Egoist okur

Dünyayı tanımanın yolu gezi kitapları değil, roman okumaktır

Geçen yılın patlayan trendi, edebiyat turizmiydi. Kültürel turizmin bu yeni biçimi, edebiyatla bir biçimde alakalı şehirlere, kasabalara ya da mekanlara seyahat anlamına geliyor. Yani yazarların yaşadığı ya da romanların geçtiği yerlere… Bu trendi parlatanlar, “Dünyayı hakikaten tanımanın yolu gezi kitapları okumak değil, roman okumaktır” diyor. Ve bence çok haklılar…

Gülenay Börekçi

edebiyat turizmi gulenay borekci egoistokur 1

Edebiyat turizmi için hazır olun!

Edebiyat turizmi, Guardian gazetesine göre geçen yılın seyahat trendiydi. Kültürel turizmin bu yeni biçimi, edebiyatla bir biçimde alakalı şehirlere, kasabalara ya da mekanlara seyahat etmek anlamına geliyor. Yani yazarların yaşadığı ya da romanların geçtiği yerlere… Her zevke, her kültürel sınıfa uygun bir şekli mevcut. Dileyen Yunanistan ve Ege adaları olmak üzere Homeros destanlarının geçtiği yerleri gezebiliyor, dileyen Kafka’nın Prag’ını… Shakespeare’in yaşadığı Stratford-upon-Avon da popüler seçenekler arasında.

Dan Brown, Robert Frost, John Irving, Dr. Seuss… Hepsi burada yaşadı!

Tabii bazen rotalar karışabiliyor. Mesela Da Vinci Şifresi’nin yazarı Dan Brown, doğma büyüme New Hampshire’lı. Dolayısıyla New Hampshire’a giden edebiyat gezginleri burada hem Dan Brown’ın ve Şifre’nin izlerini takip ediyor, hem de Amerikan edebiyatının büyük şairi Robert Frost’un… Hatta sonradan filme de çekilen muhteşem Hotel New Hamphire da başta olmak üzere birçok romanı bu tuhaf atmosferli şehirde geçen John Irving’in… Yetmedi diyenlere, edebiyat âleminin gotik şahsiyeti Dr. Seuss’un da New Hampshire’lı olduğunu, burada yaşayıp burada öldüğünü söylemek isterim.

Bazı edebiyat turları ise birkaç ülkeyi birden kapsıyor. Mesela Ernest Hemingway sevenler, Çanlar Kimin İçin Çalıyor için İspanya’ya, İhtiyar Adam ve Deniz için Küba’ya, Güneş de Doğar için Paris’e gidiyor.

Dublin’in metruk barları artık hiç de metruk değil

Dublin’deki bar turları apayrı bir âlem… James Joyce, Samuel Beckett, Oscar Wilde, William Butler Yeats gibi ünlü yazar ve şairlerin müdavim oldukları, yiyip içtikleri, arkadaşlarıyla buluşup sohbet ettikleri hatta eserlerinin çoğunu mum ışığında ya da gaz lambasının titreşen alevleri altında kaleme aldıkları metruk barları gezebiliyorsunuz. Elbette İrlanda birası ve viski eşliğinde… (İtiraf etmek lazım; bu barlar artık hiç de eskisi gibi metruk değiller.)

Ben tabii iflah olmaz bir edebiyat tutkunu, üstelik de gezip tozmaya, keşfetmeye meraklı biri olarak, edebiyat turizminin tam ağzıma layık bir etkinlik olduğunu hissediyorum. Sevdiğim romanların geçtiği yerleri gözümle görürsem, havasını solursam, sokaklarında dolaşır, insanlarını tanırsam, o romanları artık daha farklı bir gözle okuyacağımı da biliyorum. Hatta hayal kurmaktan zarar gelmez; Alberto Manguel’in Hayali Yerler Sözlüğü’ne tur düzenleyerek imkansızı gerçekleştirecek olan gözüpek turistik girişimciler de olacak mı diye merak ediyorum. Öyle ya; edebiyat da, dünya da sınırsız büyüklükte ve ikisinde de keşfedilecek çok şey var.

Bu konuda ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlere bir internet sitesi önermiştim daha önce.  Aklınıza gelen bütün ünlü yazarların doğduğu, yaşadığı, çalıştığı, öldüğü evlerin fotoğraflarını ve ayrıntılı bilgilerini bulabiliyor hatta büyük romanların geçtiği mekanları görüyordunuz. Bazı yazarlar ya da romanlar için haritalar çizilmişti, üzerlerine tıklayarak o yazar ya da romanla alakalı tüm mekanlara tek tek bakabilmeniz mümkündü. Mesela Robinson Crusoe’nun adası Tobago’da bir sanal tur atabiliyor, Geoffrey Chaucer’ın 14. yüzyılda yazdığı Canterbury Hikayeleri’nin geçtiği yerleri -hem de müzik eşliğinde- gezebiliyordunuz. İşin güzel yanı, sadece tarihi mekanları değil, Canterbury’yi edebiyat turizminin olmazsa olmaz yerlerinden yapan tüm restoranları, barları, otelleri, Chaucer resimleriyle bezeli objelerin satıldığı hediyelik eşya dükkanlarını bile sanal olarak gezebiliyordunuz. Yani o siteye göz attıktan sonra Canterbury’e ya da bir başka edebiyat şehrine gitseniz, hayatta kaybolmazdınız.

Kötü haber: Sitenin kapanmış olması. Ama bir benzerini buldum. Tam inceleyemesem de buradan bir göz atabilirsiniz.

Edebiyat turizmi bize uğrar mı?

Bize gelince, edebiyat turu diye bir şey henüz yok. Mesela Yaşar Kemal’in Çukurova’sını görme hevesiyle bir araya gelmiş okur gruplarından söz edilemez. “Çağımızın yükselen akımı ‘edebiyat turizmi’ Türkiye´ye uğrar mı dersiniz?” diye soran Elif Şafak’a kulak vermekte yarar var. Uluslararası bir festivalin davetlisi olarak Prag’a giderek Kafka’yla aynı havayı solumanın hazzını yaşayan Şafak, o sıralar yazdığı bir yazıda Prag’ın değişip dönüşmesinde edebiyat turizminin oynadığı muazzam rolden söz etmişti. Şafak’ın Prag’da tanıştığı 60’larında bir karı-koca Prag’a niçin geldiklerini ona şöyle anlatmış mesela: “Dünyanın bazı şehirleri edebiyat başkenti kabul ediliyor. Prag bunların başında. Biz de otobüslerle şehri dolaşıp burada yaşamış edebiyatçıların evlerini, çalışma mekânlarını, takıldıkları kafeleri, yazılarında anlattıkları köprüleri ziyaret ediyoruz. Mola verdiğimiz yerlerde edebiyatçıların kitaplarından bölümler okuyor, aramızda tartışıyoruz…” Harika! Elif Şafak da şunları söylüyor zaten: “Bunun olabilmesi için önce bizlerin kendi edebiyat ve sanat tarihimizin kıymetini bilmemiz gerek. Sizce de güzel olmaz mı Halide Edip Adıvar´ın, Yahya Kemal´in, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın, Ahmet Hamdi Tanpınar´ın İstanbul´unu tanımak ve tüm dünyaya tanıtmak?”

İnternette edebiyat mekanları

Issız ada deneyimi veya Ortaçağ kasabası sükuneti bana göre değil diyenler için başka seçenekler de mevcut elbette. ‘Edgar Allan Poe’nun En Sevdiği Perili Evler’ diye bir site örmüştüm mesela. Baltimore’dan Philadelphia’ya yazarın yaşadığı bütün tekinsiz evleri ve Richmond’daki Poe müzesinin odalarını internet aracılığıyla dolaşıyordunuz. Daha güzeli, bu mekanların adreslerini alarak ilk yolculuğunuz için gitme planları yapabiliyordunuz.

Seçenekler hakikaten sınırsız… James Joyce’un Dublin’i, Proust’un Geçmiş Zamanın Peşinde helak olduğu Illiers-Combray kasabası, Jorge Luis Borges’in Arjantin’i, Jack London’ın Vahşi Batı’sı, Tolstoy’un yaşadığı Yasnaya Polyana köyü… Sadece Batılı yazarlar da değil… Nobel ödüllü Mısırlı yazar Necib Mahfuz’un 30 romanının geçtiği Kahire, Japon yazar Yukio Mishima’nın harakiri yaptığı Fuji Dağı manzaralı müthiş güzel ev…

Da Vinci Şifresi’nin sırları

17. yüzyılda inşa edilmiş olan Vilette Şatosu’nda özel Da Vinci Şifresi’nin Sırları tatilleri düzenleniyor. Kişi başı 4500 dolara mal olan bu tatiller şatonun lüks odalarında beş gün beş gece kalışı, yemekleri, ulaşım giderlerini ve tur rehberliğini içeriyor. Eğer 2500 dolar ekstra ücret öderseniz, Paris Ritz Otel’de iki gün iki gece kalabilir ve kitapta sözü edilen tüm mekanları gezebilirsiniz. Cafe Marley’deki şampanyalı brunch’la başlayan bu iki günlük ek Paris turu Louvre ve Saint Sulpice gezileriyle devam ediyor. Rehberliği Paris’te yaşayan Amerikalı mimarlar ve tarihçiler yapıyor.

Edebiyat-turizm buluşması

Daha çok üniversitelerin edebiyat bölümü öğrencilerine hizmet veren Casterbridge Tours adlı firmayla, sadece Amerika ve Avrupa’yı, değil tüm dünyayı gezebiliyorsunuz. Yani edebi İspanya, İtalya, Yunanistan, Rusya, Çin, Avustralya ve Latin Amerika turları mümkün.

Çocuklara ve çocuk kalmışlara

HP Fan Trips adlı firma aracılığıyla Harry Potter’ın ülkesini hem de trenle, üstelik oyunlar oynayarak geziyor, elbette çok eğleniyor ve bu arada kendi Hogwarts’unuzu bulmayı ümit ediyorsunuz.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
9 Responses to “Dünyayı tanımanın yolu gezi kitapları değil, roman okumaktır”
  1. elifnur eren says:

    çok gezen değil, çok gezeni okuyan değil, çok okuyan bilir demek ki :)

  2. özlem şakiroğlu says:

    etkileyici yazınızı, kabin ekibi için çıkartılan eğitim dergisinde kaynak göstererk alıntılamak üzere izninizi rica ediyorum.

    sevgiyle

  3. ceylan says:

    San Jose Üniversitesi sitesi için link alabilir miyim?

  4. iremsu says:

    Harika bir yazı yine

Leave A Comment