Egoist okur

Galeano: “Yazarlar dürüst olmalı, politik olmaları gerekmez”

Bir süre önce kaybettiğimiz Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’nun “Ve Günler Yürümeye Başladı” adlı kitabı takvim formatında yazılmış. 1 Ocak’tan 31 Aralık’a her gün için yakın tarihte ya da eski çağlarda o gün yaşanan bir hikâye anlatılıyor. Kadın, erkek, iktidar, yerliler, ırkçılık, emperyalizm, kültürler… Daldan dala atlıyor Galeano ve değinilmedik konu, ulaşılmadık coğrafya, çoğaltılmadık ses bırakmıyor. Okudukça […]

Read More

Kendi gremlin’lerimizi fark etmek

Kişisel gelişimi çocuk edebiyatına taşıyan Gülenbilge Ersan, ikinci kitabı “B.A.K.”ta hem çocukları hem de yetişkinleri yepyeni bir göz edinmeye çağırıyor. Tolga Meriç Gülenbilge Ersan’dan B.A.K.: Ya da kendi gremlin’lerimizi fark etmek Hem ilk kitabınız “Beş Dakikalık Upuzun Bir Yolculuk” hem de yeni kitabınız “B.A.K.”la çocuk edebiyatında yeni bir sayfa açtınız. Kişisel gelişim öğretilerini çocuk kitaplarına […]

Read More

Balıklar da boğulur, insanlar gibi

“Tatlı sudan tuzlu suya geçtiklerinde balıklar, boğulmadan önce vurgun yemiş gibi zihinleri bulanır. Bu süre boyunca asla bir şey yemezler, o an var oldukları sudan kaçmayı hiç mi hiç istemezler. Sonra da ölürler.” Hatırlamanın içinde her zaman korkunç kâbuslar vardır… Roman türünün tüm imkânlarıyla, öykülerinden aşina olduğumuz o büyülü anlatımıyla bu kez ülkemizin en küçük […]

Read More

“Acıdan uzak durarak değil, hazza yaklaşarak mutlu ol”

“Zaaf” ve “Gertrude 2’ye Nasıl Bölündü” adlı kitapları aracılığıyla Şule Öncü’nün edebiyatçı yönünü epey zaman önce tanımıştık. Şimdi elimizde onun psikoterapist olarak yazdığı ilk kitap var. Doğan Novus etiketli “Yatıyorum Bir Şey Diyor Musun”da Öncü, bağlanma korkusu, ayrılık travması, çevrimiçi ilişkiler ve kimsenin gerçek anlamda karşılaşamadığı, tanışamadığı, buluşamadığı ıssız hayatlar etrafında aşk ve ilişkilere dair […]

Read More

Tanpınar’ın bir sinema tutkunu olarak portresi

Sinema dergisi Rabarba’nın Ekim sayısı okurları büyük romancımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yayınlanmamış senaryolarıyla buluşturuyor. Dergiyi edinmenizi hararetle tavsiye ederim ama öncesinde Tanpınar’ın araştırmacı yazar Handan İnci ve ekibi tarafından gün ışığına çıkarılan senaryolarına, film eleştirilerine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz? Gülenay Börekçi Bu sayısıyla arşivinizde bulunması gereken Rabarba Dergisi’ne teşekkürler. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın film eleştirilerinden […]

Read More

“Kendimi zorlamayı, konforumu bozmayı seviyorum”

Vianne Rocher’ye, hani şu “Çikolata” filminin kahramanı olan kadına benziyor Serap Doğan. “Çok uslu bir çocuktum, kurallarla, otoriteyle sorunum büyüdüğümde başladı. Çalışmayı seven ama hırsları olmayan, yaptığı her işi tutkuyla yapan, özgürlüğüne düşkün biriyim. En sevdiğim şeyler, üretmek, derleyip toplamak, sistemler kurmak… Hayatımda bir şeyler monotonlaştığında o ortamdan ışık hızıyla uzaklaşıyorum” diyor. “Hepsi bu kadar […]

Read More

Bir portakalın sizi kullandığını hiç düşündünüz mü?

“Arzunun Botaniği” ve “Slow Food Devrimi” epeydir ilgimi çeken kitaplardı. Eh, “Şehirdekiler için Sürdürülebilir Yaşam Rehberi”ni biz şehir esirlerinin okuması gerektiği zaten ortadaydı. Fakat Stefano Mancuso ile Alessandra Viola’nın yazdığı “Bitki Zekası” kadar ufuk açıcı bir kitabı açıkçası uzun zamandır okumamıştım. Hadi başlayalım… Gülenay Börekçi Olaf Hajek’in bir illüstrasyonundan. Bitkilerin sırf birbirleriyle değil insanlar ve […]

Read More

Bill Clinton’dan polisiye türünde ilk roman: BAŞKAN KAYIP

ABD eski başkanlarından Bill Clinton’ın James Patterson’la ortaklaşa kaleme aldığı roman Amazon’da sipariş almaya başladı. Ayrıca televizyon dizisi haline getirileceği de açıklandı. Eh, işler oralarda hızlı yürüyor. Gerçi Clinton kadar önemli bir siyasetçi söz konusu olduğunda, iyi yazar olup olmamasının pek de bir önemi yok, önemli olan romanının ne düzeyde “içeriden bilgi” içerdiği… Gülenay Börekçi […]

Read More

Atwood soruyor: Güvende olmak mı, özgür olmak mı?

Margaret Atwood imzalı “Damızlık Kızın Öyküsü”nün yeniden basımını uzun zamandır bekliyordum. Bizde Doğan Kitap etiketiyle çıkan romanda Atwood, kadınların erkeklerin altında bir kast sistemine göre sınıflandırıldığı ve doğurmanın her şeyden değerli görüldüğü totaliter ve teokratik bir sistemi anlatıyor. İki yıl önce Anna ve Elena Balbusso tarafından yaratılan olağanüstü güzel ve ödüllü illüstrasyonları görünce Egoist Okur’a […]

Read More

Kendi cehennemini yaratan dev yönetmen: Elia Kazan

“Kendini Amerikalı sayan bir Anadolulu, Rum sayan bir Türk, Türk sayan bir Rum, Anadolulu sayan bir Amerikalı, New Yorklu sayan bir göçmen, göçmen sayan bir New Yorklu, hem hepsi hem de hiçbiri. Üst üste binmiş kimliklerin çoğaltırken azalttığı, güçlendirirken zayıflattığı bir adam. Adı Elia. İlya, İlyas, Aliya. Soyadı Kazancıoğlu. Kazan.” Zülfü Livaneli’nin Amerikalı yönetmen Elia […]

Read More

Kurdu kuzuya, depresyonu oyuna dönüştüren kitaplar

Sorumuz mühim: Kim gülümsetecek Virginia Wolf’u? Hayır, yanlış yazmadım, elimdeki kitabın adı böyle, “Virginia Wolf ya da Kurda Dönüşen Kardeşim”. Yani bildiğimiz yazar Virginia Woolf ile bu kitabı kahramanı arasında küçük bir harf farkı var sadece. Konusu ne derseniz; günümüzde giderek yaygınlaşan çocuk depresyonundan bahsediyor. Ve bunu yaparken sıkıcı yahut  ürkütücü olmamayı başarıyor. Üstelik depresyonun […]

Read More

Edebiyatçıların vazgeçemedikleri alışkanlıkları

Biri istiridyesiz yazamıyor, diğeri fıstıksız düşünemiyor. Zihnini koyunun koyusu kahveyle açan da var, elma sirkesiyle açan da… Peki ya koegzistans? İşte edebiyatçıların yazma rutinleri… Gülenay Börekçi Yazarların yaratma süreci esnasında vazgeçemedikleri alışkanlıkları var. Mesela Walt Whitman güne istridye ve etle başlamazsa iyi yazamıyormuş, Gustave Flaubert ise yumurtalı, sebzeli, peynirli ve meyveli hafif bir kahvaltının üzerine […]

Read More

Mona Lisa’nın gülüşünü çizebilir misin?

Bana sorarsanız, son aylarda çocuklar için bundan daha güzel kitap çıkmadı. Sırf çocuklar değil, büyükler için de. Mesela benim bu yaz saatlerce sayfaları arasına gömüldüğüm ve sayesinde en mutlu olduğum kitap bu. Adı, “Gel Beraber Resim Yapalım”. Önce yazarı Marion Deuchars’la röportajımıza bir göz atın, sonra da bence mutlaka kitabı edinin. İster en yakınınızdaki canı […]

Read More

Alys, ruhyiyiciler ve karanlık bir peri masalı

“Seni canavarlıkla suçlayanlar arasında kendi haklılığından en fazla emin olanlar, aslında en korkutucu canavarlardır…” Ünlü yazarların editörü Peternelle van Arsdale’in ilk romanı “Mahluk da Orrman’a Ait” karanlık bir peri masalı. Genç Yetişkin kategorisindeki kitap ünlü yönetmen Ridley Scott’ın ilgisini çekti, yakında sinema uyarlamasını da izleyeceğiz. Ben romanı çok sevdim. Tek sevmediğim yanı açıkçası Türkçe yayıncının […]

Read More

“Çizgi romanla roman arasında fark göremiyorum”

Artık bir gündüz kuşu haline gelmeye çalışsa da çizer, yazar ve yayıncı arkadaşım Kutlukhan Perker, bir zamanlar en koyusundan gerçek bir “uykusuz”du. Zaten yıllar önce tefrika ettiği ve daha sonra Amerika’da kitap olarak basılan “Insomnia Café”sinin ilham kaynağı da anladığım kadarıyla bizzat kendisi. Kitap nihayet Karakarga Yayınları etiketiyle Türkçe olarak da çıkınca Kutlukhan’ı aradım, kitabını, […]

Read More