Egoist okur

Ah bilmezsiniz, orada ne hikâyeler yaşanmıştı…

İstanbul Hikayeleri’nin Şehrazat’ı diyorum ben Emine Çaykara’ya. Bir farkla ki, o dinleyicisini tatlı tatlı masallar anlatarak uyutmak yerine gözlerini açıp ayıltmak için yazıyor hikayelerini. Bu yazı da öyle… Önce tarihimizi, kültürel zenginliklerimizi değil şekerleme kıvamındaki pembe televizyon dizilerimizin nerelerde, nasıl çekildiğini öğrenmek isteyen Arap turistlere feda ettiğimiz nihayetinde de bir butik otele dönüştürmeyi uygun bulduğumuz […]

Read More

Hüseyin Rahmi Gürpınar için… Bir damla gözyaşı!

“Sahi, unutmak, bilmemek, merak etmemek ne büyük acımasızlık, küstahlık ve saygısızlıktı!..” diye bitiyor Emine Çaykara’nın İstanbul Hikayeleri köşesi için yazdığı yeni güzel yazı. Türk edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan, elden ele dolaşan eserleri  bir zamanlar Emile Zola’nınkilerle kıyaslanmış Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ömrünün son otuz bir yılını  geçirdiği evi gezdikten hatta gördüklerini Egoist Okur’lar için […]

Read More

İsimsiz heykeller kenti İstanbul

Nihayet! Emine Çaykara, İstanbul Hikayeleri başlıklı köşesi için yazdığı yeni yazıyla Egoist Okur’da. Şehrimizin heykellerini anlatıyor bu kez, kıyıda köşede kalmış, ihmal edilmiş, saygısızca bakımsız bırakılmış güzel ve suskun heykeller de var yazısında, günün modasına uygun bir şekilde toplu imalat tezgahından çıkmış ve görgüsüzlüğün baştacı ettiği ucube enginer, lahana, muşmula benzeri meyve-sebze heykelleri de… Daldan […]

Read More

Çocuğunuz mu, köpeğiniz mi?

Yanan bir evde içlerinden sadece birini kurtarabileceğiniz iki canlı var: Çocuğunuz ve köpeğiniz. Hangisini seçersiniz? Köpeğin yerinde Rahibe Teresa olsa yanıtınız değişir mi? Köpeği tanımasanız bile, ya içerdeki insan Hitler olsa? Peki biri çocuk, diğeri yaşlıysa? Bu durumda çocuğu seçmeniz ne anlama gelir? Bu trajik soruların en iyileştirici yanıtları Gary L. Francione’nin İletişim’den çıkan “Hayvan […]

Read More

“Şarkını söylediğin zaman” bak neler neler olacak…

Tolga Meriç, Hakkında Bildiğim 10 Şey adlı köşesinde İnci Aral’ın son romanı “Şarkını Söylediğin Zaman”ın tartışma dışı kalan ihlalini, etiketlendiği 12 Eylül ekseninde gözden kaçanları, şaşırtıcı yalınlığını ve diğer bildiklerini yazdı. Sahi, neden konuşulmuyor romandaki ihlal? 1. İnci Aral’ın son romanı “Şarkını Söylediğin Zaman” kimi okurları yalınlığıyla şaşırttı. Bence, bu okurların metne verdiği tepki doğru, […]

Read More

Katmanlar arası yolculukta son durak: “Ey Tanrı, yardım et!”

“Biliyorum duygusalım. Sevdiğim şeylere karşı tutkuyla bağlıyım ve evet eğer üzülürsem küserim. Küstüğümde de gözlerimi kaçırırım, görmezden gelmeye çalışırım ki canım acımasın… Bütün bunları niye yazıyorum? Bu hafta hazırladığım belgeseli Yenikapı batık ekibiyle izlemek için kazı alanındaydım, alanın içinden, biraz uzakta olan laboratuarlarına doğru ilerledim. Belgeseli izledikten sonra eve dönerken filmi geri sardım ve bir […]

Read More

Arkeologlar, ağaçkakan, Cemal Amca ve diğerleri…

“İstanbul ah İstanbul… Pek çoğumuzun ne yazık ki bilmediği ama gerçekten hemen her köşesinde yüzlerce, binlerce hikâyeyi fısıldayan güzel kentim benim… Eskinin bilimi anlamına gelen, arkeos logos kelimelerinden türemiş arkeoloji, biliyorsunuz hem yazılı kaynaklar hem de kazılar aracılığıyla bu öyküleri okumaya, yani insanı anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. Merak etmezsek bilmiyoruz, bir de önemsenmezse, bize anlatılmazsa […]

Read More

“Sağlıkta kullan hanımefendi, güzellikte ve mutlulukta bunu giy…”

Emine Çaykara’nın geçen hafta başladığı Yenikapı tefrikası sürüyor. Bu defa bu devasa alanın içinde zamanda yolculuk yapıp farklı dönemlere ışınlanıyoruz. Hazır olun, yolculuk başlıyor. Marmaray’la metro çalışmalarının iyice hızlandığı, mühendislerin ördüğü duvarların yükseldiği, iş makinelerinin daha da arttığı, gürültünün alandaki kuş seslerini bastırdığı, arkeologların alanlarının haliyle küçüldüğü 2011 mart ayındayız. Az kaldı, yakında aşık olduğum […]

Read More

Edebiyatçılara sordum: “Bir yazar en fazla kaç roman yazmalı?”

Soracağım soru başlangıçta tekti: “Bir romancı en fazla kaç roman yazmalı?” Fakat sonra, sorudaki abes tınıyı seyreltmek için alt sorular ekledim ve her yazar dilediği kadarına yanıt verir, diye düşündüm. Leyla Erbil, “gerçek romancı ya da yazar, zarfa değil mazrufa önem verir, kaç tane yazarsa yazsın” diye yanıtladı. Tahsin Yücel, “çok yazmak her zaman nitelikte bir […]

Read More

Behçet Çelik’le sürüklendiğimiz tekinsiz alanlar

Tolga Meriç, bu kez Behçet Çelik’in Diken Ucu adlı yeni öykü kitabını yazdı. Tolga’nın Diken Ucu hakkında bildiklerinin bazılarını siz de biliyor olabilirsiniz ama onları da ötekileri de okuyun, Behçet Çelik gibi iyi yazarların insanı nasıl her zaman tekinsiz alanlara sürüklemeyi başardığını bir kere daha görün. 1. Diken Ucu, Behçet Çelik’in Can Yayınları’ndan çıkan ve […]

Read More

İnsan yedikçe

Levi-Strauss’tan Selim İleri’ye edebiyatta şölenler, kurban etme törenleri, oburluk, açgözlülük, yasaklar ve hazlar… Yapısalcılığın kurucularından Claude Lévi-Strauss, Yaban Düşünce adlı yapıtında Gabon’da yaşayan Frag’ların sincabı gebe kadınlara yasaklamasının altında yatan nedeni şöyle aktarıyor: “Bu hayvan ağaç gövdelerinin oyuklarına sığınır ve onun etini yiyecek olan anne adayı, ceninin hayvana öykünmesi ve dölyatağını boşaltmaya yanaşması tehlikesiyle karşı […]

Read More