Egoist okur

Tanpınar’ın bir sinema tutkunu olarak portresi

Sinema dergisi Rabarba’nın Ekim sayısı okurları büyük romancımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yayınlanmamış senaryolarıyla buluşturuyor. Dergiyi edinmenizi hararetle tavsiye ederim ama öncesinde Tanpınar’ın araştırmacı yazar Handan İnci ve ekibi tarafından gün ışığına çıkarılan senaryolarına, film eleştirilerine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz? Gülenay Börekçi Bu sayısıyla arşivinizde bulunması gereken Rabarba Dergisi’ne teşekkürler. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın film eleştirilerinden […]

Read More

Kendi cehennemini yaratan dev yönetmen: Elia Kazan

“Kendini Amerikalı sayan bir Anadolulu, Rum sayan bir Türk, Türk sayan bir Rum, Anadolulu sayan bir Amerikalı, New Yorklu sayan bir göçmen, göçmen sayan bir New Yorklu, hem hepsi hem de hiçbiri. Üst üste binmiş kimliklerin çoğaltırken azalttığı, güçlendirirken zayıflattığı bir adam. Adı Elia. İlya, İlyas, Aliya. Soyadı Kazancıoğlu. Kazan.” Zülfü Livaneli’nin Amerikalı yönetmen Elia […]

Read More

Rebecca Solnit + Darren Aronofsky işbirliği: ANNE!

Birkaç kitaba dalmışken keşfettiklerim… Flâneur’ler ve flâneuse’ler… Yürüme, kaybolma ve kendini bulma hikayeleri… Ve sonunda keşfedilen, “Anne!” Darren Aronofsky’ye teşekkür borçlu olabiliriz. Geçen hafta gösterime giren “Anne!”, feminist edebiyatın güçlü temsilcisi, “Kaybolma Kılavuzu”, “Yürümenin Tarihi”, “Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar” gibi kitapların yazarı Rebecca Solnit’i sinema seyircisiyle ilk kez buluşturuyor. Hem de olabilecek en altüst edici […]

Read More

STEPHEN KING / O: Sizinle şu meşum sahneyi konuşmalıyız

Palyaçolardan niye korkulur? Ya da korkulur mu hakikaten? Ben korkmam mesela ama bu konu açıldığında nedense hemen herkes tersini söylüyor. Oysa palyaçolar, genellikle çocukları, kısmen de yetişkinleri güldürmeye çalışan, zaten hayatlarını da böyle kazanan insanlar değil mi? Yine de palyaço korkusunun bir dayanağı, temeli olmalı. Sizce ne kadar geriye gidebiliriz palyaçoların kökenini araştırırken? Biraz inceleyelim bunu. […]

Read More

Recep İvedik ve adab-ı muaşeret

Egoist Okur’un en sevdiğim yanları, yeri geldiğinde bana aylarca mağarama sığınma özgürlüğü tanıması ve istediğim yazıyı istediğim zaman yayınlamama izin vermesi… Bu yazı, 2008’den geldi. Severek yazmıştım, umarım siz de severek okursunuz. Nereden geldi aklına diye soracak olursanız, Beylerbeyi’ndeki Çıtır köpeğin ölümünü ve oradaki vicdansızlığı okuyunca hatırlayıp çıkardım arşivden. Zaten tam o sırada arkadaşım Derya, […]

Read More

Kütüphanenizde bulunması gereken 13 sinema kitabı

Klasikler, ustalar, kült filmler ve en yeniler… Bu haftanın kitapları beyazperdeye dair. kimileri dünya sinemasının dev eserlerine dair, kimileri de senaryo yazım tekniklerini gösteriyor. Sinema severler için 13 kitaplık küçük bir okuma rehberi… Büyük yönetmenler Tarkovski, Bergman, Kubrick, Truffaut Yazmıştım daha önce; insanlar ikiye ayrılır, Tarkovski filmlerini sevenler ve Tarkovski filmlerini sevmeyenler… Çağdaş İngiliz edebiyatının […]

Read More

Orson Welles’den katledilen Siyulara: ROSEBUD

Derya Yanık, Twitter’dan arkadaşım. Hukukçu. Ve tanımadan sevdiğim, varlığıyla bana kendimi iyi ve güvende hissettiren bir kadın. Derya’nın kitaplara ve kelimelere olan aşkını blogundan takip ediyordum. Ama her sahnesine ayrı hayran olarak saplantılı bir sıklıkla seyrettiğim filmlerden birinin, “Yurttaş Kane”in esrarengiz finalinden yola çıkarak kaleme aldığı bu yazıyı okuyunca Egoist Okur’a almayı çok istedim. Kuşaktan […]

Read More

Hayao Miyazaki, “Ruhların Kaçışı”nda bize neyi anlatıyor?

Alfa Yayınları’nın gri kapaklı sinema kitapları serisinde son yayınlananlardan biri Hayao Miyazaki’nin en güzel filmlerinden “Ruhların Kaçışı”nı konu ediyor. “Rüzgârlı Vadi”, “Gökteki Kale”, “Küçük Cadı Kiki” ve “Howl’un Yürüyen Şatosu” başta olmak üzere birçok önemli animasyona imza atan Miyazaki, “Ruhların Kaçışı”nda, Japon mitolojisini hem kendi ülkesinin gençlerine hem de dünyanın diğer taraflarında yaşayanlara son derece […]

Read More

Tatlı bir aşk hikayesi: 2 DAKİKADA 20 SENE

“The Future” ve “Me and You and Everyone We Know” gibi bizzat yazıp yönettiği ve başrolünü oynadığı filmlerden tanıdığımız Miranda July, aynı zamanda iyi bir edebiyatçı. Hatta öykü kitaplarının ardından bir de roman yazdı. “The First Bad Man” adlı bu kitap şimdi Everest Yayınları etiketiyle Türkçe yayınlandı. Anlayacağınız, şimdilerde ben, “Birinci Kötü Adam”ı okuyorum. Siz […]

Read More

Nejat İşler röportajı: BEDEN İBLİSLERİ

Arkadaşım Tolga Meriç’le Picus döneminde ne kadar şahane işler yaptığımızı, ne müthiş röportajlarla okur karşısına çıkabildiğimizi konuştuk. Kendini beğenmek değildi söz konusu olan, üzüntü diyebileceğim bir duyguydu daha çok. O tarz röportajların yapılabildiği, yayınlanabildiği bir dönemde değiliz artık. Her neyse, Picus’ta yayınlanmış sevdiğim işleri ara sıra burada yeniden yayınlıyorum, biliyorsunuz. Nejat İşler röportajı da onlardan […]

Read More

Francis Ford Coppola’dan yaratıcı yazarlık dersi

Francis Ford Coppola’dan yazarlık dersi almak ister misiniz? Peki yöneteceğiniz korku filminin yapımcılığını Danny DeVito üstlense nasıl olur? Hollywood’un bu ünlü isimleri, yeni yetenekleri keşfetmek için internet siteleri kurdu. İşte ayrıntılar ve adresler… Gülenay Börekçi Francis Ford Coppola’nın evinde yazarlık dersi Zoetrope, “Kıyamet” ve “Baba” filmlerinin efsane yönetmeni Francis Ford Coppola’nın film şirketi. Yönetmen birkaç […]

Read More

Al Pacino: “Hey, uçuyoruz değil mi?”

Zodyak Kitap’tan çıkan “Al Pacino”, Hollywood’un bu yaşayan efsanesini kendi ağzından okumamıza fırsat veriyor. Kitabın, ünlü gazeteci yazar Lawrence Grobel’in 30 yıllık bir zaman dilimine yayarak yaptığı dev bir röportajdan oluştuğu olduğu söylenebilir. İçinde yazarın sinemaya, tiyatroya daha doğrusu genel olarak oyunculuğa bakışı da var, hayatının en mahrem anlarına dair hikâyeler de… Gülenay Börekçi “İşsizdim, […]

Read More

“İşsizdim, seks hayatım bomboştu. Bir plan yaptım…”

Al Pacino’nun ne kadar maço bir adam olduğunu, feminizme falan zerre aldırmadığını öğrenince ondan soğudum mu? Galiba hayır! Hâlâ onun sahneye ve perdeye en fazla yakışan aktörlerden biri olduğunu düşünüyorum. Gerçek hayatta neye benzediğini görmezden gelebilirim. Neticede evlenmeyeceğiz, öyle değil mi? Ve işte bu yüzden önceki yazıda sözünü ettiğim “Al Pacino” adlı kitabın en hararetli […]

Read More

Bir ön sevişme şekli olarak dondurma

Bu yazıyı geçen sene, İslamcı yazar Emine Şenlikoğlu, “Dondurma firmalarının amacının satış yapmak değil ‘rezilliği ve fuhşıyatı’ normal göstermeye çalışmak olduğunu ve ahirette onlardan davacı olacağını” söylediğinde yazmıştım. Yani şöyle… Düşünmüş, düşünmüş, Kraliçe Victoria’nın günümüz şubesi gibi davranan Şenlikoğlu’na yardımcı olmak için sadece dondurmanın değil, çikolata, kremalı pasta, meyveli puding, kiraz, çilek, incir, şeftali, limon suyu, […]

Read More

VERTIGO… Anımsayan benlik = Masalcı benlik

“Anımsayan benlik bir masalcıdır. Anılarımıza karşılık gelen tepkilerle ve aniden başlar. Bu yüzden sadece hikâye anlatıyor olmak için hikâye anlatmayız. Anılarımız bize hikâye anlattırır. Deneyimlerimizden arta kalan tek şey aslında hikâyelerdir. Ve hikâyenin en kritik noktası da nasıl bittiğidir. Sonlar çok ama çok önemlidir. Ve aşağıda okuyacağınız örnekte son, tüm hikâyeye hâkim olmaktadır.” Biricik “Vertigo’savarımız” […]

Read More