Egoist okur

“Dikkafalı, sevecen ve uzlaşabilir. Uzlaşmayabilir de!”

Oya Baydar‘ın kitabıyla ilgili yazıda, kadın yazarlara olumlu veya olumsuz fiziksel takıntılarını, bedenlerini, beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini sorduğumu söylemiştim. Beni kırmayarak açık yüreklilikle cevap verenlerden biri de Müge İplikçi’ydi.

Okuyacaksınız nasılsa ama baştan söylemezsem içim rahat etmez: Müge’ye İngiliz Dili ve Edebiyatı’nda okurken tanışmıştık; arkadaşlarımız da, dertlerimiz de, sevdiğimiz kitaplar da aynıydı. Yollarımız bazen ayrıldı bazen kesişti ama Müge benim için her zaman çok özel -ve kesinlikle çok güzel- bir arkadaş olarak kaldı.

Üzerinde çalıştığı yeni romanını yakında tamamlayacağını, böylelikle de artık nihayet daha sık görüşebileceğimizi umduğumu da söyleyeyim, sonra aradan çekileyim.

Gülenay Börekçi

muge iplikci gulenay borekci egoistokur kadin beden 1

Müge İplikçi: “Dikkafalı, sevecen ve uzlaşabilir. Uzlaşmayabilir de!”

“Yaşım ilerledikçe bedenimi dinlemeyi öğrendim. Bedenin harika bir işleyişi ve kendine özgü bir dili var. Bu bedende beni yıllarca rahatsız eden bir organ vardı aslında; burnum. Kemerli ve beni hemen ele veren bir organdı bu! ‘Yüzümde kocaman bir şey’ diye tanımlardım. Ve zaman zaman arkadaşlarımın da alay konusuydu. Fakat zaman geçtikçe tıpkı bedenim gibi onu da dinlemeyi ve sevmeyi öğrendim! Bu kemikli ve kemerli burunda hayatıma farklı farklı katkı sağlamış iki erkeğin izi var, onu keşfettim. Trabzonlu babam ve Balkan toprağı kokan dedem! Kemer babama ait; ön kısımda çatallanan kıkırdak bölümü ise dedeme. Babamla 20 yıl boyunca didiştim ve ayakta kalmanın ne demek olduğunu öğrendim; dedemle ise yine aynı zaman diliminde arkadaşlığın ne olduğunu keşfedip dünyadaki en kıymetli şeyin bu olduğunu anladım! Şimdilerde ise burnumu çok kendime ait buluyorum. Dikkafalı ve sevecen; uzlaşabilir ve uzlaşmayabilir de…”

Müge İplikçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment