Egoist okur

Hepimizi yaran dil uysal, efendi olabilir mi?

“Dev gökdelenler ya da cam plazalar değil; camdan mezbahalar… İroni değil, dokundurma, anıştırma, ima etme değil. Metafor hiç değil. Daha çok nesnelere, eşyalara ve şeylerin ruhuna sinmiş bezginliğe karşı, aslında gayet iyimser bir nihilizmle beslenen gizli bir mizah. Ama nasıl bir mizah İzzet Yasar’ınki? Kahkahalar mı atacağız Camdan Mezbahalar’ı okurken? ‘Hesaplanmış şakalara gülmesi garanti’ okuyucu […]

Read More

Pessoa: Günbatımını ve polisiyeyi seven tuhaf yazar

Fernando Pessoa dendiği vakit ben ilkin Şeytanın Saati’ni hatırlarım. Metis Yayınları’ndan çıkan o kara kapaklı küçük kitap epey bir süre elimde gezinmişti. Bir de sayısı konusunda rivayetler muhtelif olan 80 küsur alter ego’sunu… Aşağıda okuyacağınız gibi, yalnızca şiir yazmakla kalmayıp o şiirlerin şairlerini de yoktan yaratmış birisi Pessoa. Şaşırabilirsiniz ama gerçek bu. O konuyu ayrıca […]

Read More

Ahmet Altan’dan Son Oyun, J.K. Rowling’den Boş Koltuk

J.K. Rowling’le Ahmet Altan’ın beklenen romanları Boş Koltuk ve Son Oyun arka arkaya yayınlandı. Bu da yayıncılık piyasasında kaçınılmaz olarak “Hangisi daha çok ilgi görecek?” şeklinde bir tartışmaya yol açtı… Ama aslında hararetle beklenen romanlar olmaları ve anlattıkları olayların hayal mahsulü birer kasabada geçmesi dışında iki roman arasında pek benzerlik yok… Ne var peki? İşin […]

Read More

Hayalin Derinlikleri: A’mâk-ı Hayâl

“İnsanın biricik bilgisi, bir şey bilmediğini itiraf ve kabul etmesidir” diyor Şehbenderzâde Filibeli Ahmet Hilmi A’mâk-ı Hayâl’de. Bugünlerde bir sinema uyarlamasının yolda olduğundan bahsedilen A’mâk-ı Hayâl başka kitaba benzemeyen masalsı bir kitap. Cemil Meriç’e göre “edebiyatımızın ilk felsefî romanı”. Bana göre mutluluğun nasıl ve nerelerde bulunabileceği üzerine kafa yoran bir kişisel gelişim başyapıtı. İncecik ama sihirli […]

Read More

Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde

“‘Bu sene bir tuhaflaştı havalar’ sohbetine malzeme verecek kadar tuhaf şeyler oluyordu havalarda” diyor Mahil Ünsal Eriş. Ben de diyorum ki bu sene bir güzelleşti öyküler. Hani, “İçime bir ad koyacak olsam Leyla derim, öyle güzelim.” Bi tanecik Burcu Yıldızer bu kez Mahir Ünsal Eriş’in geçen yıl hepimizin okuyup hasta olduğu kitabı Bangır Bangır Ferdi […]

Read More

Grafik Kanon: Harikulâde bir ziyafet sofrası

Publisher’s Weekly, 500 sayfalık Grafik Kanon için “yılın çizgi edebiyat olayı!” demiş. Ve hakikaten doğruyu söylemiş. Bu kitap, uzun zamandır gördüğüm en mükellef ziyafet sofralarından biri. Bu sofrada büyük edebiyat yapıtlarının mini birer çizgi romana dönüşmüş biçimleri var. Gılgamış Destanı, Tehlikeli İlişkiler ve daha neler neler… Mevlana’dan 7 Öğüt, Mayaların kutsal kitabı Popol Vuh hatta Tibet […]

Read More

Deborah Harkness: “Tarih dedikleri dedektiflik, romansa simya”

Daha önce yazmıştım, hatta keşke çevrilse demiştim. Öğrendim ki İngiliz tarihçi ve şarap aşığı Deborah Harkness’ın bayıldığı aşk romanı üçlemesinin ilki “Cadıların Keşfi” bizde de yayınlanmış. “Gecenin Gölgesi” “Hayat Kitabı”yla birlikte… Pegasus Yayınları’ndan çıkan kitabı hatırlayınca o eski yazımı da yayınlamayı uygun buldum. Şu sıralar yayıncılık dünyasındaki en popüler karakterler cadılar. Üstelik masallardan bildiğimiz cadıların […]

Read More

Edebiyatçıların yeni gözbebeğinden Nabokov’lu rüyalar

İranlı genç yazar Lila Azam Zanganeh, entelektüel çevrelerin yeni gözbebeği, edebiyat dünyasının parıltılı poster kızı. Umberto Eco, Salman Rushdie ve Orhan Pamuk gibi büyük yazarlarla arkadaşlık eden Zanganeh, Nabokov’a göre mutluluk kavramını anlattığı ilk kitabı The Enchanter’ın kazandığı başarı üzerine şimdi bir kısmı İstanbul’da geçen ilk romanını yayımlamaya hazırlanıyor… Zanganeh’in Nabokov’la benzeyen yanları da var: İkisi […]

Read More

Son okuyacağınız kitap hangisi olsun isterdiniz?

Sağdaki fotoğraf 1940’ta Londra’da çekilmiş. II. Dünya Savaşı sırasında şehir kütüphanesi bombalandıktan sonra okurların yıkıntıların arasında dolaşmalarını gösteriyor. Dağılmış, harap olmuş kitaplar arasından istediklerini seçiyorlar. Demek ki ölüme bu kadar yakın oldukları halde okumaktan vazgeçmeyenler olabiliyor. Soldaki fotoğrafta Lost dizisinin sevdiğim karakterlerinden Desmond Hume var. “Ne alaka?” demeyin; Desmond’un en büyük tutkusu Charles Dickens okumaktı. […]

Read More

Yanardağın Altında: Malcolm Lowry’den yıkıcı bir roman

Egoist Okur’a daha önce de konuk olan Pınar Sönmez’in öyküleri ve incelemeleri, Sözcükler, Kitap-lık, Notos, Sıcak Nal, Cumhuriyet Kitap ve Virgül’de yayımlandı. Öykülerinde Tezer Özlü, Tomris Uyar, Leyla Erbil, Sevgi Soysal ve Sevim Burak’tan epigraflar kullanıyor Pınar. Bu yazarları seçmesi gayet bilinçli. Hem kadın öykücülere bir selam gönderiyor, hem de onların edebiyatını öncüsü kabul ettiğini ilan […]

Read More

Tavanarasındaki Buda: Haiku lezzetinde bir roman

Japon asıllı Amerikalı yazar Julie Otsuka’nın Tavanarasındaki Buda adlı romanı gerçek bir olayı anlatıyor ve bize, bir toplumun kendi tavanarası temizliğini yapmasında edebiyatın ne büyük işlevi olduğunu gösteriyor. Gülenay Börekçi Haiku lezzetinde bir roman Julie Otsuka imzalı Tavanarasındaki Buddha’nın tek karakteri var. 20’inci yüzyılın başında bir çöpçatan firma aracılığıyla eş bularak Amerika’ya göç eden yüzlerce […]

Read More

“Aşk 1Q84 gezegeninin çekirdeğindeki ağırlık merkezi”

Handan Akdemir’i gazeteci olarak tanıdım. Hayatımın en zor dönemlerinden birinde yanımda olan, beni destekleyen meslektaşlarımdan biriydi. Aynı kitapları seviyor, aynı ideallerin peşinde koşuyor ve kendimizi aynı insanların yanında iyi hissediyorduk… Tanıdığım en maharetli kalemlerden biri olan Handan daha sonra ani bir kararla gazeteciliği bırakıp yayın dünyasına geçti. Şimdi uzun süredir Doğan Kitap’ın editörlerinden biri. Haruki […]

Read More

Mühürlenmiş bir zamanın kilitlerini açan roman

Filiz Kansu’yla tanışmıyoruz. Hakkında bildiklerim de fazla değil. Ehlileştirilemeyen ruhlardan olduğunu, bir de saplantılı bir şekilde yazdığını biliyorum sadece. Kansu bu yazıda gazeteci, yazar arkadaşım Füsun’a “12 Eylül gibi mühürlenmiş bir zamanın kilitlerini açıyorsun, bir çilingir maharetiyle” diyor. İtiraf ediyorum, okurken gözlerim doldu. Romanı eline alıp bir gecede bitiren, sonra da sabaha karşı bu yazıyı […]

Read More

Tam zamanıdır başımızı doğru yere eğmenin

“Sanırım hayat, AZ bir yere gitti. Her şeyin azı makbul gibi. Az düşün, az sev, azla yarat, az bil, az, az, az… Bu azlığa direnenler, ‘işe yaramayan insanlar’ durumuna düştü. Şizofren, duygusal, romantik, manik, bırakın kendi haline… durumuna düşürüldü. Azlıkları fazla olanla baş edilemezdi. Her şey sıradanlaştırıldığı gibi, zorlaştı da böylece. Sevinçlerin, gülüşlerin bile kontrol […]

Read More

“Damardan gerçekçi” bir cehennem kitabı: 2666

2666, kimilerinin 21. yüzyılın en büyük romancısı saydığı Şilili Roberto Bolaño’nun 2004’te, yani ölümünden bir yıl sonra yayınlanan son romanı. Bolaño, tedavisi güç hastalığının son aşamalarında bile inatla ve sabırla romanı üzerinde çalışmış, ilk taslaklarıysa yakında bu dünyadan göçüp gideceğini bilen bir adamın “Ya yetiştiremezsem” endişesi ve aceleciliğiyle yayıncısına teslim ettikten hemen sonra da ölmüştü. […]

Read More