Egoist okur

İki Kişilik Yaz: AŞKA İNANACAKSINIZ!

Mayıs edit’i: Egoist Okur ve ben Tuğrul Tülek’in “İki Kişilik Yaz”daki performansı için aldığı Afife Ödülü’nü kutluyoruz. DOT Tiyatro’nun “in yer face”lerine, yani izleyenin yüzüne bir tokat gibi çarpan oyunlarına alışık olan tiyatro seyircisi için danslı, şarkılı İki Kişilik Yaz, şahane bir kış armağanı gibi. Bu yer yer hüzünlü ve melankolik aşk hikayesini, o malum […]

Read More

ZUHAL OLCAY: “Aşk güzel ama geçici bir delilik hali…”

Tiyatro ve sinema oyuncusu Zuhal Olcay’ın yeni albümü “Başucu Şarkılarım 3” çıktı. Olcay, Cem Karaca, Ahmet Kaya, İlhan Şeşen, Fecri Ebcioğlu ve Onno Tunç gibi çok önemli müzisyenlerin şarklarını kendine has tarzı ve güzel sesiyle yeniden yorumluyor. Gülenay Börekçi “Sevdiğin, inandığın bir insanla konuşursun, belki senin başını okşar… İnanın daha iyi gelen bir şey yok” Nasıl […]

Read More

AZRA KOHEN: “Nasıl sevişiyorsanız siz aslında o’sunuz”

Azra Kohen nöro-psikoloji doktorası yapan genç bir kadın. Ve bir yayıncılık fenomeni… Okurları onu “Akhilah” takma adıyla yazdığı roman serisiyle tanıyor. Destek Yayınları’ndan çıkan ve 40 küsur baskı yapan ilk romanı “Fi”nin ardından gerçek adını açıklayarak “Çi”yi yayınladı. Gene çok okunan bu kitabın ardından sırada serinin son kitabı “Pi” var… Röportajımızda ona önce kitaplarının adlarının ne […]

Read More

Burhan Sönmez’den İstanbul Decameron’u

Kuzey ve Masumlar gibi romanların yazarı Burhan Sönmez’in üçüncü kitabı “İstanbul İstanbul” İletişim Yayınları’ndan çıktı. Sönmez romanını İtalyan yazar Giovanni Boccaccio’nun ölümsüz klasiği Decameron’dan ilhamla yazmış. Orada bir veba salgını sırasında karakterler birbirlerine 10 gün 10 gece boyunca hikayeler, masallar anlatıyorlardı; aynısını burada hapishanedeki mahkumlar yapıyor. 10 gün ve 10 gece boyunca hücrede İstanbul konuşuluyor. […]

Read More

MABEL MATİZ: “Güzel, görkemli ve ürkütücü bir aşktı…”

Mabel Matiz’in yeni albümü “Gök Nerede” çıktı. Şahsen albümü çok beğendim; Mabel’in sesini, şarkılarını, yazdığı sözleri, atmosferin usul usul başlayıp sonlara doğru “delirmesini”, Prag’da çekilmiş fotoğraflarını… “Dandy” kelimesinin vücut bulmuş hali gibiydi o fotoğraflarda. Bu çok sevdiğim eski kelime, “sözü olan bir şıklığı” anlatıyor. İnsanın kılığıyla, kıyafetiyle, saçıyla, duruşuyla, bu kelimeyi ilk kez tanıtan Oscar […]

Read More

Faşizmin aldatıcı yüzüne dair bir roman: VAHŞİ SÜRÜ

Faşizmin günümüzde nasıl durmadan “yeni kan” ve “yeni ruh” aradığını, insanları, bilhassa gençleri nasıl baştan çıkarıp zehirlediğini anlatan “Vahşi Sürü”, Alman yazar Daniel Höra’nın kaleme aldığı muazzam bir roman. Höra’nın kitapta dile getirdiği sorular sadece Almanya için değil burası için de geçerli: Kağıt üstünde tamamen karşı olacağımız fikirleri nazik görünümlü ve düzgün giyimli bir yabancıdan […]

Read More

BEJAN MATUR: “Siyasetin içinde de şiir olmalı”

Orhan Pamuk “Bejan Matur’un zarif ve şiddetle hissedilen şiirleri”nden bahsetmişti bir yazısında. İngiliz yazar ve eleştirmen John Berger ise onun “bir haykırışı andıran” şiirlerine hayranlığını dile getirmiş, okurların bu şiirleri “kelime kelime değil el ele takip etmesi gerektiğini” yazmıştı. Uzun yıllar sürdürdüğü köşe yazarlığını artık bırakan Bejan Matur‘un yeni kitabı “Son Dağ” Everest Yayınları’ndan çıktı. Kürt […]

Read More

Ömer Açık’tan bir direniş öyküsü: MENEKŞE İSTASYONU

Ömer Açık adını ilk kez duymuştum. Günışığı Kitaplığı‘ndan çıkan romanı Menekşe İstasyonu da okunacaklar listemdeydi fakat acele etmek için de bir sebebim yoktu. Bir sabah öylesine çantama attım, işe giderken, vapurda okumak için ideal olabilir diye düşünerek… Şimdi bu söylediğimi abartılı bulacaksınız ama kitap gerçekten kendini bana okuttu. Kendi iradesi ve isteğiyle. Nasıl oldu bilmiyorum ama oldu. Başladıktan sonra […]

Read More

“Sakladığın sürece bu ülkede her günahı işleyebilirsin”

“12 Eylül dönemiyle günümüzün çok benzediğini düşünüyorum ben. Kelimelerin unutuluşuna dair bir bölüm var Devir’de, bugünü o kadar iyi anlatıyor ki. Kelimelerin unutuluşu, düşünce araçlarımızın yok oluşu demek. Gezi bazı hayati sözcükleri hatırlamak için de bir girişimdi. Özgürlük, demokrasi, adalet gibi çalınmış, elimizden alınmış sözcükleri sahiplerine iade etti…” “Bir bakıma herkesi, her şeyi yerli yerine […]

Read More

Röportajıyla, anılarıyla, şarkılarıyla FİKRET ŞENEŞ

Bir süredir pop gecelerinde şunu fark ediyordum: Şarkıları uslu uslu dinleyenler sıra onun şarkılarına gelince canlanıyor, adeta şarkıyı yaşar hale geliyordu. “Anlamazsın”, “Bambaşka Biri”, “Uykusuz Her Gece”, “Kimler Geldi Kimler Geçti”; herkesin bir Fikret Şeneş şarkısı vardı. Ve istisnasız hepsi kadının özgürleşmesine, bağımlılıklarından, mecburiyetlerinden kurtulup kendi ayakları üzerinde dimdik durabilmesine dairdi… Pop müziğimizin ilk kadın […]

Read More

Erdal Beşikçioğlu’yla Tatbikat Sahnesi’ndeydim…

Bir süredir dünya tiyatro sahnelerinde Woyzeck fırtınası esiyor. Halbuki epey eski bir oyun. Alman yazar Georg Büchner 1800’lerin başında yazmış ve tamamlayamadan ölmüş. Eleştirmenlerse bugün oyunu “ilk gerçek modern drama olarak kabul ediyorlar. Woyzeck şimdi 200 yıl sonra hâlâ dünyada en çok sahnelenen oyun… Türkiye’de bile halihazırda birkaç farklı yorumu izlenebilir. Geçen hafta Tatbikat Sahnesi‘nde […]

Read More

Göksel: “Aşkta acı çekmekten korkma; öğretiyor çünkü”

Çok eski arkadaşım olan Göksel‘in yeni albümü Sen Orda Yoksun‘u her zaman olduğu gibi çıkar çıkmaz dinledim ve çok sevdim. Göksel’in şarkıları yine tekrar tekrar dinlemek isteyeceğim kadar şahaneydi. Ama bu kez bir fark vardı: Onun aynı anda hem kırılgan hem şakacı olabilen ve hep bir hüzün aurası yayan sesine bu kez gümbür gümbür davullar eşlik […]

Read More

CEYL’AN ERTEM: “Gecenin sonunda kendimi hep Müzeyyen Abla’yla baş başa buluyordum” 

İsminin bir kesme işaretiyle yazılmasını istiyor. Ânın içinde olmak ve tadını çıkarmaya ithafen… Ayrıca sanıyorum ismini bu şekilde yazarak, taa 2000 yılında kurduğu ilk grubu Anima’ya bir selam gönderiyor. Ceyl’an Ertem’le daha önce tanışmamıştık. Fakat Anima’dan beri sesini, şarkılarını, “deneme cesaretini” seviyordum. Bu röportaj vesilesiyle tanıştık ve ben onun tavrını, titizliğini, işine saygısını, açık sözlülüğünü, […]

Read More

TALAT SAİT HALMAN: “Shakespeare çevirileriyle o kadar ıstırap çektim ki cennette bir yer kazanmışımdır”

Bir süre önce kaybettiğimiz Talat Sait Halman, önemli bir kültür ve edebiyat adamı, ayrıca şair ve çevirmendi. Türkçe’ye bugüne dek çeşitli dillerden 2500, İngilizce’ye Türkçe’den 2000 şiir çevirmişti. Aşağıdaki röportajı onunla birkaç yıl önce Picus için yapmış, şiiri, çeviriyi, Shakespeare’i konuşmuştuk. Tabii çeviri sorunlarını da… Gülenay Börekçi “Ne bir çeviri kuramı yaratabildik, ne çeviri eleştirisi […]

Read More

İstanbul’un gezici kitapçısı: BİSİKLETLİ SAHAF

Sahaf dükkanlarına olan düşkünlüğümü herkes bilir. Bir kitabın peşinde kaybolmak ve onu ararken adını bile duymadığım başka kitapları keşfetmek, okumak ve sohbet etmek için ideal mekanlardır. Fakat şimdi yeni bir keşfim var: Birkaç ay önce açılan Bisikletli Sahaf  yani Rüzgar Yolgezer‘in gezici tezgâhı. Rüzgar’ın bir de ortağı var, Filiz. (Onlar Rüzgar ve Filiz Çöpçü olarak anılmayı […]

Read More