Egoist okur

VERTIGO… Anımsayan benlik = Masalcı benlik

“Anımsayan benlik bir masalcıdır. Anılarımıza karşılık gelen tepkilerle ve aniden başlar. Bu yüzden sadece hikâye anlatıyor olmak için hikâye anlatmayız. Anılarımız bize hikâye anlattırır. Deneyimlerimizden arta kalan tek şey aslında hikâyelerdir. Ve hikâyenin en kritik noktası da nasıl bittiğidir. Sonlar çok ama çok önemlidir. Ve aşağıda okuyacağınız örnekte son, tüm hikâyeye hâkim olmaktadır.” Biricik “Vertigo’savarımız” […]

Read More

Mad Max/Fury Road: “Kadınlar nesne değildir!”

Ünlü yönetmen George Miller, 30 yıl aradan sonra kusursuz bir devam filmiyle karşımızda. Nefes kesen fütüristik aksiyon “Mad Max: Fury Road”un kadrosundaki en ilgi çekici isimse “Vajina Monologları” adlı sansasyonel tiyatro oyununun yaratıcısı aktivist yazar Eve Ensler. Duyunca, hele filmi seyretmemişseniz şaşırabilirsiniz ama Ensler, danışmanlığını üstlendiği “Fury Road”un tepeden tırnağa feminist bir film olduğunu söylüyor. […]

Read More

127 Saat ve Çehov’un silahı

Çok sevgili arkadaşım, beni sinemayla barıştıran insan Mehmet Erdugan, Vertigo köşesinde bu kez çok sevdiğim bir filmi yazıyor. Danny Boyle’un 1975 doğumlu  dağcı Aron Ralston’un hayat hikayesinden uyarladığı “127 Saat”i… “İyi de kim yani bu Aron Ralston?” diye soranlara “İdollerimden biri, kahramanım” demek isterim. Okuyun lütfen. Bir filmin bize tüm varoluşumuzu nasıl da sorgulatabildiğini hatırlayın… […]

Read More

“Hatırlar mısın, fakir ama gururlu bir genç vardı!”

Mehmet Erdugan’la sevgili arkadaşım Sayım Çınar sayesinde tanıştım ve sinema aşkından etkilendim, bilgisine, zevkine hayran kaldım. Bu hafta gösterime giren “Mad Max: Fury Road”a beni götürdüğü için kendisine ayrıca minettarım, resmen üç gündür “Mad Max” sarhoşluğu yaşıyorum. O ne güzel bir gündü öyle :) Her neyse, esas haberim şu: Mehmet’in bundan sonra Egoist Okur’da Vertigo […]

Read More

“Ama sözcüklere ne oldu?”

Yeşilçam’ın güzel oyuncusuydu Zeynep Aksu. Kısa sürede başarıyı da yakalamıştı. Ama kariyeri çok uzun sürmedi. 7 yıl sonra, hem de Altın Portakal almasının hemen ardından babasının isteğiyle beyaz perdeden elini eteğini çekti… Hazin bir hikaye. Hele günümüzün ünlü yönetmeni Ferzan Özpetek’in ablası olduğunu düşünürsek… Romancı Ayfer Tunç hepsini daha önce “Ömür Diyorlar Buna” adlı kitabında olağanüstü bir […]

Read More

VESİKALI YARİM, bizim bilmediğimiz neyi biliyor?

Feride Çiçekoğlu daha önce Lütfü Akad’ın “Vesikalı Yarim” filminden ilhamla “Vesikalı Şehir” adlı kitabı yazmıştı. O kitap, sinemanın kadın ve şehirle ilişkisi üzerine en sağlam metinlerden biri olarak hâlâ hafızalarda. Şimdi  7 yıl sonra yine Metis Yayınları’ndan çıkan “Şehrin İtirazı: Gezi Direnişi Öncesi İstanbul Filmlerinde İsyan Eşiği” adlı kitapla okur karşısında. Bu kez, şehri isyanın eşiğine […]

Read More

Erdal Beşikçioğlu: “İyi bir oyunu herkes anlar”

Bir süredir dünya tiyatro sahnelerinde Woyzeck fırtınası esiyor. Halbuki epey eski bir oyun. Alman yazar Georg Büchner 1800’lerin başında yazmış ve tamamlayamadan ölmüş. Eleştirmenlerse bugün oyunu “ilk gerçek modern drama olarak kabul ediyorlar. Woyzeck şimdi 200 yıl sonra hâlâ dünyada en çok sahnelenen oyun… Türkiye’de bile halihazırda birkaç farklı yorumu izlenebilir. Geçen hafta Tatbikat Sahnesi‘nde […]

Read More

Sharmeen Obaid-Chinoy: “Dünyanın her yerinde kadınlar ölüyor”

Pakistanlı yönetmen Sharmeen Obaid-Chinoy‘un kariyeri göz kamaştırıcı başarılarla dolu… Mesela Madonna‘nın desteğiyle tanıtılan “Humaira: The Dreamcatcher” adlı belgeselde, kızlarını okula göndermeyen aileleri ikna çabasındaki feminist aktivist Humaira Bachal’ın hikayesini anlatıyordu. Pakistan’a ilk Oscar’ını kazandıran “Saving Face” filmindeyse yüzüne kezzap atılarak fiziken ve ruhen işlevsiz hale getirilmeye çalışılmış kadınların terapi süreçlerini ve hukuk mücadelelerini ele aldı. […]

Read More

Dalton Trumbo’yu ilk hatırlayan Metallica’ydı

Ara sıra Egoist Okur’a da yazan İsmail Yaprak geçenlerde Some Kind of Monster yazısında, “James Hetfield, evin ataerkil ve kıro babası; Lars Ulrich, evi çekip çeviren, sinsi ve akılcı anne; Kirk Hammett da içe kapanık, anne baba kavgasından bıkmış, sessiz çocuk” demiş, süper değil mi? İsmail, Ulrich’le Hammet’ı değil Hetfield’ı seviyor daha çok, orası belli. Ben hangisini […]

Read More

Büyük Diktatör’den bir demokrasi manifestosu

Charlie Chaplin’in Büyük Diktatör filminin unutulmaz finalinde bir konuşma vardır, Egoist Okur takipçilerinden Ekin Fırat o konuşmanın metnini göndermiş. Ben de videosuyla beraber hemen alıyorum. Çünkü Chaplin’in tüm dünyaya eşsiz bir insanlık ve demokrasi dersi verdiği, bir manifesto niteliği taşıyan o konuşmanın içeriği şu günlerde en çok hatırlamamız gereken şey. (Bu arada sinemada böyle çarpıcı, etkili, […]

Read More

Büyük yönetmenlerin gizli yaşamları

“Yumurtalardan korkuyorum… O hiçbir deliği olmayan, yuvarlak beyaz şeyler…” diyordu filmleriyle tüm dünyayı korkutan Alfred Hitchcock. Robert Schnakenberger Domingo Yayınları’ndan çıkan kitabı “Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları”nda buna benzer birçok sırrı ifşa ediyor, sinemanın Stanley Kubrick, Francis Ford Coppola, Federico Fellini, Jean Luc Godard, Brian de Palma, David Lynch, Pedro Almodovar, Steven Spielberg, François Truffaut, Quentin […]

Read More

AYŞE ŞASA: Yeşilçam’ın Kibritçi Kız’ı

Ayşe Şasa gitti. Ah Güzel İstanbul ve Gramofon Avrat gibi filmlerin senaryolarının, Yeşilçam Günlüğü, Delilik Ülkesinden Notlar adlı çok güzel kitapların yazarı, Kemal Tahir’in, Halit Refiğ’in, Metin Erksan’ın dostu Ayşe Şasa’yla tanışıklığım 1990’ların başına dayanıyor. Tanışıklığım değil, hayranlığım demeliyim aslında… Onun kadar güzel konuşan, güzel gülen, sezgisiyle, bilgisiyle, bilgeliğiyle ve elbette sohbetiyle ufuk açan çok az […]

Read More

Ercan Kesal: “Herkes kendi içindeki cinayetin peşinde”

Aktör, yazar ve senarist (hekimliğini saymıyorum bile) Ercan Kesal yıllar önce Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde birkaç yıl geçirmiş. Henüz 23 yaşında, yeni mezun genç bir hekimmiş o sıralar. Ve Anadolu’daki mecburi hizmeti sırasında bir cinayete tanık olmuş, daha doğrusu kendini bir cinayet soruşturmasının tam ortasında bulmuş. Hiç aklından çıkmayan o olayı daha sonra, “3 Maymun” filminde […]

Read More

MALEFİZ: Özgür ruh

Bu hafta Batman Returns filminin şahanesi Selina Kyle ile Lanetli romanının iyi ama kötü cadısı Elphaba’yı bana hatırlatan şey elbette Malefiz oldu… (Gerçi Selina en sevdiğim film karakterlerinden olduğu için onu zaten pek unutmam ya, ayrı.) Ve Fatih Özgüven’in Malefiz, Mon Amour yazısı o kadar lezizdi ki bir bölümünü almaya karar verdim. Bir yanda iktidar […]

Read More

BİR ZAMANLAR SİNEMA: Alice Lanterne Magica’da

M.Ö. 2. yüzyılda Çin’de icat edilen ve sinemanın atası sayılan sihirli fenerleri belki bilirsiniz. Batı, onların varlığını, 17. yüzyılda Ars Magna Lucis et Umbrae (ışığı ve gölgeyi büyütme sanatı) adlı kitaptan öğrenmişti. Lanterne Magica (Sihirli Fener) adıyla 19. yüzyılda yaygınlaşan bu aletler daha sonra iyice küçüldü ve çocuklar için oyuncak olarak da üretilmeye başladı. Fotoğraf […]

Read More