Egoist okur

Daha daha Zeki Müren: Paşa’nın 7 sırrı

Zeki’nin Müren’le mülâkatıyla başlayıp Paşa’nın aşk tarifiyle devam ediyoruz. Ardından “Sanat Güneşi”nin irili ufaklı birkaç sırrı geliyor. Akademi anılarını gardrobuyla ilgili ayrıntılar takip ediyor. Son olarak kış kapıda ya; kendisinden içimizi ısıtacak, ruhumuzu alevlendirecek şahane bir kokteyl tarifi alıyoruz. Ve “ıslak uykulu” bir şiiriyle bitiriyoruz… Finalde pastanın kreması, yani bir galeri var… 

Zeki Müren’imizin sırlarından bazıları onunla gitti, bazıları Yapı Kredi’deki “İşte Benim Zeki Müren” sergisinde tarafınızdan keşfedilmeyi bekliyor… 

Gülenay Börekçi

Zeki soruyor, Müren söylüyor

Sadece sesi, yorumu, parıltısı için değil, yaptığı her şeyi çocuk safiyetiyle bir oyuna dönüştürme kabiliyeti yüzünden de onu hâlâ bu kadar çok seviyor, özlüyor olamaz mıyız? İşte şakacı Zeki Müren’e bir örnek…

Zeki: Müstehcen hikayeleri sevdiğini söylerler, doğru mu bu?

Müren: Sus, bayılırım. Laf aramızda, muhit müsait olursa pek de tatlı anlatırım, bilirsin.

Zeki: Mesela?

Müren: Hişşştt, burada olur mu, ayıp. (1966)

Paşa’nın aşk tarifi

“Bulutlar üstünde hani uçarken pır pır eder insanın gönlü, ondan sonra da birden yağmur damlası gibi yeryüzüne güm diye düşer ya insan. İşte o ikisinin arasındaki mesafe, aşktır hanımefendi.” (1969)

“Zeki Müren gök gürlemesi ve şimşekten vahşice bir zevk alır”

“Yaz kış duş almadan kat’iyen yatağa girmez.

Sakal tıraşını evde kendisi olur.

Takside olsun, hususide olsun daima arabanın önünde oturur.

Sevdikleriyle konuşurken “hayatım, şekerim, tatlım” tabirlerini çok kullanır. Sevmedikleriyle zaten konuşmaz.

Bedia Muvahhit, Mualla Gökçay, Cahide Sonku, Melahat İçli, Malatyalı Fahri, Nevzat Akay gibi sanatkârların taklitlerini çok güzel yapar.

Ayak numarası 38’dir, gözlük camı astigmat 1.50’dir.

Sabah kahvaltısı yapmaz, sadece 1 bardak meyve suyu içer.

Soğuk yiyemez, yedi senedir dondurma yememiştir.

Hayatında maydanoz tatmamıştır.

Gök gürlemesiyle çakan şimşekten vahşi bir zevk alır.” (1956)

“Ben yapmadım, bizim tekir yaptı”

Akademi mezunu ressam Zeki Müren, tablolarına âlem isimler veriyormuş. Mesela… “Bulutlar Kan Ağlıyordu”, “Nereye Kaçtın Sen”, “Acıdım Bıldırcınlara”, “Mora Bayılırdım Seni Tanımadan”, “Neron’un Çırası”, “İhanetin Şimşek Şimşek”… En kasvetli eserlerinden birine “Pollyanna” adını vermesindeki ironiye ne demeli, bilmiyorum.

Hocalarından Sabih Gözen, çok matrak bir olayı şöyle naklediyor: “Bir keresinde Zeki tam istediğim gibi bir desen yapmıştı. ‘Harika, nasıl yaptın’ diye sordum. Kafasını eğdi, cevap yok. Arkadaşları da oradaydı, sözleşmiş gibi onlar da başlarını eğdiler. ‘Zeki’ dedim, ‘Beni yorma, söyle’… Çocuklardan biri kapıya baktı. Dikkatimi çekti, ben de baktım. Bizim atölyenin tekir kedisi duruyordu. Ama bu ikisini birleştiremedim kafamda o an. ‘Hocam’ dedi Zeki, ‘Resmi ben yapmadım, bizim tekir yaptı’. Nasıl yaptı? Meğer kedinin poposuna boyaları sürüp kağıdın üzerinde gezdirmiş…”

Zeki Müren’in gardrobu

“24 takım elbisesi, 11 smokini ve frakı, 23 gömleği vardır. 17 çift ayakkabısının hepsi de bağsız ve mokasendir. 182 kravatından en pahalısı 75 TL, en ucuzu 25 TL’dir. Kravatlarına çok kere zarif bir iğne takmayı ihmal etmez.” (1956)

Tatlı hülyalar ve rüyalar için Müren Kokteyli

“Efendim, önümüzde bayram ve yılbaşı gibi tatlı günler var. Kış da yavaş yavaş yaklaşıyor. Mutlu yuvalarımızda rahat rahat, ılık ılık oturduğumuz geceleri bendenizin buluşu bir içkiyle süslemek istersiniz diye sizlere Müren Kokteyli’nin tarifini veriyorum. Deneyiniz, hem çok kolay hem de nefis oluyor.

10 limonun kabuklarını tertemiz hatta hiç kullanılmamış bir rendenin orta delikli kısmından güzelce rendeleyip bir komposto tabağına koyacağız. Sonra limonları iyice sıkıp suyunu üzerine dökeceğiz. Bir su bardağı toz şeker ilave edip karıştıracağız. İçkiyi içebilme dozumuza göre bir şişe konyak ve bir şişe votkayı beraberce kaba dolduracağız. Buz parçalarını ilave edip bir saat bekleteceğiz. Rendelenen limon kabukları şişip üste çıkacaklar.

Esasen mesele bu içkinin mezesiz içilişinde efendim. Limonu, şekeri, votkayı, konyağı emip şişen o özel esanslı kabuklar ağzın içine o kadar güzel bir rayiha ve ferahlık verecek ki içkinin yanında başka meyveye lüzum kalmayacak. Bu değişik içkiyi içenler bana hak verecek, sarhoşluk değil de apayrı bir “hoşluk” hissedecekler. Yalnız fazla kaçırmamak lazım. Bir, haydi bilemediniz iki limonata bardağı o gece size dertlerinizi unutturup tatlı hülyalar ve rüyalar getirecek. Tekrar arz etmeyi faydalı bulacağım: Rendenin soğan kokmamasına çok dikkat etmek gerek.” (1974)

Islak rüyalar

Zeki Müren’in şiirlerini biliriz, bazıları şarkı haline de getirilmiştir. Buraya bu sergiden önce hiç okumadığım bir şiiri alıyorum… Muzip biri ya, hem çocuklukta yaşadığı bir sorundan bahsediyor, hem de büyüdüğünde gördüğü “ıslak” rüyalardan…

Islak Uyku

Uykum kaçmasın diye

Yatağıma işerdim çocukken

Kuru uyku

Islak yatak

Çişimi yapıp yatarım şimdi

Uyku hak getire

Islak Uyku

Kuru yatak

5.2.1960

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment