Egoist okur

“Aşkta sonsuz bağlılık diye bir şey yok!”

Okuyacağınız röportaj “Leaving Sophie Dean” adlı romanı yakında bizde de yayınlanacak olan Alexandra Whitaker adlı yazarla yapıldı. Ama benim için bu röportajın önemi başka. Dünyanın en sıcak, neşeli ve enerjik kadınlarından biri olan Alexandra, Şibumi, Katya’nın Yazı, Kasaba, İnci Sokağı gibi romanların yaratıcısı Trevanian’ın kızı. Röportajın esas konusu da haliyle Trevanian oldu. (Buradan okuyabilirsiniz.) Ama […]

Read More

Barbara Rose Brooker’dan üçüncü baharın romanı

Romantik hikayelerde kahramanlar çoğunlukla 20’lerinde belki 30’larında nadiren de 40’larındadır. Barbara Rose Brooker’ın yakında televizyon dizisine dönüşecek romanındaki kahramanın yaşıysa 65. Evet, doğru okudunuz; Viagra Günlükleri’nin kahramanı gazeteci ve ressam Anny Applebaum tam 65 yaşında. Yazara gelince; yalnızlık canına tak edince vaktini chat odalarında geçirmeye başlayıp üstüne üstlük iki aşk arasında kalan, aldatan, aldatılan ama […]

Read More

DAHA: Cehennemden cennete atlama arzusu

“İlk romanı Kinyas ve Kayra’da hatırı sayılır bir okur kitlesi yaratan Hakan Günday, sonraki her kitabında bu sayıyı katlayarak artırmayı başardı. Okurunda ‘karnına yumruk yemiş’ hissiyatı uyandıran ağır meseleleri, ağır hikayelerle anlatan Günday, ‘Daha’ romanıyla sekizinci kez buluştu okurlarıyla. Yazar, ‘insanlık denen tarihte çıktıkları sokaklara bir devlet töreniyle diri diri gömülen hayatlara’ ithaf ettiği yeni […]

Read More

Sevin Okyay’la polisiyenin harikulade serüveni

Bazı insanlar vardır, kıskanmakla hayran olmak arasında gidip gelirsiniz. Sevin Okyay onlardan biri. Ben hayran olmayı seçenlerdenim. Gazeteciliğine, yazarlığına, çevirmenliğine, eleştirmenliğine, bir çırpıda sayamayacağım daha birçok maharetine… Bu gece bir ödül aldı bi tanecik Sevin Okyay’ımız, Sinema Yazarları Derneği SİYAD’ın verdiği Tuncan Okan Sinema Emek Ödülünü… Orada değildim, alkışlayanlar arasında olamadım. Kendimi affettirmek için de […]

Read More

Ve nihayet huzurlarınızda… OSMANLI’DA BİR VAMPİR

“Aşk insanı zaten yaşayan bir ölüye çevirmez mi? Kan içse de içmese de kanı içilmiştir bir âşığın, kanı çekilmiştir en azından, sırf bu yönüyle bile aşkı vampirliğe çok yakıştırdım. Cennetini de cehennemini de bir arada yaşayan, olağanüstü tarihi bir dokunun içinde süzülen bir karakter oldu Béla… Ölümlü hayatında aşkı hiç tatmamış, kitaplardan okumamış, filmlerde görmemiş. […]

Read More

Mahir Ünsal Eriş: “Edebiyat ferahlatır belki, iyileştirmez”

“Kendimizi sevdirene, beğendirene kadar erkek tavus kuşunun kuyruğunu açması gibi tüm renklerimizi, desenlerimizi, güzelliklerimizi sergiliyoruz. Ama bir araya geldiğimizde, biraz da sevginin insanı doğasına döndüren bir şey olmasından herhalde, evdeki pijamalı ilkelliğimize dönüşmeye başlıyoruz. Çünkü zaten bizi o pasaklılığımızla da sevebilen insanlarla olalım istiyoruz. Onca süslenmemiz, onca donanmamız aldatıcı bir cilve. İşin tabiatı. Edebiyatın ilaç […]

Read More

Can Bonomo’ya göre “alengirli kitapların agnostik düşünürleri inek sütü içerken”

Can Bonomo’nun şiirlerine ilkin Altay Öktem’in çıkardığı Karakalem dergisinde rastlamıştım. Can daha sonra albümler çıkardı, Eurovision’a katıldı; adını duymayan kalmadı. Fakat OT ve Underground Poetics gibi alternatif yayınlara yazmayı sürdürüyordu. Şimdi de nihayet “Delirmek Belirmektir” adlı ilk kitabıyla okur karşısına çıktı. Onunla editörlüğünü küçük İskender’in yaptığı kitabını konuşmak için buluştum… Röportajı okursunuz aşağıda ama önce […]

Read More

“Okula gidiyorsun, ‘Deden vatanı sattı’ diyorlar”

Gazeteci İnci Döndaş ile Ali Serim’in hazırladığı Hürrem Sultan’ın Torunları kitabı hem tarih algımızı değiştiriyor, hem de bunu birbirinden ilginç insan hikâyeleriyle yaptığı için tatlı tatlı şaşırtıyor. Kitapta Osmanlı Hanedanı’ndan 12 kadınla bazen Bodrum’da bir otelde, bazen Fransa’da bir kafede, bazen İstanbul’da bir antikacı dükkanında röportajlar var. İnci Döndaş’la Arzu Akgün konuştu… Harem’in 12 yaşayan […]

Read More

Necib Mahfuz: “Yeni bir Sartre, yeni bir Camus yok”

Daha çok Ortadoğu’dan haber yapan Amerikalı gazeteci Jonathan Curiel, “Kahire’ye ilk kez 20 yıl önce gitmiş ve Nobel ödüllü Mısırlı yazar Necib Mahfuz’dan bir özel röportaj almayı başarmıştım” diyor. O sıralar radikal İslamcı gruplar tarafından tehdit edilen Mahfuz 77 yaşındaymış. Ne yazık ki bu röportaj bir biçimde yayınlanmamış. “Muhabir olarak çalıştığım MacLean dergisi onu bir […]

Read More

REPLİKAS: “Anadolu pop, bir ruh. Mistik ve tekinsiz. Ama dünyevi de. Derin bir hüznü var”

Şahsen “Dışarıda yapılanlara bu kadar benzeyecekse, Türkiye’de niçin rock yapılsın ki” diye bir tereddüdüm hep vardı. Burada yapılanın, Batı’daki örneklerinden farklı olması gerektiğini düşünüyordum. Yeni seslere, müzikal deneylere açık olmakla birlikte Anadolu’nun müzik geleneğine yakınlığını da gizlemeyen Replikas ise her zaman, bu tereddüdüme cevap alabildiğim nadir gruplardan biri. Biz Burada Yok İken adlı albümleri için […]

Read More

Tuna Kiremitçi & Atlas: “Albümü Jedi kafasıyla yaptık…”

Pek az kişi bilir, hatırlar ama yazar ve yönetmen Tuna Kiremitçi aslen müzisyendir. Kendi deyişiyle müzikal eğitimini İstiklal Caddesi’nde tamamlamıştır. Ortaokul yıllarından beri çeşitli vesilelerle buluşup Kemancı ruhuyla müzik yaptığı “mahalle arkadaşları” vardır. Gerçi arada Kumdan Kaleler adlı bir grup kurup Eylül Bar ruhuna kaymış, yani çocukluk arkadaşlarını terk etmiştir ama bu kendini arayış dönemi […]

Read More

Gökhan Özoğuz: “Herkes iner, herkes çıkar!”

Athena’nın frontman’i Gökhan Özoğuz, O Ses Türkiye’nin de yeni bombası. Aylardır doğal ve hesapsız tavırları, samimiyetiyle acayip seviliyor, takdir topluyor. Onu farklı biri sanıp bu hallerine şaşıranlar da var. Bana gelince, doğrusu pek şaşırmadım. Yaptıkları müziği “alaturka punk” diye tarif edebileceğim Athena’yla bugüne dek çeşitli vesilelerle birkaç röportaj yapmıştım. (Bir tanesinden birkaç bölüm aşağıda. Gökhan Özoğuz’un -ve […]

Read More

Etgar Keret: “Peşine takıldığım o ünlü yazar meğer benmişim…”

İsrailli yazar Etgar Keret’in yeni kitabı Siren Yayınları’ndan çıktı. Yedi Güzel Yıl’ın, yazarın bibliyografyasında çok farklı bir yeri var. Bir kere Keret bu kitapta ilk kez öykü dışında bir türde yazarak hayatının son yedi yılını anlatmış. Oğlunun doğumunu, babasını kanserden kaybetmesini ve arada yaşanan tüm sevinçli ve kederli olayları… Yedi Güzel Yıl’ın bir diğer önemli […]

Read More

Joël Dicker: “Romain Gary’den çok şey öğrendim”

Joël Dicker’in yazdığı “Harry Q. Davası’nın Ardındaki Gerçek”, önce kapağıyla ilgimi çekti, sonra şöyle bir karıştırayım derken, bir de baktım uzun süredir hiçbir polisiyenin yapamadığını yaparak beni sabaha kadar uyanık tuttu. Birkaç gün içinde bittiğinde resmen serseme dönmüştüm; okuru ürpertecek, altüst edecek ne kadar yazarlık numarası varsa hepsi fazlasıyla mevcuttu. Öncelikle bir cinayet romanıydı şüphesiz. […]

Read More

Murat Belge: “Tekerrürden ibaret olan tarih değil aptallıktır!”

Murat Belge’nin Edebiyatta Ermeniler adlı kitabı çıktı. Belge, hem Ermeni meselesine dair görüşlerini yazıyor, hem de geçmişten bugüne Ermenilerin edebiyatımızda nasıl alımlandığını, yansıtıldığını anlatıyor… Gülenay Börekçi “İnkâr ettiğin hakikat bir gün mutlaka kendini gösterir” Dr. Moreau’nun Adası romanından ve insanlarla hayvanları birbirine karıştırarak ne insan, ne hayvan canavarlar yaratan deli doktordan bahsediyor, bizim de bu […]

Read More