Egoist okur

Ece Dorsay yazdı: HAVUZDA

Elinde kılıcı atının üzerinde ilerleyen Don Kişot gibiyim” demişti yıllar önce. Kimseye benzemeyen müziği, karakteri ve seçimleriyle bence hâlâ öyle. Eh, neticede “Şablonlara uymamak, zor yoldan gitmek ve kendi gibi olmayı seçmek de politik bir duruş” demişti yine o yıllar önceki röportajda.

Bana sorarsanız Ece, güzel insan, akıllı kadın, iyi müzisyen. Ve güvenilir bir arkadaş… En sevdiklerimden. Bir süredir vakit buldukça, canı istedikçe Egoist Okur’a yazıyor. “Canı istedikçe” diyorum, çünkü ona istemediği bir şeyi yaptırmanız imkansız. Sizi, Ece’nin son gönderdiği yazıyla, daha doğrusu minik öyküyle baş başa bırakıyorum. Benden söylemesi, bunlar birikecek, birikecek bir gün kitap olacak :)

Gülenay Börekçi

Ece Dorsay’dan kırık kalplere şahane şarkılar

ece dorsay egoistokur havuzda

Havuzda

Kıvırcık saçlarıyla suya daldı. Havuzun bir ucundan diğerine yüzdü. Saçlarını at kuyruğu yapmıştı. Bir erkek için epey uzun saçlıydı. Böyle klişelere meydan okuyordu ama uzun saçın da “rock” çı etiketinden kurtulamıyordu. Havuza her daldığında günün tüm ağırlığını unutup, sıska vücudunu yeniden doğmuş gibi hissediyordu. Suya olan sevgisi, annesinin onu çocukken her gün yıkamasıyla başlamıştı. Önceleri nefret ettiği suya iyice bağışıklık kazanmış nerdeyse suyla bütünleşmişti. Yine boydan boya tüm havuzu, su altından katetmek istiyordu, önce nefes egzersizleri yaptı. Suyla çocuk gibi oynadı. Havuzda kimse yokken keyif aldığı bir lükstü bu. Küçük oyunlar… Suyun dalgalanmalarını seyretti. Aklından tüm sevdiği ve ayrıldığı insanların yüzleri geçti. Kimisi erkek kimisi kadındı. Kimisi havuz suyu kadar berraktı. Her uzun dalış yaptığında, geçmişiyle yüzleşiyordu. Bir yüz belki bir çizik yok olur kalbinden diye umuyordu.

Ayaklarını taşlara sağlam bastı. Havuzun sığ tarafından derinine dalacaktı. Aşka dalmak da böyle değil miydi? Derinlik ve sığlık kavramlarını kalbinin havuzunda yüzdürüyordu, gerçek dalış belki kurtarır küllerinden geçmişindeki yüzlerin diye düşünüyordu.

Hayatının kulvarlarından geçen her yüz onu bugün olduğu kişi yapmıştı. Kısaca hepsi önemliydi. Her birinin oyukları vardı gözlerinde. Göz bebekleri su altında irileşti.

Kafasını sudan çıkardığında bir ses duydu. Sesin sahibi tanıdıktı. Uzun yıllardır görmediği ama özlemini derin bir ağrıyla çektiği eski sevgilisini gördü. Su altında bilincini yitirip hayal gördüğünü düşündü. Çok net bir hgörüntü vardı karşısında. Eski sevgilisi kırmızı sörf şortuyla havuz kenarına oturdu ve bacaklarını suya uzattı. Tam bir esmer güzeli erkekti. Kısa saçlarının dalgası alnına dökülüyordu. Alper diye seslenip ona doğru yüzdü heyecanla. Kollarını bir anda Alper’in bacaklarına yasladı. Alper başını eğmiş ona sinsi sinsi gülümsüyordu. Burada ne işin var dedi Alper’e. Alper seni görmek istedim dedi. Bunca yıldır nerdeydin diye soramadan donakaldı. Alper saçlarını okşamaya başladı. Kadınlarda bulamadığı bütünlüğü Alper’de bulmıştu ve onu hiç unutamamıştı. Havlusunu alıp soyunma odasına gittiğinde Alper ortadan kaybolmuştu. Kollarında az önce ağladığı bu güzel adam O’nı hayata döndürmek için mi belirmişti, peki şimdi nerdeydi? Havuza her gün geldi ama Alper’, bir daha göremedi. Bilinç altıyla üzerinin birbirine karıştığı, aldığı “mutluluk” haplarının etkisinin havuz suyuyla karıştığı bir seraptı belki hepsi, belki de gerçekti. Hem ne fark ederdi ki, iyileştirici, dönüştürücü bir an yaşamıştı.

Tüm bu düşüncelerle suya balıklama atladı. Tüm gün yüzdü, belki Alper’i yine görürüm diye havuzun sularıyla sevişti gün boyu…

Ece Dorsay

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment