Egoist okur

Murat Gülsoy’la konuştuk: Gölgeler, hayaller ve uzun bir intihar provası

Ailesinden gelen genetik hastalığın tehdidi altında yaşayan ve bu yüzden günün birinde delirmekten korkan bir genç adam; Beşir Fuat… Kurtuluş için çareyi bileklerini keserek intihar etmekte buluyor. Ama büyük bir bilim âşığı olduğu için nasıl keseceğini bir yıl öncesinden uzun uzun planlıyor. Bir yıl boyunca herhangi bir hataya mahal vermemek için ince ince hesaplar yapıyor, […]

Read More

“Dünyanın birçok yerinde kadınlar ölüyor ve onları koruyacak doğru düzgün yasalar yok”

Pakistanlı yönetmen Sharmeen Obaid-Chinoy‘un kariyeri göz kamaştırıcı başarılarla dolu… Mesela Madonna‘nın desteğiyle tanıtılan “Humaira: The Dreamcatcher” adlı belgeselde, kızlarını okula göndermeyen aileleri ikna çabasındaki feminist aktivist Humaira Bachal’ın hikayesini anlatıyordu. Pakistan’a ilk Oscar’ını kazandıran “Saving Face” filmindeyse yüzüne kezzap atılarak fiziken ve ruhen işlevsiz hale getirilmeye çalışılmış kadınların terapi süreçlerini ve hukuk mücadelelerini ele aldı. […]

Read More

Lilou: “Müslümanım, panik yapmayın…”

Dünyanın en ünlü Breakdance’çısı Lilou ufacık tefecik bir adam. Genç de aslında, henüz 30’unda. Ama şimdiden jübilesini yapmaya hazırlanıyor. Gerçi kendi adıma bundan pek emin değilim, çünkü gözlerinde büyük bir dans aşkı ve inat gördüm. Bir de tabii daha önemlisi, onu sahnede izledim. Aman yarabbim, o neydi öyle, nasıl bir şeydi… Hızlandırılmış film gibiydi, figürlerini, […]

Read More

HAKAN GÜNDAY röportajı: “Yeter ki hayrete düşmeye hazır ol meyilli ol müsait ol”

Hakan Günday, günümüz edebiyatının en önemli kalemlerinden. Kinyas ve Kayra, Zargana, Piç, Malafa, Azil, Ziyan, Az ve Daha adlı romanların yazarı. Oyun yazarı olarak DOT Tiyatro’nun kadrosunda görev yapıyor ayrıca. Malafa’yı DOT için oyunlaştırmıştı, şimdilerde bir başka romanını uyarlıyor tiyatro sahnesine. Günday’ın ilgilendikleri arasında sinema da var. Daha doğrusu sinema onun romanlarının büyüsüne kapılmış durumda. […]

Read More

Ayşe Düzkan: “Mutlu aile fotolarında şiddet, sömürü, mutsuzluk var”

Aile içinde şiddete uğrayanların medeni hallerine bakarsak… Resmi nikahlı eşinden şiddet gören kadın oranı yüzde 11.8, dini nikahlı eşinden şiddet gören kadın oranı yüzde 5.6. Hem resmi hem dini nikahlı eşinden şiddet gören kadın oranıysa yüzde 52.9’la tavan yapıyor. Ayrı yaşadığı eşinden şiddet gören kadınların oranı yüzde 1.0, boşandığı eşinden şiddet gören kadınların oranı yüzde […]

Read More

Berrin Sönmez: “Kimse masum değil; hepimiz kadına şiddetin ortağıyız”

Aile içi şiddet gören kadınların yüzde 94.0’ı çalışmıyor, yüzde 6.0’ı çalışıyor. Soyal güvencesi olanların oranı yüzde 47, olmayanların oranı yüzde 53. Okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 33.5, ilkokul mezunu olanların oranıysa yüzde 29.3. kadınların öğrenim durumu arttıkça şiddete uğrama durumları da düşüyor. Üniversite mezunu olanlar toplamda sadece yüzde 2.8’lik bir bölümü oluşturuyor. “Kur’an, içinde ‘kadın […]

Read More

Aksu Bora: “Kadınların skandala değil, güçlenmeye ihtiyaçları var”

Aile içi şiddetin türüne bakıldığında yüzde 37’lik oranda fiziksel şiddet kullanıldığını görüyoruz. Ama daha yüksek oranlar da var: Yüzde 83.5’lik oranında psikolojik şiddet, yüzde 89.1 oranında ekonomik şiddet, yüzde 65.7 oranında sözel şiddet uygulanıyor. cinsel şiddet oranı yüzde 21.6. Ayizi Yayınevi ve Amargi Dergi’den Aksu Bora, “Feminizm son 30 yılda ciddi kök saldı, gelişti, yayıldı. […]

Read More

Seray Şahiner: “Devlet bize belalı eski kocamız gibi davranıyor”

Aile içi şiddete uğrayan kadınlardan görücü usulüyle evlenenlerin oranı yüzde 69.0, anlaşarak severek evlenenlerin oranı yüzde 22.9, evliliğe zorlananların oranıysa yüzde 8.1. “Antabus” adlı romanında kadına şiddeti ele alan yazar Seray Şahiner, “Kadının iş hayatında ve sokakta görünür hale gelmesi devletin de kocanın da işine gelmiyor. Zaten çoğu zaman devlet belalı eski kocamız gibi davranıyor […]

Read More

Gaye Cön Şakar: “Rolleri ellerinden alınan erkekler şiddete başvuruyor”

Aile içi şiddet uygulayanın kimliğine bakıldığında başı yüzde 67.6’lık bir oranla kocalar çekiyor. Yüzde 14.8 babalar ve ağabeyler, yüzde 4.4 ailedeki diğer kadınlar, yüzde 2.8 oğullar, yüzde 2.0 kayınpederler ve kayınbiraderlerin şiddet uyguladığı görülüyor. Gaye Cön Şakar‘a “feminist” sözcüğünü duyunca öcü görmüş gibi olan erkekler ve kadınların varlığını hatırlatıyorum. “Çünkü Türkiye’de feminizm erkek düşmanlığı olarak […]

Read More

“Görüp artırıyorum; şiir o mucizenin ta kendisidir”

Ne maceralı söyleşi oldu! Anlatsam sanattan, şiirden, güzellikten, iyilikten esirgediğimiz özenin, ilginin de hikayesi olurdu ama boşverin anlatmayayım. İşin macera kısmını şimdilik unutup şiire bakalım. Ve şaire. Şiirin, şairin kıymetini bilen ruha… Kaan Koç‘un Çok Tanrılı Sular‘ın ardından 6:45 Yayınları’ndan çıkan ikinci kitabı Biraz Konuşmasak çıktı ya, onunla bir röportaj ne kadar güzel olur diye düşünerek arkadaşım Onur […]

Read More

PERİ EFSA… “Karanlığı bilmeyen ışığı nasıl arayabilir?”

Sermet ile Efsa, Hitler’in 53’üncü yaş gününde doğan ikiz bebekler. Birbirlerinden güneş ve ay kadar farklılar. Biri erkek biri kız. Biri güzel biri çirkin. Biri sağlıklı biri hasta. Biri çok seviliyor, biri istenmiyor. Sermet şımartıldıkça şımartılıyor, Efsa’dan ise korkuluyor… Cumhuriyet’in ilk  yıllarında geçen Peri Efsa, ON8 kitap’tan çıkan bir roman. Yazarı Sevgi Saygı‘yı biz aslında sinemadan tanıyoruz. Yıllar sonra […]

Read More

“Gerisi kendi ruhuna yolculuğun ve karşına çıkan engellerin hikâyesi”

“Yazarlık öyle tuhaf bir hayat ki, bir romanı yazarken onun bir anında ondan sonraki kitabı da aklında yazmaya başlıyorsun, notlarını alıyorsun filan. Bu da, tuhaftır, insana hem elindeki romana devam etme gücü veriyor, hem de onu bitirip yenisine geçme isteği. Böyle böyle, hayallerden enerji yaratıyorsun kendi kendine. Iyi ki de yaratıyorsun çünkü eğer bir boşluğa […]

Read More

Hamdi Koç: “Özgür değilsen eğer, ‘Denedim’ bile diyemezsin”

Picus dergisindeki ilk günlerimdi; Teoman, Hamdi Koç’la konuşmuştu. Büyük olay olmuş, ortalık birbirine girmişti… “Kadın” yazarlardan erkek eleştirmenlere hatta damperli kamyonculara (!) kadar herkes alınacak bir şey bulmuştu Hamdi’nin söylediklerinde. Geçenlerde onun GQ dergisi tarafından yılın erkeği seçildiğini öğrenince geldi aklıma. Dedim ki içimden, “Böyle seksist ve demode erkek/kadın seçmeleri yapmak 1950’lerde, 60’larda, hadi bilemedin […]

Read More

Vivet Kanetti’den bilinç sandıklarına kapatılanların romanı

“Bizimkilerin dillerinden düşürmedikleri bir sözcüktür ‘bari’. İçine sandıklar dolusu sitem (nankörsün, kadirbilmezsin, vefasızsın), istihza, kinaye, azar, pazarlık, homurtu, vızıltı, hepsinin süzülmüş karması, daha fazlası, kıyıda köşede ne bulursanız tıkıştırırsınız. Bari… Kimden çıkmıştı bu aile sakızı; yani kim moda etmişti, şimdi sorsanız bizimkiler de hatırlamaz, o derece küflü zamanlara uzanıyor olsa gerek herkesin diline zamklanışı, herkesin […]

Read More

Ülker İnce: “Çeviri çevirmenin metnidir; o üretmiştir…”

Toni Morrison, Amanda Filipacci, Lawrence Durrell, Italo Calvino gibi müthiş yazarlardan yaptığı çevirilerle tanıyorsunuz Ülker İnce‘yi. Mesela adını duyduğumda benim aklıma olağanüstü bir titizlik ve zarafetle Türkçe’ye kazandırdığı İskenderiye Dörtlüsü geliyor ilkin. Oscar Wilde‘ın Dorian Gray’in Portresi romanının ilk kez sansürsüz yayınlandığı haberini vermiştim size daha önce. O da Ülker İnce’nin çevirisiydi. Ona “nasıl iyi […]

Read More