Egoist okur

Edith Piaf: “Senin mutluluğun için her şeyi yaparım…”

Kızkardeşi Simone, Kaldırım Serçesi kitabında anlatıyor…

“Ablam Edith… Babamız birdi, kötü adam da değildi ama sık sık ve esaslı dayak atardı. Sonra büyüdük, sokaklara çıktık, ara sokaklarda, kaldırımlarda hem sürttük hem şarkı söyledik. Edith daha Edith Piaf değildi, hayatı ve erkekleri bir arada tanıdık. Daha yirmisine gelmeden ‘Aşk ılındı mı ya ısıtmak gerekir ya da vazgeçmek’ anlayışını benimsedi ama mesleğinde o kadar havai olmadı, öğrenip ilerlemek için ne gerekiyorsa yaptı. Zaten o yüzden, hırsıyla, tutkusuyla Kaldırım Serçesi oldu. Ne adamlar geldi geçti hayatından, gece bacağını bir erkeğin beline sarmadan yatmayı hiç beceremedi. En çok askerleri sevdi. Savaş sırasında hele… Kafasına basmadığında erkeklere kapıyı göstermekte iki dakika tereddüt etmedi, Yves Montand’a bile kök söktürdü. Şarkı söylerken ise  para saymayı bilmedi, neonlardan da  inmedi. Edith hayata hiç doymadı…”

Kendisiyse Hayatım adlı otobiyografisinde şöyle yazıyor…

“Aşk benden hep kaçtı. Onu, yani sevdiğim kişiyi, hiç bir zaman uzun süre kollarımın arasında tutamadım. Her defasında, tam hayatımın adamını buldum sandığımda, her şey mahvoldu ve ben gene yalnız kaldım. Bu gerçekten de bir günah çıkartma kitabı,  söyleyeceklerim belki de son sözlerim olacak. İstediğim şey, itiraflarla dolu bu kitabı okuyan kişinin, tıpkı bir zamanlar Maria Magdelena’ya söylendiği gibi, ‘Günahlarının çoğu affedildi, çünkü çok sevdi’ demesidir.”

Alican Yüksel daha önce Charles Baudelaire’in annesine mektubunu çevirmişti. Bu kez Edith Piaf‘ın, boksör sevgilisi Marcel Cerdan‘a yazdığı mektubu gönderdi. Aşkta “biraz” diye bir şey tanımayan bir kadının satırlarını okuyunuz…

Gülenay Börekçi

Charles Baudelaire: “Seni öldürmekten korkuyorum!”

edith piaf egoistokur alican yuksel 1

Edith Piaf’tan Marcel Cerdan’a

Kazablanka, 22 Temmuz 1949 Cuma

Sevgilim,

Sana söylemek istediğim o kadar çok şey var ki ama önce hangisini söylesem bilemiyorum. Ne zaman mektubumu bitirsem, hâlâ yazacağım binlerce şey olduğunu ve artık bunun için çok geç olduğunu fark ediyorum. Ama sana olan aşkımın her geçen gün daha da arttığını, adeta bu aşkın delisi olduğumu söylemeyi asla ihmal edemiyorum. Gerçekten, sevgilim, az da olsa ayrılıklarına alışıyorum artık ve kalbim her defasında biraz daha az acı çekiyor. Yüreğimdeki sevgi öyle derin öyle güçlü ki… Öylesine içime işledin ki hayatımda seni mutlu etmek tek düşüncem haline geldi. Senin mutluluğun için her şeyi yapabilecek durumdayım. Kafamdan geçenleri bir bilebilseydin, öyle korkuyorum ki benim yüzümden acı çekmenden, asla gönlüne engel koyan biri olmak istemiyorum. Ufaklıkların, kalbinde kapladığı yeri gördükçe sevgilim, belki bir gün bunu yaptığım için bana minnettar olacağını düşünerek çok uzaklara gitmek istiyorum. Hayatın, arzu ettiğin ve büsbütün kendi başına inşa etmiş olduğun, benim de zaman zaman feci korkulara gark olmama sebep olan şeyler üzerine gayet sağlamca kurulmuş. Ah, canım, Tanrı şahidim olsun bu hikâyede, senden beklediğim hiçbir şey yok, her şeyi feda etmeye hazırım. Ama daha ne kadar bu şekilde yaşayabiliriz? Bir mektup, bir telefon, aptalca bir rastlaşma bizi ele verebilir ve sonrasında… Ne olacağız? Nasıl tepki göstereceksin? Hiç bunları düşünüyor musun? Bence bunları düşünmen gerekiyor çünkü bir gün bunun meydana getirebileceği kinden beni korumanı hiç istemiyorum. Bu şekilde yaşamak artık bizim için gitgide zorlaşıyor ve sırf bu yüzden yüreğim her dakika ürperiyor! Böyle bir olayın yaşanması durumunda; soğukkanlılıkla bizi düşünmeni, vicdan muhasebesi yapmanı ve sorumluluklarını dikkate almayı bilmeni isterim…

[…] Nasılsın? Beni sorarsan, oldukça tedirginim. Beni her daim endişelendiriyorsun. Kim bilir belki de sonunda Amerika’da mutluluğu bulacağız. Canım, seni ne kadar çok sevdiğimi tahmin bile edemezsin, bu dünyada yapacağım tüm şeyler aslında senin için. Kendimi tutkunu olduğum kollarına bırakacağım doyasıya, sevdiğim tüm küçük hayranlıklarla sana aitim çünkü. Bana kalbinin tüm gücüyle, nefesimi kesercesine sarıl! Sesim, hayatım ve gözlerim üzerine yemin ederim ki benim için senden daha değerli bir şey yok bu dünyada. Canım, canımın içi, bütün hayatımı senin ayaklarının dibinde ve sana hizmet ederek geçirmek isterdim. O kadar harikulâdesin ki, sana hayranım. Momone ile Loulou da seni öpüyor, bana gelince, istediğin şeyleri yapacağım. Küçüğün…

Edith Piaf 

Fransızcadan çeviren Alican Yüksel

“Ufaklıklar”la Piaf, Marcel Cerdan’ın üç küçük oğlunu kastediyor. Mektubun sonundaki Momone Piaf’ın, gerçek adı Simone olan üvey kardeşine taktığı isim. LouLou ise Piaf’ın menajeri.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment