geliyor “çok  büyük, çok erişilmez bir hayal”in, “gelmiş geçmiş cümle mucitlerin gönlünde yatan büyük tasavvur”un peşine düşüyor. Ve insan gibi düşünebilen, insan gibi davranabilen, görene, duyana, konuşana insanmış hissi veren, hatta belki de bir çeşit insan […]

Read More

Uğur Yücel: “Bu seslerin geçişi ölüme kadar gider…”

Uğur Yücel’i anlatmaya gerek var mı? Oyuncu, senaryo yazarı, yönetmen ve müzisyen olduğunu anlatabilirim. Veya hiç bir şey anlatmam, ne yapsa iyi yapan, güzel yapan başka türlü bir adam olduğunu söylemekle yetinirim. Siz de biliyorsunuz zaten. Uğur Yücel şahsen birkaç yıldır çıksın diye beklediğim kitabını nihayet yayınladı. Yağmur Kesiği adlı kitapta, 1974-2012 arasında yazdığı yüzlerce […]

Read More

Burhan Doğançay: “Diktatörlükle yönetilen memleketlerde duvarlar tertemizdir”

Türkiye’nin en pahalı ressamı olarak anılan Burhan Doğançay’ın 1980’lerde yaptığı Ribbons 58 tuhaf ve güzel bir eser. Üzerinde yırtılmış kağıdın keskin hatları ve rengarenk kurdele parçalarının yumuşak kıvrımları görünüyor, kurdelelerin zemine vuran gölgesi ise Arap kaligrafisini andıran bir şekil, daha doğrusu bir yazı oluşturuyor. Anlatmasını istediğimde fazla konuşmuyor ve şu sözlerle yetiniyor: “Resim, ışık ve […]

Read More

Nazan Bekiroğlu: “Aşk hem mükemmel hem kusurlu… Hem ödül hem ceza.”

Havanın savaş ve göç koktuğu yıllar… Balkan Savaşı başlamak üzere. Güneşin koyulaştığı bu zamanlarda Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Bakü-İstanbul hattında geçen Tebrizli delifişek halı tüccarı Setterhan’la Trabzonlu Zehra’nın kavuşma hikayesini anlatan ve içinde üç aşkın geçtiği müthiş bir roman Nar Ağacı. Daha çok röportaj yapmasını istediğim sevgili arkadaşım Aycan Aşkım Saroğlu, Nazan Bekiroğlu’yla otobiyografik özellikler taşıyan romanını, bir şehzade […]

Read More

OYA BAYDAR: “Hikaye beni yaz diye dayatıyordu, ben de yazdım”

Oya Baydar’ın yeni romanı O Muhteşem Hayatınız dünyaca ünlü bir primadonna ile tutkulu hayranı arasındaki ilişkiyle başlıyor ama bireylerin trajedilerinin yaşadığımız toprakların örselenmişliğini simgelediği bir anlatıya dönüşüyor. Gülenay Börekçi Toplum olarak da bireyler olarak da bazen başkalarının bizim için yarattığı hikâyelere, bazen de kendi uydurduğumuz hikâyelere inanarak sürdürüyoruz hayatlarımızı. Uydurulan hikâyeler hakikatin yerini aldığında bizi […]

Read More

Robert Redford: “Ne biliyorsunuz, belki de hiçbir zaman gerçekten güzel olmadım!”

Geçen hafta benim için karmakarışık bir haftaydı. Bumerang Ödülleri’ndeki konuşmam, başka koşturmalı işlerim, her şey üst üste gelmişti ve ben kendimi acayip gergin, endişeli hissediyordum. Sonra beklenmedik bir röportaj fırsatı çıktı. Hem de Robert Redford’la… Yani Hollywood’un en yakışıklı adamlarından biriyle… Sakın kimse bana “Adam 76 yaşında, yakışıklılıkla alakası kalmamış” demesin. Hiç öyle değil çünkü. […]

Read More

“Bir kadının kahramanı olmak isterdim…”

Ceylan Ertem güzel bir kadın. Hem ruhu güzel, hem sesi, hem de kendisi. İkinci solo albümü Ütopyalar Güzeldir ile müzikal kariyerinin uzun soluklu olacağını ispatlıyor. Albüm; farklı bir söylemi; deneysel çalışmaları da içinde barındırıyor. 80’lerde doğan, 2000’li yıllarda farklı bir müzikal tavrı sürdüren isimlerden biri olan Ceylan Ertem, “Tüm fikirlerin birbirine karıştığı” bir dönemden yolun […]

Read More

Jonathan Safran Foer: “Vejetaryen olmak kolay, zor olan sürdürmek!”

Ünlü romancı Jonathan Safran Foer’ın, et yemenin sakıncalarından bahsettiği Hayvan Yemek adlı kitabın yayınlanmasıyla birlikte, ortalık kelimenin tam anlamıyla karıştı. Et yiyenler, Foer’ın vejetaryenliği dayattığını söyledi. Vejetaryenler onu yeterince tavırlı davranmamakla suçladı. Üretici firmalarsa, yazarın aslında pek de yolunda gitmeyen ekonomiye bir çeşit saldırı girişiminde bulunduğunu öne sürdü. Ben bile Egoist Okur’daki Hayvan Yemek yazısı […]

Read More

HAYDAR KARATAŞ: “Bizde edebiyat sorunlu büyüdü; cüssesi var ama zihni, ruhu eksik…”

Haydar Karataş son yıllarda üzerine en çok yazılan, çizilen edebiyatçılardan. Murathan Mungan onun için “canavarcasına bir yazar damarı var” diyor. Murat Uyurkulak, Behçet Çelik, Kaan Arslanoğlu gibi başka edebiyatçılar da Karataş’ın romanlarında yarattığı dille ilgili hayranlık ve övgü yazıları kaleme alıyorlar. Yazarın iki kitabı var. İkisi de Dersim’le, 1938’de yaşananlarla alakalı… Gece Kelebeği’nde her şeyi […]

Read More

Ekmek, çay, sempati: MURAKAMİ’nin Türkiye seyahatnamesi

Dünyanın en popüler yazarı sayılan Japon romancı Haruki Murakami‘nin 1980’lerin sonunda Türkiye’de uzun bir seyahate çıktığını, sonra da gözlemlerini kitap haline getirdiğini biliyor muydunuz? Bizde henüz yayınlanmamış olan bu kitapta Murakami genel olarak Türkiye’ye hayranlığını dile getiriyor ama eleştirel gözlemlerini aktarmayı da ihmal etmiyor… “Coğrafi ve tarihi açıdan bakınca, Türkiye nadir rastlanan türden yapayalnız bir […]

Read More

Rüyada Terakki: 24. yüzyılın İstanbul’unda hayat neye benzeyecek?

Aslında kim olduğunu bilemediğimiz Mustafa Nazım Erzurumî’nin 1913’te yazdığı Rüyada Terakki adlı eseri yeniden, bu kez yayın listesi nice keşfedilmemiş hazinelerle dolu olan Boğaziçi Üniversitesi Yayınları tarafından yayınlandı… 24. yüzyılın İstanbul’unu anlatan kitap, bizde örneğine pek rastlamadığımız türden bir ütopya örneği. İdeal bir toplum tasarlayan yazarının “Elden geldiğince her ilimden, her fenden bahseden, eğlenceli, faydalı […]

Read More