Egoist okur

Ece Temelkuran ile Emily Dickinson’ın gizli bahçeleri

Ece Temelkuran‘ın Düğümlere Üfleyen Kadınlar‘ında Madam Lilla her kadının bir iç bahçesi olması gerektiğinden söz ediyor. Ece’ye bunu ordum. Dedim ki, “Anlat Ece, bir kadının kendi iç bahçesine iyi bakmasının yolları nelerdir? Nasıl olur da orada çiçekler yeniden açar, otlar serpilir, büyür?”

Şair (ve bahçıvan) Emily Dickinson‘un bahçesiyle ilgili birkaç parça bilgiyle beraber ekliyorum…

Gülenay Börekçi

Colette’in bahçesi: “Şu gülden başka hiçbir şey beni artık avutamaz!”

ecetemelkuran egoistokur emily dickinson

Solda Emily Dickinson’un bahçesinin bugünkü halini görüyorsunuz, hâlâ canlı ve bereketli…

Ece Temelkuran’dan Emily Dickinson’ın bahçesini dinledim önce…

“Her bahçenin kendi kuralları var. Ben giderek daha iyi bakabiliyorum mesela kendi bahçeme. Yalnız kalarak. Kimisi kendine ev kurarak bakabiliyordur. Ama sanırım ortak tek kural şu: Kararları korkularla almamak gerekiyor. Korkuyorsanız, bahçeniz don tutabilir çünkü. Emily Dickinson öldükten sonra ardından yazılan gazete yazısının bahçıvanlığıyla ilgili olduğunu biliyor muydun? İşte bu büyük bir seçimdir. Gelmiş geçmiş en iyi şairlerden birisin ama bahçeni korumak adına kendini “sadece bir bahçıvan” olarak tanıtıyorsun. O da kendi iç bahçesini korumak için saklanması, gizlenmesi gerektiğini düşünmüş demek ki. Böyle yani, herkesin kendi bahçesi ve kendi kuralları var. Mühim olan kuralları bilmek ve bildiğini inkar etmemek.”

Güzel değil mi? Ece’den ayrıldıktan sonra biraz araştırdım…

emily dickinson egoistokur yazi masasi

Şairin yazı masasından görünen bahçesi

Dickinson’ın bahçesi güzel ve bereketliymiş. Aileden gelen bir tutkuymuş bu onun için. Annesi -onun da adı Emily- incir ağaçlarına olan düşkünlüğü, önüne gelen yere incir ağacı dikmesiyle bilinirmiş. Abisi Austen da usta bir bahçıvanmış. Şairin bağ bahçe işlerindeki en büyük yardımcısıysa kızkardeşi Vinnie’ymiş.

Emily Dickinson dedesinin kurduğu Amherst Academy’de yedi yıl kalmış ve botanik hocası Edward Hitchcock’tan bahçecilik dersleri almış. “Tarih ve botanik çalıştım, güzel çiçekler yetiştirdim” diyor bir arkadaşına yazdığı mektupta. 30’undan sonra ailesinin sahip olduğu evin bahçesini olağanüstü bir yer, adeta bir sanat eseri haline getirmiş. Bahçeyi evin ve ailenin bir parçası sayıyormuş. En sevdiği çiçek gülmüş. Şiirlerinde bahçe ve bitkilerle ilgili imgelerin bolluğu boşuna değil yani… Bir şiirinde şöyle yazıyor: “Bir çiğ damlası. Bir veya iki arı. Ağaçların arasında dolanan rüzgar ve ben; bir gül…”

Dickinson’ın elleriyle hazırladığı devasa bir çiçek ve yaprak albümü var, bugün hala onun adını taşıyan müzede duruyor ve ziyaretçiler tarafından görülebiliyor. Bahçesinde yetiştirdiği 424 bitkiyi burada tek tek sınıflandırmış Dickinson; bulduğu her yeni bitkinin yaprağını, çiçeğini kurutup preslemiş ve bu deri kaplı albüme yapıştırırmış. Bir aile dostunun yazdıklarına bakılırsa zambak ve menekşeden halılarla kaplı gibiymiş evinin bahçesi. Sümbül, nergis ve diğer çiçeklerinden oluşan tepeciklerle doluymuş her yer. Baharat kokularından insanın başı dönermiş.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
4 Responses to “Ece Temelkuran ile Emily Dickinson’ın gizli bahçeleri”
  1. Dilek V.T. says:

    Bayıldım ya, o bahçeyi seyrede seyrede şair de olunur yazar da :)

  2. Selahattin Özpalabıyıklar says:

    Merhaba Gülenay,
    Emily’nin albümü yayımlandı, maalesef pahalı geldiği için alamadım, hala içim gidiyor:
    http://www.hup.harvard.edu/catalog.php?isbn=9780674023024

Leave A Comment