Egoist okur

Ay yokmuş meğer ve bazı insanlar da sürüngenmiş!

Komplo teorisyeni David Icke’ın çok çok garip şeyler anlattığı 700 küsur sayfalık kitabı “İnsanoğlu Ayağa Kalk” Destek Yayınları’ndan çıktı.

Meğer binlerce yıl önce, Sümerler döneminde dünyamıza sürüngene benzeyen uzaylılar gelmiş ve bizi insan olduklarına inandırmanın bir yolunu bulmuşlar. Bugün de aramızdaymışlar ve bilinçlenmemizi önleyerek bizi yönetmeye devam ediyorlarmış. Tıpkı ben çocukken yayınlanan televizyon dizisi “Visitors”daki gibi. Hatta Ay da gezegen değil, sadece onların üssüymüş. Kubrick “2001: A Space Odysses” filminde bunu anlatıyormuş. Hatta “Eyes Wide Shut” filminde bu sürünenlerin büyük sırlarını ifşa etmeyi denediği için öldürülmüş.

Hmmm, komplo teorilerini ciddiye alanlardansanız zaten okursunuz. Ciddiye almayıp onları sansasyonel yazının bir türü sayıyorsanız, gene okuyabilirsiniz. Hiç değilse eğlenirsiniz. Aşağıdaki yazının sahibi Arzu Akgün’e gelince; o tabii ki Icke’a değil, benim gibi Ay’a inananlardan.

Ha bu arada David Icke’ın 11 Eylül’ü ele aldığı “Alice in Wonderland and the World Trade Center Disaster” adlı bir kitabı daha var. İflah olmaz bir “Alice” manyağıyım ama o kitabı okumaya cesaret edebileceğimi pek sanmıyorum. Bu kadar komplo teorisi bünyeme fazla…

Gülenay Börekçi

david icke destek yayinlari egoistokur arzu akgun 1

Destek Yayınları’ndan çıkan kitabın kapağından bir detay.

Arzu Akgün’ün komplo teorisyeni David Icke’la imtihanı

Komplo teorileri hepimizin alışageldiği şeyler. Dünyayı bir avuç insanın yönettiği, her belanın altında İsrail’in aranması gerektiği, Amerika’nın bile onlara hayır diyemediği, bütün o kazaların, intiharların, suikastların aynı büyük planın parçası olduğu ve buna benzer teorilerin hiçbiri bu coğrafyada yaşayan insanlar için yeni değil.

Eğer benim gibi ergenliğiniz Erich von Daniken okuyarak geçtiyse, başta Mısır olmak üzere bizim için hâlâ bir parça gizemini koruyan antik medeniyetleri aslında uzaylıların kurduğu teorisi de size yabancı değildir. İşte David Icke’ın “İnsanoğlu Ayağa Kalk” kitabı bu iki teoriyi birleştiriyor. Nasıl mı? Anlatayım.

David Icke kitabına ilk olarak kişisel aydınlanma sürecini anlatarak başlıyor. Nasıl aydınlandığını, hiç kimsenin farkında olmadığı bir gerçeği anlatmaya çalışırken herkesin onu deli diye nasıl aşağıladığını ve dalga geçtiğini açık açık anlatıyor. Hatta kendisini sonsuz bilincin parçası olarak gördüğü için, “Ben Tanrı’yım” demesi o dönem TV programlarında bile alayla konuşulmuş.

Öte yandan siz de kitabını okumuşsanız bile onun bahsettiği şeyleri saçma bulabilirsiniz, çünkü neticede o da söylüyor ya: Zihnimiz baskılanmış durumda ve her an kontrol ediliyoruz. O kontrolörler gerçeği öğrenmemizi ve mücadele etmemizi asla istemiyorlar.

Biz de bunları eğlenerek okuyor, bir yandan da Daniken teorilerinin üstüne bir tutam “The Matrix” ekliyoruz.

Icke uzun uzun hayatındaki iniş çıkışlardan, başta olumsuz olduğunu düşündüğü ama sonradan kendi ruhsal olgunlaşmasını sağlayan olaylardan bahsettikten sonra büyük sırrı yavaş yavaş anlatmaya başlıyor. Onun deyişiyle ilk uyanışından kısa bir süre sonra hayatına Mısır, Sümer ve Babil giriyor. Büyük Tufan’dan başlayarak farklı kültürlerde ve dinlerde ortak olan anlatılara vurgu yaptıktan sonra bütün yolların Sümer’e çıktığını söylüyor. Bu arada yazarımız kitapçıda dolaşırken mucizevi şekilde bazı kitaplar önüne düşüyor, yani okuması gerekenler neredeyse kendiliğinden ona geliyor.

Sümer, Babil, Mısır, Atlantis, Mu, Altın Çağ diye detaylı detaylı anlattıktan sonra Rothschild’lar gibi ünlü Yahudi ailelerinin kökeninin aslında Sümer’e dayandığını söylüyor. Sonra da diyor ki: “Bırakın efsanelerde adı geçen imparatorluğu, Birleşik Monarşi, Kudüs’ün başkent veya Batı Filistin’e egemen, birleşik bir politik güç olduğuna dair bile hiçbir bulgu yoktur. Kral Saul, Davut veya Solomon adlı kralların yaşadığına dair kanıt olmadığı gibi, en eski dönemlerde Kudüs’te bir tapınak olduğuna dair bilgiler de yoktur. Peki, bu nasıl olabilir? Çünkü birileri hepsini kurgulamış da ondan! Yahudilerin de çoğu bunu bilmez, ama Rothschild’lar ve onlarla birleşen aileler bilir. Zaten Arthur Koestler gibi bazı Yahudi yazarlar, Yahudi halkının İsrail’le hiçbir bağlantısının olmadığına dair ciddi kanıtlar da sunmuştur.”

Peki neden? Eh, çünkü ancak bu komplo üzerinden İsrail istediği gibi dünyayı yönetebilir. Hatta Nazi kamplarında işkence görenler de aslında Yahudi değiller, bu durum da komplonun bir parçası. Daha doğrusu Icke böyle diyor.

Kitabın bundan sonraki oldukça uzun bölümünde Icke, dünya ekonomik ve politik dengelerine etki eden olayları, suikastleri, intiharları, cinayetleri de kendi teorisini destekleyecek örnekler olarak anlatıyor. Ona göre, çok ayrıntılı olarak ele aldığı Kennedy Suikasti ve 11 Eylül saldırısı bu global komployu kuvvetlendiren unsurlar. Dünya siyasetini yüzlerce sayfada anlattıktan sonra (Yüzlerce derken abartmıyorum, çünkü kitap 712 sayfa) nihayet bizi büyük sırla yüzleştiriyor Icke.

Nedir bu büyük sır?

Hazır olun!

david icke destek yayinlari egoistokur arzu akgun

Sağda David Icke’ı görüyorsunuz. Soldakininse bir kabahati yok, o sadece hayatının bir döneminde bir yılanla sevişircesine poz veren Nastassja Kinski.

Onlar aslında sürüngen!

Dünyanın dışında yaşayan ve ışığa çıkamadıkları için de bu dünyada İsrail’i kullanan sürüngen bir ırk tarafından yönetiliyoruz.

Hatta aristokratlar için kullanılan “mavi kan” terimi bile sürüngenlerin bazen büründükleri mavi renk yüzünden çıkmış. Tabii biz bu gerçeği kabul etmekte güçlük çekiyoruz, çünkü beynimiz “uyanmamamız için” programlanmış. Her nasılsa uyanmış olan Icke da başta Mısır olmak üzere bütün kadim inançlardaki yılan-sürüngen-ejderha sembollerini bize sunarak teorisini kanıtlamaya çalışıyor.

Tabii ben Mars’ta yaşayan sürüngen bir ırk tarafından yönetildiğimizi ve bunun hiç farkında olmadığımızı bile bir ölçüde kabul etmeye hazırken Icke yeni bir teori daha fırlatıyor: Meğer Ay aslında bir gök cismi değilmiş, o bir uzay gemisiymiş ve sürüngenlerin bizi daha yakından kontrol edebilmesi için gönderilmiş. Zaten Ay’a ayak basma görüntüleri de şüpheli değil miydi? Yönetmen Stanley Kubrick’in “2001: A Space Odyssey”yi çekmesi tesadüf müydü? Yoksa Kubrick, “Eyes Wide Shut”ta bu sürüngenlere hizmet eden Illuminati ya da Fabian Cemiyeti’nin sırlarını ifşa etmeye kalktığı için mi öldürülmüştü? Icke’ın komplo teorileri bitmiyor. Ay’ın yapay bir cisim olduğunu detaylı olarak anlatıp bütün kültürlerdeki Ay kültüyle ilgili bilgileri aktarıyor.

Tabii dünya dengeleri, laboratuarda üretilen salgın hastalıklar, korku kültürü oluşturmak için yaratılan terör yasaları, kaybolan ve bir daha haber alınamayan çocukları bu sürüngenlerin nasıl kullandığı gibi meseleler de yine uzun uzun açıklanıyor. Bu arada kitapta yazdığına bakılırsa Fabian Cemiyeti’nin üyeleri arasında Türkiye’den de isimler, mesela bir dönemin siyasetçileri K. Derviş ve E. Gönensay da varmış! İnanmadım ama objektif yorumlamak adına yazıyorum.

Aslına bakarsanız bunlar beni hiç ilgilendirmez. Bir insan makarna canavarına mı inanmış, yoksa sürüngenlere mi, açıkçası çok da umrumda değil. Icke’ın derdi başka bir şeyi ispatlamak olsa da farklı inanç ve kültürlerdeki ortak sembolizme dair verdiği örnekleri, eğer o kadar uzatmasaydı, ilginç bile bulabilirdim. Dünya siyasetindeki her olayı İsrail’e bağlamak içinse kitap okumaya gerek yok, bakkala da gitsem aynı şeyi söyleyecek. Bunun için 700 küsur sayfa okunmaz. Tabii bu tamamen benim fikrim. Belki komplo teorileri ilgimi çekmediği içindir, bilmiyorum. Ama başka dünya başka dünyadır ve yazarın neticede birçok hayranı var. Öyle işte, yapacak bir şey yok. Hem bazı insanlar da bizi Mars’ta yaşayan sürüngenlerin yönettiğine inanıyor. Eh, Mars aslında savaşı sembolize eden gezegen değil mi, olabilir bak!

Arzu Akgün

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
3 Responses to “Ay yokmuş meğer ve bazı insanlar da sürüngenmiş!”
  1. harlan says:

    Sen inanmamaya devam et adamım. David’in anlattıkları gerçek. Hiç kimsenin işine gelmediği için gerçekleri kabul etmiyorlar. Zaten insan psikolojisi gerçekleri hiçbir zaman kabul etmez ve kaçar. Reddetmek yerine şöyle düşünmek lazım: Ya gerçekse????

  2. şerif bilen says:

    adi ustunde teoriler uzerine yazilmis bir kitap boyle bir kitap yazmak yaraticilik ve hayal gucu ister aksini dusunen pucca serisi okuyabilir gel gelelim gercekliligine bence yazarin surungenleri yahut ayin yapay olusu filan sembolik yani gercek anlamda surungenler degildir kast ettigi teorileri ne kadar siradisi olsada sembolik.bi anlatim olarak yazildigini dusunurseniz gayet guzel bir kitap mesela bu ilk yorumu yapan arkadas belki kitabi aciklayan arkadasla ayni peki neden ayni ? ayniysa amaci ne iki zit gorusu bildiriyor ? isin zevki burda iste

  3. muharrem coşkun says:

    kesin bir doğruyu illüminati, evangelistlerin ve siyonistlerin birlikte hazırlandıkları Büyük İsrail ve Kıyamet Savaşı Armegeddon gerçeklerini daniken vari saçmalıklarla karmaşıklaştırma oyunları. siyonistler bunu hep yapar. kendi uzun hedeflerini gizlemek için bazen kendileri hakkında komik komplo teorileri üreterek ürettirerek arada kaynarlar.

Leave A Comment