Egoist okur

Edebiyat yemekleri: Yazarlardan ağız sulandıran tarifler

Yemek kitaplarına merakım, malumunuz. Şu sıralar kitapların yanına pek şahane birkaç blog da eklendi. Okuyorum, öğreniyorum… Yapamıyorum ayrı. Neyi mi? Patricia Highsmith’in fıstık ezmeli granüllerini, J.R.R. Tolkien’in baharatlı yoğurtla marine edilmiş mantar salatasını, Victor Hugo’nun böğürtlen soslu geyik etini, Friedrich Nietzsche’nin kuşkonmaz ve naneli limon risottosunu. İsterseniz deneyin. Benim gibi beceremeyecek olanların da gözleri bayram ediyor.

Gülenay Börekçi

edebiyat yemekleri nietzsche highsmith gulenay borekci

Kağıt ve tuz maceraları

Ev işleriyle arası iyi sayılamayacak kuşaktanım. Ütü, çamaşır, bulaşık; hepsi elimden gelir gelmesine ama beceremem. Zorlanır, bir an önce bitsin diye gereğinden aceleci davranırım. Ve her defasında Herman Melville’in şu ünlü romanının tekinsiz karakteri Bartleby gibi, “Yapmamayı tercih ederim” cümlesi geçer içimden. Yemek yapmak hariç!

Sıra yemeğe gelince, Bartleby’nin o cümlesinin şekli şemali, ruhu tabiatı değişir, içten ve umutsuz bir “Keşke yapabilseydim”e dönüşür.

Yine de işte çocukluktan beri meraklıyım mutfak işlerine… Anneannemi yemek yaparken seyretmekle ve sonra “Bak, ben de yapabiliyorum” diye sürprizlerle ev halkının karşısına çıkmak şeklinde gelişen sayısız oyun icat ettim mutfakta. Gerçi galiba istisnasız hep gümledim! Babamın “Pek nefis olmuş” derken, yüzünde beliren ‘bitsin bu işkence bakışını’ da iyi hatırlıyorum, annemin ‘insan yapa yapa öğrenir, biraz daha uğraşırsan olacak’ tarzında cesaretlendirmelerini de… İyice küçükken, yaz aylarında bahçede icat ettiğim yemeklerin sözünü bile etmiyorum. Asma yapraklarından tabaklara kilden köfteler mi yoğurup dizmedim, çiçek yapraklarını şekilli şekilli yan yana getirip leziz görünümlü ama beş dakikada rengi solan tatlılar mı yapmadım. Hayal kurmak ve oyun oynamak güzeldi ama işte hepsi bundan ibaretti. İsterdim ki o aşçılık heveslisi küçük kız, bir başarı hikâyesine imza atsın. Ama olmadı. Bunun yerine, yapamadığım yemeklerin hikâyelerini, kitaplarını okumakla yetindim.

Şu sıralar kitapların yanına pek şahane birkaç blog da eklendi. Bunlardan biri Paper & Salt, yani kâğıt ve tuz. Romanlarda, şiirlerde sözü edilen yemekleri hatta bizzat yazarların şahsi tariflerini ustalıkla pişirip harika fotoğraflarla karşımıza getiriyorlar. Büyük iş. O kadar başarılılar ki blogda yaptıklarını kitaba da dönüştürdüler. Böylece Patricia Highsmith’in fıstık ezmeli granüllerini, J.R.R. Tolkien’in baharatlı yoğurtla marine edilmiş mantar salatasını, Victor Hugo’nun böğürtlen soslu geyik etini, Friedrich Nietzsche’nin kuşkonmaz ve naneli limon risottosunu pişirmeyi deneyebiliyorsunuz. Benim gibi beceremeyenlerin de gözleri bayram ediyor.

Tory Avey’nin blogunu da çok seviyorum. O daha da büyük işlere girişiyor ve bizzat yazarların el yazılı tariflerini araştırıp buluyor. Sonra da dönemin usulleriyle pişirip sitesinde fotoğraflı olarak okurlara sunuyor. Avey’nin ilgi alanı yazarlar ve edebiyatla sınırlı değil, yemek ve sofra kültürünü araştırıyor ve ünlü şahsiyetlerin sevdikleri veya zihinlerini rahatlatmak için meşgul oldukları ev işlerini bulup çıkarıyor. Kim bahçeye meraklıymış, kimin kümesi varmış, kim daralınca kendini marangozluk aletleriyle yorarak rahatlıyormuş, öğreniyorsunuz. (Ütü yapmayı seven edebiyatçıya rastlamadım, ona memnunum.)

Son olarak obsesif bir ilgiyle ve ‘adamlar yapıyor’ duygusuyla okuduğum çok güzel birkaç yemek kitabından da söz etmek istiyorum.

İlkinin adı, “Leo Tolstoy’s Family Recipe Book”… İçinde edebiyat devi Tolstoy’un “Anna Karenina”, “Savaş ve Barış” gibi romanlarını yazdığı ünlü Yasnaya Polyana çiftliğinde pişirilen yemeklerin tarifleri var. Yazarın en sevdiği yemekler de unutulmamış.

İkincisi, “Dinner with Mr. Darcy. Adı üstünde, Jane Austen’ın “Aşk ve Gurur”, “Emma” gibi romanlarında geçen yemeklerin hikayeleri ve tarifleri yer alıyor. Mesela güvercin turtası…

Üçüncüsüyse, ” The Alice in Wonderland Cookbook”. Lewis Carroll’un Alice kitaplarından saçma ama acayip şeker tarifler var. (Söylememe gerek yok herhalde, hepsi düşsel, yani yapılması imkânsız şeyler.)

Bari olayı biraz sulandırarak bitireyim… “The Unofficial Harry Potter Cookbook” da bu ara en sevdiğim kitaplardan. İçindeki lezizlikleri uzun uzun anlatmak yerine kitabın kapağındaki şu cümleyi nakledeyim, olay netleşsin: “Cadı kazanı keklerinden umacı dondurmasına, muggle’lardan ve büyücülerden 150 sihirli tarif.”

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment