Egoist okur

İnsanlık kime benzer?

“Yalnızlık Kime Benzer”in isimsiz kahramanı, Lal’in kendisini bırakıp gidişinin ardından, yalnızlığın izini yazar yüzlerinde ve edebiyatın içinde sürerken, bize bunu da gösteriyor. Yazınsal olanı gerçeklik algısı ve yaşama biçimine dönüştüremedikçe, yalnızlığımızın hiç bitmeyeceğini anlatıyor. Semih Gümüş’ün yalnızlığı kimseninkine benzemeyişiyle, daha önce saptanmamış bir var oluş halinin ve derin bir insanlık sancısının adını koyuyor. Tolga Meriç […]

Read More

ÖL: Bir doğum lekesi olarak ölüm

Çağnam Erkmen, ilk romanı “Öl”de zamandaki ölüm izlerini takip ederken, doğamızın ölümle nasıl biçimlendiğini sorguluyor. Tolga Meriç Not: Fotoğraftaki Proust. Öldüğünde Man Ray çekmiş. ÖL: Bir doğum lekesi olarak ölüm Diyelim ki ellili yaşlarda, eğitimli, hali vakti yerinde, evli bir kadınsınız. Amansız bir hastalık kapınızı ikinci kez çalmış ve ne kadar zamanınız kaldığını neredeyse günü […]

Read More

Hande Şarman’dan yeni masal: ARMAĞANLAR BAHÇESİ

“Daha önce hiç böyle gezmemişim bu bahçede. Bakmışım da görmemişim sanki. Ne var ne yok, hangi çiçek açmış, hangisi solmuş farkında değilim. Kendi kendilerine açıp soluyorlar. Benimle hiç ilgileri yok, çünkü ben hiçbirinin farkında bile değilim. Demek ki aslında bu bahçe bana ait değil” diye düşünmüş. Hande Şarman, hatırladı, biz de hatırlayalım diye yazdı… Aşılanan […]

Read More

Müren Beykan’la KİTAP İYİ GELİR

Çocuklara yazmak gerçekten de her yazarın kumaşı olmayabilir. Farklı farklı söyleme yolları arama cesareti, çeşitli algı düzeylerindeki okurla buluşma gözüpekliği ve güvenilen bir çocuk kitabı editörünün omuz periliğini gönülden kabullenme… Bunlar ancak cambaz ipinde yürüme hevesindeki yazarların harcı. Son iki ay içinde, dört usta yazar yine cambaz ipinin tepesindeydi; hevesle, azimle, heyecanla. Müren Beykan Çocuk […]

Read More

Sputnik Sevgilim: Murakami’den KAYBOLMA SANATI

Haruki Murakami “Sputnik Sevgilim”de, her şeyin çoktan kaybolmuş olduğu bir zamana ve aradıklarımızı ancak kaybolarak bulabileceğimiz bir yere götürüyor bizi. Tolga Meriç Sputnik Sevgilim’de Murakami bizi, aradıklarımızı ancak kaybolarak bulabileceğimiz o yere götürüyor “Sahilde Kafka”, “Yaban Koyununun İzinde”, “Kadınsız Erkekler”, “1Q84” gibi kitaplarıyla ülkemizde hatırı sayılır bir okur kitlesine sahip olan Haruki Murakami, dilimize çevrilen […]

Read More

Yeni masalımız: Veda eden menekşe

“Hepsi bir rüya gibi değil mi? Neden burada olduğumuza dair ufacık bir kanıtın var mı? Neden bunca adaletsizliğin olduğunu çözebilen var mı? Herkesin her şeyi bildiği ve aceleyle tükettiği bir dünyanın kime ne faydası var?” Yeni masallarını dört gözle beklediğim sevgili masalcımız Hande Şarman bu kez küskün, kırgın, hırçın bir menekşenin öyküsünü yazdı. Hem menekşelerin […]

Read More

Yıldızlara bakmaya gitmek… Hande Şarman yazdı.

“Çok uzaklardan, bilge çocukların kendi gezegenlerinden gelip düştükleri çöllerden geldim. Ben o çocuklardan kendi gülünü bulmanın ve sevmenin anlamını sezdim. Sembollerden değil de şuradan sevmenin, seversen doğru sevmenin, doğru sevmek için kendine doğru olmanın gerektiğini öğrendim. Şu kapıya geleli ne kadar oldu ki? Hiç. Ama öyle böyle değil, bende bütün bunlar tesadüflerin en güzeli gibi […]

Read More

Mutsuz çocuğun masalı yahut Kirpi’nin verdiği hayat dersi

Mutluluğun, daha doğrusu hayatın sırrı miniminnacık bir kirpide olabilir mi? Kirpilerin sandığımızdan daha çok şey bildiğine inansam da, bilemiyorum. Ama şunu biliyorum: Bu masaldaki kirpiye kulak vermek bir vakitler yazarına iyi gelmiş, bana da iyi geldi. Eminim size de… Hande Şarman’dan yeni masal; bir mutsuzluk dağıtma denemesi… Gülenay Börekçi Kirpi’nin verdiği hayat dersi Bir varmış […]

Read More

İnsanlar diyarında cezalı büyücüler

“… Ancak ne olduysa, yönlerini kaybedip aynı yollardan geçmek zorunda kalmış ve bu topraklarda hiçbir şeyin onların bildiği gibi yürümediğini anlamışlar. Ormanlar yine yağmalanmış, ruhsuzlar kitapları yakmış, ajanlar iki katına çıkmış, kedilerin kuyrukları kesilmiş, devler huzursuz edilmiş. Kaos ve kötülük kol geziyormuş…” Suya, toprağa, gökyüzüne, ağaçlara hatta rüzgarda uçan yapraklara yazan Hande Şarman bu kez […]

Read More

Kürşat Başar: ASLINDA HAYALET…

“… Sonra en azından şundan kendi adıma emin oldum: Kürşat Başar’la yaptığım her iki röportajda da ben bir hayaletin karşısında oturmuştum. Şimdi de bir hayaletin yazdığı kitabı okuyordum.” Tolga’nın bu yazısı okuyunca, yıllar önce yazdığım bir yazıyı hatırladım: “Yaşayanların bazıları hayalettir aslında…” Tolga, Everest Yayınları etiketli “Aslında Hayal”i anlatacaktı, bunun yerine şahane bir şey yaparak […]

Read More

“Madem iletişimle zehirlendik o vakit dibini bulacağız”

Psikiyatr Dr. Gülcan Özer, “Gücünüz yeterse kendi ruhunuzla tanışın, onunla ahbaplığın zevkine varın, kendinize karşı samimi davranmanın hafifliğini yaşayın” diyor, “Herkes Kendi Hayatının Kahramanı” adlı kitabında. Anlattıklarının kalbinde, ikili ilişkiler var… Aşkın ve evliliğin hangi kritik noktalarda tökezlediğinden, hepimizi bir biçimde esir eden yaşlanma korkusu ve gençlik kültünden, hem şifa hem zehir olabilecek iletişimin gücünden […]

Read More

Hande Şarman’dan yeni masal: ZAMANLA OYNAYAN AT

Yine çok güzel bir masal yazdı Hande Şarman. Bir zamanda yolculuk masalı… Yani tam öyle değil ama sussam ve daha fazlasını söylemesem iyi olur. Zira ilk masalı yayınladığımda aldığım itiraz mesajlarını düşünerek bu defa temkinli davranıp masalın sonunda ne olduğuna, kahramanımızın neyi keşfettiğine dair bir imada bulunmayacağım. Ama okuyalım ve zamanda dörtnala dolaşırken “istemeden de […]

Read More

Burcu Yıldızer geri döndü: “Bilmem yeter mi?”

“Hiç yetmediğini bildiğim halde “seni seviyorum” demenin eksikliğini tadıyorum. O iki kelimenin içini yaşadığımız sabahlar, geceler tamamlıyor. Okuduğunda, duyduğunda onları da katıp mı alıyorsun içine, anlayayamıyorum. Eksik deyişim bundan. Olur da bir gün gidersen ve beni senin için kurduğum bir cümleyle hatırlamak istersen aşk: ‘Benim gurbetim sensin!’” Burcu Yıldızer Bilmem yeter mi? Seni unutmaya ömrüm […]

Read More

Kemal Selçuk: “Aşkta ideal olan kurguladığımız insandır”

Bizi avcunun içine alan şehirler, yaşayışımızı ve seçimlerimizi belirleyen, yer yer kafa tuttuğumuz ama illâ birlikte büyüdüğümüz yol arkadaşlarımızdır aslında. Yaşadığımız kentle birlikte gelişiriz ya da olduğumuz yerde kalırız. Duygu değişikliklerimiz kentin çehresindeki değişikliklerle paralel ilerler. Kâh şehre aşığızdır kâh şehrin karşımıza çıkardığı bir yüze. Kent bizi, biz kenti bir yerlere sürükleriz. Aşkı da peşi […]

Read More

Hande Şarman yazdı: “Gizli Bahçe’nin Kerameti”

Size iki sürprizim var… 1) Sevgili arkadaşım Hande Şarman yakında ilk kitabıyla karşınızda olacak. (İlk kitabı dediysem, Hande’nin editör olarak katkıda bulunduğu kitap çok ama bu farklı. Bu kez doğrudan onun kalbinden, kaleminden dökülenleri okuyacaksınız. 2) Hande bundan sonra Egoist Okur için masallar kaleme alacak. Eh, açıkçası benim gibi masallara âşık biri için bundan güzel […]

Read More