Egoist okur

Transilvanya rehberimiz Gülşah Elikbank anlatıyor

“Yalancılar ve Sevgililer”in izlerini Romanya’da takip edebilir, “Sevdalinka”yı tam da olayların geçtiği Saraybosna’da yaşayabilir, “Selanik’te Sonbahar” için yollara düşebilirsiniz. Yahut “Dönüşüm”ün içine girmeyi seçersiniz…

Üstelik Pronto Tour’un düzenlediği Edebiyat Turları’na katılanlara bu romanların yazarları, yani Gülşah Elikbank, Ayşe Kulin ve Tuna Kiremitçi eşlik edecek. Kafka hariç!  Onu Yekta Kopan’ın rehberliğinde keşfedeceğiz. Dahası 2017’de projeye başka yazarlar ve başka romanlar da projeye dahil olacak.

İşte Pronto Tour’un edebiyatla geziyi birleştiren nefis yeni tur programının ilk durağı Romanya’da, ilk gezinin edebi rehberi olan Gülşah Elikbank’la konuştuklarımız…

Gülenay Börekçi

gulsah-elikbank-egoistokur-romanya-gulenay-borekci
“Romanya’dan sonra 6 Ekim’de Ayşe Kulin’le ‘Sevdalinka’nın izinde Saraybosna’dayız. Tuna Kiremitçi’yle Selanik’i, Yekta Kopan’la Prag’ı gezeceğiz” diyor Pronto Tour yetkilileri.

Gölgeler ülkesi Romanya’ya gidiyoruz

Edebiyat, gezi ve lezzet benim için çok iç içe geçmiş şeyler. Bu yüzden yazarların yemek tariflerini, gittikleri gezdikleri yerlere dair anılarını da fırsat buldukça dinliyor, yayınlıyorum. Sen de öyle düşünüyor olmalısın ki Pronto Edebiyat Turları projesiyle çıktın bu kez karşımıza…

Yazarların şehirlerle ilişkisi farklı oluyor. “Yalancılar ve Sevgililer”e başlarken, “Yolculukların sonunda, insan aradığını değil belki ama kendine ait izleri buluyor” diye yazmıştım. Bu kez artık o izlerin peşine düşmek istiyordum. Sevdiğim yazarların kitaplarında anlattığı şehirleri de merak ederim. Mesela Dublin’e gitmedim ama Maeve Binchy romanlarından dolayı avucumun içi gibi bilirim. Tabii gitsem belki bambaşka şeyler hissedecek, belki hayal ettiğimden farklı bir yer bulacağım. Bir de yazarın neden o şehirde bir roman yazdığı konusu var… Nelerden etkilendi, neden onca şehir dururken o şehri yazdı… Yine Binchy’nin “Yıldızlı ve Yağmurlu Geceler” romanı Yunanistan’da geçer, neden? Her okurun zihninde böyle sorular dolaştığından eminim. Böylece sonunda romanların izinde seyahatler hayal ettim, bazı şehirleri onları en iyi anlatacak yazarlarla gezmek okurun hoşuna gidecekti…

Romanının karakterlerden biri, hatırası, gölgesiyle Vlad Tepeş. Neden Romanya’yı ve Vlad Tepeş’i seçtin?

Romanya’ya ilkin tesadüfî olarak gitmiştim; 2004’te… Bran şehrinde Drakula’nın şatosunu gezerken içimde derin bir keder hissettim, anlatılanlar bana hüzün verdi. Kimse nedensiz yere bu kadar zalim olamaz diye düşündüm. Hiçbir insanın kötü doğduğuna inanmıyorum. Kötülük deneyimlendikten sonra kanıksanan bir şey bana sorarsan ve hepimizin içimizde kötücül bir yan var. Fakat tetikleyen unsurlar olmadıkça, o yanımız uyanmayabiliyor. Vlad Tepeş için de böyleydi bence. Biri onun kan içmediğini; çektirdiği kadar da çekmiş olan gerçek bir karakter olduğunu anlatmalıydı. Bir de ben, Romanya’nın gri ve umutsuz zamanlarını az çok biliyorum ama yıllar sonra yeniden gittiğimde, ülkedeki değişime de şahit oldum. Drakula ailesinin üye olduğu Ejderha Tarikatı meselesi var. Tarikatlar her dönem başa belâdır; bunun altını çizmek istedim. Bir de şu var: En iyi bildiğim ülkeden başlamalıydım. Romanya’ya yakın hissediyorum kendimi; dengesizliğine, savrulmuşluğuna, kimsesiz ama dik duruşuna…

Orada ne bulacak katılanlar?

Romanya’nın başına buyruk bir ruhu var. Katıldıkları savaşlara neden girdiklerini sorduğunda hep aynı yanıtı alırsın: Bağımsızlığımız için… Tuhaf seçimler de yapmışlar geçmişte, ülkenin başına geçecek kralı başka bir memleketten davet etmişler mesela. Sonra uzun sürmüş bir diktatörlük dönemi yaşamışlar, bir yandan da AB ülkesi olmuşlar. Romanya’nın serseri tarafı, benim içimdeki suskun ama deli kadınla bu nedenle çok örtüşüyor. Gezimizde ağırlığı Vlad Tepeş’in yaşadığı Transilvanya’ya verdim, “Yalancılar ve Sevgililer” de orada geçiyor. Katılımcılarla birlikte, Drakula mitini anlamaya çalışırken bir yandan da müzikli Rumen geceleri düzenliyor, romanın geçtiği yerlerde okumalar yapıyoruz. Gördün, çokça sohbet ve tartışma da oluyor. Gidilecek yerlerin hepsi benim etkilendiğim, ilham aldığım, romanımda bahsettiğim mekânlar…

Turun duraklarından bahseder misin? Edebiyat adına neler görecek gelenler?

Hikâyemiz Braşov şehrinde Kara Kilise’nin önünde kazığa geçirilmiş halde bulunan bir politikacıyla başladığı için, ilk durağımız orası. Sonrasında Bran şehrine ve Drakula efsanesine yoğunlaşıyoruz. Sinaia’daki Peleş Kalesi ve Bükreş’teki devasa Parlamento Sarayı da ülkenin siyasi yapısını anlamak için önemli bilgiler içeriyor. Bu tuda bir bakıma Romanya’nın kalbine dokunuyoruz. Seçtiğim her mekân romanı kurgularken yüreğimi sızlatan yerler. Roman kadar bir yazarın zihninin çalışma biçimi de az çok sezilecektir kanısındayım. Yazmak istemiş ama cesaret edememiş kişilere de ilham kaynağı olur belki.

Gülşah’tan Rumen edebiyatı tavsiyeleri

+ Herta Müller’in “Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım” romanı.
+ Nobel’in güçlü adaylarından olduğu söylenen Mircea Cartarescu’nun eserleri.
+ Mutlaka Emil Cioran.
+ Nazım Hikmet’in Romanya yıllarında yazdıkları.
+ Vlad Tepeş hakkında yazılanlar, mesela Bran Kalesi’nin dükkânında bulabileceğiniz ve içinde harika illüstrasyonlar olan kitap.
+ Şiir sevenler Mihai Eminescu adını not almalı.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment