Egoist okur

PERİLİ PORNO: “Siz okudukça ben güzelleşiyorum”

Bir insanın karakterini anlamak için onunla röportaj yapmanın en iyi yol olduğuna inanırım. Fakat elbette internet üzerinden yapılan röportajlar için tam olarak böyle söyleyemem. Hele karşınızdaki oyun seven biriyse, kimi zaman karakterini çözmek bir yana, onu öncekinden daha da belirsiz ve kafa karıştırıcı bulabilirsiniz. Gerçek ismini gizleyerek Perinin Sarkacı diye bir roman yazan ve kitabında […]

Read More

Taner Edis: “İnsanlığın büyük sorunlarının çözümü bilimsel gelişmeden çok siyasal olgunluk gerektiriyor.

Bilimle İslam çelişen şeyler mi? İslam’ın bilime olan katkısı nedir? Kuran’da bugün yaşanan tüm bilimsel gelişmelerin ve doğal afetlerin zaten yazılı olduğunu belirtenler doğruyu mu söylüyor? ABD’de yaşayan Türk fizikçi Taner Edis bize geleneksel inanç biçimleriyle bilimin uzlaşmaz doğasından, bilim, siyaset ve din ilişkisinden, uyum yanılsamasından ve gitgide yaygınlaşan popüler yaradılış teorilerinden söz etti. Kedilerin […]

Read More

Ata Demirer: “Zeki Müren bülbüldür…”

Bu okuyacağınız en sevdiğim röportajlarımdandır. Kuş sesleri ve Zeki Müren şarkıları eşliğinde rengerenk, ‘ruhlu’ evinde konuşmuştuk Ata Demirer‘le… İçerisi, akla gelebilecek bin bir çeşit ilginç tutku nesnesiyle doluydu. Gemici aksesuarlarıyla döşenmiş gizemli yatak odası, çok sevdiği kuşları için yaptırdığı özel mekan, hatta pikabı, posterleri, saka kuşları ve kafesleriyle nevi şahsına münhasır meyhane; hepsi çok güzeldi… […]

Read More

Ayşe Kulin, Ayşe Kulin’i anlatıyor

Ayşe Kulin’in sihri, parıltısı, etkileyiciliği ve okur tarafından çok sevilmesinin sebeplerinden biri, edebiyatının merkezine hayatı yerleştirmesi, kahramanlarının gerçek, üslubunun alabildiğine sahici olması… Biliyorsunuz, Kulin belki de yazı hayatının en zor basamaklarından birine adım attı. Aynı anda çıkan son iki kitabı Hayat ve Hüzün’de ilk kez bizzat kendini; tanıklık ettiği hayatı ve acısıyla tatlısıyla yaşadıklarını anlatıyor… […]

Read More

Alain de Botton: “Bizim okulda aşk öğretilmez fakat muhakkak yaşanır”

Okulda aritmetik öğretilir ama aşkı itiraf etmenin yolları öğretilmez. İnsan artık sevmediği birini nasıl terkedeceğini de okulda öğrenemez. Üzgün birini teselli etmek için söylenmesi gerekenleri anlatan bir ders kitabı da yoktur bildiğim kadarıyla. Düş kırıklığının ardından nasıl iyileşileceği, orta yaş krizini sağ salim atlatıp yola nasıl devam edileceği, utangaçlığın nasıl yenileceği ve toplum içinde nasıl […]

Read More

Al Qaynah: “Ülke diye bir şey yok, evet, ama sesler var…”

“Bir müzisyen olarak da doğu ezgileriyle duygularımı çok daha doğru ve açık ifade edebildiğimi, müziğe kendi ruhumu daha fazla katabildiğimi fark ettim. Grubum Al Qaynah‘ın sloganı “There’s no country”, yani ülke diye bir şey yoktur! Ülkeler yok, evet, ama sesler var. Batılı sesler ve müzikler bana gittikçe daha yaratıcılıktan yoksun ve ticari gelmeye başladı, Türk ve […]

Read More

Adını BEBEK semtinden alan Amerikalı topluluk

“Çocukken bizimle oturan anneannemin dinlediği Türk ve Rum müziklerini seviyordum. Ermeni müzisyenlerin adları vardı plakların üzerinde. Gençliğinde Boğaz kıyısında dolaşmayı çok severmiş anneannem, bir de geceleri udîleri dinlemeyi… Ud aşkını bana da aşıladı.” Philadelphia’lı Bebek grubu üyeleri yaptıkları müziği “organik elektronik” diye tarif ediyor, bazılarına göre ise düşsel pop yapıyorlar. ABD’li bu beş genç müzisyeni benim […]

Read More

Mithat Şen: “Hikaye büyük bir tuzak”

Beden, binlerce yıllık görsel sanatlar tarihinde en çok üretilmiş imge. Mithat Şen de çok uzun süredir beden resimleri yapıyor. Ama onun bedenleri tamamen özel ve başka bir evrene ait. Hem yazıyı hem figürü andıran fakat ne hat ne figür olan yapılar bunlar. Bugüne dek üzerlerine çok yazıldı, hatta birkaç da kitap kaleme alındı, ama bana […]

Read More

Nur Sürer’le ÇOCUKLUK KIYAMETLERİ

“Kıstırılmışlık, hiç sevmediğim çocukluğumun özeti gibi. 1971 yılının sonunda ayrıldım Bursa’dan; demek ancak on sekiz yıl dayanabilmişim o şehre. Geçenlerde gittiğimde bir sürü şey hatırladım yine: Hava güzeldi, pikniğe çıkmış aileler gördüm yollarda. Çubuklu pijamalar, fanilasını üstüne çıkarmış adamlar, top oynayan çocuklar, salıncaklar… Bütün bunları yaşadım. Tekrar karşılaşınca nefretimin hiç geçmediğini bir kere daha anladım.” […]

Read More