Egoist okur

Çocuğunuz bir androide âşık olsa ne yaparsınız?

Bir makine düşünür mü, aslında hesap mı yapıyordur? Yoksa ikisinin yolu da muhakemeye çıkıyorsa bir fark var mıdır arada? Binlerce bileşen ve milyonlarca kombinasyonla yaratılan hisler, sadece birer taklit midir? Bir “şey”in hissetmediğini nereden anlayabiliriz? Peki ya kendimizin bazen bir hissi taklit edip etmediğimizi anlayabilir miyiz? Veya karşımızdaki her kimse onun? Ve şu: Çocuğunuz bir androide âşık […]

Read More

Çarpıcı bir belgesel + aykırı bir mekan: Toñita’nın Kulübü

Rengarenk bir mekan Toñita’nın Kulübü. 40 yıldır New York’ta Porto Riko’yu; salsa’nın, break dance’ın, hiphop’un çıktığı yeri temsil ediyor. Müdavimleri oraya “evimiz” diyor. Herkes birbirini tanıyor, ortak bir tarihleri var. Gündüz domino ve bilardo oynayıp sohbet ediyor, geç saatlerde içki içip dans ediyorlar. Bayramları, özel günleri beraberce kutluyorlar. Sahibi Maria Toñita haftada birkaç kez bedava […]

Read More

Seyretmeden FRAMEBY, seyrettikten sonra FRAMEBY

Sürekli yeni bir şeyler arayıp ne izleyeceğime karar veremediğim ve arkadaşlarıma “Hiç yardımcı olmuyorsunuz ki!” diye serzenişte bulunduğum bir akşam İsmail Orhan Postalcıoğlu’ndan geldi öneri. “Seni buraya alalım” diyerek Frameby’ın (frameby.com) linkini gönderdi bana. Siteye üye olup inceledikten sonra ardındaki cesur öyküye tanıklık ettim. Birbirini anlayan ve birbirine güvenen ve birlikteyken çok eğlenen üç arkadaşın; […]

Read More

Bir bardak suyun kelebek etkisi

Tarkovski’nin Stalker filminden bir mesel geliyor aklıma: Kederli bir adam, içeri girenin en büyük arzusunun gerçekleştiği rivayet edilen odada, ölen kardeşinin “canlanmasını” diler. Döndüğünde evinin ağzına kadar elmaslar, zümrütler, yakutlarla dolu olduğunu görür ve intihar eder… Öyle ya! Minicik bir aralıktan en korunaklı mekanlara bile “hırsız” girebilir. Sırça fanus içinde özenle saklanan ruhlar bile kötülüğe […]

Read More

Semih Kaplanoğlu: “Kalbin tanıklığı; ölürken hissedeceğimiz şeylerin filmi…”

Yusuf Üçlemesi, Semih Kaplanoğlu’nun üçlemeye dahil olan üç filmi (Yumurta, Süt, Bal) ve onunla yapılan bir nehir söyleşiden oluşuyordu. Yusuf’un Rüyası adını taşıyan ve yönetmenin film dünyasına girmek için bir anahtar niteliği taşıyan nehir söyleşiyi sinema yazarı ve romancı Uygar Şirin gerçekleştirmişti. Aşağıda kitaptan Tarkovski’yle ilgili bir bölüm okuyacaksınız. Gülenay Börekçi “Kalbin tanıklığı; ölürken hissedeceğimiz […]

Read More

Geoff Dyer: “Her seyredişte bana harikulâde gelen o film…”

Kimilerinin “yaşayan en iyi İngiliz romancısı olmaya aday” dediği bol ödüllü yazar Geoff Dyer, Zona adını taşıyan yeni kitabında Andrey Tarkovski’nin 1979 tarihli başyapıtı Stalker’ı analiz ediyor. Konunun ilgimi çekmesinin sebebini beni tanıyan herkes anlamıştır: Dyer’la ortak bir noktamız var; Tarkovski ikimizin de en sevdiği yönetmen, Stalker’sa saplantıyla sevdiğimiz film… Dyer kitapta Tarkovski’nin çocukluk yıllarından, […]

Read More

Nejat İşler: “Hayat güzel, sevdiğim insanlar var, iyiyim yani. İyiyiz…”

“Çok sık kaçıyorum buradan ama çok sık da geri dönüyorum. Bir dengeyi korumaya çalışıyorum, diyelim. Çok fazla meşgul etmiyorum kendimi, boş işlerle oyalanmıyorum. İçten gelen bir tepkisellik benimki, net bir şey. Hakikaten, fiziksel olarak midem bu-lan-ı-yor. Öyle olunca kaçıyorum. Birkaç da rahatsızlığım var, strese dayalı. Kaçtığım zaman iyileşiyorum, geri dönersem nüksediyor hastalıklarım. Alarm zillerini duyunca, […]

Read More

Sezen Aksu, Don Corleone mi, Nubar Terziyan mı?

Fatih Akın’ın Sinema Benim Memleketim adlı kitabı çıkalı çok oldu, bir yıla yakın… Lakin ben yeni karıştırmaya başladım kitabı. Ve içindeki bir bölüm öyle tatlıydı ve huysuz bir anımda beni öyle neşelendirdi ki Egoist Okur’a da almaya karar verdim. Evet ya, Fatih Akın Sezen Aksu’yu Don Corleone’ye benzetmişti. Neden, okuyun! Bu arada bu Sezen Aksu-Don […]

Read More

Sahnede kime bakmalı, oyuncuya mı, Ay’a mı?

“Sana ‘Ay’a bakma’ hareketinin bütün kalıplarını öğretebilirim. Sana gökyüzüne uzanan parmağının ucuna kadar bütün hareketi öğretirim. Fakat parmağının ucundan Ay’a kadar olan kısım tamamen senin sorumluluğundur.” Geleneksel Japon tiyatrosunun en büyük aktörlerinden Yoshi Oida oyunculuk sırlarını kitap haline getirdi. Görünmez Oyuncu adlı kitabında bir aktöre sadece yeteneğin değil, bedensel temizliğin, güzel ruhun ve sorgulayan aklın […]

Read More

Film Kedileri II: Sinema tarihinin kült simaları

Susan Herbert’ın Shakespeare Kedileri ve Film Kedileri albümleri o kadar çok sevildi, beğenildi ki, bu ünlü ressama yeniden yer vermek şart oldu. Sırada Herbert’tan “sinema tarihinin kült simaları” albümü var. Film Kedileri’nin bir nevi devamı… Kült yüzler arasında kimi ararsanız var: Dracula, Kleopatra, Charlie Chaplin’in alter egosu Şarlo, Yurttaş Kane… Dr. Jivago, Scarlett O’Hara, Rhett […]

Read More

Engin Günaydın: “Arzu kabuk gibi sırtına yapışır, gerçekleşmediğinde”

Demin de söyledim aslında, Egoist Okur, Engin Günaydın’ı çok sever. Onunla daha önce yaptığı röportajları bugün yeniden yayınlaması sadace bundan, başka sebebi yok. Baştan söyleyeyim, siz öyle okuyun istedim… Sizin haberiniz yok tabii, şu sıralar Galip Derviş’te izlediğimiz Engin Günaydın’ın Efkar Karması’nı yayınlayacağım ya, benim için de geçmiş zaman hortladı bir bakıma ve bu yetenekli […]

Read More

Ercan Kesal: “Anadolu’nun sır kâtibiydim”

Gerçekte hekim olan Ercan Kesal’ı Cannes’da Altın Palmiye kazanan “Üç Maymun”un senaristi ve başrol oyuncularından biri olarak tanıdık. Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da” filminde de vardı. Sonra Taylan Biraderler’in “Vavien”, Onur Ünlü’nün “Sen Aydınlatırsın Geceyi”, Ali Aydın’ın “Küf” ve Mahmut Fazıl Coşkun’un “Yozgat Blues” adlı filmlerinde rol aldı. “Küf”teki performansıyla Slovakya Uluslararası Art Film Festivali’nde, “Yozgat […]

Read More

“Söz konusu sanatsa, ben tek eşli değilim!”

32. İstanbul Film Festivali’nde “Hannah Arendt”in hayat hikayesinden yola çıkılarak çekilmiş bir film vardı. Gerçi konumuz filmin kendisi değil, yan rollerden birinde izlediğimiz Sascha Ley. Ley, aynı zamanda müzisyen, daha daha doğrusu bir gezgin şarkıcı.  S. Ley & L. Payfet Duo, S. Ley & N. Gehl Duo ve Kalima gibi topluluklarıyla dünyanın dört bir yanını […]

Read More

Uğur Yücel: “Bu seslerin geçişi ölüme kadar gider…”

Uğur Yücel’i anlatmaya gerek var mı? Oyuncu, senaryo yazarı, yönetmen ve müzisyen olduğunu anlatabilirim. Veya hiç bir şey anlatmam, ne yapsa iyi yapan, güzel yapan başka türlü bir adam olduğunu söylemekle yetinirim. Siz de biliyorsunuz zaten. Uğur Yücel şahsen birkaç yıldır çıksın diye beklediğim kitabını nihayet yayınladı. Yağmur Kesiği adlı kitapta, 1974-2012 arasında yazdığı yüzlerce […]

Read More

Hitch Cook reçetesi: Bir kepçe şüphe, bir tutam zeka, bir çimdik aşk

Hitchcook’tan iyi sinemacı olmak isteyenlerin filmlerinde uygulamaları için basit bir reçete: Bir kepçe şüphe, bir tutam keskin zeka, bir çimdik aşk, yarım ölçek mühim ayrıntı ve kenarda duran koca göbekli adam… Hemen kaşlarınızı çatmayın, Hitchcook değil tabii, Hitchcock… Alfred Hitchcock. Fakat bu filmde onun sineması bir yemek tarifi şeklinde öyle güzel özetlenmiş ki, espriyi uzatmakta sakınca […]

Read More