Egoist okur

Salem katliamlarının intikamını alan kitap: CADILARIN KEŞFİ

Daha önce yazmıştım, hatta keşke çevrilse demiştim. Öğrendim ki İngiliz tarihçi ve şarap aşığı Deborah Harkness’ın bayıldığı aşk romanı üçlemesinin ilki “Cadıların Keşfi” bizde de yayınlanmış. “Gecenin Gölgesi” “Hayat Kitabı”yla birlikte… Pegasus Yayınları’ndan çıkan kitabı hatırlayınca o eski yazımı da yayınlamayı uygun buldum. Şu sıralar yayıncılık dünyasındaki en popüler karakterler cadılar. Üstelik masallardan bildiğimiz cadıların […]

Read More

Son okuyacağınız kitap hangisi olsun isterdiniz?

Sağdaki fotoğraf 1940’ta Londra’da çekilmiş. II. Dünya Savaşı sırasında şehir kütüphanesi bombalandıktan sonra okurların yıkıntıların arasında dolaşmalarını gösteriyor. Dağılmış, harap olmuş kitaplar arasından istediklerini seçiyorlar. Demek ki ölüme bu kadar yakın oldukları halde okumaktan vazgeçmeyenler olabiliyor. Soldaki fotoğrafta Lost dizisinin en sevdiğim karakterlerinden biri olan Desmond Hume var. “Ne alaka?” demeyin sakın. Desmond Hume’un en […]

Read More

Özgen K. Danyal: “Hayallerimiz, hayal kırıklıklarımızdan daha büyük…”

Özgen Kılıçarslan Danyal’la şimdiye dek birkaç kez telefonda konuşmuştuk. Hayal adında bir yayınevi olduğunu, şiir kitaplarının yanı sıra bir de edebiyat dergisi çıkardığını biliyordum. Korkusuzca hayallerinin peşine düşenlerden olduğunu, Hayal dergisini ve Hayal Yayınları’nı ayakta tutabilmek için büyük bir özveriyle çalıştığını öğrenmiştim. Bugün nihayet onunla tanıştık. Karşımda, anlatılanlardan çok daha fazlasını buldum. Bugüne dek yaptıklarını, gelecekte […]

Read More

Ayça Şen: “Evin içine uyku kokusu sinmemeli!”

Ayça Şen’in meziyetlerini sırasıyla yazalım: Gazetecilik, radyoculuk, kısa dönem de olsa televizyonculuk, yazarlık… Bir süredir de annelik… Gazete yazılarıdan derlenen ve Artemis Yayınları’ndan kitabın adı da gayet manidar: Kalın Kitap: İnce Yazılar… Pınar Erbaş, Ayçe Şen’le yeni kitabını ve geri kalanları konuştu. Gazetede çıkmış yazıları kitap haline getirmek bir yazara ne katıyor? Bir kere ben arşivci […]

Read More

“Sütlacın içinde sanki Ordu da var…”

How Are You Bob? diye bir kitap çıktı. Orta yaşlı reklamcı Bob’ın, kendi zihniyle olan ve kimi zaman şiddetli çatışmalara dönüşen diyaloglarını anlatıyor. Mesleğinden sonra en çok sütlacı seven ve zihni kendisinden daha kıvrak, daha ayartıcı olan bu reklamcının ilhamını kimden aldığını bulmak da elbette okura düşüyor Ama tabii birkaç ipucu verebilirim. Kitabın yazarı Mimar […]

Read More

“Masumiyet mi? Olmayan bir şeyi tanımlamak imkansız”

İşte dünyanın en eski hikayesinden birkaç ayrıntı: Tanrı’nın Adem’e eş olarak yarattığı ilk kadın, yani Lilith hiç de yumuşak başlı bir kadın sayılmazmış. Adem’le eşit olduğunu göstermek için onunla kıran kırana bir rekabete girmekten çekinmemiş. Bunun üzerine Adem için dikbaşlı olmayan yeni bir eş yaratılmış. Cennet”ten kovulan Lilith’se sonsuz karanlıkta kaybolup gitmiş. Günün birinde yeniden, […]

Read More

Balyoz Davası’nın seyrini bir yazı fontu mu değiştirecek?

Bugünlerde Calibri adını çok duyuyoruz. Calibri dünyanın en çok kullanılan yazı fontu. Bizim hayatımıza girme sebebiyse Balyoz Davası. İyi ama bir yazı fontu böylesine kapsamlı bir davanın seyrini değiştirebilir mi? “Nedir bu Calibri’nin aslı astarı” diye merak etmek bizim de hakkımız değil mi? Bugünlerde hayatımıza Calibri denen bir şey girdi. “Nedir?” diye sorabilirsiniz. Hemen söyleyeyim; […]

Read More

“Kendimizden saklanmak şu hayatta en iyi başardığımız şey”

Füsun Saka’yı size daha önce çok anlattım. Gazeteci olduğunu, Egoist Okur’a Zamansız Hikayeler yazdığını, fotoğraf sanatısı ve gezi küratörü Süha Derbent’le evli olduğunu, kedileri ve diğer bütün vahşi yaratıkları sevdiğini, bir de çok yakın arkadaş olduğumuzu biliyorsunuz. İlk romanının bazı bölümlerinin daha çıkmadan Egoist Okur’da yayınlandığını da biliyorsunuz. Füsun’un kitabı beni kendi kitabım çıkmış kadar […]

Read More

Biz uyurken uyumayanların romanı: TANRI ACIKINCA

Altay Öktem’in Tanrı Acıkınca adlı romanını okurken, “Ne şahane bir çizgi roman olur bundan” diye düşündüm. En iyi bildiğimiz yahut öyle sandığımız bir yerde, tam içimizde büyüleyici bir dünya, bambaşka bir coğrafya tasarlamış Altay. Bu coğrafyada engebeli dağlık araziler, kıvrımlı patikalar, yüzeyi düz ve parlak olan uçsuz bucaksız ovalar var. Aralarından şırıl şırıl sular akıyor. Biraz […]

Read More

“Aşık olduğun kadınla her gece tek gecelik ilişki gibi geçmeli”

Polisiye ve gerilim türündeki kitaplarıyla tanıdığımız Hakan Karahan son kitabında kendini; hayatının en mahrem anılarını okura adeta günah çıkarırcasına açık sözlü bir biçimde anlatıyor. İlk itirafı çok acayip: “Yaşlılık çok tuhaf. Ne zaman yaşlandığımı hatırlamıyorum. Bir sabah yaşlı kalktım sanki. Yepyeni bir mesleğe başlar gibi. Seçmediğim, emrivaki olarak yapmak zorunda kaldığım bir meslek” diyor ilk […]

Read More

Patti Smith’ten sihir dersi: “Zirveye çıkmaya çalışma, zirve sana gelsin”

Altay Öktem diyor ki: “Türkçe’ye çevrilmeseydi, şöyle çek-yata uzanıp sayfalarını yutarcasına okuyamasaydım gerçekten de gözüm açık giderdi, diye düşündüğüm iki kitap var. Şimdi aklınıza Shakespeare’den Kafka’ya kadar bir sürü isim gelmiştir ama değil. Hiçbiri değil. Kitaplardan biri ‘Barnabas Evangelium’, diğeri de Patti Smith’in ‘Just Kids’i… Yıllar önce dualarımın yarısını kabul edilmiş, ‘Barnabas İncili’ Türkçeleşmişti zaten. Sevgili […]

Read More

İçinden Romain Gary geçen söyleşi

Serhan Ergin, Yürek Tutsağı adlı romanıyla Everest Yayınları İlk Roman Ödülü kazandı. Ergin edebiyatı şöyle anlatıyor: “Yazmak, ölüme meydan okumaktır. Çaresizliğimizi yırtmaya çalışmak. İkinci husus ise şudur: Edebiyat, belki genel anlamda sanat demek daha doğru, insanlığın evrensel vicdanını kurar, oluşturur.” Gelin sizinle anlaşalım, siz Serhan Ergin’in kitabı Yürek Tutsağı’nı okuyun, ben de ilk fırsatta Egoist […]

Read More

2012 için yeni bir dil önerisi: Bahab’ınız bol olsun, evkeder sizden uzak dursun!

Olmayan Kelimeler’i 52 hafta boyunca elinizden düşüremeyeceksiniz. Her baktığınızda hangi kelimelere ihtiyaç duyduğumuzu görecek, edebiyatçıların uydurduğu kelimelerden bazılarını hayatınıza katmayı isteyeceksiniz. Şimdilik söyleyeceğim kısa ve öz: Bahab’ınız bol olsun, evkeder sizden uzak dursun, akılyürek yolunuzu aydınlatsın…. Gülenay Börekçi Her yıl dikkat çekici ajandalarla okur karşısına çıkan Metis Yayınları, bu senenin teması olarak “Olmayan Kelimeler”i seçti. […]

Read More

CEM MUMCU: “Parlayan parlayana, herkes star olmak istiyor”

Psikiyatr, yazar ve yayıncı Cem Mumcu’yla yaptığım bu röportajı aklıma Hal Niedzviecki’nin dikizleme Günlükleri adlı kitabı ve filmi getirdi. Röportaj Mumcu’nun o sıralar çıkan yeni kitabıyla ilgiliydi. Kendine Bakma Kitabı’nın kapağında ayna vardı. Bizi bize bakmaya, sadece güzelliğimizi değil yaralarımızı ve zaaflarımızı da görmeye zorluyordu. Bir de aşka dair büyük yanılgımızdan söz ediyordu. Cem Mumcu’ya göre, birinin […]

Read More

Bir Fransız yayıncının Türkçe edebiyatla maceraları

“Tuna Kiremitçi’nin Dualar Kalıcıdır adlı kitabı tuhaf formuyla beni baştan çıkardı. Eh, sonuçta tek bir diyalogdan oluşuyor ve bu alışılmış bir şey sayılmaz.” “Murat Uyurkulak’ı Fransızca’ya çevirmek zor gibi görünüyor ama denemeye değer. Siyasetle şiiri karıştıran, isyan ve öfkeyi besleyen destansı ve maceracı bir dili olduğunu söyleyebilirim.” “Ayfer Tunç’u yayınlamaktan  mutluyum. Yeşil Peri Gecesi bir […]

Read More