Egoist okur

D’Artagnan’ın şatosunda yaşayan şen kemancı: André Rieu

André Léon Marie Nicolas Rieu ya da kısaca tanınan adıyla André Rieu, Hollandalı bir besteci ve kemancı. Aynı zamanda Johann Strauss Orchestrası’nın kurucusu ve şefi. Son 100 yılın en önemli müzisyenlerinden biri kabul ediliyor. Mart ayında İstanbul’da vereceği konsere giderseniz, sakın sıradan bir klasik konser izleyeceğinizi sanmayın. New York Times tarafından “Klasik müziğin Madonna’sı” olarak […]

Read More

PATTI SMITH: “Ölüler konuşuyor, bizlerse dinlemeyi unuttuk”

İlk kitabı “Çoluk Çocuk”la ABD’de Ulusal kitap Ödülü kazanan Patti Smith şimdi çok daha şahsi bir anı kitabıyla okur karşısında… Kronolojisi ya da belirli bir kurgusu olmayan ve usul usul akan bir ırmak gibi ilerleyen Domingo Yayınları etiketli yeni kitabı “M Treni”nde Smith, dünyayı ve sevdiği şehirlerin mezarlıklarını geziyor. Ölülerle konuşabilmek için… Peki ama neden? […]

Read More

Necib Mahfuz: “Yeni bir Sartre, yeni bir Camus yok”

Daha çok Ortadoğu’dan haber yapan Amerikalı gazeteci Jonathan Curiel, “Kahire’ye ilk kez 20 yıl önce gitmiş ve Nobel ödüllü Mısırlı yazar Necib Mahfuz’dan bir özel röportaj almayı başarmıştım” diyor. O sıralar radikal İslamcı gruplar tarafından tehdit edilen Mahfuz 77 yaşındaymış. Ne yazık ki bu röportaj bir biçimde yayınlanmamış. “Muhabir olarak çalıştığım MacLean dergisi onu bir […]

Read More

Yalçın Tosun: “Ben daha çok küçükken yaşlı bir çocuktum”

İlk öykü kitabı “Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler”i okuduğumda içimde bir kırılma yaratmış, yeni öykülerini bir an önce okuma isteği doğurmuştu Yalçın Tosun. Ardından “Peruk Gibi Hüzünlü” geldi, sonra “Dokunma Dersleri”… Ve geçen hafta YKY’den çıkan yeni kitabı “Bir Nedene Sunuldum”.. İnsan, kendi hayatından, geçmişinden, ruh halinden bir şeyler sezinlediği böyle öyküleri de, sağaltıcılığına […]

Read More

Darian Leader: “Tıbben çok ilerlediğimiz algısı bir illüzyon”

Size Paris’te yaşanmış gerçek bir kız kaçırma olayından bahsedeceğim… Bir badanacı 1911 yılında, belki ona gülümsediğine inandığından, belki de eski sevgilisine benzettiği için Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa’sını Louvre Müzesi’nden kaçırmış. Ardından kalabalıklar, eskiden Mona Lisa’nın sergilendiği boş duvarı görmek için müzeye akın etmeye başlamış. Aralarında Franz Kafka gibi mühim şahsiyetler de varmış. Merak etmemek […]

Read More

“İnsan âşık olmayagörsün, hayatı bir dakikada değişiyor”

Sizi çok tatlı bir yazarla tanıştıracağım bu hafta. Meriç Mekik, nam-ı diğer “Mericit Jones”un Dex Kitap etiketiyle çıkan romanı “Ahh Kalbim”in kahramanı Aylin, evli, mutlu, üstelik “top gibi” hamileyken kocası tarafından terk ediliyor. Ve kızını, ona hâlâ 13 yaşındaymış gibi davranan anne-babasının yanında büyütmeye başlıyor. Hayatı hiç kolay değil; pazarlamacı olarak çalıştığı işyerinde bir türlü […]

Read More

Erich von Daniken’den öğrendik: “GELİYORLAR!”

Çocukken Erich von Daniken adı bizim için maceralı bir şeylere işaret ediyordu. İsviçreli bir yazardı. Kafayı uzaylılara takmıştı ve dünyanın dört bir yanını dolaşarak uzaylıların varlığına kanıt arıyordu. Bu kanıtları ne demeye dünyamızda aradığını sorabilirsiniz. Şundan: Daniken’e göre bizden çok daha ileri bir teknolojiye sahip olan uzaylılar çeşitli zamanlarda dünyayı ziyaret etmişti hatta atalarımız onları […]

Read More

Al Pacino bizi çağırıyor: “Hey, uçuyoruz değil mi?”

Zodyak Kitap’tan çıkan “Al Pacino”, Hollywood’un bu yaşayan efsanesini kendi ağzından okumamıza fırsat veriyor. Kitabın, ünlü gazeteci yazar Lawrence Grobel’in 30 yıllık bir zaman dilimine yayarak yaptığı dev bir röportajdan oluştuğu olduğu söylenebilir. İçinde yazarın sinemaya, tiyatroya daha doğrusu genel olarak oyunculuğa bakışı da var, hayatının en mahrem anlarına dair hikâyeler de… Gülenay Börekçi “İşsizdim, […]

Read More

“İşsizdim, seks hayatım bomboştu. Bir plan yaptım…”

Al Pacino’nun ne kadar maço bir adam olduğunu, feminizme falan zerre aldırmadığını öğrenince ondan soğudum mu? Galiba hayır! Hâlâ onun sahneye ve perdeye en fazla yakışan aktörlerden biri olduğunu düşünüyorum. Gerçek hayatta neye benzediğini görmezden gelebilirim. Neticede evlenmeyeceğiz, öyle değil mi? Ve işte bu yüzden önceki yazıda sözünü ettiğim “Al Pacino” adlı kitabın en hararetli […]

Read More

Ahmet Büke: “Öyküyü takıntılı biçimde seven bir kuşak geliyor, mutluyum…”

Çağdaş edebiyatımızın sevilen öykü anlatıcılarından olan Ahmet Büke, ON8 Blog’daki “Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi”nde bir yıl boyunca her hafta öykü yazdı. Sonunda da 12 yeni bölüm ve bir de final ekleyerek bu öyküleri “İnsan Kendine de İyi Gelir” adlı bir romana dönüştürdü. İlham kaynağı, Yaşar Kemal ve Orhan Kemal’in bir zamanlar günlük gazetelerde yayınladığı tefrikalardı. Bu […]

Read More

ARZUM UZUN: “Mutlu sonlarda hep ağlarım”

Arzum Uzun’u yıllardır takip ediyorum. “Aşkın Sekiz Kusuru” adlı öykü kitabını değil ama “Süper Zeki Bir Kadının Über Salak Hikayesi”, “Nerdesin Aşkım” ve “Bitli Pileyboy” adlı romanlarını okudum. Bu romanların hepsinin kahramanı sarışın, süper zeki ve başını belaya sokmadan duramayan Bilun Yılmaz’dı ve ben Bilun’un komik, eğlenceli, bir yandan da hüzün hareleri taşıyan kılçıklı sesini […]

Read More

Stefan Ihrig röportajı: NAZİLER VE ATATÜRK

Tarihçi Stefan Ihrig’le Harvard Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan “Atatürk in the Nazi Imagination” (Nazi Muhayyilesinde Atatürk) adlı kitabıyla ilgili röportajı şubat ayında yapmış ve yayınlamıştım. Bu çok önemli kitap Türkiye’de Everest Yayınları etiketiyle yeni çıktı. Ben de röportajı yeniden yayınlamaya karar verdim. Önce kısa bir hatırlatma… Ihrig kitabında Alman Nazi lideri Adolf Hitler’in çağdaş Türkiye’nin kurucusu […]

Read More

GURMENİN SON YEMEĞİ: Hazza ve tutkuya dair bir roman

“Kirpinin Zarafeti” adlı romanıyla keşfettiğimiz Fransız edebiyatçı Muriel Barbery, Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Gurmenin Son Yemeği” adlı romanında Marcel Proust’un adımlarını takip ederek yiyeceklerin peşinde hazza dair bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta hem dünyanın kendi çevresinde döndüğünü sanan bir yemek eleştirmeninin ehlileşme sürecini anlatıyor hem de ekmekten dondurmaya birçok lezzetin hayatımızdaki yerini araştırıyor. Bu lezzetlerden […]

Read More

Jehan Barbur sordu, Neslihan Önderoğlu anlattı…

Dünya güzeli iki kadın. Biri canım arkadaşım Neslihan Önderoğlu, diğeri çok sevdiğim Jehan Barbur. Neslihan son yıllarda çıkan en yetkin öykü yazarlarından biri. “İçeri Girmez miydiniz?” ve “Mevsim Normalleri” adlı kitapları müthiş… “Bana Sesini Bırak” diye çocuklar için yazdığı bir de romanı var. (Benden duymuş olmayın ama önümüzdeki ay yeni kitabını okuyacağız.) Jehan Barbur ise […]

Read More

Pardon, siz hâlâ astrolojiye inanıyor musunuz?

Önce itiraflar: Geçmişte astroloji yazarlığı yapmış, hatta bir de astroloji dergisi çıkarmışlığım var. Şöyle ki… Gazetecilikte ilk işim Vizyon dergisindeydi. Galiba 1989’da, stajyer olarak girmiştim. Benden iki şey bekleniyordu; yayın yönetmeninin röportaj kasetlerini deşifre edecek, bir de astroloji sayfasını canımın istediği gibi dolduracaktım. “Nasıl olur, hık mık” diyecek oldum, dinlemediler. Her stajyerin bildiği gibi dergilerde […]

Read More